Bizimle iletişime geçin

Çocuk Sağlığı

Çocuğunuzu Sağlıklı Beslemenin Püf Noktaları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Çocuğunuzu Sağlıklı Beslemenin Püf Noktaları

Özellikle de çiçeği burnunda anne babalar çocuklarının doğal ve sağlıklı beslenmesi için arayış içerisinde olabiliyor. Zira çocukluk dönemindeki beslenme büyüme ve gelişmeyi sağlamasının yanı sıra hastalıklardan korunma ve erişkin dönem sağlığı açısından çok önemli. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rahmi Tuna Tekin, bebekler için sağlıklı beslenmenin anne karnında başladığını belirtirken, çocuğunuzu sağlıklı beslemenin püf noktaları neler anlattı, anne ve babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Emzirme Dönemi

Bebeklerin doğumdan itibaren ilk altı ay sadece anne sütüyle beslenmeleri tartışmasız son derece önemli. Bebeğin ihtiyacı olan her besin maddesi anne sütünde yer alıyor. Üstelik bu mucizevi besin; çocuğu pek çok hastalıktan korumasının yanında sadece fiziksel gelişimine değil zihinsel ve ruhsal gelişimine de büyük katkı sağlıyor. Araştırmalar, altıncı aydan itibaren uygun tamamlayıcı besinlere başlanıp, emzirmenin de 2 yaşına kadar devam etmesinin çok faydalı olduğuna işaret ediyor. Özetle; çocukluk çağındaki doğal beslenmenin başlangıcı anne sütüne dayanıyor. Bebeğin günde 5 kez veya daha fazla idrar yapması, doğum sonrası 10. günde doğum kilosuna ulaşması anne sütünün yeterli olduğunu gösteriyor. Doktorunuz önermedikçe anne sütü haricinde hiç bir gıdayı hatta suyu dahi ilk 6 ay içinde vermeyin.

Ek Besin Geçiş Dönemi

Ek besinlere geçis dönemi de çocukluk çağı beslenmesinde çok önemli. Özellikle ilk 1 yıl tuz ve rafine şeker kullanmayın. Alerji yapıp yapmadığını anlamak için her yeni başlanan gıdayı 3 gün arka arkaya verdikten sonra bir başka gıdaya geçin. Sebzeleri buharda veya çok az su ile pişirin. Hijyene dikkat edin. Mevsim sebze ve meyveleri yedirmeye özen gösterin. Meyveler için cam rende kullanın. Bebeğinizi her zaman oturur pozisyonda besleyin. Hoşlanmadığı besinlerde zorlamayın, bu besinleri 2-3 hafta sonra tekrar deneyin. 9 aylık olduğunda aile sofrasında çocuğunuza da yer açın, ailece yemek yenilmesi çok önemli. 1 yaş sonrasında ise artık çocuğunuz için özel bir yemek hazırlamanıza gerek yok. Ek gıdaya geçiş zorlu bir süreç olduğundan sabırlı ve şefkatli olun.

1-2 Yaş Arası Beslenme

1-2 yaş arası beslenmede 4 temel besin grubu söz konusu. Et, süt, tahıl, sebze ve meyve grubu. Bu gruplarda yer alan besinleri her öğünde dengeli ve yeterli tüketmesine dikkat edin. Özellikle bu yaş grubunda sebze tüketiminde zorluk yaşandığından sabırlı olun, sevmediği sebzeyi farklı çeşitlerde, çeşitli süslemelerle, farklı günlerde yeniden verin. Yemek masasını çocuğunuz için korkunç bir yer haline getirmeyin. Çocuğunuz sizi örnek alacağından onun yanında siz de sebze tüketin. Süt grubundan yoğurt veya sütü iyi tüketen bir çocuk için peynir tüketimi konusunda ısrarcı olmayın. Burada önemli nokta her gruptan bir şekilde dengeli beslenme gerekliliği.

2 Yaş Sonrası

2 yaş sonrası beslenmede en önemli konu; çocuğa sağlıklı beslenmeyi öğretmek. Yemek zamanlarınız düzenli olsun ve çocuğunuzun yaşına uygun porsiyon miktarı belirleyin. Yemeği hiçbir zaman ödül veya ceza olarak kullanmayın. Yemek masasında keyifli olun, baskıcı ve olumsuz sözlerden kaçının. Ara öğünlerin ana yemekten 2 saat önce bitmiş olmasına dikkat edin. Çok uykuluyken çocuğunuzu beslemeye çalışmayın. Hazırladığınız besinlerde yaratıcı olun çocuğunuzun ilgisini çekecek tarzda sunun. Her şeyden önce doğru ve sağlıklı beslenmede konusunda iyi birer örnek olun.

5 Yaş ve Sonrası

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rahmi Tuna Tekin, bu yaş grubunda sağlıklı beslenmenin yanı sıra çocukların fiziksel aktivite düzeylerinin artırılmasının sosyal, zihinsel ve bedensel gelişimleri için çok önemli olduğunu vurguluyor. 5 yaş ve üzerinde günde 3 ana, 2 ara öğün beslenilmesinin önemli olduğunu söyleyen Dr. Rahmi Tuna Tekin “Özellikle kahvaltı, çocuğunuzun akademik başarısı için önemlidir. Ara öğünlerde sağlıklı beslenmesi için meyve (meyve suyu yerine meyveyi posasıyla yemeye alıştırın), ayran, kefir, süt, tahıllı veya tam buğday unundan yapılmış ekmeğe olmak kaydıyla peynirli sandviç, kek veya poğaça (tam buğday unundan) gibi besinleri tercih edebilirsiniz. Günde 1-1,5 litre su/sıvı tüketmesi çok önemli. Gazlı içecekler ve abur-cuburdan uzak durmaları için siz de örnek olmalısınız” diyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çocuk Sağlığı

Aşı Karşıtı Söylemlere Kanmayın

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Aşı Karşıtı Söylemlere Kanmayın

Ülkemizde aşı denilince son günlerde gündemi en çok meşgul eden konulardan birisi de menenjit aşıları. Beyin zarının meningokok adı verilen mikrop tarafından iltihaplanması olarak tanımlanan menenjit, yüzyıllardır çok ciddi ölüm ve sakatlık oranına sahip bakteriyel bir hastalık. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Perihan Çobanoğlu Saf, menenjit aşıları ile ilgili bilgiler verdi…

Çocukluk çağı hastalıklarının büyük bir çoğunluğunu şüphesiz ki bulaşıcı hastalıklar oluşturuyor. Bunları arasında bazıları var ki çok ciddi salgınlar, bebek ölümleri ve sakatlıklar ile sonuçlanabiliyor.

Bugün tüm dünya genelinde her ülkede farklı sayı ve programlarla yürütülen çocuklarımızı bu ağır hasarlı bulaşıcı hastalıklarda korumak için onlarca aşı  programı uygulanıyor. Yıllardır süregelen bu aşılama programları sayesinde artık dünya genelinde silmeyi başardığımız çiçek hastalığı gibi hastalıklar var.

Sinsi Gelişiyor, Hızlı İlerliyor!

Meningokok enfeksiyonunun en belirgin özelliği, sadece beyin zarı enfeksiyonu ile sınırlı kalmayıp kan yolu ile tüm vücuda yayılması, saatler içerisinde sepsis gelişmesidir.

Meningokoksemi, sinsi gelişen bir enfeksiyondur. Ateş, burun akıntısı, halsizlik, boğaz ağrısı, bulantı ve grip benzeri bulgularla başlar. 8 saat gibi kısa bir süre içerisinde tablo kötüleşmeye başlar. Çocukta, bilinçte bozulma, tüm vücutta morluklar gözlenir ve hayati bulguları da bozulmaya başlar. Hızlı tanı konulup müdahale edilmemesi durumunda, ilk bulgular görülmeye başlandıktan en geç 24 saat sonra yoğun bakım ihtiyacı kaçınılmaz olur.

En Sık 3 Ay -1 Yaş Arasında Görülür

Meningokoksemi, günümüzde tüm dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. İstatistiklere göre her yıl tüm dünyada 500 bin yeni vaka görülüyor. Bu vakaların 50 bini yaşamını kaybederken, tüm tedavilere rağmen hastalık sonrası yaşayan kişilerde ise yüzde 10-20 oranında ciddi sakatlıklara yol açıyor.

Ülkemizde 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yüzde 9.5’inden meningoksik menenjiti sorumlu oluyor.

Hastalık en sık koruyucu antikorlann henüz oluşmadığı 3 ay-1 yaş arasındaki çocuklarda görülür. İkinci artışı ise 15-17 yaş arası ergenlerde yapıyor. Dolayısıyla bu sinsi ve ölümcül hastalıktan çocuklarımızı korumamız gerekiyor.

Aşılama Erken Başlarsa Koruma da Erken Başlar

Meningokok mikrobunun tüm dünyada gözlenen tanımlanmış A, B, C, Y ve W-135 olmak üzere 5 tipi vardır. Ülkemizde en çok görülen tipleri W-135 ve B tipidir. Bu iki tipin de aşıyla engellenmesi mümkündür. A, C, W, Y tiplerini içeren aşı 2013 yılı İtibariyle ülkemizde uygulanmaya başlanmıştır. Bu aşı Sağlık Bakanlığı aşı takviminde yer almadığı için hekimlerin önerisi ve ailelerin rızasıyla uygulanmaktadır. İkinci aydan İtibaren uygulanabilen bu aşı İle son altı yıldır belirtilen 4 tipin önüne geçmeyi başarmış bulunmaktayız. B tipinin kendi yapısal özelliği nedeniyle diğer U tiple beraber tek bir aşı altında toplanması mümkün değildir. 2019 yılı başlarından itibaren artık ülkemizde yine aile onayı ile yapılan en sık görülen B tipine karşı aşı uygulanmaya başlanmıştır. Tip B aşısının da ikinci aydan itibaren bebeklerimize yapılmasını önermekteyiz. Aşılama programına ne kadar erken başlanırsa, koruma da o kadar erken baslar.

Okumaya Devam Et

Çocuk Sağlığı

Çocuğunuzun Bağışıklık Sistemini Güçlendirin

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Çocuğunuzun Bağışıklık Sistemini Güçlendirin

Hastalıklara karşı çocukların bağışıklık sisteminin güçlü olması çok önemli. Çocukların yetişkinlik döneminde sağlıklı bir yaşam sürdürmesi için de bağışıklık sisteminin güçlü olması şart. Bu önerilerle çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlendirin.

Bağışıklık sisteminde en önemli besin kaynağının anne sütü olduğunu söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Gör. Emre Çenesiz bağışıklık sistemini güçlendirecek önerilerde bulundu. Anne sütü en önemli besin kaynağı Bağışıklık sistemi proteinler, çeşitli dokular ve organlardan oluşan bir savunma sistemidir ve bizi mikroplardan korumaya çalışır. Kanda dolaşan akyuvarlar (lökositler) mikropları saptayıp etkisiz hale getirmek için bir dizi operasyon başlatır. Akyuvarları yapan organlarımız timus, dalak ve kemik iliğidir. Vücutta lenf bezi adıyla bulunan minik bezlerde de akyuvarlar bulunur. Akyuvarların iki türü vardır; bir grup mikropları etkisiz hale getirir, diğerleri ise vücuda giren mikropları hafızaya yazıp, ona karşı askerler (antikor) geliştirir ve bir sonraki saldırıda mikrobu öldürürler. Mikroplar vücuda girdiğinde vücut hemen ona karşı asker (antikor) üretmeye girişir. Bir daha aynı mikrop girmeye çalıştığında askerler hastalığı engeller. Aşılar da bu mantıkla korur. Aşıyla, vücudu hasta etmeyecek ama bağışıklık sistemini uyaracak kadar mikrop veririz, vücutta hemen antikorlar oluşur ve gerçek hastalıkla karşılaştığında hastalığı engeller. Bağışıklık sisteminde en önemli besin kaynağı tabii ki anne sütüdür. Anne sütü içeriğindeki koruyucu faktörleri bebeğe direkt olarak geçmekte ve bireyin ömür boyu onu koruyacak olan bağışıklığının temellerini atar.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirecek Öneriler

1)Daha çok meyve ve sebze: Sofrada C vitamini, karoten ve antioksidanların daha fazla olduğu renkli sebzeleri bulundurun. Yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, biberler, havuç, bal kabağı portakal, kayısı, tropik meyveler gibi…

2)Daha az şeker ve tatlandırıcı: Yapılan bilimsel çalışmalar şeker katkılı yiyeceklerin akyuvar çalışmasını olumsuz etkilediğini gösteriyor. Özellikle hastalık dönemlerinde tatlandırıcılar, şekerin her türü, dışarıdan alınan paketli tatlı yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Bunların yerine bal, pekmez ya da doğal meyve şekerinden faydalanmak daha doğrudur.

3)Yağ asitlerinden en faydalısı Omega 3 yağları: Özellikle soğuk sularda dolaşan yağlı balıklarda olan bu madde çok değerli bir bağışıklık desteğidir. Omega yağ asitleri, bakterileri yiyen hücrelerin aktivitesini arttırırlar. Haftada 3 gün yağlı balık yemek veya bulunamıyorsa, yine de lokal taze balık ve haftada bir kaç kez balık yağı içeren bir kapsül yeterlidir. Keten tohumu yağı da, balık yağı kadar kuvvetli olmasa da, iyi bir Omega 3 kaynağıdır.

Yeterli Uyku Bağışıklığı Güçlendirir

4) Yeterli uyku: Çalışmalar, çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi uykusuzluğun mikrop öldüren hücrelerin gücünü azalttığı gösteriyor. Özellikle gün boyu yuvada değişik aktivitelerle heyecanlı saatler geçiren küçük çocukların uyumadıklarını düşünürsek, erken yatmalarının çok gerekli ve önemli olduğunu anlarız. Bu yaştaki çocukların 12-13 saat, okul öncesi çocukların 10 saat uykuya gereksinimleri var.

5)Normal kilo: Şişmanlık antikor yapımını yavaşlatarak bağışıklık sistemine olumsuz etki etmektedir. Çocuğunuzu aktif tutarak hem kilosunu, hem de bağışıklık sistemini kontrol altında tutmaya çalışın. 6)Kişisel temizliğe önem verin: Bağışıklığı doğrudan arttırmasa da, bağışıklık sisteminin yorulmasını engelleyebilir. Sabunla el yıkamaya önem verin. Okuldan gelince, yemekten önce ve sonra, burun sildikten sonra, tuvaleti kullandıktan sonra mutlaka eller sabunla yıkanmalı. Diş fırçaları beraber duruyorsa, hasta olanın fırçasını hemen atıp yenisini almakta fayda var. Yanında sigara içmeyin: Çocuklar sigaranın zararlı etkilerine daha da açıklar çünkü dakikada daha fazla soluyorlar. Bronşit, kulak enfeksiyonu, astım riskini arttırmak istemiyorsanız, çocuğunuzun pasif içici olmasına izin vermeyi

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Çocuk Sağlığı

Yüksek Ateşte Dikkat Edilmesi Gerekenler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Yüksek Ateşte Dikkat Edilmesi Gerekenler

Özellikle kış aylarında okul gibi kalabalık ortamlarda bulunmaları, alışveriş merkezleri gibi kapalı ortamlarda daha çok zaman geçirmeleri, bakteri ve virüslerin soğuk havada daha fazla güçlenmeleri çocukların kış aylarında pek çok mikropla karşılaşmalarına neden oluyor. Bağışıklık sisteminin ilk koruması yeterli olmayınca vücut bu mikropları yok etmek için sıcaklığını yükseltmeye başlıyor. Çocuklarda yüksek ateş hiç kuşkusuz her ebeveynin kâbusu. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz, aslında vücuttaki ateş ölçülü olduğu sürece endişelenmeye gerek olmadığına dikkat çekerek, “Çünkü ateş bağışıklık sistemini uyarıyor ve enfeksiyonlara karşı vücudun savaşını daha da artırıyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine yüksek ateşin beyne zarar vermesi için 41,5 derecenin üzerine çıkması gerekiyor. Bu tablo da genelde enfeksiyonlarda çok çok nadir olan bir şeydir. Yani ateş beyne zarar vermez, felce neden olmaz, kendi başına ölüme yol açmaz. Yüksek ateş havale yapabilir ama bu korkulacak bir hastalık değildir ve çocuğunuzun beyninde kalıcı bir hasar bırakmaz” diyor. Ancak çocukların ateşi yükseldiğinde ebeveynlerin yine de bazı hatalı davranışlardan kaçınmaları gerekiyor. Gereksiz yere ve hızlı ateş düşürmek vücudun mikroplarla savaşma gücünü azaltıyor. Bunun yanı sıra vücudun hızlı düşen ısıya adaptasyonu zor olacağı için ateşli nöbet riskini artırıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz yüksek ateşte dikkat etmesi gereken maddeleri hataları anlattı, önemli uyarılarda bulundu!

 Sirke ve soğuk su kullanmayın!

 Pansuman veya banyo için alkol, sirke veya soğuk su kullanmayın. Çünkü çok soğuk su ile sirke damarlarda büzüşmeye ve mikropları öldürecek olan makrofajların enfeksiyon bölgesine iletilmesinde zorluğa veya titreme sonucu ısı üretiminin artışına yol açıp ateşli havale riskini artırıyor. Alkol de deriden emilerek zehirlenmeye yol açabiliyor. Ilık suyla ıslatmış olduğunuz bir bezle boyun, yüz, el bilekleri, diz, koltuk altı, kasık kıvrımları ve karın üzerine pansuman yapın. Pansuman yerine çocuğunuza ılık suyla duş da aldırabilirsiniz.

Vücudunun susuz kalmasını engelleyin

 Vücudumuzun yüzde 80’den fazlası sudan ibaret ve ateş yükseldiğinde vücuttan ısı kaybederiz. Bu yüzden sıvı alımını artırarak vücudun kaybettiği sıvıyı yerine koyup ateşin düşmesini ve toksinlerin atılmasını sağlarız. Sıvı kaybını karşılamak için çocuğunuza bol sıvı verin.

Titriyor diye Üzerini sıkıca giydirmeyin

Çocuğunuza ince ve gevşek giysiler giydirin. “Titriyor diye üşüdüğünü düşünerek üzerini sıkıca giydirmeyin ve sakın sıkıca sarmayın” uyarısında bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz, “Çünkü sıcaklık yüksek ateşin artmasına yol açıyor ve bunun sonucunda ateşli havale riskini yükseltiyor. Üşüyor veya titriyorsa üzerine ince bir örtü örtmeniz yeterli gelecektir” diyor. Ateş sırasında vücut mikroplarla savaşırken zor sindirilen ağır besinleri parçalamakta zorlanıyor ve bunu yaparken metabolizmayı hızlandırdığı için ateşi artırıyor.

Oda ısısını yükseltmeyin

 Çocuğunuz yüksek ateş nedeniyle titriyorsa ortam ısısını kesinlikle yükseltmeyin. Bunun nedeni ise vücut ısısının yükselmesi sonucu ateşli havale riskini artırması. Oda ısısını 21-22 derece arasında tutmaya çalışın.

Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin:

* Üç-dört aylıktan daha küçükse,

* Ateşle birlikte kasılma, şuurda bir değişiklik olduysa, dalgınlık varsa,

* Yediği her besini kusuyorsa,

* Yoğun bir solunum sıkıntısı varsa, yani sık nefes alıyorsa ya da nefes almada zorluk çekiyorsa,

* Vücutta döküntü varsa,

* Daha önce ateşli havale geçirdiyse ya da diğer çocuklarınızda ateşli havale hikâyesi varsa,

* Burun akıntısı ve hapşırık gibi yakınmaların yanı sıra 38 derece civarında seyreden ateşi 3 günü geçtiğinde zaman kaybetmeden doktora başvurmanız çok önemli.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım
diyetisyen