Bizimle iletişime geçin

Çocuk Sağlığı

Çocuklarda Sporla ilgili Doğru Sanılan Yanlışlar

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Çocuklarda Sporla ilgili Doğru Sanılan Yanlışlar

Sağlıklı bir bedenin olmazsa olmasıdır spor yapmak. Hele bir de çocukluk çağında spora başlanırsa faydaları saymakla bitmez. Yalnız her konuda olduğu gibi bu konuda da dikkat edilmesi gerekli noktalar var. İşte çocuklarda sporla ilgili doğru sanılan yanlışlar…

 Kas iskelet sistemi, kalp damar sistemi ve solunum sistemi başta olmak üzere tüm vücudun sağlıklı, güçlü ve dayanıklı olmasında çocukluk çağında yapılan sporun büyük katkısı var. Spor aynı zamanda diğer sporcularla kurdukları centilmence, rekabetçi ve samimi ilişkiler sayesinde çocukların daha sosyal, daha adil ve ruhsal olarak daha dengeli bireyler olmalarına da önemli katkılar sağlıyor. Yaşamsal öneme sahip faydaları nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü; 5-17 yaş arası çocukların her gün 60 dakika orta-yüksek şiddette sportif aktivitede bulunmaları öneriyor. Ancak toplumda, herhangi bir bilimsel dayanağı olmayan, akılda kalan eksik cümleler veya tamamen yanlış anlaşılmış bilgilerle yapılmaya çalışılan spor ise tam aksine zarar verebiliyor. Hatalı bilgiler doğrultusunda hareket edilmesi nedeniyle sakatlıklar, spor hayatının sekteye uğraması veya sonlanması, hayal kırıklıkları, daha da kötüsü depresyon gibi pek çok olumsuz sonuçlar gelişebiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Ozan Ali Erdal çocuklarda sporla ilgili doğru sanılan yanlışları anlattı, önemli bilgiler verdi.

Yanlış: Çocuğum basketbol oynarsa boyu uzar

Doğrusu: Çocuğun yetişkin hayatında beklenen boyunu belirleyen en önemli faktör, ebeveynlerinin boylarıdır. Tabii ki tek etken bu değil. Beslenme, yaşam standartları ve çocuğun sağlık durumu da boy üzerine oldukça etkili oluyor. Bunlara ek olarak aktivite düzeyi yüksek olan sporlar çocukların kas iskelet gelişimi üzerine olumlu etkiler gösteriyor. Dolayısıyla sportif aktiviteler içindeki sporcular ebeveynlerine göre daha belirgin bir gelişim sergileyebiliyorlar. Ancak, bunu tek bir spor branşına bağlamak da doğru değil. Sporcu çocukların ileriki yaşlarında branşlaşma aşamasına geldiklerinde basketbol takımlarına seçilmelerindeki en büyük faktörlerden birinin, mevcut ve gelecekte beklenen boyları olduğunu da bilmek gerekiyor.

Yanlış: Çocuğum sporla çok yoğun uğraşırsa boyu kısa kalır

Doğrusu: Çocukluk çağında bilinçli yapılan sportif aktivitelerin çocuğun gelişimi üzerine olumlu etkileri olduğu yapılan çalışmalarla gösterilmiş. Ancak, herhangi bir spor dalında tekrar eden aşırı kullanım yaralanmaları ve gerekli tedaviyi almadan ağrılarıyla oynamaya devam etmek, tedavi süreci sonunda iyileşme elde edilene kadar iskelet gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. Aynı şekilde iskelet gelişiminin etkilenmemesi için büyük kemik kırığı gibi büyük bir iskelet sistemi travması yaşayan sporcu çocukların da iyileşinceye dek spora ara vermeleri gerekiyor. Ayrıca çocukluk çağında kas gücü arttırmaya yönelik antrenmanların ağırlıkta olduğu yanlış antrenman programlarının da olumsuz etkileri gösterilmiş. Bu olumsuz etkiler her spor dalında oluşabiliyor ve belirli bir spor dalıyla ilişkilendirmemek gerekiyor.

Yanlış: Spor yaralanması sonrası ameliyat olan çocuğun spor hayatı biter

Doğrusu: Her spor dalında aktivite düzeyi ile tecrübe arttıkça ve daha yüksek bir rekabet ortamına girildikçe yaralanma riski de artıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Ozan Ali Erdal, böyle bir durumda sağlıklı bir iskelet sistemine yeniden kavuşmak ve spor hayatına geri dönmek amacıyla, gerekli görüldüğünde ameliyat da önerildiğini belirterek, “Bugünün bilgileri ve teknolojik imkanlarıyla sporcu çocuklar başarılı bir şekilde ameliyatla tedavi edilebiliyor, sonrasında aldıkları fizik tedavi ve kondisyon antrenmanlarıyla da spor hayatlarına kaldıkları yerden devam edebiliyorlar” diyor.

Yanlış: Ayak bileği bir defa burkulduğunda bu durum hep tekrar eder

Doğrusu: Ayak bileği burkulmaları sonrası herhangi bir kemiksel problem olmasa da, ayak bileği çevresindeki bağlarda çeşitli derecelerde yaralanmalar gelişebiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Ozan Ali Erdal, gecikmeden doğru tedavi uygulandığında ayak bileğinin tam fonksiyonunu yeniden kazandığını ve çocuğun herhangi bir sıkıntı yaşamadan spor hayatına devam edebildiğini belirtirken; “Eğer yetersiz tedavi söz konusu ise ve devam eden yüklenmeler varsa tekrarlayan burkulmalar ile eklem yüzeylerinde tekrar eden yaralanmalar gelişebiliyor” diyor.

Yanlış: Spor yaparken çarpma veya burkulma sonrası kırık oluşursa çocuk ağrıdan yerinde duramaz

Doğrusu: Kırıklarla birlikte şiddetli ağrı gelişmesi beklenen bir durum olmasından dolayı bu düşünce kısmen doğru. Öte yandan kaymamış kırıklar veya çatlaklar oldukça az ağrı ve hafif fonksiyonel kısıtlılıkla seyredebiliyor. Ayrıca, ayak ve el parmaklarındaki küçük kırıklar da ileri derecede ağrı yaratmayabiliyor. Dolayısıyla kırıktan şüphelenmekte şiddetli ağrı bir kriter olsa da, tek kriter değil. Sert bir travma sonrası devam eden orta hafif dereceli ağrılar, hassasiyet, hareketlerde kısıtlılık ve ciltte morarma veya şişlik gibi bulgular da kırık belirtisi olabiliyor.

Yanlış: Dizde menisküs yırtığı geliştiğinde diz asla iyileşmez

Doğrusu: Dizde bulunan 2 adet menisküs özellikle çocukluk çağında oldukça iyi kanlanıyor ve yetişkinlere göre iyileşme potansiyeli daha fazla oluyor. Belli kriterlere uyan menisküs yırtıkları bazı durumlarda ameliyat edilmediği gibi, gereğinde ameliyatla tamir edildiğinde de çocukluk çağında iyileşme daha kolay oluyor, dolayısıyla spor hayatını büyük ihtimalle etkilemiyor.

Yanlış: Dizde ön çapraz bağ yırtığı sonrası ameliyat edilen bir çocuk dizini korumak için sporu bırakmalı

Doğrusu: Çocukluk çağındaki sporcularda yapılan ön çapraz bağ ameliyatlarında günümüzde kabul edilmiş teknikler ve implantlarla oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Ameliyat sonrasında fizik tedavi ve güçlenme egzersizleriyle yeteri kadar rehabilite edilen sporcular güvenle spor hayatlarına dönebiliyor.

Sporla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çocuk Sağlığı

Çocuklarda Alerjiye Karşı Önlemler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Çocuklarda Alerjiye Karşı Önlemler

Hava sıcaklığının hızla değiştiği ve mikropların daha kolay bulaşma zemini bulduğu bugünlerde dikkat! Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Gülbin Bingöl, günümüzde hızla artış gösteren alerjinin özellikle yağmurlu ve nemli ortamları sevdiğini belirterek anne babaları uyarıyor. Alerjinin ihmal edilmemesi gereken bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gülbin Bingöl “Hastalığın tıbbi tedavisinin yanında bazı önlemler alarak alerjiyi tetikleyen etkenlerden de mutlaka uzak durulması gerekir. Örneğin evde çiçek bulunması bile alerjiyi olumsuz etkileyebiliyor” diyor. Prof. Dr. Gülbin Bingöl, sonbaharda artış gösteren alerjenleri ve korunmada etkili 10 yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Camları Düzenli Olarak Açın

Havalar soğudu diyerek camları açmamazlık yapmayın. Evin düzenli olarak temizlenmesi ve havalandırılması çok önemli. Temizlik yaparken çocuğunuzu temizlik malzemelerinin kokusuna maruz bırakmayın. Kokulu malzemelerden kaçının, temizleyicilerin tozu iyi emmesine dikkat edin.

Evin Nemini Azaltın

Çocuğunuz alerjikse evin içinde nem oranını azaltmaya yönelik önlemler alın. Evde, duvarlarda ve özellikle banyoda akan, kabaran yerlerin olmamasına dikkat edin.

Çok Fazla Eşya Bulundurmayın

Ev tozu alerjisi olan çocuklarda yatak odasında halı, çok fazla eşya, büyük giysi dolabı ve yüklü bir kitaplık olmamasına dikkat edin. Çünkü bu tip eşyalar ister istemez toz barındırıyor ve alerjileri tetikleyebiliyor.

Evcil Hayvanı Odasından Uzak Tutun

Hayvanlara karşı, hayvan tüylerine karşı alerjisi olan çocukların, alerjisi saptanan hayvandan uzak durması gerekiyor. Evde daha önceden evcil hayvan varsa yatak odasından uzak tutarak önlem alabilirsiniz.

Hazır Gıdalar Tükettirmeyin

Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Gülbin Bingöl “Çocukların özellikle de okullarda katkı maddeli yiyecekler ve fast food tarzındaki yiyecekleri tüketmelerine izin verilmemelidir. Kreşe giden çocukların besin alerjisi olup olmadığı sorgulanmalı ve alerjik besinlerin olduğu yiyecekler bu çocuklardan uzak tutulmalıdır. Yine besin alerjisi olan çocuklarda kaçak alımlar önemli sorunlara neden olabilmektedir. Okul ve kreş çalışanlarının bu konuda duyarlı ve uyanık olması gerekir” diyor.

Çiçeklerinizi İyice Kontrol Edin

Ev çiçekleri şüphesiz görüntü itibariyle cezbedici oluyor. Ancak evinizde çiçek varsa çiçek diplerinde küf olup olmadığına dikkat edin. Çünkü çiçeklerin diplerinde oluşabilen küfler alerjiyi tetikleyebiliyor. Çocuğunuzun odasında çiçek bulundurmamaya da özen gösterin.

Sigara İçmeyin, İçilmesine İzin Vermeyin

Sigara dumanı alerjiyi tetikleyen önemli bir etken olduğundan, çocuğun yanında hatta o sırada başka odada olsa bile evin içinde sigara içmeyin, içilmesine de izin vermeyin.

İlaç Dozlarını Ayarlatın

Sonbaharda görülen alerjenlere duyarlılığı olan çocuklarda ilaç dozlarının ayarlanması önemli. Bu nedenle ilaç dozları için doktor kontrolünü ihmal etmeyin.

El ve Yüz Yıkama Alışkanlığı Kazandırın

Polen alerjisi varlığında alerjik bulgular artabildiğinden özellikle riskli ortamlarda dışarı çıkmamaya çalışın. Polenin yoğun olduğu günlerde maske kullanması fayda sağlarken, dışarıdan geldikten sonra ellerini ve yüzünü yıkamasına dikkat edin. El ve yüz yıkama alışkanlığını mutlaka kazandırın.

Grip Aşısı Yaptırın

Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Gülbin Bingöl “Özellikle astım tanısı olan çocukların grip aşısı yaptırmaları birçok etkenden korunmada etkili oluyor. Grip aşısının kreşe gidenlere ya da evde bakılıp kreşe, okula giden kardeşi olan çocuklara, kronik kalp, akciğer ve şeker hastalarına, bağışıklık sisteminde yetersizlik veya baskılanma durumu olanlara, kan hastalıkları tedavisi görenlere yapılması gerekiyor” diyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Çocuk Sağlığı

Demir Eksikliğine Karşı Önlemler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Demir Eksikliğine Karşı Önlemler

Çocuğunuz kendini yorgun hissediyorsa, halsizliği, iştahsızlığı, soğuğa hassasiyeti varsa ve son dönemlerde sıkça enfeksiyon geçiriyorsa demir eksikliği anemisinden şüphelenmek gerekiyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz, demir eksikliği anemisinin (kansızlık) halen dünyada en sık görülen beslenme bozukluğu olduğunu belirterek “Çocukların hem fiziksel hem beyinsel gelişimleri için olmazsa olmaz 9 eser element vardır ki demir de bunlardan biridir. Birçok soruna yol açabilen demir eksikliği enfeksiyonlara zemin hazırlayabildiği gibi okul performansını da olumsuz etkiler” diyor. Dr. Neslihan Korkmaz demir eksikliğine karşı önlemler neler anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Et, Balık, Yumurta ve Karaciğer Yedirin

Okul çağı çocukları, tüm vücut hücreleri için gerekli bir mineral olan demir ihtiyacını bazı yiyeceklerden gayet iyi karşılayabiliyor. Demir en fazla kırmızı ette bulunuyor. Kırmızı etin yanı sıra balık, karaciğer ve yumurta da tam bir demir deposu. Yumurtayı menemen gibi pişirip, domates, soğan ve C vitamininden zengin olan sivri biberle demir emilimini artırabilirsiniz. Ya da yumurta yanında portakal suyu içerek de demir emilimi artırılabilir. Eti her gün 2 adet köfte büyüklüğünde yedirebilirsiniz. Ancak karaciğerin esas görevi vücuda giren tüm zehirleri arındırmak olduğu için fazlası vücutta toksinlerin birikmesine neden olabileceğinden dolayı haftada 1 yedirebilirsiniz.

Okul Çantasına Kuruyemiş Koyun

Kuru üzüm, kuru kayısı, kuru erik, çiğ badem, fındık, fıstık ve ceviz gibi kuruyemişler önemli demir kaynakları. Bu nedenle çocuğunuzun beslenme çantasına bir avuç kuruyemiş koyarsanız demir kaynaklarından faydalanmasını sağlayabilirsiniz. Ancak aşırıya kaçılması durumunda kalori bakımından yüksek olabileceğinden diyabet hastalığı ve obezite riskini artırabilir.

Yeşilliklerin Yanında Bunları Verin!

Sebze ve tahıllar C vitamini içeren besinler ile birlikte alındıklarında demirin çözünürlüğünü artırıyorlar. Bu nedenle çocuğunuza sebze yemeklerinin yanında mutlaka, çok zengin bir demir deposu olan sivri biber ile portakal suyu (liflerini de suyuna katarak) vermeniz demir açısından zengin beslenmesini sağlar. 1 adet portakal demiri bir kat artırıyor. Ancak portakalın 1 taneyi aşmaması çok önemli çünkü fazlası karaciğeri yorabiliyor.

Brokoli ve Karnabaharı Sevdirin!

Brokoli ve karnabahar sadece çocukların değil yetişkinlerin birçoğunun da yemek istemedikleri, ama tam anlamıyla şifa deposu olan besinler. Çocuklarınıza özellikle brokoli, havuç ve patatesi (kızartmadan kaçının) sevdirin. Çünkü bu besinler demir emilimini artırıyor.

Sebzeleri Fazla Pişirmeyin

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz “Ispanak, pazı, pırasa, kara lahana gibi yeşil yapraklı sebzeleri çok fazla pişirmeyin aksi takdirde bu besinlerdeki demir içeriklerinin kaybolmasına yol açarsınız. Ayrıca her biri son derece faydalı olan bu besinlerden ıspanağı yoğurt yerine portakal suyu ile yedirmeye özen gösterin” diyor.

Pekmez-Tahin İkilisini Önemseyin

1 yemek kaşığı keçiboynuzu pekmezinin sabah aç karnına alınması demir eksikliği anemisinde önemli. Ancak çocuğunuza pekmez yemeden bir saat önce ve yedikten bir saat sonra süt ürünü vermeyin. 1 yemek kaşığı pekmez günlük demir ihtiyacının yüzde 15’ini karşılıyor. Tahin de hem demir yönünden hem de C vitamini yönünden zengin olması dolayısıyla kansızlığa karşı fayda sağlayabiliyor. Aşırıya kaçmadan tahin-pekmez karışımının her gün tüketilmesi kansızlık için iyi bir doğal ilaç.

Gazlı İçeceklerden Uzak Tutun

Çocuklar zararlı besinlerle ne kadar geç tanışırsa o kadar faydalı. Gazlı içecekler, çay ve kahvenin de çocuk beslenmesinde yeri yok. Çay aktif madde olarak polifenol içerdiği için demir emilimini yüzde 75 azaltıyor ve demir eksikliği anemisi yapmada etken oluyor. Ayrıca kahve, gazlı içecekler ve kakaonun da çocuk beslenmesinde yer almaması gerekiyor.

Süt Tüketiminde Aşırıya Kaçmayın

Okul çağı çocuklarının tüketeceği günlük süt miktarının yarım litreyi aşmamasına dikkat edin çünkü daha fazlası çocuğunuzun gıdalarla aldığı demirin emilimini azaltacağından kansızlığa neden olabilir. Süt ürünlerini yemeklerle değil de yemek aralarında verin.

Kepek Ekmek ve Kepekli Ürünler Yedirmeyin

Küçük çocuklarda işlenmiş kepek ve kepekli besinlerini kullanılması, diyetle alınan, büyüme ve gelişme için şart olan demir ve çinko gibi bazı önemli minerallerin emilimini azaltacağı için sakıncalı. Kepek yerine tam tahıl tüketilmesi demir emilimini artırıyor. Kuru baklagil ve tahıllı yemekleri, yanında bol maydanoz, domates, biber ve limon içeren salatayla hazırlayın ki demir alımı artsın.

Bebekliğinde Kesinlikle İnek Sütü Vermeyin

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz “Çocuğunuzun okul çağında demir eksikliği anemisi yaşamaması için ilk adım yenidoğan döneminde atılmalı. Bu dönemde demir depolarının dolu olması gerekli. Bebeğinizi anne sütüyle besleyin ve kesinlikle ilk 6 ay inek sütü vermeyin. İnek sütünün hem demir düzeyi düşük hem de emilimi zayıftır. Ayrıca protein ve sodyum içeriği yüksek alerji ve bağırsak sistemi kanaması yapma riski de yüksektir. Bu nedenle erken dönemde inek sütüyle beslenen bebeklerde demir eksikliği anemisi görülür” diyor.

Okumaya Devam Et

Çocuk Sağlığı

Çocuğunuzu Sağlıklı Beslemenin Püf Noktaları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Çocuğunuzu Sağlıklı Beslemenin Püf Noktaları

Özellikle de çiçeği burnunda anne babalar çocuklarının doğal ve sağlıklı beslenmesi için arayış içerisinde olabiliyor. Zira çocukluk dönemindeki beslenme büyüme ve gelişmeyi sağlamasının yanı sıra hastalıklardan korunma ve erişkin dönem sağlığı açısından çok önemli. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rahmi Tuna Tekin, bebekler için sağlıklı beslenmenin anne karnında başladığını belirtirken, çocuğunuzu sağlıklı beslemenin püf noktaları neler anlattı, anne ve babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Emzirme Dönemi

Bebeklerin doğumdan itibaren ilk altı ay sadece anne sütüyle beslenmeleri tartışmasız son derece önemli. Bebeğin ihtiyacı olan her besin maddesi anne sütünde yer alıyor. Üstelik bu mucizevi besin; çocuğu pek çok hastalıktan korumasının yanında sadece fiziksel gelişimine değil zihinsel ve ruhsal gelişimine de büyük katkı sağlıyor. Araştırmalar, altıncı aydan itibaren uygun tamamlayıcı besinlere başlanıp, emzirmenin de 2 yaşına kadar devam etmesinin çok faydalı olduğuna işaret ediyor. Özetle; çocukluk çağındaki doğal beslenmenin başlangıcı anne sütüne dayanıyor. Bebeğin günde 5 kez veya daha fazla idrar yapması, doğum sonrası 10. günde doğum kilosuna ulaşması anne sütünün yeterli olduğunu gösteriyor. Doktorunuz önermedikçe anne sütü haricinde hiç bir gıdayı hatta suyu dahi ilk 6 ay içinde vermeyin.

Ek Besin Geçiş Dönemi

Ek besinlere geçis dönemi de çocukluk çağı beslenmesinde çok önemli. Özellikle ilk 1 yıl tuz ve rafine şeker kullanmayın. Alerji yapıp yapmadığını anlamak için her yeni başlanan gıdayı 3 gün arka arkaya verdikten sonra bir başka gıdaya geçin. Sebzeleri buharda veya çok az su ile pişirin. Hijyene dikkat edin. Mevsim sebze ve meyveleri yedirmeye özen gösterin. Meyveler için cam rende kullanın. Bebeğinizi her zaman oturur pozisyonda besleyin. Hoşlanmadığı besinlerde zorlamayın, bu besinleri 2-3 hafta sonra tekrar deneyin. 9 aylık olduğunda aile sofrasında çocuğunuza da yer açın, ailece yemek yenilmesi çok önemli. 1 yaş sonrasında ise artık çocuğunuz için özel bir yemek hazırlamanıza gerek yok. Ek gıdaya geçiş zorlu bir süreç olduğundan sabırlı ve şefkatli olun.

1-2 Yaş Arası Beslenme

1-2 yaş arası beslenmede 4 temel besin grubu söz konusu. Et, süt, tahıl, sebze ve meyve grubu. Bu gruplarda yer alan besinleri her öğünde dengeli ve yeterli tüketmesine dikkat edin. Özellikle bu yaş grubunda sebze tüketiminde zorluk yaşandığından sabırlı olun, sevmediği sebzeyi farklı çeşitlerde, çeşitli süslemelerle, farklı günlerde yeniden verin. Yemek masasını çocuğunuz için korkunç bir yer haline getirmeyin. Çocuğunuz sizi örnek alacağından onun yanında siz de sebze tüketin. Süt grubundan yoğurt veya sütü iyi tüketen bir çocuk için peynir tüketimi konusunda ısrarcı olmayın. Burada önemli nokta her gruptan bir şekilde dengeli beslenme gerekliliği.

2 Yaş Sonrası

2 yaş sonrası beslenmede en önemli konu; çocuğa sağlıklı beslenmeyi öğretmek. Yemek zamanlarınız düzenli olsun ve çocuğunuzun yaşına uygun porsiyon miktarı belirleyin. Yemeği hiçbir zaman ödül veya ceza olarak kullanmayın. Yemek masasında keyifli olun, baskıcı ve olumsuz sözlerden kaçının. Ara öğünlerin ana yemekten 2 saat önce bitmiş olmasına dikkat edin. Çok uykuluyken çocuğunuzu beslemeye çalışmayın. Hazırladığınız besinlerde yaratıcı olun çocuğunuzun ilgisini çekecek tarzda sunun. Her şeyden önce doğru ve sağlıklı beslenmede konusunda iyi birer örnek olun.

5 Yaş ve Sonrası

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rahmi Tuna Tekin, bu yaş grubunda sağlıklı beslenmenin yanı sıra çocukların fiziksel aktivite düzeylerinin artırılmasının sosyal, zihinsel ve bedensel gelişimleri için çok önemli olduğunu vurguluyor. 5 yaş ve üzerinde günde 3 ana, 2 ara öğün beslenilmesinin önemli olduğunu söyleyen Dr. Rahmi Tuna Tekin “Özellikle kahvaltı, çocuğunuzun akademik başarısı için önemlidir. Ara öğünlerde sağlıklı beslenmesi için meyve (meyve suyu yerine meyveyi posasıyla yemeye alıştırın), ayran, kefir, süt, tahıllı veya tam buğday unundan yapılmış ekmeğe olmak kaydıyla peynirli sandviç, kek veya poğaça (tam buğday unundan) gibi besinleri tercih edebilirsiniz. Günde 1-1,5 litre su/sıvı tüketmesi çok önemli. Gazlı içecekler ve abur-cuburdan uzak durmaları için siz de örnek olmalısınız” diyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar