Sosyal Medya

Göz Sağlığı

Bilgisayara Bakma Mesafesi

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
bilgisayara bakma mesafesi

Gözlerinizde yorgunluk, kızarıklık ve ağrı gibi şikayetleriniz varsa, bilgisayar kullanımınıza dikkat etmeniz gerekir. İdeal bilgisayara bakma mesafesi en az 60 cm.Ayrıca iki saatte bir mola verip gözlerinizi dinlendirmekte fayda var.

Olması gerektiği gibi gören gözleriniz varsa, bu organın işleyişindeki mucizeleri fark etmezsiniz. Oysa göz, mükemmel olduğu kadar hassastır da… Ona gereken özeni göstermeli ve onu beslemelisiniz. Beslenme biçimi, gözlük ve lens seçimi, hatta bilgisayar kullanımı gibi günlük alışkanlıklar; göz sağlığınızı etkiler. Son zamanlarda bilgisayar kullanıcıları arasında artan şikayetlerin başında; gözlerde batma, ağrı, yanma, sulanma ve çift görme geliyor. Gözlerin uzun süre yakın mesafeye odaklanması, göz içerisindeki lenslerin kırıcılığının artmasına neden olur. Gözde bulunan kaslar, sürekli buna uyum sağlamaya çalışır. Bu, göz kaslarını yoran bir süreçtir ve ağrıya sebep olur. Devamlı yakın mesafeye odaklanmak ve bakışları klavye ile ekran arasında gezdirmek, bakılan objeye uyumu zorlaştırır. Görüntü netliği kaybolabilir ve bulanık görme yaşanabilir.

Göz kaslarını yoran bu durum, gözde kuruluk ve yanmalara sebep olur. Hemen peşinden batma ve kızarıklık gelişir. Gözde kuruluk yaşandığında, gözyaşı tabakası da bu durumdan etkilenerek buharlaşmaya başlar. Yeniden ıslatılması içinse gözün kırpılması gerekir. Yapılan araştırmalar, sağlıklı bir kişinin dakikada ortalama 25 kez gözlerini kırptığını gösteriyor. Oysa yakın mesafede bilgisayar kullanırken, göz sadece 5-10 kez kırpılabilir. Bu durum, göz kuruluğuna sebep olur. Ekran göz hizanızdan yukarıdaysa, bakmak için göz kapaklarınızı normalden daha fazla açmanız gerekir. Bu durumda da göz kuruluğu riski artar.

EKRAN GÖZ HİZASINDA OLMALI

Değişen ortam ışığı, ekran kontrastında da değişikliğe sebep olur. Netlik değiştiğinde, göz bebekleri siz farkında olmasanız da küçülerek duruma adapte olmaya çalışır. Ekran parlaklığının yüksek olması da göz bebeklerinin küçülmesine sebep olur. Böyle durumlarda gözlerde ağrı ve kalitesiz görme şikayetleri meydana gelir. Kullandığınız bilgisayarın monitörü, titreşime sebep olmayacak kalitede ve bombesiz olmalıdır. Bilgisayar kullanırken; bacaklar yere dik, uyluk paralel, sırt ve kollar dik, ön kol zemine paralel, sandalye sırt destekli ve ayarlanabilir olmalıdır. Ekran parlaklığı ve konumu da oturuşa uygun olmalıdır. Ekran parlaklığı, kişinin en rahat ettiği seviyeye ayarlanmalıdır. Ekranın konumu ise göz hizasında tutulmalıdır. Ekrana bakarken, tam karşıya bakıyormuş gibi durmak gerekir. Ne aşağı, ne de yukarı bakılmamalıdır. Ekrana yakınlık mesafesi de çok önemlidir. Araştırmalara göre, ekran ile gözleriniz arasında en az 60 cm. mesafe bulunmalıdır. İki saatte bir 10 dakikalık aralar verip bilgisayar başından uzaklaşmanız gerekir. Sık sık uzak mesafeye bakarak göz kasları dinlendirilmelidir.

HAVUÇ, FINDIK YİYİN

A vitaminin, göz sağlığı açısından mucizevi etkileri vardır. Görme kalitesini artırır, korneayı korur, göz bebeği yüzeyini parlaklaştırır. Ayrıca gece körlüğü, glokom, katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının etkilerini en aza indirir. Çocukluğumuzdan beri hepimizin duyduğu bir şey vardır ki; o da, havuç yemenin gözlerimize iyi geleceğidir. Evet doğru; havuç, içerdiği A vitamini sebebiyle göz sağlığını korumaya yardımcı olur. Ispanak, dolmalık biber, tatlı patates ve yumurta da A vitamini açısından zengin gıdalar arasında yer alır. C vitamini ise, katarakt oluşumu riskini azaltır. Katarakt, yaşa bağlı gelişen bir hastalık olduğu için, özellikle 40 yaşından sonra C vitamini açısından zengin beslenmek gerekir. Portakal, limon, yeşil biber, çilek ve yeşil yapraklı sebzeler; C vitamini yönünden zengin gıdalardır. E vitamini de, göz sağlığını korumak için son derece gerekli bir vitamindir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, biber, fındık ve bitkisel yağlarda bol miktarda bulunan E vitamini, yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt oluşumunu engellemede son derece önemli bir yardımcıdır. Göz sağlığına faydası olan bir diğer besin grubu da Omega-3 yağ asitleridir. Omega-3’ün, insan sağlığına faydası kanıtlanmıştır. Yapılan araştırmalar, Omega-3 yağ asitlerinin göz kuruluğunun etkilerini azalttığını gösteriyor. Somon balığı, ceviz ve keten tohumu; Omega-3 açısından oldukça zengin gıdalar arasında yer alır.

GÖZ SAĞLIĞI İÇİN BUNLARA DİKKAT

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ KULLANIN: Güneş ışınları, cildimiz kadar gözlerimiz için de tehlike oluşturur. Gözlerinizi zararlı güneş ışınlarından korumak için seçeceğiniz güneş gözlüğü, son derece önemli. Sokak ve pazarlarda satılan güneş gözlükleri, göz sağlığınız için adeta birer tehdit unsurudur.

GÖZLERİNİZİ OVUŞTURMAYIN: Göz bebeği üzerinde uygulanan kontrolsüz baskı, birçok sağlık sorununa sebep olabilir. Ayrıca etraftaki mikropların ellerde taşındığını düşünecek olursak, ellerimizi devamlı olarak gözlerimize götürmemiz, mikrobik durumların gelişmesine de sebep olabilir ki bu da önemsenmesi gereken bir tehlikedir.

LENSLERİNİZİ TEMİZ TUTUN: Lens kullananların en çok dikkat etmesi gereken şey, lens temizliğidir. Lensler, doğru solüsyonla ve yöntemle temizlenmelidir. Lens, herkesin kullanımına uygun görünse de herkes için aynı derecede konforlu değildir. Lens taktığınızda kendinizi rahatsız hissederseniz, bunu gözlerinizden gelen bir mesaj olarak algılayın ve dikkate alın. Rutinde bir şikayetiniz yok ancak nadiren rahatsız oluyorsanız, lenslerinizi hemen çıkarın ve şikayetiniz tamamen geçene kadar tekrar takmayın.

UYKUNUZU ALIN: Gözleriniz, her gece minimum beş saat boyunca dinlenmelidir. Yeterli uyku uyunmadığında, gözler gereğinden fazla çalışmış ve dolayısıyla da yorulmuş olurlar. Yapılan araştırmalar; az uyumanın, göz spazmlarının başlıca sebepleri arasında yer aldığını gösteriyor. Yeterli uyku uyunmadığında, gözlerde kızarıklık, yorgunluk ve batma hissi de ertesi gün semptomları arasında yer alır.

SİGARA DUMANINDAN KAÇININ: Sigaranın insan sağlığı üzerindeki sayısız olumsuz etkisini artık hepimiz biliyoruz. Yapılan araştırmalar sigaranın; göz kuruluğu, glokom, görme kaybı ve yaşa bağlı makula dejenerasyonuna sebep olduğunu gösterdi.

Beslenme

Gözünüz için Yeşil Sebzeleri Zeytinyağı ile Tüketin

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Gözünüz için zeytinyağı

Araştırmalar; luteinin, güneşin gözlerde sebep olduğu sarı nokta hastalığına iyi geldiğini gösteriyor. Sebzeleri zeytinyağı ile tüketmek, lutein etkisini artırıyor

Göz, tüm yaşama yakından etki eden en önemli organlardan biridir. Olması gerektiği gibi gören gözleriniz varsa, bu organın işleyişindeki mucizeleri fark etmeden yaşamaya devam edersiniz. Oysa göz, sahip olduğu sistemin mükemmelliği oranında hassastır da. Ona gereken özeni göstermeli ve onu beslemelisiniz. Gözünüz için yediğiniz gıdalardan, gözlük ve lens seçimine kadar sayısız faktöre dikkat etmeniz gerekir. Göz sağlığımızı etkileyen bir diğer faktör ise yüksek kolesterol, tiroit problemleri, diyabet, retinal migren ve göz kuruluğu gibi hastalıklardır.

DÜZENLİ MUAYENE ŞART

YÜKSEK KOLESTEROL

Bu hastalığı olan bireylerin sık şikayet ettiği konulardan biri de göze perde inmesidir. Halk arasında yarı görememe ya da bulanık görme gibi durumlar ile açıklanmaya çalışılan göz perdesi, ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır. Yüksek kolesterol hastalığı, görme kaybına neden olabilir. Şiddetli göz ağrısı, parlak ışığa bakamama, gözlerde sarı lekelerin oluşumu gibi semptomlar, yine yüksek kolesterol hastalığı ile ilişkili olabilmektedir.

TİROİT PROBLEMLERİ

Tiroidiniz boynunuzda kelebek şeklinde bir organdır. Büyümenizi ve metabolizmanızı düzenleyen bazı hormonları kontrol eder. Tiroidin düzgün çalışmaması, göz kaslarınızın şişmesine neden olabilir. Tiroide bağlı göz rahatsızlıklarında göz, olduğundan daha şiş görünebilmektedir. Şişliğin devam etmesi halinde, göz kapakları geri çekilir ve kurumayla birlikte gözde ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

DİYABET

Herhangi bir göz rahatsızlığınız olmasa da, düzenli olarak göz muayenesi yaptırmak önemlidir. Özellikle şeker hastası ya da risk altındaysanız göz muayenesi şarttır. Diyabet hastalığı, gözün merkezi görüşünü kontrol eden retinayı etkileyerek makula bölgesinin şişmesine neden olabilir. Yapılan araştırmalar sonucu diyabetli kişilerde, yüzde 40 oranında göz tansiyonu, yüzde 60 oranında katarakt hastalığı gözlenmiştir. Diyabet, gözlerin ışığa duyarlı bölümünü etkileyen bir hastalıktır. Dolayısıyla diyabet hastaları diyabetik retinopati riskine karşı dikkatli olmalıdır.

RETİNAL MİGREN

Görüşünüzde geçici kör noktalar varsa göz migreni yaşıyor olabilirsiniz. Bu, baş ağrısı gibi bir migren değildir. Retinal migren, görüntüde scotomas adı verilen ‘boş noktalara’ neden olur. Bu durum birkaç dakika sürebilir ya da anlık meydana gelebilir. Bağ ağrısı, bulanık görme, göz dinlendirme ihtiyacı, diğer semptomlar arasındadır. Göz kontrolü ve daha detaylı muayene gerekebilir.

C VİTAMİNİ KATARAKTI ÖNLÜYOR

  • A vitaminin göz sağlığı açısından mucizevi etkileri vardır. Görme kalitesini artırır, korneayı korur, göz bebeği yüzeyini parlaklaştırır ve gece körlüğü, glokom, katarakt, yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının etkilerini en aza indirir. Çocukluğumuzdan beri hepimizin duyduğu bir şey vardır ki o da havuç yemenin gözlerimize iyi geleceğidir. Evet, doğru! Havuç, içerdiği A vitamini oranı sebebiyle göz sağlığınızı korumaya yardımcı olabilir. A vitamini sadece havuçta mı var? Tabii ki hayır! Ispanak, dolmalık biber, tatlı patates ve yumurta da A vitamini açısından zengin gıdalar arasında yer alır.
  • C vitamininin göz sağlığı üzerindeki etkileri de azımsanmayacak ölçüde değerli. Araştırmalar; C vitaminin, katarakt oluşumu riskini azalttığını gösterdi. Bilindiği gibi katarakt yaşa bağlı gelişen bir göz hastalığıdır. Bu sebeple özellikle 40 yaşından sonra C vitamininden zengin beslenmek gerekir. C vitamini denildiğinde akla ilk portakal ve limon gelir. Bunların yanında yeşil biber, çilek ve yeşil yapraklı sebzeler de C vitamini yönünden zengindir.
  • İlerleyen yaş ve korunmasız halde maruz kalınan güneş ışınlarının sebep olduğu yaşa bağlı sarı nokta hastalığı, okuma güçlüğü ile başlayıp ilerlemesiyle birlikte nesneleri çarpık ve dalgalı görmeye kadar gidebilen bir göz hastalığıdır. Araştırmalar; bu hastalığın etkilerini azaltmanın mümkün olduğunu gösterdi. Bu aşamada devreye giren mucizenin adı, lutein. Luteinin etkisinin; A, C vitaminleri, çinko ve selenyum ile birlikte alındığında arttığı da biliniyor. Ispanak, brokoli gibi koyu yeşil sebzelerde bolca bulunan lutein, avokadoda da var. Öte yandan araştırmalar, koyu yeşil sebzeleri az miktarda zeytinyağı ile tüketmenin lutein etkisini artırdığını da gösteriyor.

KURULUĞA KARŞI HER GÜN EN AZ BEŞ SAAT UYUYUN

Kuru göz, gözün yeteri kadar gözyaşı üretememesi sonucu ortaya çıkan nem eksikliğinden meydana gelir. Ulusal Göz Enstitüsü’nün yaptığı araştırmalara göre; özellikle kadınlarda, menopozdan sonra göz kuruluğu ortaya çıkmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle birlikte gözler daha az gözyaşı üretir. Göz nemliliği için uygun ortamın sağlanamaması gözde yanma, batma, kaşıntı, kızarıklık, çizilme ve yırtılma gibi rahatsızlıklara neden olur. Bilgisayar başında sık vakit geçirme, çevresel faktörlerin yanı sıra; kontakt lens kullanımı, göz ameliyatı, kalp, ülser, kemoterapi ilaçları da göz kuruluğuna neden olabilmektedir. İşte kuru göz tedavisinde yardımcı olacak öneriler;
Sıcak kompres: Gözlerinizin kuruması halinde, günde iki veya üç kez 5-10 dakika boyunca göz kapaklarınıza temiz, ılık ve nemli bir kompres yerleştirmeyi deneyin. Nemli ısı, kuru gözleri yatıştırır ve gözyaşını uyarıp iyileştirir.
Bilgisayar molası: Bütün gün bilgisayar başında olmak gözlerinizde problem yaratabilir. Bilgisayar başında geçirdiğiniz her saat, bir dakika bir ara verin.

OMEGA 3 DESTEĞİ

Klimadan kaçının: Gözlerinize sıcak veya soğuk havanın doğrudan teması, kuruluğa neden olabilir. Evde ve iş yerinde kullandığınız havalandırmanın gözünüze direkt temas etmesine önleyin.
Sigara kullanmayın: Sigara dumanı, gözdeki kan damarlarının daralmasına neden olur; bu da göz yüzeyini kurutur.
Balık tüketin: Balıkta bulunan Omega- 3 yağlarının, hafıza kaybını önleme, yaşlanmayı geciktirme, kalp ve kolesterol dostu olma gibi sağlığa pek çok faydası bulunur. Bu yağlar, vücuttaki iltihaplanmaları önler ve kuruluğu giderir.
Uykunuzu alın: Gözleriniz, her gece minimum beş saat dinlenmeli. Araştırmalar; az uyumanın, göz spazmlarının başlıca sebepleri arasında yer aldığını gösteriyor.

Devamını Oku...

Göz Sağlığı

Gözlerinizi Soğuktan Koruyun

Yayınlanma:

,

gözlerinizi soğuktan koruyun

Havaların soğuması ile beraber gözlerinizde kuruluk, batma hissi, yorgunluk, sulanma veya bulanık görme gibi sorunlar mı oluşuyor? O halde bu haber tam size göre; Gözleriniz için bakım zamanı geldi!

Kış aylarında soğuk havanın olumsuz etkilerinden biri de gözlerimizde oluşturduğu hasardır. Gerek rüzgâr, gerek kapalı alanlarda fazla geçirilen süreler gerekse artan üst solunum yolu enfeksiyonları göz sağlığı için ciddi tehditler oluşturur. Bu aylar içerisinde gözlerimizde en sık göz kuruluğu ve göz nezlesi görülür. Soğuk havalarda rüzgârın da etkisi ile gözyaşı, göz yüzeyinden daha hızlı buharlaşır ve göz kuruluğu ortaya çıkar. Bunun neticesinde gözde kızarıklık, yanma, batma, yabancı cisim hissi, yorgunluk, kızarıklık, sulanma ve görme bulanıklığı yaşayabilirsiniz. Rüzgârın yanı sıra kış aylarında kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması da göz sağlığınız için olumsuz etkilere yol açar. Kalorifer, klima vb., havalandırma sistemleri nedeniyle ortamdaki havanın daha az nemli olması ve bilgisayar ekranlarında çalışırken göz kırpma sayısının azalması da göz kuruluğuna neden olabilir. Bütün bu rahatsızlıklara yakalanmamak için gözlerinizi soğuktan koruyun.

Yeditepe Üniversitesi Göz Hastalıkları Araştırma Ve Uygulama Merkezi Başhekimi Prof.Dr Sinan Tatlıpınar, kış aylarında gözünüze “gözünüz gibi” bakmanız için oldukça pratik öneriler veriyor;

Ellerinizi sık sık yıkayın!

Havalar soğudukça artan üst solunum yolu enfeksiyonları gözü de etkileyebilir. Kızarıklık, çapaklanma, batma, göz kapağında şişlikle seyredebilen konjonktivit tablosu üst solunum yolu enfeksiyonları ile ilişkili olarak ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlardan korunmak amacı ile elleri sık sık yıkamak ve elin göz ile temasını en aza indirmek gerekir.

Makyaj malzemelerinizi iyi temizleyin, kimseyle ortak kullanmayın!

Özellikle göz ile temas eden makyaj malzemelerinin temizliğine önem verin ve kimse ile ortak malzeme kullanmayın. Rimelinizi, göz kaleminizi kimseyle paylaşmayın!

Gözünüzdeki kızarıklıkları önemseyin!

Gözlerinizde meydana gelen kuruluk, batma hissi vb belirtileri mutlaka önemseyin. Bu gibi belirtiler önemsenmezse gözün en önde yer alan saydam tabakası olan kornea etkilenir ve buna bağlı olarak görmede bulanıklık problemi yaşanır.

Güneş gözlüğünüzü yanınızdan ayırmayın!

Yaz bitti diye güneş gözlüklerinizi raflara kaldırmayın. Gözlerinizin güneşten korunmaya olan ihtiyacı hala devam ediyor. Özellikle kar, gelen ultraviyole ışınlarının %80’ini yansıtır. Bunun için özellikle karlı havalarda ultraviyole filtreli güneş gözlükleri takmak gerekir. Daha çok yaz mevsiminde takılması gerekli gibi düşünülen güneş gözlüğü; katarakt, sarı nokta hastalığı ve pterjiyum gibi hastalıklara karşı da gözü korur.

Beslenmenize özen gösterin!

Göz sağlığınız için beslenme de oldukça önemlidir.  Yeşil yapraklı sebze, meyve, balık, vitamin, omega-3 ve  lutein içeren besinler tüketilmesi gözü sarı nokta hastalığına karşı korur.

Bunun yanı sıra sigara kullanmamak çok önemli. Sigara, katarakt ve sarı nokta hastalığı başta olmak üzere birçok hastalığa neden olabilir, bu nedenle dikkat edilecek önemli noktalardan birisi de sigara içmemektir.

Tüm bunların yanı sıra gözleri ovuşturmamak ve bilgisayar başında geçirilen sürenin azaltılması da göz sağlığı açısından faydalı olur.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Renkli Gözlüler Ağrıya Daha Dayanıklı!

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Renkli Gözlüler Ağrıya Daha Dayanıklı

Bilim insanlarının yaptıkları bazı araştırmaların sonuçları çok çarpıcı! Renkli gözlüler, kahverengi göz rengine sahip insanlara göre bazı konularda daha şanslılar. Mesela, ağrı eşikleri çok daha yüksek.

Yapılan araştırmalar hastalıkların bir kısmının, teşhisinden çok daha önce ipuçları verdiğini gösteriyor. İnsan bedeni öyle mükemmel bir sistem ki bir şeyler yolunda gitmediğinde sahibini uyaran sinyaller verebiliyor. Bunlar; ağrı, doku değişimi ve benzer farklılıklarla kendini gösteriyor. Peki bu bulgulardan önce sadece fiziki yapınıza bakarak hangi hastalıkları taşıyor olma ihtimaliniz olduğunu biliyor musunuz?

BOYU KISALAR UZUN YAŞIYOR!

Öncelikle bedeninizin en belirgin özelliklerinden bir olan boyunuzun bazı hastalıklar için gösterge olduğundan başlayalım. National Acedemy of Sciences’da yayınlanan bir araştırmaya göre, boyu 157 santimden kısa olan insanların 100 yaşına kadar yaşama şansları çok yüksek. Araştırmacılar, vücudun oksidatif stresten (her gün çevremiz, yaptığımız aktiviteler ve yediğimiz yiyeceklerden ötürü maruz kaldığımız radyasyondan gelen hücre hasarı) iyileşmesinde yardımcı genin boyu belirleyen genle bir şekilde bağlantılı olduğunu tahmin ediyor. Tahminlerine göre daha uzun boylu insanlar, oksidatif strese kısalar kadar iyi yanıt vermiyor.

KOKUDAN PARKINSON TEŞHİSİ

Annals of Neurology’de yayınlanan başka bir araştırmaya göre, koku alma yeteneğiniz sağlığınız hakkında size mesaj veriyor. Limon, tarçın, muz, nane gibi kokuları tam olarak tanımlayamayan insanlar, bunu yapabilenlere göre beş kat fazla Parkinson hastası olma riski taşıyor. Yani bu saydığım kokuları alamıyorsanız dikkat: Parkinson hastası olabilirsiniz! Yapılan araştırmalar, beynin Parkinson hastalığından etkilenen öncelikli bölümünün, koku alma ile ilgili kısım olduğunu gösterdi. Koku alma yeteneğindeki azalma Parkinson hastalığının erken belirtilerinden biridir. Hatta hastalığın kesin teşhisinden 7 yıl önce bile ortaya çıkabilir. Fransa’da yapılan bir araştırmaya göre; baldır ölçünüz yatkın olduğunuz hastalıklar için belirleyici olabilir. Fransız araştırmacılar, baldır çapı 33 santimden az olan kadınların felç riskinin çok daha fazla olduğunu keşfetti. Bu kadınlarda karotis arterin tıkanması daha olasıdır; bu tıkanıklık ile küçük kan pıhtısı parçaları koparak beyindeki küçük damarlara gider ve bu damarların tıkanmasına neden olabilir. Beyinde damar tıkanıklığı da felç olmaya yol açar. İngiltere’de yapılan bir araştırma, 50-70 santimetre arası bacak uzunluğuna sahip olan kadınlarda karaciğer hastalıklarının göstergesi olan dört enzimin daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı.

KOYU GÖZLERDE KATARAKT OLUYOR

Eğer gözleriniz koyu tonlara sahipse katarakt olma ihtimaliniz diğerlerine göre daha yüksek demektir. Farklı sebeplere bağlı olarak da gelişebilen katarakt, genelde yaşa bağlı olarak ortaya çıkar ve göz bebeğinin etrafında dumanlı bir hare görüntüsü oluşturur. American Journal of Ophthalmology’de yayınlanan bir araştırmaya göre; koyu renk gözleri olan kişilerin katarakt hastalığına yakalanma ihtimalleri, diğerlerine oranla 1.5-2.5 kat daha fazla. Yapılan araştırmalar mavi gözlü kişilerin bir cilt hastalığı olarak bilinen vitiligoya yakalanma ihtimallerinin diğerlerine göre daha düşük olduğunu gösteriyor. Vitiligo, cildin bazı bölgelerinde görülen renk açılmaları olarak tariflenebilir. 2012 yılında Nature adlı dergide yayınlanan bir istatistiğe göre, mavi gözlü kişilerde vitiligo, diğerlerine oranla daha az görülüyor. Yaklaşık üç bin vitiligolu Kafkas’ın katılımıyla gerçekleştirilen bu istatistiki çalışmada, üç bin katılımcının yüzde 27’sinin mavi, yüzde 30’unun yeşil veya ela, yüzde 43’ünün ise koyu renk gözlere sahip olduğu saptanmış. Kafkas halkının genel göz rengi dağılımına bakacak olursak; yüzde 52’sinin mavi, yüzde 22’sinin yeşil ya da ela ve yüzde 27’sinin kahverengi gözlere sahip olduklarını görebiliriz. Bu rakamlar arasındaki belirgin oran, koyu renk gözlere sahip kişilerin vitiligoya daha fazla yakalandıkları tezini doğrular nitelikte.

ALKOLE KARŞI DAHA DUYARLILAR

Eğer kahverengi ya da siyah gözleriniz varsa, mavi ya da yeşil gözlülere göre daha az alkol almalısınız. Alkol tüketiminin, göz rengi ayrımına bakmadan herkes için son derece ciddi zararları olduğu uzun yıllardır bilinmekte ve tüketilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak alkol hassasiyeti diğerlerine oranla daha yüksek olanların incelendiği araştırmalarda, koyu renk gözleri olanların daha hassas oldukları ortaya çıkmış. 2001 yılında Personality and Individual Differences’da yayınlanan bir araştırmaya göre; koyu renk gözleri olan kadınların alkol duyarlılığı, diğerlerine göre daha yüksek.

SARI NOKTAYI ETKİLEYEBİLİYOR

2014 yılında düzenlenen American Pain Society’de bilim adamları tarafından açıklanan sonuçlara göre; mavi, yeşil ya da ela gözlü kadınların ağrıya dayanıklılığı, kahverengi ya da siyah gözlü olanlara oranla çok daha yüksek. Halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenerasyonu, yaşa bağlı olarak gelişen görme bozukluğu olarak tariflenebilir. Sarı nokta hastalığı ve sahip kişilerin göz rengi arasındaki ilişkinin incelendiği net bir araştırma henüz yapılmadı. Ancak küçük çaplı ve istatistiğe dayanan çalışmalar mevcut. Buna göre, hastaların göz renkleri ve dağılımı incelendiğinde mavi, yeşil ya da ela gözlülerin çoğunlukta oldukları tespit edilmiş.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.