Sosyal Medya

Cilt Bakımı

Cilt Kızarıklıkları İçin Maske Tarifi

Yayınlanma:

,

Cilt Bakımı

Gözeneklerimiz Neden Tıkanır ?

Yayınlanma:

,

Hormonal değişiklikler, regl dönemi ve hamilelik; sebumun fazla salgılanmasına neden olur. Bu da gözeneklerin tıkanması demektir. Cildinizi temizleyin ve sık sık dokunmayın

Cilt, vücudumuzu kaplayan en büyük organdır ve üzerinde minik açıklıklar bulunur. Bu açıklıklar sayesinde sebase adı verilen bezlerden cildimizin yüzeyine sebum (yağ) gelir. Açıklıklar, derimizin epidermis yüzeyinin altındaki birkaç katına doğru uzanır. Bu açıklıklar sebumun çok fazla salgılanması, yüzeyin çok sayıda kuru veya ölü hücrelerle kaplanmasından dolayı tıkanabilir. Ancak gözenek tıkanmasının çevresel nedenleri de vardır. Gözenekler her gün kirli havaya maruz kalır ve toz, tüy, partikül gibi pislikler ile de tıkanabilir.
Cilt gözeneklerinin tıkanması için sabit bir yaş aralığı yoktur. Bununla birlikte çoğu erkek ve kadında cilt tıkanmaları en fazla ergenlik döneminde meydana gelmektedir. Ergenlik döneminde, vücudunuzda çeşitli hormonların salgılanması artar ve bu, sebumun daha fazla salgılanmasına neden olur. Hormonal değişiklikler, adet döngüsü ve gebelik sırasında da ortaya çıkabilir. Bu tetikleyiciler de gözeneklerin tıkanmasına sebep olabilir.
Gözenek tıkanmalarını bu etkenlerle sınırlı tutmak mümkün değildir. Bazı kişisel alışkanlıklar tıkanma sebepleri arasında sayılabilmektedir.
İşte o alışkanlıklardan bazıları:

YÜZÜNÜZE SIK SIK DOKUNMAYIN
Bir dakikanızı ayırın ve elinizle parmaklarınızın gün boyunca dokundukları şeyleri düşünün; masalar, lavabo kulpları, kredi kartınız, bilgisayar klavyesi, kumanda, direksiyon, telefon ve pek çok cisim.
Ellerinizi kullandığınız fiziksel aktivitelerden sonra eliniz ile yüzünüze dokunmanız petrol, bakteri, virüs, allerjenler ve diğer yabancı maddelerin cildinize aktarılmasına ve gözenekleri tıkamasına neden olabilir. Psikologlara göre bu alışkanlık, bireyin daha anne karnındayken meydana gelebilir. Uyku sırasında yüz teması, parmak emme ve elin üzerine uyuma gibi alışkanlıklar çocukken de edinilebilir.
Yetişkinliğe doğru zamanla azalan alışkanlıklar özellikle aile ve arkadaş çevresi içerisinde sevgi göstergesi olarak ifade edilebilir. Ancak her temas öncesinde ellerin temiz olması gerektiğine dikkat edilmelidir.
Yeteri kadar temiz olmayan eller; akne, sivilce ve pek çok cilt hastalığını beraberinde getirebilir.

AKNELERİNİZİ ELLEMEYİN
Sivilce veya aknenizin boyutu ne olursa olsun dokunmaktan kaçınmak gerekir.
Özellikle sivilcelerin patlatılması iz oluşumuna neden olabileceği gibi, çok daha kötü bir hal almasına da sebebiyet verebilir.
Cildinizi sıktığınızda ve gerginleştirdiğinizde ince çizgiler, iltihaplanma ve tahriş oluşumuna ortam hazırlar. Bu hareket aynı zamanda bir süre sonra aknelerin boyutunda büyümelere sebep olabilir. Ayrıca eliniz yeteri kadar steril olmadığından uygulayacağınız basınç, elinizdeki mikrop, bakteri ve enfeksiyonlarınız, tıkanmayı daha kötü bir hale getirebilir.

UYUMADAN CİLDİNİZİ TEMİZLEYİN
Cildiniz gün içerisinde pek çok çevresel etkenlere maruz kalır. Özellikle makyaj malzemelerinin ciltte birkaç saat veya daha uzun kalması gözeneklerin tıkanmasına sebep olur. Makyaj ürünleri bütün gün yağ ve çevresel kirleticilerin cildinize yerleşmesine ortam hazırlar. Özellikle makyaj ile uyumak cilt gözeneklerinin gelişmesine, akne ve sivilcelerin artmasına ve cildin hızla yaşlanmasına yol açar. Cilt temizleyicilerini kimyasal buluyorsanız gül suyunu kullanmayı deneyebilirsiniz. Gül suyu, cildi yatıştırır ve kirden arındırır.

GÜNE SU İÇEREK BAŞLAYIN
Cildinizin neme en çok ihtiyaç duyduğu saatler, uzun bir gecenin ardından gelen günün ilk saatleridir. Yapılan araştırmalar, sabah uyandığınızda bir bardak soğuk su içmenin, cildin ihtiyaç duyduğu nemi almasına yardımcı olduğunu gösteriyor.

ILIK DUŞ ALIN
Sabah uyandığınızda ılık su ile duş alın, sıcak su ile değil. Siz uyurken cildiniz uyumaz ve ertesi gün ihtiyaç duyacağı nemi elde etmek için yağlı bir tabaka üretir. Özellikle sıcak havalarda ılık duş sayısını ikiye çıkarabilirsiniz.
Aşırı sıcak hava, sürekli terlemenize sebep olur. Ter ise vücudun su kaybetmesi anlamına gelir ki, ne kadar sıcak, o kadar su kaybı demektir.
Sıcak yaz ayarında sağlıklı görünen bir cildiniz olsun istiyorsanız iki şeye dikkat etmeniz gerekir; bol su içmek ve her gün koruma faktörlü nemlendirici kullanmak.

SU BAZLI ÜRÜNLER KULLANIN
Cildinizdeki lekeleri veya renk farklılıklarını kapatmak için kullanacağınız ürünlerin yağ içermediğine, su bazlı olduğuna dikkat edin. Akne ve sivilcelerin kötü görünümünü ortadan kaldırmak üzere kullanılan kapatıcı ürünler, sorunlu bölgenin daha fazla yağlanmasına ve iltihaplanmasına neden olabilir.

HAFTADA BİR DOĞAL MASKE UYGULAYIN
Cildiniz için haftada bir kil maskesini deneyin. Kil maskeleri, gözenekleri tıkayan maddelerin temizlenmesine yardımcı olur. Piyasada pek çok kil maskesi bulabilirsiniz. Ancak evde kendi kil maskenizi hazırlamanız da mümkün. Gerekli malzemeler;
 1 çorba kaşığı bentonit kil (aktarlarda bulunur)
 1 çorba kaşığı su
 1 çorba kaşığı yulaf ezmesi Tüm malzemeleri karıştırıp temiz yüzünüze uygulayın, gözeneklerinizin tıkandığı tüm alanları kapladığından emin olun. Maskeyi yüzünüzde 10 dakika bekletin. Yüzünüzü su ile yıkayın, yumuşak bir havlu ile kurutun ve nemlendirici uygulayın.

YAĞLI CİLTLER İÇİN DOMATES KULLANIN
Yağlı ciltler genelde parlak görüntüleri sebebiyle sahiplerini huzursuz eder. Bu durumdan kurtulmanın yolu, doğal malzemelerle mümkün. Siyah nokta, genelde burun bölgesinde birikse de tüm yüze yayılabilen can sıkıcı bir durumdur. Siyah noktalarından bir türlü kurtulamayanlar, dayanamayıp onları sıkarak kalıcı lekelere, hatta apselere sebep olabiliyorlar. Evinizde kolayca hazırlayabileceğiniz doğal maske tarifi:
 1 adet domates
 1 tatlı kaşığı gliserin
 1-2 damla asilbent tentürü Bu malzemeleri karıştırarak haftada bir cildinize uygulayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Cilt Bakımı

Domates Tüketmek Cildi Güneş Işınlarından Koruyor

Yayınlanma:

,

Yazar:

Yapılan bilimsel araştırmalar; domates yiyenlerin, yemeyenlere göre zararlı güneş ışınlarından yüzde 33 daha az etkilendiğini gösteriyor

Yaz tatilinin başladığı şu günlerde herkes tatile gitmeye ve bütün bir kış hırpalanan bedenlerini güneşin altına sermeye ihtiyaç duyuyor. Son yıllarda ozon tabakasında meydana gelen deformasyon sebebiyle güneş ışınlarının eskisinden çok daha zararlı olduğu gerçeği, yapılan araştırmaların sayısını artırmakla beraber detaylanmasına da sebep oluyor.
Cildinizin güneşe ihtiyacı var elbette. Ancak her şeyde olduğu gibi güneşlenirken de sağlığınızı kesinlikle ihmal etmemeniz gerekir.

Güneş ışığı, en doğal D vitamini kaynağıdır. İskelet sisteminizin sağlam ve sağlıklı olmasını istiyorsanız, mutlaka yeterli D vitaminini almanız gerekir. Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu D vitamini miktarı, sandığınızdan çok daha kısa sürede alınabilir.

Tatiliniz boyunca, günde sadece 20 dakika güneşlenmek yeterlidir. Bunun için de tüm vücudunuzu güneşlendirmek de şart değil.

Sadece kol ve bacaklarınızın bir kısmının güneş görmesi ihtiyacınız olan D vitaminini almanıza yeter.

Uzun süre güneşe maruz kalındığında, ultraviyole A ve B ışınları, deri hücrelerinizi yakarak cildinizde hasar bırakır. Bu hasarın oluşması için gereken süre ve hasarın derecesi, cilt tipinize göre değişiklik gösterir. Sarışınlar, esmer tenlilere oranla daha hassas olduklarından bu tip durumlarla daha sık karşılaşırlar.

Özellikle güneşe çıkıldığı ilk gün kızarıklıkla başlayan ve ilerleyen saatlerde hafif acı veren yanıklar, birinci derece yanıklardır ve cildin epidermis adı verilen en üst tabakasının etkilenmesi sonucu oluşurlar.

İkinci derecedeki güneş yanıklarında ise derinin daha alt tabakası ve sinir uçları hasar görmüştür ve iyileşme süreci, birinci derece yanığa göre daha ağrılı ve zaman alıcıdır.

EN AZ 30 FAKTÖRLÜ KREM

İkinci derece yanık sonrasında meydana gelmesi muhtemel su dolu baloncuklar, acının artmasına sebep olurlar. Bu baloncukların patlatılması enfeksiyon riski oluşturacağından son derece sakıncalıdır ve mutlaka bir uzman danışmanlığında tedavi edilmelidir. Ultraviyole A ve B ışınlarından korunmak için dört mevsim en az 30 koruma faktörlü krem kullanmak gerekir.

Bu kremlerden maksimum faydayı elde edebilmek için doğru uygulamak çok önemlidir. Güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeleri ve iki saatte bir yenilenmeleri gerekir. Sık aralıklarla denize ya da havuza giriliyorsa, iki saatlik bu süre daha kısa tutulmalıdır. Koruyucu kremler eşliğinde dahi olsa güneşe çıkarken şapka kullanmak da tedbirler arasında yer alır.

ELASTİK TABAKASI YIPRANIR
Güneş ışınlarının bilinen bir diğer zararı ise erken yaşlanmaya sebep olmasıdır. Cilde esneklik kazandıran liflerin bulunduğu elastin tabakası, korumasız güneşe maruz kaldığında yıpranır ve olması gerekenden çok daha önce cildinizin sarkmasına sebep olur. Gerekli koruyucular kullanılmadığında güneş, cildinizde bir ömür taşıyacağınız çil ve lekelerin oluşmasına da yol açabilir.

Bu lekeler, genellikle yüz ve boyun bölgesine yerleşirler ve güzelleşme çabanız, geri dönülmez bir hüsranla sonuçlanabilir.

Güneş kremi seçiminizi yaparken, çinko oksit ve titanyum dioksit içeren ürünleri almaya özen gösterin.

Bu iki madde, zararlı UV ışınlarına karşı adeta set vazifesi görüyor. Seçtiğiniz kremin kimyasal içermemesi de son derece önemli. Yetişkinler için 30 koruma faktörü ideal kabul edilebilirken, çocuklar için bu rakam, biraz daha yükseltilmeli. Zararlı UV ışınlarını engelleyen maddeler arasında; padimate O homosalate, octyl methoxycinnamate, benzophenone, oktil salisilat, phenylbenzimidazole sülfonik asit ve octocrylene de sayılabilir.
Güneş kreminizi seçerken, özellikle alerjik bünyeye sahip olanlar, muhakkak doktorlarına danışmalılar. Güneşin zararlarından korunayım derken daha büyük hasarlara sebep olmamak gerekir.

Cildinizi güneşten korumak için cildinizi koruyacak gıdalarla da beslenmeniz gerekir. İngiltere’de gönüllüler üzerinde yapılan bir araştırma; domates yemenin cilt üzerindeki mucizevi faydalarını ortaya çıkardı. Araştırmaya katılan gönüllüler iki gruba ayrıldı ve birinci gruba 12 hafta boyunca günde beş kaşık domates püresine 10 gr. kadar zeytinyağı ilave edilerek yedirildi. İkinci grup katılımcılara ise sadece zeytinyağı verildi. Araştırma sonunda; iki grup incelendi ve domates yiyenlerin UV ışınlarından, yemeyenlere oranla yüzde 33 daha az etkilendiği görüldü.

SOLARYUM GÖZLERE ZARARLI
Yoğun çalışma hayatı içinde tatile çıkacak vakti olmayanlar, bronzlaşmak için çok daha tehlikeli bir yol olan solaryumu tercih ediyor. Gelişen teknoloji ve yeni yöntemler, insan sağlığını koruyarak bronzlaşma sağladıklarını iddia etse de, araştırmalar bunun tam aksini söylüyor.

Son yıllarda Amerikan Kanser Birliği, Amerikan Dermatoloji Akademisi ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi bir araya gelerek solaryuma karşı bir kampanya başlattılar.

Bunun en önemli sebebi; hızlı ve kalıcı bronzlaşma sağlayan bu yöntemde kullanılan ampullerin yaydığı ultraviyole A ve B ışınları. Yapılan araştırmalar solaryumun, cilt üzerindeki olumsuz etkileri ispatlanan bu ışınlar dışında da zararları olduğunu gösteriyor; göz ve bağışıklık sistemi üzerinde de hasar bırakıyor.

CİLDİNİZİ HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞI İLE NEMLENDİRİN

Kurumuş cildinizden yana şikayetiniz varsa, işe daha fazla su içerek başlayabilirsiniz. E vitamini yönünden zengin Hindistan cevizi yağı da cildinizi nemlendirmek için seçebilecekleriniz arasında yer alıyor. Hindistan cevizi yağını kuruyup yıpranmış saçlarınıza da uygulayabilirsiniz. Kırışıklıklar, özellikle hanımlar için adeta bir kabustur. Ortaya çıkmalarını engellemek neredeyse imkansız; ancak daha az belirgin olmalarını sağlamak mümkün. C vitamini yönünden zengin beslenmek, kırışıklıkların belirginliğini azaltmada en iyi yardımcınız olabilir. Bu haftaki alışveriş listenize; çilek, kırmızı biber, kivi, portakal gibi narenciyeler, limon, ananas, mango ve Brüksel lahanası arasından seçtiklerinizi ekleyin.

Devamını Oku...

Cilt Bakımı

Parfüm Güneş Yanıklarına Neden Olabilir

Yayınlanma:

,

Bergamot otu, lavanta ve biberiye esanslarından oluşan parfümler, cildinizi zararlı ışınlara karşı savunmasız hale getirir. Parfümü cildinize değil, kıyafetlerinizin üzerine sıkın

Cilt tipleri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Güneş altında kalacağınız zaman, güneş kremi tercihinizi etkileyen faktörlerdir. Washington Üniversitesi Dermatoloji Birimi’nin güneş kremleri üzerinde yaptığı araştırmaya göre; güneş kremleri, güneş losyonlarından çok daha etkili koruma sağlar. Güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeleri ve iki saatte bir yenilenmeleri gerekir. Güneşe çıkmadan önce sıkılan parfüm ve deodorant ise güneş kreminin koruyuculuğunu yitirmesine neden olabilir. Bunun sebebi, bazı parfüm ve deodorantlarda UV ışınlarına reaksiyon gösteren maddelerin bulunmasıdır. Dolayısıyla güneş kremleri, UV ışınlarına karşı en etkili silah olsa da, bazı faktörlere dikkat edilmesi gerekir.

NARENCİYE HASSASLAŞTIRIYOR
Eminim birçoğunuz turuncu renkteki meyveleri, yüksek C vitamini kaynağı olmaları sebebiyle, özellikle kış ayları boyunca grip ve benzer hastalıklardan korunmak için tüketiyorsunuz. Oysa narenciyelerin; kanserden korumak, kalp hastalıkları riskini azaltmak ve tansiyonu düşürmek gibi bilinenin dışında faydaları da var. Portakal, limon, greyfurt ve mandalina gibi narenciye sınıfına giren meyveler, ilk olarak Güney-Güneydoğu Asya ve Avustralya’da yetiştirilmeye başlanmış.
Şimdilerde hem faydalı, hem de lezzetli oluşları sebebiyle tüm dünya genelinde (Türkiye de dahil) üretiliyor. En çok tüketilen narenciyelerden biri de portakal.
Dünya genelinde sadece bir yılda ortalama 70 milyon ton portakal üretiliyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; narenciyeler, içerdikleri flovonoid ve fitokimyasallar sayesinde kanser oluşumunu önleyici etkiye sahipler. Narenciye ayrıca, cilt üzerinde ve vücutta temizleyici özelliğe sahip.
Vücuttan zararlı toksinlerin atılmasında C vitamininin yeri yadsınamaz nitelikte.

YANIKLA SONUÇLANABİLİR
C vitamininin faydaları saymakla bitmez. Yalnız yaz aylarında C vitamini tüketirken dikkat etmekte fayda var. Güneşe çıkmadan hemen önce ya da güneşin altında tüketilen C vitamini, fitofotodermatit adı verilen ağır bir yanık ile sonuçlanabilir.
Bu da ağrılı bir kızarıklık, iritasyon, kabarcıklar ve hatta ikinci basamakta bulantıya neden olabilir. Disi Sina Hastanesi’nde yapılan araştırmalara göre, narenciye içinde yer alan asitler (özellikle de limon) cildi pul pul dökerek, ölü hücrelerden temizler. Cilt derisinin bu şekilde yenilenmesi, cildi UV ışınlarına karşı savunmasız hale getirir. Bu durum, yanık ve güneş lekelerine sebep olur. Aynı araştırmaya göre, güneşin zararlı UV ışınlarıyla reaksiyona giren ve ağrılı bir döküntü oluşturan furanocoumarin hastalığının sebebi bu asitlerdir. Araştırma sonuçlarında ayrıca, narenciyenin deri ile teması sonrasında UV ışınlarıyla çok çabuk reaksiyona girdiğinden, mutlaka temas sonrası yıkanması önerilmektedir.

CİLT SAVUNMASIZ KALIR
Terleme; pek çok hastalıktan kaynaklı olabileceği gibi, psikolojik etkenlere bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir. Terlemenin ortaya çıkışındaki bir diğer etken ise yaz aylarında vücut sıcaklığının artmasıdır.
Terlemeyle ortaya çıkan ter kokusuna karşı yıllardır çözüm aranmaktadır. Birtakım cerrahi operasyonlar yapılabiliyor olsa bile çoğu birey çareyi parfüm ve deodorantlarda arar. Fakat özellikle yaz aylarında bu ürünleri kullanırken dikkat etmek gerekir. Ürünlerin içinde koku esansiyelleri haricinde farklı pek çok madde bulunabilmektedir.
Bu maddeler hem cildi tahriş etmekte, hem de UV ışınları ile reaksiyona girmektedir. Baylor Tıp Koleji’nin yaptığı araştırmalara göre; özellikle bergamot otu, lavanta ve biberiye esanslarından oluşan parfümler cildinizi zararlı ışınlara karşı savunmasız hale getirir. Dolayısıyla parfüm seçiminde ve kullanımında dikkat etmek gerekir. Bunun yanı sıra güneşe çıkmadan önce parfümünüzü cildinize temas ettirmek yerine kıyafetlerinizin üzerine sıkın. Eğer tatile çıkıyor ya da yanınızda eşya taşıyorsanız; çanta, şapka vb. aksesuvarlarınıza parfüm sıkmanız daha sağlıklı olacaktır.

İLAÇLARA DİKKAT
Yaz aylarında ilaç kullanımı da önemli bir yere sahiptir. Çünkü ağrı kesici, soğuk algınlığı ilaçları, akne kurutucu ilaçlar ve cilt bakım ilaçları; sizi güneşe karşı savunmasız bırakabilir. Bazı ilaçlar fotosensitivasyon maddeleri içerdiğinden, sizi güneşten koruyamaz. Amerikan Cilt Kanseri Vakfı (ASCF) tarafından hazırlanan bir rapora göre;ilaçların içinde yer alan moleküller, güneşin UV ışınlarını absorbe edecek ve onları cildinize geri vererek hücrelerinizde tahribata yol açacaktır. Bu ilaçları uyguladıktan ya da aldıktan sonra güneş ışınlarına maruz kalmamaya çalışın. Ancak dışarı çıkmanız gerekiyorsa, cildinizi SPF 30 güneş kremi ile koruyun. Yapılan araştırmalara göre 30 SPF özellikli güneş kremleri, morötesi ışınların yüzde 97’sini, 50 SPF yüzde 98.5’ini engeller. Yetişkinler için 30 koruma faktörü ideal kabul edilebilirken, çocuklar için bu rakam biraz daha yükseltilmelidir.
Güneş ışınlarının bilinen bir diğer zararı ise, erken yaşlanmaya sebep olmasıdır. Cilde esneklik kazandıran liflerin bulunduğu elastin tabakası, güneşe maruz kaldığında yıpranır ve olması gerekenden çok daha önce cildinizin sarkmasına sebep olur. Gerekli koruyucular kullanılmadığında güneş, cildinizde bir ömür taşıyacağınız çil ve lekelerin oluşmasına da yol açabilir.

YETERİNCE SU İÇİN
Güneş yanıklarıyla ortaya çıkan iltihaplanma ve tahriş, cildinizin dış tabakasını bozarak hidrasyon kaybına neden olabilmektedir. Özellikle şiddetli yanık vakalarında dehidrasyon ve elektrolit bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Cildiniz iltihaplandığında ya da hasar gördüğünde; ağrı ve kaşıntı hissi, yerini zamanla yanık hissine bırakabilmektedir. Tüm bunlar su tüketimiyle yakından ilgili durumlardır. Cilt kendini yenilerken, buharlaşmadan kaynaklı su kayıpları yaşar. Nem dengesi bozulan cilt, kuruyarak UV ışınlarına karşı savunmasız hale gelir. Dolayısıyla cildin nem sürekliliğini sağlamak için günde en az sekiz bardak su tüketilmelidir.

ILIK DUŞ ALIN
Sıcak duş ve buhar banyoları, ciltteki ölü hücrelerin temizlenmesine yardımcı olur. Fakat kalp, solunum, akciğer gibi hastalıklara sahip bireyler için sıcak duş tehlike yaratabilir. Özellikle yaz aylarında alınan sıcak duş, cildi güneşe karşı hassaslaştırır ve cilt yanıklarına sebep olabilir. Dolayısıyla bu aylarda duş sıcaklığına dikkat etmek gerekir. Soğuk duşun kan dolaşımını hızlandırdığını, stresi azalttığını ve daha dinç olmanıza yardımcı olduğunu unutmamak gerekir.

ÇAY VE SİRKE AĞRILARI AZALTIR

  • Duş alacağınız suya bir fincan elma sirkesi karıştırın. Yanık ağrınızı hafifletecektir.
  • Bir tülbente yulaf ezmesi doldurun. Suyun altında tutarak yumuşamasını sağlayın. Lapa haline geldiğinde yanık bölgesine iki saatte bir uygulayın.
  • Sabundan kaçının. Sabun cildi kurutacağından, daha fazla ağrı hissetmenize neden olacak ve cildinizi kötüleştirecektir.
  • Çay poşeti kullanın. Çayın içinde güneş yanığı ağrısını hafifleten tannik asit bulunmaktadır.
  • Mısır nişastasına su ekleyin ve yanık bölgeye sürün.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.