Bizimle iletişime geçin

Genel

Burun Spreyleri Bağımlılığa Neden Olabilir

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Burun Spreyleri Bağımlılığa Neden Olabilir

Özellikle kış aylarında kullanılan burun spreyleri bağımlılığa neden olabilir… Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Müzeyyen Doğan, burun spreylerinin doktorlar tarafından önerildiği süre ve doz dışında kullanılmaması gerektiğini söyledi.

Burun spreylerinin doktorlar tarafından önerildiği süre ve doz dışında kullanılmaması gerektiğini söyleyen Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Doç. Dr. Müzeyyen Doğan, “Uzun süreli kullanım durumlarında bağımlılık yapabilir ve kan değerlerini değiştirebilir” dedi.

Doç. Dr. Doğan, özellikle kış aylarında kullanılan burun spreylerine yönelik uyarılarda bulundu. Mevsimsel olarak üst solunum yolu enfeksiyonları, burun tıkanıklığı ve akıntısının hızla arttığını belirten Doç. Dr. Doğan, “Burun spreylerini içerdiği etken maddeye göre kısa süreli kullanılanlar ve uzun süre kullanılması gerekenler şeklinde iki grup halinde düşünebiliriz. Doktorlar tarafından önerilen burun spreyleri, süre ve önerilen doz dışında kesinlikle kullanılmamalıdır” diye konuştu.

“Uzun Süreli Kullanım Kan Değerlerini Değiştirebilir”

Kısa süreli kullanılması gereken spreylerin uzun süreli kullanımlarında ilacın etkinliği azaldığı için giderek daha sık ve daha yüksek dozlarda kullanma eğilimi oluştuğunu dile getiren Doç. Dr. Doğan, “Uzun süreli kullanım durumlarında bağımlılık yapabilir ve kan değerlerini değiştirebilir. Yapılan hayvan deneylerinde de beşinci günden sonra burun mukozasında hasarın başladığı sekizinci haftanın sonunda ise artık kalıcı hasar meydana geldiği gösterilmiştir. Doz aşımı ve yan etkilerde terleme, hızlı ve düzensiz kalp atışları gözlenir. Burun içi dokusunda meydana gelen kuruluk sebebiyle burun kanamaları olabilir” ifadelerini kullandı.

Yaşanılan Ortamdaki Klima ve Kaloriferlere Dikkat!

Burun tıkanıklığının sinüzit ve orta kulak iltihabına yol açtığını belirten Doç. Dr. Doğan, “Böyle durumlarda burun tıkanıklığının giderilmesinde kısa süreli olarak burun spreyleri kullanılabilir. Ancak yaşanılan ortamlarda kullanılan kalorifer ve klimalar da solunan havanın nemini azaltır. Burunda meydana gelen kuruluk ve burun etlerinin buna reaksiyon olarak büyümesi sonucunda da tıkanıklık hissi meydana gelebilmektedir” açıklamalarında bulundu.

Psikolojik Bağımlılık

Üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında kullanılan spreylerin hastada yarattığı rahatlama hissi nedeniyle, hastalık sonrasında da bazıkişilerin çevresel faktörlere bağlı tıkanıklarda da aynı spreyi kullandığını aktaran Doç. Dr. Doğan, “Bu önce psikolojik bağımlılık şeklinde başlar, daha sonra kullanım süresi uzadıkça burun içi dokularda meydana gelen değişiklikler nedeniyle burun fonksiyonları bozulmaya başlar. Hasta giderek burun spreyi kullanmadan nefes alamadığını ifade eder.Kısa süre kullanılması gereken burun spreyleri hızlı etki eder ve dakikalar içerisinde burundaki tıkanıklık hissini giderir. Günde 3-4 defadan fazla önerilmez” dedi.

Geçici Çözüm Oluyor

Burun tıkanıklıklarının sprey yardımıyla açılmasının geçici bir çözüm olduğunun altını çizen Doç. Dr. Doğan, “Bazı etken maddeli spreyler buruna kan götüren ufak damarların çevresindeki kas dokusunun kasılmasını sağlayarak, burun kanlanmasını azaltır ve dokulardaki şişmeyi gidererek, burnumuzun açılmasını sağlar. Ancak bu geçici bir çözümdür, yaklaşık 6 saat sonra bu kaslar gevşeyerek burun mukozası ve konkalar daha fazla şişerek burun tıkanıklığı artar” diye konuştu.

“Uzun Süreli Kullanımlarda Doku Hasarı Oluşuyor”

Spreylerin uzun süre kullanılması durumunda meydana gelebilecek doku hasarını gidermek için öncelikle bu spreylerin kullanımının kesilmesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Doğan, şu bilgileri verdi: “Eğer prostat büyümesi, yüksek tansiyon, dar açılı göz tansiyonu, diyabet, kalp hastalığı, atardamarlarda sertleşme, tiroit problemleri, göz tansiyonu, kalp hastalığı gibi rahatsızlıklarınız varsa bu ilacı kullanmadan önce doktorunuzu bilgilendirmeniz gerekmektedir. İlacın kullanımı bu hastalar için uygun olmayabilir. Bununla birlikte iki yaş altındaki çocuklarda, gebelik ve emzirme dönemlerinde de kullanılmamalıdır.”

Kullanım Süresine Dikkat!

Kısa süreli kullanılması gereken burun spreylerinin çeşitli hastalıklar sonrasında tıkanıklıkları gidermede faydalı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Müzeyyen Doğan, “Soğuk algınlığı veya kısa süre içerisinde gelişen başka bir nezle ile ilgili olan burun tıkanıklıkları, yeni başlamış nezle, alerji olmaksızın burunda meydana gelen tıkanıklıklar, orta kulak iltihabı; burun çevresinde bulunan sinüslerin iltihaplanmasıyla oluşan burun tıkanıklıkları ve burun veya burun çevresinde bulunan sinüslerin hastalıklarında salgıların akmasını kolaylaştırmak ve burun boşluğunun incelenmesini (rinoskopi) kolaylaştırmak için kullanılır.Kullanım süresi 3-5 gün ve günde 3-4 defa ikişer puf şeklindedir” dedi.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Yoğurdun Sağlığa Faydaları

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Yoğurdun Sağlığa Faydaları

Yoğurdun sağlığa faydaları; tüm dillerde söylenişi hatta yazılışı bile aynı… Türk kültürünün keşfettiği en önemli yiyeceklerden biri olan yoğurdun ilk defa nasıl elde edildiği, nasıl sofralarda yerini aldığı tam olarak net değil. Kültürümüzün bir parçası olarak Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar yolculuk eden yoğurt 16.yüzyılda Fransa kralına şifa olunca Avrupa’da ünlenmeye başladı. Yoğurt bizlerde yiyecek olarak tüketilirken Avrupa’da ise bir ilaçtı. Yoğurt Amerika’da ise yaklaşık 50 yıl önce tanınmaya başlandı.
Her derde deva olan ve diyetlerde önemli yer tutan yoğurt protein, yağ, vitamin ve mineral madde kaynağıdır. Besin değeri süte göre çok daha yüksektir. Hatta yoğurt Japon bilim adamları tarafından incelenmiş ve radyoaktivite hastalıklarını engellediği tespit edilmiştir.

İşte bu mucizevi besinin sağlığınıza olan faydaları…

Yoğurt, kilo yönetimine yardımcı olabilecek çeşitli özelliklere sahiptir. Yoğurt, protein bakımından oldukça yüksektir ve genel olarak diyetinizi iyileştirebilir. Bilim adamlarının sonuçlanan çalışmaları, her geçen gün yoğurt hakkında yeni bilgiler edinmemizi sağlıyor. İçerdiği vitamin ve minerallerin yanı sıra kilo kontrolünde de son derece faydalı olduğunu artık biliyoruz. Bel çevresinde biriken yağlar, güzellik kaygısının çok ötesinde etkilere sahiptir. Özellikle bu bölgede birikiyor olmaları; diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser tiplerini işaret ediyor olabilir. Bu sebeple kontrol altında tutulmaları son derece önemlidir. Yoğurt, içerdiği sağlıklı bakteriler sayesinde bağırsak sisteminizi harekete geçirmekle kalmayıp bağışıklık sisteminizi de kuvvetlendirir.

Diyetinize yoğurdu ekleyin

Araştırmacılar, diyetlerinde günde üç öğün yoğurt tüketenlerle tüketmeyenlerin bel çevrelerinden kaybettikleri yağ oranını incelemişler. Buna göre günde üç öğün yoğurt tüketenlerin, yüzde 81 oranında daha fazla yağ yaktıkları tespit edilmiş.

Yoğurt doğal bir vitamin takviyesi gibidir

Hangisiyle başlayacağımı bilmiyorum! Genel olarak, bir porsiyon yoğurt, önemli bir potasyum, fosfor, riboflavin, iyot, çinko ve B5 vitamini kaynağıdır. Buna ek olarak, sinir sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olan ve kırmızı kan hücrelerinin üretimini koruyan B12’yi de içerir. Kalsiyumu da bu listeye ekleyelim! Kalsiyumun osteoporozu önlediğini kanıtlamıştır.

Kan şekerinizi kontrol altında tutar

Yapılan araştırmalar yoğurtta bulunan yağın; yoğurttan alacağınız A, D vitamini ve bazı besin maddelerinin daha iyi emilmesine sebep olduğunu gösterdi. Ayrıca yoğurtta bulunan yağ, asitten gelen laktozu dengeleyerek kan şekeri kontrolünde de yardımcı rol oynar.

Tansiyon düşürücü etkisini unutmayalım…

Yapılan bir çalışmada, günde iki ya da daha fazla yoğurt yiyenlerin, hiç yoğurt tüketmeyen ya da daha az tüketen insanlara kıyasla, hipertansiyon geliştirme olasılığı yüzde 54 daha az olduğu gösterilmiştir.

Kalp sağlığını korur

Yağ içeriği ne olursa olsun, yoğurt, “iyi” HDL kolesterolü artırarak ve kan basıncını azaltarak kalp sağlığına yarar sağlar.

Osteoporoza karşı etkili

Yoğurt, kemik sağlığında da kilit rol oynayan vitamin ve mineraller bakımından zengindir. Düzenli olarak tüketmek osteoporoz riskini azaltabilir.

Güçlü bir bağışıklık sistemi için yoğurt tüketin

Düzenli olarak yoğurt tüketmek bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve hastalığa yakalanma olasılığınızı azaltır. Probiyotiklerin, viral enfeksiyonlardan bağırsak bozukluklarına kadar çeşitli sağlık koşullarına bağlı enflamasyonu azalttığı gösterilmiştir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Genel

Probiyotikler ile Sağlığınıza Destek Olun

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Probiyotikler ile Sağlığınıza Destek Olun

Probiyotikler ile sağlığınıza destek olun; bakteri denildiğinde akla ilk gelen şey kötü bakterilerdir. Ama sağlığımıza destek veren iyi bakteriler de vardır. Bu bakteriler probiyotiklerdir. Probiyotik, bağırsakları düzenleyen ve bağışıklığı güçlendiren mikroorganizmalara verilen addır. Probiyotikler, bağırsağın doğal florasının hastalığa neden olan hemen her türlü düşman organizmaya karşı birer bariyer oluşturmasına yardımcı olmaktadır.Probiyotikler alerji, artrit, astım, kanser, depresyon, kalp hastalığı ve gastrointestinal problemleri de dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde yardımcı rol oynar.

Vücudumuza Yarar Sağlayan Probiyotikler

-Bağırsak sağlığında etkilidir.
-Kadınlar ve bebeklerin sağlığında önemli rol oynar.
-Herhangi bir hastalıkta daha hızlı iyileşmenizi sağlar.
-Kilo vermemize yardımcı olur.
Araştırmalara göre; bağırsaklarımızdaki probiyotiklerin bakterilerin alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının önüne geçilmesine yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır.Kalın bağırsağımızla ilgili yaşadığımız problemlere, aldığımız probiyotiklerle engel olabiliriz. Probiyotiklerin düzenli olarak kullanılmasıyla daha kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek mümkün. Aynı zamanda vücudumuzdaki bakteri dengesini de iyi yönde değiştirmektedir. Probiyotikler, vücudumuzdaki iyi bakterilerin sayısı arttırırken, kötü bakterilerin de çoğalmasını engeller. Probiyotik açıdan zengin besinleri beslenmenize dahil etmenizi öneririm.Bağırsaklarımızda iyi bakteriler kötü bakterilere göre daha fazladır. Probiyotikler kötü bakterilere karşı fiziksel bir duvar örerek bağırsakta faydalı bakteri görevi üstlenmektedirler.

Probiyotiklerle Kilonuzu Kontrol Altına Alın

Probiyotikler kilonuzu kontrol altına almanıza da yardımcı olur. Probiyotikleri doğal gıdalarla ve lifli gıdalarla vücudumuza alırız. Probiyotiklerin vücudunuzdaki sayısını arttırmak kilo vermenize yardımcı olacaktır.
Yediğimiz çeşitli şekerler ve karbonhidratlar vücudumuzdaki iyi bakterileri yok etmektedir. Aldığımız probiyotikler sayesinde karbonhidrat ve şeker gibi ihtiyaçlarımızın önüne geçmekteyiz.
Antibiyotiğin Çaresi Probiyotikte
Antibiyotik almak vücudumuzdaki bakteri sayısında dengesizliğe yol açmaktadır. Probiyotikler bu durumun dengelenmesine yardımcı olabilir. Antibiyotikler kötü bakterileri öldürmekle görevlidir. Ama kötü bakterileri öldürürken iyi bakterileri de öldürür. Bu da gaz, kramp, kolit ve ishal gibi durumlara yol açar. Probiyotikler bu rahatsızlıkların ortadan kaldırılmasına yardımcı olur.
Peki düzenli probiyotik alımının vücudumuzda yarattığı olumlu etkileri nelerdir?
-Besin öğelerinin emilimini sağlar.
-Patojen bakterilerin (iyi yıkanmamış gıdalarla bulaşabilen bakteri) üremesini engeller.
-Bağırsak mikroflorası bağışıklık sistemine iyi geldiğinden, cilt sorunlarını düzeltmede de yardımcı olur.
-Bağırsak mikrobiyotasının yeterli olması sonucuyla inflamatuar gıda alımı sonucu oluşan inflamasyonu azaltmada yardımcı olur.
-Vücut direncinizi artırarak sizi hastalıklara karşı korur ve sürekli olarak soğuk algınlığıyla ilgili bir problem yaşıyorsanız hastalığın süresini azaltmaya yardımcı olur.

Zengin Probiyotik Kaynakları

Kalsiyum Kaynağı Yoğurt; B vitamini ve kalsiyum ve potasyum içerir. Kemikleri güçlendirir.
Lahana Turşusu; Doğal olarak fermente edilmiş besinler probiyotik bakımından zengindir. Aynı zamanda lif, B ve C vitaminlerini içerir.
Salatalık Turşusu; Salatalık turşusu da tıpkı lahana gibi çok iyi bir probiyotik kaynağıdır.
Yoğurt, ayran, keçi sütü, şalgam, turşu vb. gibi fermente gıdalar, probiyotik açısından zengindir. Ancak sağlıklı sindirim sistemine kavuşmak; tek gecelik yoğurt yemeyle gelen mutluluğun ötesinde düzenli olarak fermente gıdaların tüketimi ile gerçekleşir. Probiyotikleri doğal yollarla almayı unutmayın…

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Pırasanın Sağlığa Olan Faydaları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Pırasanın Sağlığa Olan Faydaları

Soğana ve sarımsağa benzeyen yapısı ile çoğu kişi tarafından sıklıkla tüketilmeyen pırasa, aslında birbirinden farklı ve çok önemli özelliklere sahiptir. Pırasa yılın her mevsiminde yetişebilen allium familyasına ait genellikle yaprakları için üretilen ancak sapı da kullanılan bir bitkidir. Bazı ülkelerde tipik olarak yemek yanında çiğ olarak yaprakları yense de Çin dahil olmak üzere bazı ülkelerde de pişirilerek yenilmektedir ve yaprağı kadar sapı da değerlidir. Pırasanın ilk çıktığı zamanlar kısa bir sapı vardır, ancak çiçek açtığında genişler ve dallanır. Pırasa sarımsak ve soğan ile yakın akraba olmasından dolayı hafif bir soğan tadı mevcuttur. Her ne kadar insanlar için faydaları yüzünden tercih edilse de tüketim grafiği çok yüksek ve dünya üzerine en önemli besinler arasındaki yerini almıştır. Pırasa son derece ucuz olan, kolaylıkla yetişen ve son derece faydalı bir sebzedir ve insan sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Bunun yanında kozmetik endüstrisinde de kullanılan pırasa ilaç yapımında da etkili bir rolü vardır ve bu sektörlerde de yerini almıştır. Peki pırasanın faydaları nelerdir? Hangi hastalıklara şifa olur? İşte pırasanın bilinmeyen özellikleri…

PIRASANIN FAYDALARI NELERDİR?

– Antioksidan özelliği sayesinde kansere ve kronik rahatsızlıklara karşı koruyucudur. Özellikle prostat kanseri ve kolon kanseri gibi türlerinde fayda sağlar.

– Kolesterolü düşürür.

– İçerdiği K vitamini sayesinde kemik sağlığını korumada yardımcı olur.

– Damar sertliğini engeller, damar hastalıkları riskini azaltır. Kan dolaşımını düzenler.

– Lifli olduğundan bağırsak için faydalıdır. Kabızlık problemini önler.

– Etkili bir idrar söktürücüdür.

– Zengin demir içeriği sayesinde saç dökülmelerini engeller ve demir eksikliğine bağlı oluşan anemi gibi rahatsızlıklarda yardımcı olur.

– Solunum sistemi için de faydalıdır.

– Böbrekler ve karaciğer için de büyük fayda sağlar.

– Soğuk algınlığı, öksürük, grip, nezle, bronşit ve balgam gibi rahatsızlıkların önlenmesine, bu hastalıklardan korunmaya yardım eder.

– Kan dolaşımını düzenler.

– Kolesterolün dengelenmesine yardım eder.

– İştahın açılmasına yardım eder. Özellikle taze pırasa tüketirseniz, iştahınız açılır ve daha fazla yemek yeme isteği duyarsınız.

– İdrar söktürür.

– Sinüzit gibi rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olur.

– Gut hastalığına karşı da faydalıdır.

– Bol miktarda omega 3 içermektedir. Bu sayede kolesterol, kalp – damar rahatsızlıklarını ve tansiyon sorunları dışında depresyon gibi rahatsızlıklara karşı da yardımcı olur.

– Solunum sistemi için yararlıdır. Grip, nezle, bronşit gibi solunum sistemi rahatsızlıklarında ve öksürük ve balgam gibi problemlerin önlenmesinde yardım eder.

– Hamile kadınların beslenme sürecinde önemli bir rol oynayan folik asit (B9 vitamini) bakımından zengindir.

– Kandaki şeker seviyesini düzenlemeye yardım eder.

Sağlıklı yaşamla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

seo web tasarım