Sosyal Medya

Çocuk Sağlığı

Çocukta Okul Fobisi

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
çocukta okul fobisi

Okullur açıldı ama çocuğunuz hâlâ okula gitmek istemiyor mu? Bunun sebebi siz, yani çocuğuna fazla düşkün olan anne-babalar olabilirsiniz

Doğduğundan beri yanınızdan ayırmadığınız ve her türlü tehlikeye karşı korumaya çalıştığınız çocuğunuz artık büyüdü ve okula gitmesi mi gerekiyor? Bu durum hem anne-babalar, hem de evden ilk kez uzaklaşacak olan çocuklar için travmatik olabilir. Konunun uzmanları, bu durumu nasıl atlatacağınızdan önce bunun neden olduğu hakkında bilgiler veriyor. Her zaman söylediğim gibi, bir şeyden korunmak için onun neden olduğunu iyi bilmek gerekir. Çocuğun okula karşı direnç göstermesi, okula gitmeye karşı korku geliştirmesi ve okul zamanı yaklaştıkça yoğun kaygı belirtileri göstermesi; çocukta okul fobisi olarak tanımlanır. Okul fobisinin altında yatan temel neden, korkudur. Anneden ayrılma, onu kaybediyor olma ve yılladır güvenle yaşadığı evinden uzaklaşma korkuları; okul fobisinin temelinde yatan korkulardır. Tüm bu korkular, ayrılık anksiyetesi olarak isimlendirilir. Konunun detayına inildiğinde çocuğa yansıyan ve onu okuldan uzaklaştıran bu korkuları onun içine ekenin anne-babası olduğu görülüyor. Yani aşırı koruyucu ebeveynlerseniz, okula karşı başta sizin önyargı ve tedirginlikleriniz varsa, çocuğunuza sürekli okulda başına gelebilecek ‘felaketlerden’ bahsediyorsanız; bu fobinin kaynaklarından biri de sizsiniz demektir. Özgüven eksikliği, aile içi huzursuzluklar, kardeş kıskançlığı, boşanma, performans kaygısı ve travma geçmişi; okul fobisinin sebepleri arasında yer alıyor.

YALNIZ HİSSEDİYOR

Uzmanlar, okul fobisinin tetikleyicileri olduğundan da bahsediyor. Yani fobi gelişmesine sebep haller varsa bile doğru davranışla atlatılabilecekken, hatalı davranışlarla içinden çıkılmaz bir hale getirilebilir. Bu anlamda ilk görev yine anne-babaya düşerken tam bu noktada öğretmenler devreye giriyor. Uzmanlara göre; anne-babanın baskıcı tutum sergilemesi, ailenin ve öğretmenin yüksek beklentisi ve mükemmeliyetçi tutumları, öğretmenin sürekli emir vermesi ve duyarsız olması, çocuğun arkadaş edinmede yetersiz olması, bunun sonucunda okulda yalnız hissetmesi, öğretmenle sorunlar yaşaması, okuldaki etkinliklerin zor gelmesi, ev ödevlerini yapmakta güçlük çekmesi, okulun veya öğretmenin değişmesi, ailede hastalık olması, okulda sınıfa ve arkadaşlarına uyum sağlamakta güçlük çekmesi, okuldaki çocukların kendisiyle dalga geçmesi ve zarar vermesi, fazla şişmanlık veya zayıflık gibi bedensel kusurlarının olması ve bu nedenle diğer çocukların kendisiyle alay etmesi gibi faktörlerin okul fobisini tetiklediği ve okul fobisiyle ilgili şikayetleri artırdığı tespit edilmiştir. Okul fobisi, sanılanın aksine sadece okula başlanan ilk yılda görülmez. Uzmanlar bu duruma 10-11 yaş aralığındaki çocuklarda da sıklıkla rastlandığını söylüyorlar. Bu fobiyi yaşayan çocukların ortak özellikleri incelendiğinde; ilk çocuk, tek çocuk ve öksüz ya da yetim çocukların ağırlıkta olduğu görülüyor. Cinsiyete göre görülme sıklığı incelendiğinde, erkek çocukların kızlara oranla daha fazla okul fobisi yaşadığı da biliniyor.

VAKTİNDE MÜDAHELE ŞARTTIR

Çocuğumun bugün sadece midesi bulanıyor, okula karşı fobisi olduğu anlamına gelmez demeyin. Baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ateş, hatta bayılma gibi şikayetlere; okul fobisi olan çocuklarda sıklıkla karşılaşılıyor. ‘Tamam, bugün okula gitmiyoruz’ dediğinizde bu şikayetler azalıyor ve tamamen geçiyorsa dikkat! Bir uzmandan yardım almanız gerekebilir. Bu tip korkular, sanılanın aksine kronikleşebilir. Özellikle ailenin baskıcı ve korkutucu tutum sergilemesi durumu içinden çıkılmaz bir hale sokabilir. Böyle durumlarda fobi belirtilerinin yanına yenileri eklenmeye başlar. Bu durumu yaşayan çocukların çoğu, diğer faaliyetlerden de zevk almamaya başlar. İlerlemesi halinde sosyal fobiye dönüşebilen bu durum, depresyon ve topluma uyum problemi gibi yeni sorunlara gebedir. Vaktinde müdahale edilmesi şarttır.

AİLELER NE YAPMALI ?

Okula ilk kez gidecek olan bir çocuğun bunu istememesi son derece normaldir. Başta sakin olmak ve hemen okul fobisi tanısı koymamak gerekir. Mutlu çocuk istiyorsanız önce sizin mutlu olmanız ve çocuğunuzun etkilendiğini düşündüğünüz ailevi problemlerinizi çözmeye çalışmanız gerekir. Çocuğunuzun korkusunu içine atmaması ve size anlatması için onu cesaretlendirmelisiniz. ‘Neden korkuyorsun ki, korkacak ne var?’ gibi söylemlerden uzak durmalısınız. Bu tip problemler yaşayan çocukların en çok istedikleri şey, anlaşılıyor olduklarını duymaktır. Korkularını anladığınızı söylemelisiniz. Bu korkuların zamanla geçeceğini, okula neden gitmesi gerektiğini, aynı durumda başka çocukların da olduğunu söylemeniz onlara iyi gelecektir. Bu tip korkuları olan çocuklar için en vahimi, eve döndüklerinde anne-babalarını bulamayacakları korkusudur. Bu yüzden onlara döndüklerinde evde onları bekliyor olacağınızı söylemeniz gerekir.

BUNLARI YAPMAYIN

  • ‘Çocuk okula bugün de gitmeyiversin’
    Çocuğun her ne yaşıyorsa yaşasın, hangi somatik yakınmaları gösteriyorsa göstersin; okula gitmesi gerekmektedir. Okula gitmediği her geçen gün çocuğun okula dönmesi daha da zorlaşacak, çocuk derslerinden geri kalacak, arkadaşlarından uzak kalacak, bu nedenle okula dönüşü daha da zor olacak, okul fobisi kronikleşerek beraberinde yeni sorunlar getirecektir.
  • ‘Bir süre bekleyelim geçer’
    Okul fobisi hiçbir zaman bekleyerek geçmez. Zaman geçtikçe okul korkusu kronikleşir. Bu nedenle okul fobisi yaşayan çocukların mümkün olan en kısa sürede okula dönmeleri sağlanmalıdır.
  • ‘Çocuğa kızarsam, benden korkar ve okula gider’
    Ailelerin okul fobisi olan çocuklarını kızarak, korkutarak okula göndermeleri; korkuların artmasına ve okul fobisinin kronikleşmesine sebep olabilir. Bu nedenle çocukları korkutarak okula göndermek yerine, onların korkularını dinleyip anlamak, ona yalnız olmadığını hissettirmek ve okula gitmenin onun için ne kadar önemli olduğunu anlatıp onu ikna etmek, bu yolla çocuğun okula dönmesini sağlamak en sağlıklısıdır.
  • ‘Bayılma, kusma, karın ağrısı, mide ağrısı gibi yakınmalarının fiziksel olduğunu düşünüp medikal destek vermek’
    Okul fobisi belirtileri, çocuğun okula gitme zamanından önce ortaya çıkan ve okula gitmediğinde ortadan kaybolan somatik yakınmalardır. Bu belirtiler için ilaç tedavisi uygulamak kesinlikle doğru değildir.
  • ‘Okul ve öğretmen değiştirmek’
    Okul fobisi nedeniyle okul ve öğretmen değiştirmek doğru değildir çünkü çocuk bu belirtilerini ‘ikincil kazançlar’ olarak algılayacak ve bu nedenle de okulda arkadaşlarıyla veya herhangi bir problemle karşılaştığında; ağlama, reddetme, hırçınlık yapma ve somatik yakınmalarını kullanarak istediklerini yaptırmaya çalışacaktır. Ağlayarak istediğini yaptıran bir çocuk ‘ağlama davranışını’ her yerde kullanmaya başlayacaktır. Somatik belirtilerini zor zamanlarda kaçış olarak ortaya koyan çocuk, sağlıklı baş etme mekanizmalarını öğrenemeyecektir.
  • ‘Çocuğun numara yaptığını düşünmek’
    Okul fobisi belirtileri (karın, mide ve baş ağrısı, kusma, bayılma) somatik yakınmalardır. Çocuk o anda o belirtileri hisseder ve bu belirtilerden gerçek anlamda rahatsızlık duyar.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Tencere Yemeği Kabızlık Karşıtı!

Yayınlanma:

,

Tencere Yemeği Kabızlık Karşıtı!

Çocuklarda en sık görülme nedeni hatalı beslenme

Kabızlık yaşa göre dışkı yapma sıklığının azalması ya da sert dışkılama olarak tanımlanıyor. Çocuklarda sık görülen kabızlığa hatalı tuvalet alışkanlıklarından bazı ilaçlara, hipotiroidi gibi çeşitli hastalıklardan vücudun yapısal sorunlarına kadar birçok etken yol açabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Latif Abbasoğlu, ebeveynlerin gerek akşam saatlerinde zamanlarının kısıtlı olması, gerekse çocukların isteklerini kıramamaları nedeniyle makarna ve köfte gibi yemekleri sıkça yapmalarının kabızlığı tetiklediğine dikkat çekerek, “Dolayısıyla kabızlığı önlemek için alınması gereken önlemlerin başında fast food alışkanlığından vazgeçmek, Anadolu’da “tencere yemeği” olarak tabir edilen posalı ve sulu yemekler ile sızma zeytinyağıyla pişirilmiş yemekleri tercih etmek geliyor” diyor.

Fast food alışkanlığından tuvalet eğitimine…

Özellikle bebeklerde anne sütünden inek sütüne geçişlerde aşırı inek sütüyle beslenmek, katı gıdalara geçişler ve mama konsantrasyonunun değiştirilmesi sıkça görülen etkenler arasında yer alıyor. Kabızlığı tetikleyen bir diğer durum ise okul öncesi dönemindeki çocukların oyuna ya da çizgi filme dalmaları ya da herhangi bir şeyle oyalanmaları nedeniyle, okul çağındaki çocukların da okulda tuvalete gitmemek için dışkı yapmayı ertelemeleri. Ayrıca çocukların kullandıkları bazı ilaçlar ve hipotiroidi gibi tıbbi tedavi gerektirecek durumlar da kabızlık oluşturabiliyor.

Fizyolojik etkenler de kabızlık yapabiliyor

Prof. Dr. Latif Abbasoğlu kabızlık sorunu olan çocuklarda kalın bağırsağın son kısmındaki sinir sisteminin iyi gelişmemesinin de kabızlık nedeni olduğunu belirtiyor. Kabız olan çocuğun muayenesinde “anal fissür” denilen çatlakların varlığının da mutlaka araştırılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Latif Abbasoğlu, ”Bazen anüs olması gerekenden biraz daha önde yerleşiyor ve kabızlığı tetikliyor. Bunun yanı sıra kabızlığın bir başka nedeni de makat darlığıdır ki bunun da mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor, aksi takdirde kronik kabızlık sürecine davetiye çıkaran bir durum oluyor” diyor.

Makatta çatlaklara dikkat!

Çocuk Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Latif Abbasoğlu çocuklarda kabızlığın en sık yol açtığı komplikasyonun makatta çatlaklar olduğuna dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Makat çatlaklarına bağlı olarak çocuk ağrılı dışkı yaptığı için dışkı yapmaya reddediyor. Bunu reddettikçe kalın bağırsağın son kısmında kalan dışkının içindeki su daha fazla emiliyor ve dışkı daha da sertleşiyor, hatta taş gibi bir hal alıyor. Aslında çatlakların mı kabızlığa, kabızlığın mı çatlaklara neden olduğu hala net değil ama bu sorunu yaşayan her çocukta özellikle anal fissür denilen çatlakların varlığının araştırılması ve varsa ona yönelik tedavi yapılması çok önemli, aksi halde süreç kronikleşebiliyor ve çocuğun yaşam kalitesi olumsuz etkileniyor” diyor.

Sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu gelişebiliyor

Kabızlığın yol açtığı bir başka önemli sorun da idrar yollarının etkilenmesi. Dolayısıyla dışkı ve idrarın zamanında yapılması büyük önem taşıyor. Eğer yapılmazsa her iki sorun birbirini tetikleyerek sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Bazı çocuklarda makattaki taşlaşmış olan dışkının boşaltılamaması nedeniyle yeni gelen ve nispeten daha yumuşak olan dışkının alta kaçırılması da kabızlık sonucu gelişen bir başka problem. Tıpta ‘enkomprezis’ denilen bu durumda bazen çocuk ve aile inatlaşması sonucu bu süreç uzuyor ve iyice kronikleşiyor, tedavisi güçleşiyor. Aile, hekim ile çocuk işbirliğiyle durum tedavi edilebiliyor ve sorun ortadan kalkıyor.

Ameliyat ne zaman gündeme geliyor?

Kabızlık sorununda altta yatan nedene göre başvurulan beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi, tuvalet eğitimi ve bazı ilaçlar sorunun ortadan kalkmasını sağlıyor. Kabızlığın tedavisinin aile-hekim ile çocuk iş birliği içerisinde yürütülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Latif Abbasoğlu, “Kabızlık uzun vadeli, sık sık tedaviye cevabın kontrol edildiği bir süreç gerektiriyor. Dolayısıyla sabır ve düzenli bir tedavi önem taşıyor” diyor.

Çocuk Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Latif Abbasoğlu cerrahi tedaviye sadece kalın bağırsağın son kısmındaki sinirlerin iyi gelişmemesine bağlı olan hastalığın varlığı söz konusu olduğunda başvurulduğunu belirterek şu bilgileri veriyor: “Kabızlık sorununda makat darlığı, makatta çatlak gibi durumları ortaya koymak ve varsa onların tedavisine yönelmek gerekiyor. Kalın bağırsağın son kısmındaki sinirlerin iyi gelişmediğine yönelik şüphelerde de biyopsiye kadar giden süreçle sinir hücrelerinin mutlaka iyi gelişip gelişmediği ortaya konuluyor. Sinirler iyi gelişmemişse bu durumda tek çözüm cerrahi tedavi oluyor.”

Devamını Oku...

Çocuk Sağlığı

Çocuklarda Kalp Hastalıklarının 6 Sinyali

Yayınlanma:

,

Bu belirtiler varsa zaman kaybetmeyin, çocuğunuzda kalp hastalığı olabilir!

Doğumsal kalp hastalıkları canlı doğan her bin çocuktan 5-8’inde görülüyor. Çocuklarda kalp hastalıkları yüzde 20 oranında yenidoğan döneminde ağır tablolarla ortaya çıkıyor ve acil tedavi gerektiriyor. Çocuk hekimleri rutin muayenelerinde kalpte ek ses “üfürüm” ile kasık nabzı eksikliği gibi durumları saptayabiliyor ve kalp uzmanının kontrolünü istiyor. Ancak çocukların bir kısmında hastalık bulgu vermiyor ve sessiz sedasız seyir edebiliyor. Bu nedenle kalp tarama testlerinin yapılması yaşamsal önem taşıyor. Kalp hastalıklarının erken müdahalesinde bir başka önemli nokta daha var, o da bazı belirtilerde zaman kaybetmeden doktora başvurmak. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Arda Saygılı çocuklarda en sık görülen kalp hastalıkları belirtilerini sıraladı, yaşamsal öneme sahip önerilerde bulundu.

Çocuklarda kalp hastalıklarının sinyalleri

Morarma

Özellikle yenidoğan döneminde kalp hastalığı şüphesi uyandıracak en önemli bulgu, morarmadır. Morarma çocuklarda özellikle eforla, yenidoğanda ise ağlama ve beslenme anlarında artıyorsa, bu durum kalp anomalisinde çok önemli bir belirtiyi oluşturuyor. Bu nedenle morarması olan her yenidoğanda ve çocukta mutlaka kardiyolojik muayene ve bunu tamamlayan oksijen satürasyonlarının ölçümü, ekokardiyografi, EKG (elektrokardiyografi) gibi kalp testlerin yapılması gerekiyor.

Büyüme ve gelişme geriliği

Kalbin metabolizmanın ihtiyacını karşılayamadığı durumlarda çocukta büyüme gelişme tablosu normal ilerlemeyebiliyor. Ancak çocuklarda kalp yetmezliği bulguları net bulgu vermeyebiliyor. Bu nedenle büyüme ve gelişme sorunu olan çocuklarda özellikle kalp kası hastalığı olup olmadığının saptanması hayati önem taşıyor. Çünkü kalp kası hastalıkları ani yaşamsal sorunlar yaratabiliyor.

Göğüs ağrısı

Göğüs ağrısının en sık nedenini kalp hastalıkları oluşturmasa da, tarama testi niteliğinde kardiyolojik kontrol yapılması gerekiyor. Çocukta özellikle spor yaparken eforla birlikte göğüs ağrısı varsa mutlaka kardiyolojik testler yapılmalı, kalp kası hastalığı, doğuştan koroner arter anomalisi olup olmadığı kanıta dayalı olarak netleştirilmeli.

Bayılma

Bayılma, nörolojik ve metabolik nedenler dışında kalp kası hastalıkları ve ritim anormallikleri nedenleriyle de oluşabiliyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Arda Saygılı bu durumda kalbin yapısının ekokardiyografi, ritim düzeninin de EKG (elektrokardiyografi) ile incelenmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Çarpıntı

Kalpte gerek dinlenme anında gerekse efor sonrasında oluşan çarpıntılar çok önemli. EKG ile kalp ritim anormalliği olup olmadığı kalp doktoru tarafından araştırılmalı. Çok yavaş veya çok hızlı kalp atımları mutlaka EKG ile kontrol edilmeli.

Aşırı terleme, çabuk yorulma

Metabolizmanın artmış iş gücünü karşılayamayan kalpte zamanla kalp yetmezliği gelişebiliyor. Hipertiroidi, anemi, demir eksikliği gibi durumlar kontrol edildiğinde açıklanamayan terleme veya çabuk yorulma mutlaka kalp kontrolünü gerektiriyor. Çocuklarda kalp yetmezliği kendisini aşırı terleme ve çabuk yorulma olarak da ifade ediyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Arda Saygılı özellikle uykuda yastığı bile ıslatan terlemelere dikkat edilmesi ve zaman kaybetmeden doktora başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

 

Erken müdahale hayat kurtarıyor!

  • Hamilelikte doğumsal kalp hastalıklarının tanısı da mümkün oluyor ve erken müdahale hayat kurtarıyor. Bu nedenle hamilelikte düzenli muayenenin asla atlanmaması gerekiyor.
  • Doğumsal kalp hastalıkları her zaman bulgu vermediği için hayatı aniden tehdit eden durumlar oluşturabiliyor. Dolayısıyla her çocukta mutlaka bir kez de olsa kardiyolojik testler yapılmalı, kanıta dayalı olarak doğumsal hastalık olmadığı netleştirilmeli.
  • Sportif aktivite çağına gelen her çocukta, EKG ve Ekokardiyografi gibi kalp testleri mutlaka yapılmalı.
  • Erişkin yaşta oluşabilecek kalp ve damar hastalıkları çocukluk çağında başlıyor. Çocuğunuzu kalp hastalıklarına karşı korumak için erken yaşta spor yapmasına teşvik edin ve doğal gıdalarla beslenmesine dikkat edin. Unutulmayın ki “spor kalbin dostu, şeker ise düşmanı”dır.

Kalp sağlığı ile ilgili tüm yazılarıma ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Çocuk Sağlığı

“Neden Çocuğum Çok Ağlıyor?” mu Diyorsunuz?

Yayınlanma:

,

Çocuğum çok ağlıyor” diyorsanız dikkat!

“Çocuğum çok ağlıyor” diyenlerdenseniz çocuğunuzda demir eksikliği olma ihtimali var.Demir eksikliği; son yıllarda hemen hemen herkesin dilinde olan bir konu. İlk bakışta çok ciddiye alınmasa da aslında sonuçları son derece hayati olan önemli bir sağlık sorunu. Özellikle kadınlarda oldukça yüksek oranda görülen demir eksikliği, çocuklar için de önemli bir tehdit oluşturuyor. İştahsızlıktan büyüme geriliğine, çarpıntıdan öğrenme güçlüğüne kadar birçok sağlık sorunun altından demir eksikliği çıkıyor. Hatta ve hatta çocukların huysuzlaşıp, ağlama krizlerine bile girmesine neden olabiliyor. Bu nedenle de anne babaların demir eksikliği belirtilerini erken evrede fark edip, mutlaka doktor kontrolüne girmeleri ve gerekli önlemleri almaları şart. Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, demir eksikliğinin belirtileri ve alınması gereken önlemleri şu şekilde sıralıyor.

Yaşıtlarına göre daha küçük duruyorsa

Çocuklarda çok sık rastlanan bir sorun olan demir eksikliği önemsiz gibi görülse de aslında oldukça önemli bir sağlık problemi. Öyle ki çocuğun tüm vücut mekanizması demir eksikliğinden etkileniyor. Demir eksikliği yaşayan çocuğun büyümesi yavaşlıyor, hareketsizleşiyor, yorgunluk ve halsizlik gibi şikayetleri her geçen gün artıyor.

Cilt rengi soluklaşıp, tırnaklarında şekil değişikliği oluşuyorsa

Çocuklarda demir eksikliğinin gözle görülür ilk belirtilerinden biri renklerinin soluklaşması. Ağız kenarındaki çatlaklar, tırnaklarda şekil değişiklikleri ve kırılma, gözün beyaz kısmında mavi renk değişiklikleri de çocuğun yaşadığı bu sorunun dışarıdan anlaşılmasını sağlayan göstergeler olabiliyor.

İştahsızlıktan nefes alma bozukluklarına sağlık sorunları varsa

Demir eksikliğinin neden olduğu sorunlar bunlarla da bitmiyor. Baş dönmesi, kulak çınlaması, dil yapı bozuklukları, ağrılı yutma, iştahsızlık, kabızlık, çarpıntı ve nefes almada güçlük çocukların yaşayabileceği diğer önemli sorunlar arasında yer alıyor.

Öğrenme güçlüğü yaşıyorsa

Demir eksikliği bazı çocukların öğrenmelerinde de sıkıntılara neden olabiliyor. Oturma, yürüme, konuşma gibi gelişim basamakları gecikebiliyor, öğrenme güçlüğü yaşanabiliyor. Özellikle okul dönemindeki çocuklarda dikkat dağınıklığı olup dil ve matematik derslerinde başarı oranı düşüyor.

Durduk yere huysuzlaşıp, ağlama krizlerine giriyorsa

Demir eksikliği birçok yapısal etkinin yanında huy ve davranış değişiklikleri de yapabiliyor. Çocuklar özellikle anneye daha bağımlı, çekingen veya tam tersi huzursuz ve hırçın olup anlamsız ağlama krizlerine girebiliyorlar. Bu durumun nedeni tam olarak ortaya koyulmamakla birlikte, vücut eksikliğini hissettiği şeylerde bu şekilde farklı tepkiler verebiliyor.

Yemek olmayan maddeleri ağzına götürüyorsa

Çocuklar zaman zaman toprak, kireç, kalem ucu, duvar boyası buz gibi şeyleri yemeye çalışabiliyor. Bu durum, gıda olmayan maddeleri ağza götürme alışkanlığının yaşandığı pika sendromu. Pika sendromunun nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte demir, kalsiyum, çinko, B1 ve B6 vitamin eksiklikleri ile psikososyal gelişim bozuklukları sonucu yaşanabiliyor. Ancak bu noktada kesin olmayan bir detay var. O da çocuk demir eksikliği nedeniyle mi toprak yiyor, yoksa toprak yediği için mi demir eksikliği görülüyor.

Demir Eksikliğinin Önüne Geçebilmek İçin Bilgiler

Sebzenin yanında c vitaminli içecek içirin

Bazı çalışmalarda kalsiyumdan zengin besinlerin özellikle hem olmayan demirin emilimini azaltabileceği belirtilse de bazı çalışmalar da etkilemediği yönünde. Yani et, yumurta gibi hayvansal ürünler süt ürünleri ile alındığında demir emilimi çok etkilenmiyor. Örneğin et ve yoğurt birlikte tüketilebiliyor. Ama yeşil sebzeler ile yoğurt beraber alındığında emilimi azaltabiliyor. Bu yüzden dengelemek için yoğurt ve sebze birlikte tüketildiğinde yanında C vitamini içeren içecekler içilmeli veya domates yenmeli.

Ispanak yüksek demir içerir” lafı bir efsanedir

Okzalat içeren gıdalar özellikle hem olmayan demir alımını azaltıyor. Ispanakta yüksek oranda okzalat olup içeriğindeki demirin emilimini engelliyor. “Yoğurtla karıştırıldığında ıspanağın demiri düşer.” Diye bir düşünce oldukça yanlıştır. Çünkü zaten ıspanak çok iyi bir demir kaynağı değildir.

Ek gıdaya başlamakta geç kalmayın

Demir eksikliğinin önüne geçebilmek için bebeğinize ek gıda vermeye 6 aylıkken başlamalısınız. Beslenme düzeninde anne sütünün yanı sıra mutlaka demir içeriği yüksek gıdalar olmalı. Büyümenin hızlandığı dönemde demir alımı da artırılmalı. Ek gıdalara meyve, yoğurt ile başlayıp sonrasında sebze çorbalarına geçebilirsiniz. Sebze çeşitlerini artırdıktan sonra çorbalara demir deposu olan inek veya koyun eti ekleyebilirsiniz. Demir oranı yüksek olan ciğeri haftada bir çocuğunuza pişirebilirsiniz. Beslenmeye dokuz aydan sonra kuru baklagilleri katabilir ve yeşil mercimeğe öncelik verebilirsiniz.

Demir eksikliğiyle mücadele edebilmek için gerekli bilgiye buradan ulaştınız. Demir eksikliği kadar fazlasının da zararlı olduğunu anlatan bir başka yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.