Bizimle iletişime geçin

Sağlıklı Yaşam

Bitkilerin Gücüyle Sağlıklı Yaşamanın Yolları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Bitkilerin Gücüyle Sağlıklı Yaşamanın Yolları

Sağlıklı yaşlanmanın ilk koşulu sağlıklı yaşamdan geçiyor. Dengeli beslenme, düzenli spor yapma, iyi ve kaliteli uyku düzeni sağlıklı bir yaşlanmayı getiriyor. Ancak bu standartların ömür boyu korunması gerektiğini altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hakan Terekeci, kişinin yaşına, aile geçmişine ve çevresel faktörleri bağlı olarak bazı bitkisel desteklerin de yarar sağlayabileceğini söyledi. Bitkilerin gücünden yararlanarak sağlıklı yaşlanmanın mümkün olduğunu belirterek bazılarını bildiğimiz, bazılarını ise ilk kez duyacağımız önerilerini sıraladı… İşte bitkilerin gücüyle sağlıklı yaşamanın yolları…

GEREKİYORSA ANTİOKSİDAN VE VİTAMİN DESTEĞİ ALIN

Yaşlanmanın da ötesinde birçok kronik hastalığın önlenmesinde ve yavaşlatılmasında antioksidanların desteğine başvurulduğunu söyleyen Doç. Dr. Hakan Terekeci, “ A vitamini, C vitamini, E vitamini, Selenyum gibi bazı vitamin ve mineraller ciddi antioksidan etkiye sahiptir. Ancak vitamin, mineral ve besin desteklerinin mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerekir. Kendi kendine kullanılacak bir takviyenin başka bir ilaç veya başka bir hastalık ile etkileşerek önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalıdır.” diye konuştu.

GİNGKO BLOBA İLE YAŞLANMAYI GECİKTİRİN

Doğu tıbbında binlerce yıldır kullanılan Gingko Bloba ağaçlarının 200 milyon yıldan uzun zamandır var olduğu biliniyor. Ömrü 3000 yıla kadar ulaşan bu bitki sağlıklı yaşlanma için doğal bir alternatif olarak değerlendiriliyor. E vitamini açısından da zengin olduğu bilinen Gingko Bloba üzerinde yapılan literatür çalışmaları, düşünme, algılama ve öğrenme ile ilgili problemlerin azaltılmasına ciddi katkıları bulunduğunu gösteriyor. Çay olarak tüketilebileceği gibi hekim kontrolünde olmak üzere ekstre kapsülleri olarak da kullanılabiliyor.

ZERDEÇALLA BAĞIŞIKLIĞINIZI GÜÇLENDİRİN

Özellikle son yıllarda değeri giderek artan zerdeçalın, hafızayı kuvvetlendirerek öğrenme becerisini artırmasının yanısıra unutkanlık, öğrenme güçlüğü gibi sorunların da hafifletilmesinde etkili olduğu belirtiliyor.Güçlü antioksidan özelliği ile birlikte bağışıklık sistemini güçlendirdiği için hastalıklara karşı korunma da yardımcı oluyor. Kilo vermeye ve ödem atmaya da yardımcı olan zerdeçal diyabetin olumsuz etkilerine karşı da savaşmada güçlü bir silah olduğunu anlatan Doç. Dr. Terekeci, “Zerdeçalı ekstre olarak değil de baharat olarak kullanmayı tercih edenler yemeklerin içine koyabilir. Zerdeçal karabiberle kullanıldığında emilimi arttırarak bu etkilerin açığa çıkmasını da kolaylaştırıyor.” dedi

GİNSENGLE ENERJİNİZİ ARTIRIN

Ginsengin antistres özelliğinin yanı sıra sakinleştirici etkiye de sahip olduğunu anlatan Doç. Dr. Hakan Terekeci, “Salisikasit, kafeik asit, A, B1, B2, B12, C ve E vitaminleri içeren ginsengin tansiyonu, şekeri ve kişinin ruh halini düzenleyici etkisi olduğu biliniyor. Bunların yanında son dönemde yapılan çalışmalarda yaşam süresini artırdığı gösterilmiştir. Ginsengin en önemlisi Kırmızı Kore Ginsengi (Panax Ginseng)’nin lokal uygulamalarında UV ışınlarına bağlı yaşlanmada koruyucu etki yaptığı tespit edilmiştir. Yaşlanmayı geciktirmek için uzun süreli olmayan kürler halinde kullanılabilir” diye konuştu.

ADAÇAYI VE BİBERİYE İLE HAFIZANIZI GÜÇLENDİRİN

Ülkemizde sıklıkla karşılaştığımız ve tükettiğimiz adaçayı bitkisinin de hafızanın güçlenmesine, hatırlama yeteneğinin artmasına yardımcı olduğunu belirten Doç. Dr. Hakan Terekeci, şu bilgileri verdi: “Alzheimer ve demans hastalıklarının gelişiminin önlenmesinde büyük etkisi vardır. İçerdiği luteolin ve apigenin gibi antioksidanlar sayesinde de yaşlanmayı geciktirici özelliği bulunur. Hekim kontrolünde olmak kaydıyla piyasa da var olan adaçayı kapsülleri kullanılabileceği gibi yağı da kıymetlidir. Günde 2 bardak çayının tüketilmesi de oldukça faydalıdır.”

Yapılan birçok araştırmaya göre, Türk mutfağında önemli bir yeri olan biberiyenin de hafıza güçlendirici etkisi bulunduğunu belirten Doç. Dr. Terekeci, “Alzheimer ve demans hastalığında bilişsel işlevi artırmaya yardımcı olduğu gözlenmektedir. Tıbbi nane yağının da benzer etkileye yol açtığı bilinmektedir. Nane yağı hafızayı geliştirir ve uyanıklık durumunu artırır” diye konuştu.

MAGNEZYUM EKSİKLİĞİNİ NOHUT İLE YENİN

En sağlıklı ve en yüksek magnezyum kaynaklarından biri olan nohut, magnezyum eksikliğiyle ortaya çıkan sinirsel iletilerin bozulması, kas kramplarının artması halsizlik gibi sorunların ortadan kaldırılmasında önemli bir kaynak olarak gösteriliyor. Magnezyum eksikliği yaşayan bir kişinin magnezyum ilaçları kullanmasındansa haftada 2 kez nohut tüketmesi öneriliyor. Bununla birlikte demansın önlenmesinde orta yaşlardan itibaren haftada 1 kez nohut tüketilmesinin yararlı olduğu biliniyor.

CEVİZ VE KETEN TOHUMUNU MUTFAKTAN EKSİK ETMEYİN

İçerdikleri yüksek Omega 3 yağ asitleri nedeniyle hafızayı güçlendirici etkisiyle de değeri daha da artan ceviz, aynı zamanda kalp-damar sağlığını koruyarak, beynin kanlanmasında da önemli rol oynuyor. Cevizin içerdiği piridoksin (B6) ile de hafıza koruyucu etkisi de bulunuyor. Yine keten tohumu Omega 3 yağ asitleri açısından zengin içeriğe sahiptir. Öğütülüp başta yoğurt olmak üzere yiyeceklerle karıştırılıp tüketilmesi özellikle kan yağları yüksek kişilerde oldukça faydalıdır.

BALIK VE HAYVANSAL GIDALARI MUTLAKA TÜKETİN

Özellikle soğuk deniz balıkları, somon, diğer deniz ürünleri gibi B12’den zengin ürünlerin sağlıklı yaşam ve yaşlanma için mutlaka tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Hakan Terekeci, şu bilgileri verdi: “B12 vitaminini hayvansal gıdalardan başka bir gıdadan temin etme imkanımız yoktur. Bu nedenle hayvansal gıdaların tüketimi önemlidir. B12 vitamini Nöropatik ağrıların ve Nörodejenerif hastalıkların önlenmesinde önemli bir yere sahiptir.

ANTİOKSİDAN KAYNAĞI OLARAK YABAN MERSİNİNİ UNUTMAYIN

Hızlı öğrenme, daha keskin düşünme ve daha iyi hafıza ile ilgili yapılan çalışmalarda yabanmersini tüketiminin öneminin ortaya konduğunu söyleyen Doç. Dr. Hakan Terekeci, “Ancak piyasada satılan yabanmersini ile karıştırılan ürünlere dikkat etmek gerekir. Kurutulmuş kırmızı meyvelere zaman zaman yabanmersini dendiğini görüyoruz. Gerçek yabanmersini mor renkte, kurutulmuşu ise siyaha yakın bir renkte olmalıdır. Hatta mümkünse taze haliyle tüketilmelidir” diyor.

PAÇA VE İŞKEMBE İLE GÜZELLEŞİN

Sağlıklı beslenme, düzenli bir uyku, yaşlanma karşıtı besin desteklerinin yanı sıra en önemli konulardan biri de cilt ve iskelet bütünlüğünü korumaktan geçiyor. Kollojenden zengin gıdaların alınmasının cilt güzelliğine ciddi oranda katkı sağladığı biliniyor. Kollojenin en yüksek oranda var olduğu hayvansal besin ise paça ve işkembe. Kişinin herhangi bir sağlık problemi yoksa haftada birkaç kez bu ürünleri tüketmesi faydalı bulunuyor. Yüksek kollojen oranı cildin sıkılaşmasını ve eklemlerin esnekliğinin artmasına yardımcı oluyor. Bu tarz sakatatların hazmı zor olduğundan yüksek tansiyon, kalp yetmezliği gibi hastalarda olumsuz etkiler yaratabileceği unutulmamalı ve mutlaka dikkatli tüketilmesi gerekiyor.

BESLENME YÖNTEMLERİNE DİKKAT EDİN

Dengeli beslenme şekli ile vücut için gerekli birçok vitamin ve minerali dengelemenin mümkün olabildiğini hatırlatan İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hakan Terekeci, “Kişinin herhangi bir sağlık problemi yoksa sebze ve et tüketim dengesini koruyarak, kırmızı ve mor meyveleri tüketmek sağlıklı yaşam için önemlidir. Çilek, yabanmersini, kızılcık, ahududu, böğürtlen gibi kırmızı-mor içerikli meyveler ciddi oranda antioksidan içermektedir. Mevsiminde tüketilecek domateste yüksek oranda, A, C vitamini ve folik asit bulunmaktadır. Ayrıca pişirildiğinde miktarı daha çok artan Likopen ise çok güçlü bir antioksidan olarak kabul edilir.” diye konuştu.

Beslenmede, son günlerde sıklıkla gündeme gelen glutenden de sakınmanın doğru olacağını söyleyen Doç. Dr. Hakan Terekeci şu bilgileri verdi:“Gluten intoleransınız tespit edilmese bile, bu gıdaları tükettikten sonra kendinizi rahatsız hissediyorsanız hayatınızdan gluteni çıkarın. Günümüzde Genetiği ile oynanmış tohumlar yüzünden Glutenin de yapısı değişmiş durumdadır. Bu nedenle, Karabuğday, siyez, karakılçık buğdayı gibi genetiğiyle oynanmamış ülkemize özgü tahılları ve unlarını kullanmak sizi sağlıklı beslenmeye bir adım daha yaklaştıracaktır.”

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

D Vitamini COVID-19’dan Koruyor Mu?

Avatar

Düzenleyen

on

Yapılan bazı çalışmalarda, yüksek D vitamini seviyesine sahip olan COVID-19 hastalarının virüsten kurtulma olasılığının çok daha yüksek olduğu görüldü.

COVID-19’un kış ayında ortaya çıkması ve yine bu aylarda yoğun yayılım göstermesi, o zamanlardan beri ‘havalar ısındığında virüs gidecek mi?’ sorusunu hep merak ettirdi.  Uzmanların bu konudaki ilk görüşleri virüsün tamamen yok olmayacağı yönündeydi. Artık havalar ısındı ve virüsün yayılımı da yavaşlamaya başladı. Şimdi merak edilen soru ise bu bir tesadüf mü yoksa virüs gerçekten yaz aylarında yok mu olacak?

Coronavirüsün tamamen yok olmasını sağlayacak olan sıcaklığın 70 derece civarı olduğunu biliyoruz. Coronavirüs bu sıcaklıkta yaşayamıyor ve yok oluyor. Yaz aylarında ise böyle bir sıcaklığa ulaşılmıyor, dolayısıyla da COVID-19 yaz aylarında yok olacak demek pek de mümkün değil. Ancak Rusya İnsan Sağlığı Kurumu’nun yaptığı bir çalışma ile yeni tip coronavirüsün 30 derece ve üzeri sıcaklıklarda bulaşıcılığını kaybettiği gözlendi. Yani coronavirüsün güneş ışığını sevmediği aşikâr. Ayrıca güneş ışığına bir de düşük nem oranı eklendiğinde virüsün yapısı bozulmaya uğruyor ve etkisi kayboluyor.

Araştırmacılara göre her şey yolunda giderse COVID-19’un SARS ve diğer tip coronavirüsleri gibi davranması ve sıcak havalarda yok olup kış aylarında diğer grip, nezle salgınları gibi rutin bir döngüye girmesi olasılık dâhilinde. Elbette henüz COVID-19 bu rutin döngüye dahil olan bir virüs mü kesin bir şey söylemek zor.

D Vitamini yüksek olan hastalar COVID-19’dan kurtulabiliyor

Hava sıcaklıkları arttığında virüs yok olacak mı olmayacak mı diye araştırmalar yapılırken ortaya güneşin bir başka açıdan virüs üzerinde etkili olabileceği sonucu çıktı. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre; D vitamini COVID-19 hastalarındaki ciddi komplikasyonları azaltmaya yardımcı oluyor. 20 yıldan fazla süredir D vitamini hakkında araştırma yapan uzmanlar, D vitamini seviyeleri ile COVID-19 ölüm oranları arasındaki ilişkiyi inceledi ve en yüksek enfeksiyon ve ölüm oranlarının D vitamini seviyesi düşük olanlar arasında görüldüğü ortaya çıktı. Araştırmacılar D vitamininin COVID-19 sonuçlarını olumlu yönde etkilediğini kesin olarak söyleyemese de düşük D vitamini ile COVID-19 ölümleri arasındaki bağlantıyı inkar etmiyorlar.

Bazı ülkeler coronavirüs tedavisinde uygulanan destekleyici yöntemlere D vitamini takviyesi eklemeye ve vatandaşlarını takviye D vitamini almaları konusunda yönlendirmeye başladı. Yapılan çalışma, yüksek D vitamini seviyesine sahip olan COVID-19 hastalarının virüsten kurtulma olasılığının çok daha yüksek olduğunu gösterdi. Bununla birlikte Amerika’daki Northwestern Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma da, ciddi D vitamini eksikliği olan hastaların coronavirüs ile ilgili ciddi sağlık sorunları yaşama olasılığının iki kat fazla olduğunu ortaya koydu.

Sitokin fırtınası ile D vitamini seviyesi bağlantılı

Coronavirüs ile D vitamini arasındaki ilişkiyi inceleyen uzmanlar, bazı coronavirüs hastalarında görülen düşük D vitamini seviyeleri ile, aşırı aktif bir bağışıklık sisteminin neden olduğu hiper-inflamatuar bir durum olan sitokin fırtına tepkisi arasında güçlü bir bağlantı olduğunu keşfetti. Sitokin fırtınası akciğerlere ciddi şekilde zarar verebiliyor ve akut solunum sıkıntısı sendromuna yol açabiliyor. Bu durum da COVID-19 hastalarını ölüme götürüyor gibi görünüyor.

Gıdalardan da D vitamini alabilirsiniz

D vitamininin en büyük kaynağı güneştir. Güneşe maruz kalındığında ciltte üretilen D vitamini daha sonra karaciğere taşınır. Buradan da, bağırsaklardaki yiyeceklerden kalsiyum taşınmasını arttıran ve kalsiyumun iskeleti güçlü tutmak için yeterli olmasını sağlayan aktif bir hormona dönüştürüldüğü böbreklere taşınır. Gün içinde 30 dakika güneşe maruz kalmak D vitamini almanıza yardımcı olacaktır. Ayrıca somon balığı, mantar, takviye eklenmiş gıdalar ve vitamin tabletleri de D vitamini almanızı sağlar.

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Oruç Tutmak Tüm Vücuda İyi Geliyor

Avatar

Düzenleyen

on

Oruç tutmak belli bir bölgeye ya da organa fayda sağlamıyor, tüm vücut üzerinde olumlu sonuçlar ortaya çıkarıyor.

Oruç tutmak, artık sağlık ve kilo kaybı konularında sıkça duyulan sözcükler olmaya başladı. Her ne kadar farklı yöntemlerle denense de aç kalmak üzerine kurulu bir sistem. Özellikle kilo vermek isteyenler arasında oldukça popüler. 2016 yılında Journal of Translational Tıp dergisinde yapılan bir araştırma 8 hafta boyunca aralıklı oruç tutanların, diğer kontrol grubuna göre daha fazla vücut yağı kaybettiğini ortaya koydu. Obesity dergisinin 2018’de yaptığı bir başka çalışmaya göre ise oruç tutmak, kalori kısıtlamaları olan düzenli bir diyete göre daha fazla kilo ve yağ kaybı sağlıyor. Ancak oruç tutmanın faydaları araştırıldıkça artık daha çok uzman tarafından sadece kilo kaybı için değil, sağlık için de önerilir hale geldi. Üstelik oruç tutmak belli bir bölgeye ya da organa fayda sağlamıyor, tüm vücut üzerinde olumlu sonuçlar ortaya çıkarıyor.


Cilt

Serbest radikallere maruz kalmak cilt hücrelerine zarar vererek kırışıklıklara, lekelere ve ince çizgilere neden olabilir. Oruç tutmak, hücreleri daha dayanıklı hale getirir, cildin daha pürüzsüz ve daha sıkı kalmasını sağlayan oksidatif stresin neden olduğu hasara dayanmalarına yardımcı olur.

Kaslar

Kilo verirken daima kasları ve yağ dokularını kaybedersiniz. Ancak oruç tutmak yağ yakımını arttırır. Bu nedenle diğer diyetlerden daha fazla ve daha az kas kütlesi kaybedersiniz. Daha yağsız kas kütlesi de metabolizmayı hızlandırır.

Beyin

Oruç bilişsel işlevi arttırır, yeni beyin hücrelerinin büyümesini teşvik eder hatta ruh halinizi daha olumlu hale getirebilir. Periyodik olarak kalori kısıtlaması beyne bağlantılarını güçlendiren koruyucu proteinler üretmesi için sinyal verir.

Kalp

Oruç tutmak kötü kolesterol seviyesini yüzde 32’ye, trigliseritleri yüzde 42’ye kadar düşürebilir ve kan basıncı üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Tüm bunlar bir araya geldiğinde kalp hastalığı riskiniz önemli ölçüde azalır.

Pankreas

Bir yemeğin ardından yiyeceklerden glikozu emmek ve enerji için kullanmak üzere pankreas insülin salgılar. Oruç tutmak vücudu insüline daha duyarlı hale getirir bu nedenle glikozu işlemek için daha az glikoza ihtiyaç duyulur. Bu da daha düzenli kan şekeri sevilerini teşvik eder ve tip 2 diyabete karşı korur.

Karaciğer

Yapılan bazı araştırmalar oruç tutmanın karaciğer yağlanmasıyla savaşabileceğini düşündürüyor. Oruç tutmak karaciğerin yağ asitlerini emmesini ve aşırı yağın orada depolanmasını önleyen proteinlerin üretimini teşvik eder.

Karın

12-14 saat arası oruç tutmak, inatçı karın yağları da dahil olmak üzere vücudun enerji için yağ yakmaya başlamasını sağlar. Bir çalışmaya göre bir gün 500 kalori ve diğer gün normal beslenme düzenini sürdürenler, yani aralıklı oruç tutanların, geleneksel diyet yapanlar kadar kilo verdiği görüldü.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Ramazanda Su Tüketimi Önemli

Avatar

Düzenleyen

on

Oruç tutmanın faydalarını, sağlık üzerindeki olumlu etkilerini artık biliyorsunuz. Peki ya oruç tutmanın ömrü uzattığını da biliyor musunuz?

İnsanın uzun yaşama arzusu hemen her alanda olduğu gibi aralıklı oruç çalışmalarında da kendini gösterdi. Aralıklı orucun sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin yanında yaşlanma ve yaşam süresi üzerindeki etkileri de detaylı bir şekilde ele alındı. Yüz yıllık bir araştırmanın ardından ortaya çıkan genel sonuç, kısıtlı gıda tüketiminin yaşam süresini önemli ölçüde arttırdığı oldu.

Yapılan en eski çalışmaların birinde, genç yetişkin olduklarında alternatif-gün beslenme rejimi uygulanan sıçanların ortalama ömürlerinin yüzde 80’e kadar arttığı görüldü. 1934’ten 2012’ye kadar yapılan çalışmaların meta analizine göre sıçanlarda ortalama yaşam süresinin yüzde 45’e, farelerde ise yüzde 27’ye kadar arttığı belirlendi.

Aralıklı açlık kalori kısıtlamasından daha etkin

İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda aralıklı orucun obezite, insülin direnci, dislipidemi, hipertansiyon ve iltihabı iyileştirdiği görüldü. Yapılan bir denemede 16 sağlıklı katılımcı 22 gün boyunca aralıklı açlık rejimine tabi tutuldu. Katılımcılar başlangıç ağırlıklarının yüzde 2.5’ini ve yağ kütlelerinin yüzde 4’ünü kaybetti. Bununla birlikte katılımcıların açlık insülin seviyelerinde yüzde 57’lik bir azalma oldu. Diğer bir çalışmada aşırı kilolu yaklaşık 200 kadın iki gruba ayrılarak incelendi. İlk gruba aralıklı açlık rejimi, ikinci gruba da yüzde 25’lik kalori alımı kısıtlaması uygulandı. 6 ay sonra her iki gruptaki kadınlar yaklaşık olarak aynı miktarlarda kilo verdiler ancak, aralıklı açlık rejimi uygulayan gruptaki kadınlarda insülin duyarlılığında daha fazla artış ve bel çevresinde daha fazla incelme olduğu görüldü.

İftar ve sahur arasında bol su tüketin

Vücudun yüzde 60’ı sudan oluşuyor ve düzgün çalışabilmesi için de suya ihtiyacı var. Bu nedenle gün boyunca bol su içmek oldukça önemli. Ramazan ayında ise su içmeden geçirilen 16 saati telafi etmek için iftar ve sahur arasında bol su içmek gerekiyor. Ancak kısıtlı zamanda günlük ihtiyacı karşılayacak kadar su içmek herkes için kolay değil. Bu sebeple işte size iftar ve sahur arasında su alımınızı arttırabilmeniz için birkaç öneri.

 

 

 

 

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar