Sosyal Medya

Spor

Bilinçsiz Yapılan Egzersiz Kalçayı Zorluyor

Yayınlanma:

,

Kalça ağrısı yaşa bağlı gelişebileceği gibi sonradan da olabiliyor. Yaşa bağlı veya doğuştan olmayan kalça ağrısının en büyük nedeni ise bilinçsiz spor yapmak

İnsan bedenini ayakta tutan ve hareketini sağlayan en önemli parçaların başında eklemler gelir. Kalça eklemi de bunlar arasında en önemlisi ve en büyüğüdür. İnsan vücudunun her zerresinde olduğu gibi kalça ekleminde de muazzam bir sistem vardır. Yuvarlak bir baş ve bunu çevreleyen bir yuvadan oluşur. Eklem yüzeylerinin hemen hemen hepsinde olduğu gibi kalça ekleminde de sürtünmeyi azaltan eklem kıkırdağı ve sıvısı mevcuttur.
Ayrıca yuvanın üst kısmını çevreleyen ve dizlerdeki menisküse benzeyen labrum bulunmaktadır. Labrum, kalçaya gelen darbeleri yumuşatan ve aşınmayı engelleyen bir yapıdır.
Kalça ile ilgili sorunlar; başta yürüme olmak üzere, günlük hayatın içinde sürekli ihtiyaç duyulan çömelme, oturup kalkma, merdiven inip çıkabilme ve hatta çorap-ayakkabı giyme gibi basit gibi görülen ve çoğu zaman bunları yaparken farkında bile olmadığımız durumlarda yarattığı ağrı ve hareket kısıtlılığı ile kendini göstermektedir. İleri dönem kalça problemlerinde, istirahat ve uyku anında bile ağrı hissedilebilmektedir.

DOĞUŞTAN OLABİLİR
Kalça ağrısı neden olur?
Kalça ağrıları doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebilir. İleri yaşlarda görülen ağrılar genelde, kıkırdak aşınmaları (kireçlenme) gibi sebeplerle ortaya çıkarken, doğuştan kalça çıkıklığı ve romatizma gibi durumlarda erken yaşlarda da görülebilir. Aslında kalçada hareket kısıtlılığı çoğu zaman ağrıdan aylarca, hatta bazen yıllarca önce başlar ancak hastanın durumu fark edip doktora gitmesi, olay ilerleyip ağrı ortaya çıkınca olur. Yaşa bağlı ya da doğuştan olmayan sebepler arasında en önemlilerden biri de bilinçsiz yapılan egzersizlerdir.
Belirtileri nelerdir?
Muayenede en sık karşılaşılan bulgu, oturma pozisyonda iken kalçanın özellikle içe doğru dönme zorluğudur. Ayrıca hastalar bacaklarını kendilerine çekerken de ağrı hissederler. Spor yaralanmasına bağlı veya düşme ile gelişen labrum yırtıklarında ise takılma ve bazı hareketlerde kilitlenme hissi olur. Romatizmal hastalıklarda ise genellikle kalça ağrısı yanında ellerde ve diğer eklemlerde de eşlik eden bozukluklar mevcuttur.
Kalça problemleri, dayanılmaz ağrılara erişmeden çok daha önce sinyal verir ancak birçok hasta, uykusundan olana kadar bir uzmana başvurmaz. Ani gelişen yaralanma gibi durumlarda, takılma veya kilitlenme hissi, kireçlenme sebebiyle gelişen ağrılarda el ve ayak eklemlerinde bozukluk; tarif edilen ağrılardan bazılarıdır.
Tedavi yöntemleri nedir?
Hastalığın tedavisi, sebebine göre şekillenir. Tedaviye başlamadan önce hastaya düşen en önemli görev, uzman bir doktora başvurmaktır. Ortopedik hastalıkların büyük kısmında alternatif tedavi yöntemleri -maalesef- sıklıkla tercih ediliyor. Bu, hastalığın hızla ilerlemesine ve geri dönüşü mümkün olmayan kalıcı hasarlara sebep olabilir.
Spor yaralanmaları veya düşmelerde tedavi nasıl olur?
Kalça eklem kıkırdağının kısmi hasarlarında veya labrum denen eklem yastığının yırtıklarında; eklem içine sadece iki küçük delikten girip kamera yardımlı kapalı olarak yapılan kalça artroskopisi ameliyatları ile hasarı gidermek mümkün olabilmektedir.
Total kalça protezi ameliyatı nedir?
Total kalça protezi ameliyatı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 100 yılın en yararlı ameliyatlarından biri olarak seçilmiştir.
Ameliyat sırasında, kıkırdağı aşınmış eklem yüzeylerini ileri teknoloji ürünü eklemi taklit eden yüzeylerle değiştirerek, tamamen ağrısız ve hareketli bir kalça eklemi elde edilen ameliyatlardır. Günümüz teknolojisinde protezlerin dayanıklılığı artmış olup süre 20-25 yıl kadardır.

KIKIRDAĞI BOZULMUŞ HASTADA TEDAVİ
Eklem kıkırdağı bozulmuş hastalarda tedavi şu şekilde düzenlenebilir:
Teşhis konduktan sonra, günlük aktiviteler çok engellenmemiş ise, ağrı kesici ilaçlar ve kas egzersizleri önerilir.
Hareketler kısıtlı ve orta düzeyde ağrı mevcut ise, ilaçlara ilave olarak fizik tedavi uygulanır ve bazen destek amaçlı kısa süreli baston verilebilir.
Artık istirahatte de ağrıları olan, sürekli ilaç kullanmak zorunda kalan, yürüme mesafesi kısalmış veya hareketleri kısıtlı hastalarda ise total kalça protezi olarak isimlendirilen ameliyatlar başarıyla uygulanır.

EKLEM KIKIRDAĞINA UYGULANAN YÖNTEMLER
Romatizmal hastalıklar, kireçlenme veya ihmal edilmiş kalça çıkıklarına bağlı eklem bozukluklarında tedavi; ağrı, yürüme mesafesi ve hareket kısıtlılığının düzeyine göre değişiklik gösterir.
Başlangıç seviyesinde genelde ağrı kesicilere ve geçici hareket kısıtlılığına başvurulur. İleri derecede ağrı duyan ve hastalığı ilerlemiş kişilere total kalça protezi önerilebilir. Protez ameliyatı, genelde korkulan bir operasyondur ancak, iyi hastane ortamında ve doğru bir hekim tarafından uygulandığında, adeta mucizevi sonuçlar doğurabilir. Protez ameliyatı olan hastaların büyük kısmı, ertesi gün yürüyebilmektedirler. Normal hayatlarına dönmeleri ise dört haftanın sonunda mümkün olabilir. Kalça protezi ameliyatı, bilinenin aksine uzun vadede geçerli bir tedavi yöntemidir. 20-25 yıl boyunca ilk günkü konfor devam etmektedir. Bu sürenin sonunda ameliyat tekrarlanabilir.

Bilinçli hasta

Kalbinizi Egzersizle Güçlendirin

Yayınlanma:

,

Araştırmalar, egzersiz programları ve günlük aktivitelerin kalp hastalarında daha erken iyileşme sağladığını göstermiştir. Hareket etmekten çekinmeyin ve sürekli bir şeylerle oyalanın

Sağlıklı bir yaşamın en temel gerekliliklerinden biri egzersizdir. Doğru ve düzenli egzersiz, yaşlanma ile birlikte gelen fiziksel rahatsızlıkları önlemede, bağışıklık sistemini güçlendirmede, psikolojik iyileşme sağlamada ve olası hastalıklara karşı korumada önem taşımaktadır.
Ayrıca kronik hastalıkların tedavisinde düzenli egzersiz yapmanın başarılı sonuçlar verdiği kanıtlanmıştır.

YÜKSEK TANSİYON NORMALE DÖNER
Düzenli egzersiz kardiyovasküler hastalıklar için belirlenmiş birçok risk faktörü üzerinde olumlu etkilere sahiptir:
Vücut ağırlığında azalma (kilo verme)
Yüksek tansiyon hastalarında, normal seviyelere ulaşma
Kötü (LDL ve toplam) kolesterolde düşüş
İyi (HDL) kolestrol düzeyinde artış
İnsülin duyarlılığında artış Egzersizin birtakım fizyolojik faydaları da vardır; kasların işlevselliğinde ve vücudun oksijen alıp kullanabilme yeteneğinde düzenli egzersiz olumlu etki sağlar. Günlük düzenli aktiviteler vücudun oksijen taşıma ve kullanma becerisini geliştirerek yorgunluk hissini ortadan kaldırır. Bu, özellikle kardiyovasküler hastalığı olan hastalar için çok önemlidir. Egzersiz programlarından önce ve sonra kas gücünü ve esnekliğini ölçen çalışmalar, özellikle yaşlı gruplarında, sırt ağrısı ve kemik hastalıklarında iyileşme olduğunu göstermektedir.
Bir egzersiz programına yeni katılan ve kalp rahatsızlığı tanısı konmuş hastalar üzerinde yapılan bir çalışmada, kendine güvende artış, daha düşük stres ve daha az kaygı gibi yaşam kalitesinin diğer ölçütlerinde iyileşmelerin meydana geldiği gözlenmiştir. Dolayısıyla egzersiz programları ve günlük aktiviteler kalp hastalarında daha erken iyileşme sağlamaktadır.
Ayrıca araştırmalar, egzersiz programlarına katılan ve düzenli spor yapan kalp hastalarının ölüm oranının yüzde 20-25 oranında azaldığını da ortaya koymuştur. Bu, kalp rahatsızlığı olan hastalar için fiziksel aktiviteyi destekleyen güçlü bir kanıttır.
Egzersizin yararları tartışılmaz olmasına rağmen, kalp rahatsızlığı olan hastalar için tek başına egzersiz programlarının, kalbin pompalama kabiliyetinde veya kalp kasına oksijen tedarik eden koroner damarların çapında düzelme göstermediğini belirtmek gerekir.
Düzensiz beslenme, şeker kullanımı; alkol ve sigara tüketimi, fast food, doymuş yağ kullanımı kalp sağlığını tehlikeye atan diğer risk faktörleridir. Sağlıklı bir kalp için bunlara da dikkat etmek gerekir.
Diyet ve beslenme formda bir vücut için altın kurallardan biridir. Eğer tam bir diyet programına uyum sağlayamıyor ya da vücudunuzu forma sokamıyorsanız, gün içerisinde hareketli olmaya önem vermeniz gerekir. Boş zamanlarınızda yüzme, koşma, bisiklete binme gibi aktiviteler yine kalp sağlığınız açısından fayda sağlar. Bunların yanı sıra öğle molalarınızda, tatil günlerinizde ve yemek sonrasında yapacağınız birkaç küçük egzersiz ile kalbinizi korumanız mümkün.

Kalp sağlığınız için ezgersiz önerileri
Ağırlık çalışın: Bu egzersizi ara egzersiz olarak değerlendirebilirsiniz. Çünkü gün içerisindeki kısa molalarınızda kolaylıkla yapabileceğiniz bir egzersizdir.
Dambıl kaldırın: Finlandiyalı araştırmacılar, 18-40 yaşları arasındaki 34 erkek katılımcı üzerinde yaptıkları incelemeler neticesinde, ağırlık çalışan katılımcıların kalp sağlığının ağırlık çalışmayanlara göre çok daha iyi olduğunu söylüyor. Aynı araştırma;
24 hafta boyunca, haftanın iki-üç günü, 30 dakika dambıl çalışan erkek katılımcıların kalp kaslarının güçlendiğini de söylüyor. Dambılı kaldırın ve indirin. İşte bu kadar basit.
Tempolu yürüyün: Sağlıklı bir kalp ve beraberinde sağlıklı bir yaşam için günde en az 30 dakika yürümek iyi bir başlangıç olacaktır. Yürüyüşünüz sırasında sürekli olarak kalp atış hızınızı artırmak ve düşürmek, vasküler fonksiyonu geliştirir, kalori yakar ve vücudunuzu kandaki yağ ve şekeri temizlemede daha verimli hale getirir.
Hareket edin: Gün boyunca küçük şekillerde (temizlik, bahçıvanlık, koşu, yürüyüş) aktif olan insanlar hareketsiz yaşayanlara oranla daha fazla kalori yakarlar. 30 ila 60 dakika boyunca egzersiz yapanlar ise çok daha sağlıklıdırlar. Ayrıca sağlıklı bir yaşam sürmek için günlük 10 bin adım atın.

Direnç lastiği kullanın
Kollarınızı açın: Direnç lastiği kol kaslarınızı ve kalp kaslarınızı güçlendirir.
Lastiği uçlarından tutun, ipin üzerine bir ayağınızla basın. Sabit durun ve kollarınızı aşağı yukarı kaldırıp indirin.
Bu sırada hareketlerinizle uyumlu tempoda nefes alıp verin. Bu egzersizi beş dakika arayla tekrarlayabilirsiniz.
Başınızın üzerine çıkacak şekilde lastik çekin: Yine aynı şekilde direnç lastiğinin üzerine basın ve uçlarından tutun. Lastiği başınızı geçecek şekilde çekin ve bırakın. Tekrar yukarı çekin ve aşağı indirin. Bu hareket omuz ve kaslarınızı çalıştıracaktır. Egzersizi yaparkenhızlı davranmadığınızdan emin olun. Beş dakika arayla tekrar edin.
Çömelin ve lastik çekin: Bu egzersizi yapabilmeniz için direnç lastiğini bir yere sabitlemeniz gerekiyor. Bir ağaçtan, demirden veya herhangi bir sabit eşyadan lastiğinizi geçirin ve iki ucundan tutun. Birkaç adım geriye gidin.
Dizlerinizi kırın ve lastiği kendinize çekin. Bekleyin, kollarınızı ileri uzatın.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Gerekmedikçe Merdiven Kullanmayın Eklemlerinizi Koruyun

Yayınlanma:

,

Zayıflamak isterken merdiven basamaklarını tercih etmek, hareket etmenize sebep olur. Ancak diz eklemlerinize ciddi anlamda yük bindirir ve yorar

Diz problemleri genelde ilerleyen yaşlarda şikayeti artan hastalıklar arasında yer alır. Daha genç yaştaki kişilerde ani sakatlıklar, kazalar ya da zorlamalar neticesinde ve geçici ağrılarla seyreden diz problemlerine rastlanır. Elbette istisnai durumlar söz konusudur.
Diz; uyluk ve kaval kemiği arasında yer alan, menteşe biçiminde bir yapıdır. Sağlıklı iken hareketini neredeyse hiç fark etmeyiz ancak en ufak bir problemde ciddi ağrılar hissettiren ve hayatı önemli ölçüde etkileyen bir yapıdır.

AŞINMALAR MEYDANA GELİR
İki uzun kemik ve diz kapağından meydana gelen diz eklemi, toplamda üç kemik ve iki eklemden oluşur. Kemiklerin, dizin hareketi esnasında birbirini aşındırmasını engellemek için kemikler arasında kıkırdak dokusu bulunur. Bu doku yaklaşık 2-3 mm kalınlığında ve oldukça kaygandır. Bir insan hayatı boyunca doğduğu anda sahip olduğu kıkırdak dokusunu kullanır. Bu sebeple ilerleyen yaşlarda, kıkırdak yapısında aşınma ve bozulmalar meydana gelebilir. Kıkırdak yapıdaki bu bozulmalar, kemiklerin sürtünmeye başlaması anlamına gelir ki ağrıların (çoğu zaman) temel sebebi, genelde bu durumdur.
Kıkırdak dokudan bahsetmişken, en sık karşılaşılan diz problemlerinden biri olan menüsküsü anmadan geçmemek gerekir. Menüsküs, kıkırdaktan oluşan bir tür eklem yapısıdır ve içinde kan dolaşımı vardır.

SÜRTÜNMEYİ ÖNLER
Menüsküs aslında hastalığın değil, yapının adıdır. Doku; dizde, üstte ve altta yer alan iki ana bacak kemiğinin birleştiği yerde bulunmaktadır. Temel görevi bu birleşme noktasındaki sürtünmeyi engellemektir. Menüsküsteki yırtıklar genelde ani ve sert hareketler neticesinde meydana gelir. Diz üstü düşmeler, ayak yerde sabitken dizin bir sebeple dönmesi ve trafik kazaları, menüsküs yırtığının en bilinen nedenleri arasında yer alır. İlk belirtisi şiddetli ağrıdır. Şişlik, eklem hareketinde azalma ya da daralma, diz içinde sıvı birikmesi ve kilitlenme diğer belirtiler arasında sayılabilir. Bu eklemin 1/3’lük kısmında kan dolaşımı vardır, dolayısıyla bu kısımda meydana gelen yırtıklar, cerrahi müdahaleye gerek kalmadan diğer yöntemlerle iyileşme gösterebilir. Ancak kalan 2/3’lük kısımda oluşan yırtıklarda ağrının ısrarla devam etmesi cerrahi müdahale gerektiği anlamına gelebilir.
İnsan bedeninde bulunan eklemler çoğu zaman beden yükünü taşımak zorunda kalırlar ve bu durum onların yıpranmasında önde gelen sebepler arasına yer alır. Örneğin diz eklemi, beden yüküne maruz kalan eklemlerin başında gelir.
Bundan yıllar önce zayıflamak isteyen kişilerin, yürüyen merdivenlerdense basamakları tercih ettiğine şahit olmuşsunuzdur.
Evet, yürüyen merdivenlerdense basamakları tercih etmek, hareket etmenize sebep olur ancak diz eklemlerinizi ciddi anlamda yorar.
Yapılan araştırmalar, ayakta sabit durduğumuzda diz eklemimize yük binmediğini, yürürken beden ağırlığımızın 1/4’ünü taşıdığını, merdiven çıkarken ise beden ağırlığımızın üç-dört misli yük taşıdığını gösterdi. Zayıf ya da şişman hiç fark etmez, beden ağırlığının üç-dört misli, diz eklemi için oldukça yüksek bir değerdir. Bu sebeple gerekmedikçe merdiven kullanmamak diz ekleminizi korumanız için çok önemlidir. Araştırmanın devamı, zıplama esnasında diz kapağına binen yükü incelemiş. Sonuca göre zıplama esnasında dize binen yük beden ağırlığımızın 8-10 katı!

DURUŞ BOZUKLUĞUNA SEBEP OLUR
Dizde kemik ve kıkırdağın dışında tendonlar, bağ ve kas dokusu da bulunur. Bağlar, diz eklemini sabitleyen ana yapılardır. Her iki ucu kemiğe yapışık vaziyettedir ve dolayısıyla sabittirler. (Ancak harekete müsaade edecek ölçüde esneklikleri vardır.) Yan bağlar, dizin iç ve dış yanlarında bulunarak dizin iki yana açılmasını engeller. Ön çapraz bağlar, ACLtibia ve femuru tam ortadan birbirine bağlar. Dizin dönme ve öne hareketini kısıtlar. Arka çapraz bağlar ise PCL-tabianın arkaya hareketini kısıtlar. Diz yapısında bulunan bağlar, dizin gereken dışında hareket etmesini engellemek için son derece hayati önem taşırlar. Bu sebeple bağlarda meydana gelen yırtıklar hem ciddi ağrı duyulmasına, hem de duruş ve fonksiyon bozukluklarına sebep olur.
Tendonlar ise bir uçları kemiğe yapışan, diğer uçları adaleyle devam eden, adalenin hareketini kemiğe ileten yapılardır.
Diz karmaşık gibi görünse de muhteşem bir düzen içinde çalışan bir yapıdır. Tüm bu anatomik yapı boyunca kaslar uzanır. Kaslar, içeride neler olup bittiğini göremeyen bizler için en belirgin diz fonksiyonu olan yürüme ve koşma gibi hareketleri yapmasını sağlar.

DİZ PROBLEMLERİ VE NEDENLERİ
Diz ağrılarının genelde benzer belirtiler gösteren pek çok sebebi olabilir. Toplum genelinde en sık karşılaşılan diz problemlerinin en bilinenleri, eklem iltihaplanmasıyla gelişen artrit, aşırı yük ve sürekli baskı sebebiyle gelişen bürsit, tendon iltihaplanmasının neden olduğu tendinit (bu hastalık tendon yırtılması riskini de artırır), bağ kopması ya da zedelenmesi, menüsküs yırtığı, kas burkulması ve sıvı birikmesinin neden olduğu baker kistidir.

Biriken sıvı alınabilir
Dizde sıvı birikmesi, en sık duyulan diz problemlerinden biridir. Özellikle ileri yaşlarda biriken sıvı enjeksiyon yöntemiyle alınarak şişliğin sebep olduğu gerilme neticesinde oluşan ağrılarda hafifleme, hatta ağrının ortadan kaldırılması mümkün olabilir.
Elbette dizden sıvı alımı kararı için konunun uzmanı bir hekimin muayenesi ve teşhisi gerekmektedir. Vücutta bulunan her eklemde kan damarı yoktur ve bu tip eklemler, eklem sıvısı ile beslenir.
Eklem sıvısı ayrıca eklemlerin kayganlığın sağlanabilmesinde görev alır. Böylece sürtünme tahriş edici olmaktan çıkar. Farklı sebeplerle bu sıvının üretiminde meydana gelen artış, birikime sebep olur ve sıvı birikmesi; hareket kısıtlılığı, ağrı ve gerginliğe neden olur. Bu sıvının çekilmesi tedavi yöntemlerinden biridir ve uzman kişiler tarafından yapıldığında hastayı rahatlatabilir. Kıkırdak yırtılması, enfeksiyon, artrit, gut ve kırıklar sıvı birikmesinin nedenleri arasında yer alır.
Her bir hastalığın benzer ancak farklı tedavileri vardır. Uzman hekimler, cerrahi müdahaleden önce yapılabilecek her şeyi denerler. Bunların başında doğru egzersiz ve fizik tedavi yöntemleri gelir.

Devamını Oku...

Gazete Yazıları

Sporun Süresi Yarım Saati Geçmesin

Yayınlanma:

,

Spor; hem kilo kontrolü sağlar, hem de depresyonu engeller. Gebelik döneminde orta tempoda spor yapmak en uygunudur. Sporun süresi ise 30 dakikayı geçmemeli

1-7 Ekim, Dünya Emzirme Haftası idi. Bu sebeple emzirmenin bebek ve anne üzerindeki faydalarına değinmek gerekir diye düşünüyorum. Anne olmak bir kadın için yeniden doğmak gibidir. Hamile kalındığı andan itibaren bir beden iki kişi için yaşamaya başlar. Emzirme de, bu durumun doğumdan sonra da devam etmesi anlamına gelir. Hamilelik anne adayları için hem çok keyifli, hem de risklerle dolu bir dönemdir. Sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelebilmesi için bu dönemin çok doğru geçirilmesi gerekir. Kazanılacak yeni alışkanlıkların dışında, terk edilmesi gereken eski alışkanlıklar da vardır.

KAHVE BEBEĞİN UYKUSUNU BOZAR
Sigara ve alkol alışkanlığı olanların ilk terk etmesi gereken şey, bu alışkanlıklardır. Sigara içindeki kansorejen maddeler ve nikotin, bebeğe direkt geçerek gelişim geriliği, düşük ve erken doğum gibi riskleri beraberinde getiriyor. Hamilelikte alkol kullanımı da benzer problemlere neden olabiliyor. Kahve içmek de hamilelikte terk edilmesi gereken alışkanlıklardan biri. Anne karnındaki bebekler anneleriyle aynı şeyleri hissedip yaşarlar. Hamileliğinde aşırı kahve tüketen birinin kan basıncı ve nabzı değişerek artıyor. Bu durum aynen bebekte de yaşanıyor. Aşırı kahve, henüz anne karnındaki bebeğin uyku düzenini bozuyor. Aşırı kahve tüketimi, bebeğin normalden fazla idrara çıkmasına sebep oluyor. İlla kahve içmeniz gerekiyorsa hiç değilse kafeinsiz kahveleri tercih edin. Balık, hamilelik dönemdinde mutlaka tüketilmesi gerekenler arasında yer alır. Hatta yeteri kadar tüketemeyenler takviye almak zorunda kalırlar. Civa, balıkların bazılarında yüklü miktarda bulunur, hatta bu balıklar fazla tüketildiğinde ağır metal zehirlenmesi yaşanabilir. Balık seçerken dikkat etmeniz gereken, küçük balıkları yemeyen balıkları tercih etmenizdir. Kılıç balığı, orkinos ve köpek balığı bu gruba girer. Çiğ et tüketimi de hamileilk döneminde son derece dikkat edilmesi gereken bir husustur. Salam, sosis gibi işlenmiş gıdalardan uzak durmak gerekir. Ne kadar güvenilir bir markaya ait olursa olsun bu gibi gıdalarda toksik madde bulunabilir ve bebeğinize ciddi zarar verebilir. Hamilelik, doğası gereği şeker yükselmesine müsait bir dönemdir. Bu sebeple diyabetik olsanız da, olmasanız da hamilelik döneminde şekerden uzak durmanız gerekir. Hamilelikte fazla şeker diyabetik komaya sebep olabilirken, fazla tuz da hipertansiyon, preeklempsi tablosunun gelişmesine neden olabilir. Preeklempsi, hem annenin, hem de bebeğin hayatını ciddi anlamda tehdit eden bir hamilelik dönemi hastalığıdır.

2900 KALORİYİ GEÇMEYİN
Hamilelik dönemi, fazlasıyla kilo alınan bir dönem. Bebeğin sağlıklı gelişimi için mutlaka kilo almanız gerekir ancak bunun bir dengesi olmalıdır. Uzmanlar, şöyle diyor: “Günlük kalori alımınız 2900 kaloriyi geçmesin. İstenenden çok az kilo almanız da bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Örneğin bebekte SGA (hamilelik haftasına göre küçük bebek) ve buna bağlı ileride nörolojik ve gelişimsel sorunlar, aşırı kısa boy gibi problemlerin görülme riski artıyor. Ayrıca hipertansiyon, kardiyovasküler ve serebrovasküler hastalık, insüline bağımlı olmayan diabetes mellitus gelişebiliyor.” Hamilelik döneminde spor yapmak oldukça önemli. Bu hem kilo kontrolünü kolaylaştırır, hem de anne adayının sağlıklı bir ruh halinde kalmasına yardımcı olur. Bu dönemde orta tempoda spor yapmak en uygunudur. Kalp hızını yüzde 50 artırmak yeterlidir. Sporun süresi ise 30 dakika ile sınırlandırılmalıdır.

ANNE SÜTÜNÜN FAYDALARI
Anne sütü, adeta bir mucizedir ve bebekler mümkün olduğunca onunla beslenmelidir. Çağımızın en büyük sağlık tehlikesi, obezitedir. Obezite, sayısız hastalığın temelinde yatan sebep olduğundan önlenebilmesi, birçok sağlık probleminin de önlendiği anlamına geliyor. Anne sütünde bulunan yağ ve protein oranı, bebeğin ihtiyacına göre şekillenir. Böylece anne sütüyle beslenen bebeklerde aşırı kilo çok nadir görülür. Bebekler, henüz tanıştıkları dünyada bulunan mikroplara karşı savunmasızdır. Yapılan araştırmalar, anne sütünde bulunan enzimlerin bebeklerin bağışıklık sistemini doğal olarak kuvvetlendirdiğini gösterdi. Hatta anne sütü alan bebekler, annenin hastalıklarından bile korunabilirler. İlk günlerde gelen anne sütüne kolostrum deniyor. Bu süt bebeğin birçok hastalıklara karşı korunmasını sağlıyor. Yararlı bakteriler bu sütte olgun süte göre çok daha fazla oluyor. Bebeğin bağırsağının yararlı bakterilerle kaplanmasını sağlıyor. Bu sayede alerji yapabilecek maddelerin emilimini engelliyor. Bazı bebekler özel nedenlerle anne yanında olamayabiliyor. Bu durumlarda annenin sütü sağılarak bebeğe veriliyor. Özelikle yoğun bakım sürecinde olan prematüre bebek ağızdan beslenemese bile anne sütünün kullanılmasının çok yararlı olduğu gözlemlenmiş. Bebeğin ihtiyacı olan protein, yağ, demir ve vitamin gibi her türlü besin ögelerinden zengin olan anne sütü vücutta daha kolay hazmediliyor.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.