Sosyal Medya

Göz Bakımı

Bilgisayar Ekranına 60 cm Mesafeden Bakın

Yayınlanma:

,

Gözlerinizde yorgunluk, kızarıklık ve ağrı gibi şikayetleriniz varsa, bilgisayar ekranına en az 60 cm. mesafeden bakın ve iki saatte bir mola verip gözlerinizi dinlendirin

Olması gerektiği gibi gören gözleriniz varsa, bu organın işleyişindeki mucizeleri fark etmezsiniz. Oysa göz, mükemmel olduğu kadar hassastır da… Ona gereken özeni göstermeli ve onu beslemelisiniz. Beslenme biçimi, gözlük ve lens seçimi, hatta bilgisayar kullanımı gibi günlük alışkanlıklar; göz sağlığınızı etkiler. Son zamanlarda bilgisayar kullanıcıları arasında artan şikayetlerin başında; gözlerde batma, ağrı, yanma, sulanma ve çift görme geliyor. Gözlerin uzun süre yakın mesafeye odaklanması, göz içerisindeki lenslerin kırıcılığının artmasına neden olur. Gözde bulunan kaslar, sürekli buna uyum sağlamaya çalışır. Bu, göz kaslarını yoran bir süreçtir ve ağrıya sebep olur. Devamlı yakın mesafeye odaklanmak ve bakışları klavye ile ekran arasında gezdirmek, bakılan objeye uyumu zorlaştırır. Görüntü netliği kaybolabilir ve bulanık görme yaşanabilir. Göz kaslarını yoran bu durum, gözde kuruluk ve yanmalara sebep olur. Hemen peşinden batma ve kızarıklık gelişir. Gözde kuruluk yaşandığında, gözyaşı tabakası da bu durumdan etkilenerek buharlaşmaya başlar. Yeniden ıslatılması içinse gözün kırpılması gerekir. Yapılan araştırmalar, sağlıklı bir kişinin dakikada ortalama 25 kez gözlerini kırptığını gösteriyor. Oysa yakın mesafede bilgisayar kullanırken, göz sadece 5-10 kez kırpılabilir. Bu durum, göz kuruluğuna sebep olur. Ekran göz hizanızdan yukarıdaysa, bakmak için göz kapaklarınızı normalden daha fazla açmanız gerekir. Bu durumda da göz kuruluğu riski artar.

EKRAN GÖZ HİZASINDA OLMALI
Değişen ortam ışığı, ekran kontrastında da değişikliğe sebep olur. Netlik değiştiğinde, göz bebekleri siz farkında olmasanız da küçülerek duruma adapte olmaya çalışır. Ekran parlaklığının yüksek olması da göz bebeklerinin küçülmesine sebep olur. Böyle durumlarda gözlerde ağrı ve kalitesiz görme şikayetleri meydana gelir. Kullandığınız bilgisayarın monitörü, titreşime sebep olmayacak kalitede ve bombesiz olmalıdır. Bilgisayar kullanırken; bacaklar yere dik, uyluk paralel, sırt ve kollar dik, ön kol zemine paralel, sandalye sırt destekli ve ayarlanabilir olmalıdır. Ekran parlaklığı ve konumu da oturuşa uygun olmalıdır. Ekran parlaklığı, kişinin en rahat ettiği seviyeye ayarlanmalıdır. Ekranın konumu ise göz hizasında tutulmalıdır. Ekrana bakarken, tam karşıya bakıyormuş gibi durmak gerekir. Ne aşağı, ne de yukarı bakılmamalıdır. Ekrana yakınlık mesafesi de çok önemlidir. Araştırmalara göre, ekran ile gözleriniz arasında en az 60 cm. mesafe bulunmalıdır. İki saatte bir 10 dakikalık aralar verip bilgisayar başından uzaklaşmanız gerekir. Sık sık uzak mesafeye bakarak göz kasları dinlendirilmelidir.

HAVUÇ, FINDIK YİYİN
A vitaminin, göz sağlığı açısından mucizevi etkileri vardır. Görme kalitesini artırır, korneayı korur, göz bebeği yüzeyini parlaklaştırır. Ayrıca gece körlüğü, glokom, katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının etkilerini en aza indirir. Çocukluğumuzdan beri hepimizin duyduğu bir şey vardır ki; o da, havuç yemenin gözlerimize iyi geleceğidir. Evet doğru; havuç, içerdiği A vitamini sebebiyle göz sağlığını korumaya yardımcı olur. Ispanak, dolmalık biber, tatlı patates ve yumurta da A vitamini açısından zengin gıdalar arasında yer alır. C vitamini ise, katarakt oluşumu riskini azaltır. Katarakt, yaşa bağlı gelişen bir hastalık olduğu için, özellikle 40 yaşından sonra C vitamini açısından zengin beslenmek gerekir. Portakal, limon, yeşil biber, çilek ve yeşil yapraklı sebzeler; C vitamini yönünden zengin gıdalardır. E vitamini de, göz sağlığını korumak için son derece gerekli bir vitamindir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, biber, fındık ve bitkisel yağlarda bol miktarda bulunan E vitamini, yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt oluşumunu engellemede son derece önemli bir yardımcıdır. Göz sağlığına faydası olan bir diğer besin grubu da Omega-3 yağ asitleridir. Omega-3’ün, insan sağlığına faydası kanıtlanmıştır. Yapılan araştırmalar, Omega-3 yağ asitlerinin göz kuruluğunun etkilerini azalttığını gösteriyor. Somon balığı, ceviz ve keten tohumu; Omega-3 açısından oldukça zengin gıdalar arasında yer alır.

GÖZ SAĞLIĞI İÇİN BUNLARA DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ KULLANIN: Güneş ışınları, cildimiz kadar gözlerimiz için de tehlike oluşturur. Gözlerinizi zararlı güneş ışınlarından korumak için seçeceğiniz güneş gözlüğü, son derece önemli. Sokak ve pazarlarda satılan güneş gözlükleri, göz sağlığınız için adeta birer tehdit unsurudur.
GÖZLERİNİZİ OVUŞTURMAYIN: Göz bebeği üzerinde uygulanan kontrolsüz baskı, birçok sağlık sorununa sebep olabilir. Ayrıca etraftaki mikropların ellerde taşındığını düşünecek olursak, ellerimizi devamlı olarak gözlerimize götürmemiz, mikrobik durumların gelişmesine de sebep olabilir ki bu da önemsenmesi gereken bir tehlikedir.
LENSLERİNİZİ TEMİZ TUTUN: Lens kullananların en çok dikkat etmesi gereken şey, lens temizliğidir. Lensler, doğru solüsyonla ve yöntemle temizlenmelidir. Lens, herkesin kullanımına uygun görünse de herkes için aynı derecede konforlu değildir. Lens taktığınızda kendinizi rahatsız hissederseniz, bunu gözlerinizden gelen bir mesaj olarak algılayın ve dikkate alın. Rutinde bir şikayetiniz yok ancak nadiren rahatsız oluyorsanız, lenslerinizi hemen çıkarın ve şikayetiniz tamamen geçene kadar tekrar takmayın.
UYKUNUZU ALIN: Gözleriniz, her gece minimum beş saat boyunca dinlenmelidir. Yeterli uyku uyunmadığında, gözler gereğinden fazla çalışmış ve dolayısıyla da yorulmuş olurlar. Yapılan araştırmalar; az uyumanın, göz spazmlarının başlıca sebepleri arasında yer aldığını gösteriyor. Yeterli uyku uyunmadığında, gözlerde kızarıklık, yorgunluk ve batma hissi de ertesi gün semptomları arasında yer alır.
SİGARA DUMANINDAN KAÇININ: Sigaranın insan sağlığı üzerindeki sayısız olumsuz etkisini artık hepimiz biliyoruz. Yapılan araştırmalar sigaranın; göz kuruluğu, glokom, görme kaybı ve yaşa bağlı makula dejenerasyonuna sebep olduğunu gösterdi.

Göz Bakımı

Gözlerinizi Soğuktan Sakının

Yayınlanma:

,

Havaların soğuması ile beraber gözlerinizde kuruluk, batma hissi, yorgunluk, sulanma veya bulanık görme gibi sorunlar mı oluşuyor? O halde bu haber tam size göre; Gözleriniz için bakım zamanı geldi!

Kış aylarında soğuk havanın olumsuz etkilerinden biri de gözlerimizde oluşturduğu hasardır. Gerek rüzgâr, gerek kapalı alanlarda fazla geçirilen süreler gerekse artan üst solunum yolu enfeksiyonları göz sağlığı için ciddi tehditler oluşturur.

Bu aylar içerisinde gözlerimizde en sık göz kuruluğu ve göz nezlesi görülür. Soğuk havalarda rüzgârın da etkisi ile gözyaşı, göz yüzeyinden daha hızlı buharlaşır ve göz kuruluğu ortaya çıkar. Bunun neticesinde gözde kızarıklık, yanma, batma, yabancı cisim hissi, yorgunluk, kızarıklık, sulanma ve görme bulanıklığı yaşayabilirsiniz. Rüzgârın yanı sıra kış aylarında kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması da göz sağlığınız için olumsuz etkilere yol açar. Kalorifer, klima vb., havalandırma sistemleri nedeniyle ortamdaki havanın daha az nemli olması ve bilgisayar ekranlarında çalışırken göz kırpma sayısının azalması da göz kuruluğuna neden olabilir.

Yeditepe Üniversitesi Göz Hastalıkları Araştırma Ve Uygulama Merkezi Başhekimi Prof.Dr Sinan Tatlıpınar, kış aylarında gözünüze “gözünüz gibi” bakmanız için oldukça pratik öneriler veriyor;

Ellerinizi sık sık yıkayın!

Havalar soğudukça artan üst solunum yolu enfeksiyonları gözü de etkileyebilir. Kızarıklık, çapaklanma, batma, göz kapağında şişlikle seyredebilen konjonktivit tablosu üst solunum yolu enfeksiyonları ile ilişkili olarak ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlardan korunmak amacı ile elleri sık sık yıkamak ve elin göz ile temasını en aza indirmek gerekir.

Makyaj malzemelerinizi iyi temizleyin, kimseyle ortak kullanmayın!

Özellikle göz ile temas eden makyaj malzemelerinin temizliğine önem verin ve kimse ile ortak malzeme kullanmayın. Rimelinizi, göz kaleminizi kimseyle paylaşmayın!

Gözünüzdeki kızarıklıkları önemseyin!

Gözlerinizde meydana gelen kuruluk, batma hissi vb belirtileri mutlaka önemseyin. Bu gibi belirtiler önemsenmezse gözün en önde yer alan saydam tabakası olan kornea etkilenir ve buna bağlı olarak görmede bulanıklık problemi yaşanır.

 Güneş gözlüğünüzü yanınızdan ayırmayın!

Yaz bitti diye güneş gözlüklerinizi raflara kaldırmayın. Gözlerinizin güneşten korunmaya olan ihtiyacı hala devam ediyor. Özellikle kar, gelen ultraviyole ışınlarının %80’ini yansıtır. Bunun için özellikle karlı havalarda ultraviyole filtreli güneş gözlükleri takmak gerekir. Daha çok yaz mevsiminde takılması gerekli gibi düşünülen güneş gözlüğü; katarakt, sarı nokta hastalığı ve pterjiyum gibi hastalıklara karşı da gözü korur.

Beslenmenize özen gösterin!

Göz sağlığınız için beslenme de oldukça önemlidir.  Yeşil yapraklı sebze, meyve, balık, vitamin, omega-3 ve  lutein içeren besinler tüketilmesi gözü sarı nokta hastalığına karşı korur.

Bunun yanı sıra sigara kullanmamak çok önemli. Sigara, katarakt ve sarı nokta hastalığı başta olmak üzere birçok hastalığa neden olabilir, bu nedenle dikkat edilecek önemli noktalardan birisi de sigara içmemektir.

Tüm bunların yanı sıra gözleri ovuşturmamak ve bilgisayar başında geçirilen sürenin azaltılması da göz sağlığı açısından faydalı olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Renkli Gözlülerin Ağrıya Dayanıklılığı Daha Yüksek!

Yayınlanma:

,

Bilim insanlarının yaptıkları bazı araştırmaların sonuçları çok çarpıcı! Renkli gözlüler, kahverengi göz rengine sahip insanlara göre bazı konularda daha şanslılar. Mesela, ağrı eşikleri çok daha yüksek

Yapılan araştırmalar hastalıkların bir kısmının, teşhisinden çok daha önce ipuçları verdiğini gösteriyor. İnsan bedeni öyle mükemmel bir sistem ki bir şeyler yolunda gitmediğinde sahibini uyaran sinyaller verebiliyor. Bunlar; ağrı, doku değişimi ve benzer farklılıklarla kendini gösteriyor. Peki bu bulgulardan önce sadece fiziki yapınıza bakarak hangi hastalıkları taşıyor olma ihtimaliniz olduğunu biliyor musunuz?

BOYU KISALAR UZUN YAŞIYOR!
Öncelikle bedeninizin en belirgin özelliklerinden bir olan boyunuzun bazı hastalıklar için gösterge olduğundan başlayalım. National Acedemy of Sciences’da yayınlanan bir araştırmaya göre, boyu 157 santimden kısa olan insanların 100 yaşına kadar yaşama şansları çok yüksek. Araştırmacılar, vücudun oksidatif stresten (her gün çevremiz, yaptığımız aktiviteler ve yediğimiz yiyeceklerden ötürü maruz kaldığımız radyasyondan gelen hücre hasarı) iyileşmesinde yardımcı genin boyu belirleyen genle bir şekilde bağlantılı olduğunu tahmin ediyor. Tahminlerine göre daha uzun boylu insanlar, oksidatif strese kısalar kadar iyi yanıt vermiyor.

KOKUDAN PARKINSON TEŞHİSİ
Annals of Neurology’de yayınlanan başka bir araştırmaya göre, koku alma yeteneğiniz sağlığınız hakkında size mesaj veriyor. Limon, tarçın, muz, nane gibi kokuları tam olarak tanımlayamayan insanlar, bunu yapabilenlere göre beş kat fazla Parkinson hastası olma riski taşıyor. Yani bu saydığım kokuları alamıyorsanız dikkat: Parkinson hastası olabilirsiniz! Yapılan araştırmalar, beynin Parkinson hastalığından etkilenen öncelikli bölümünün, koku alma ile ilgili kısım olduğunu gösterdi. Koku alma yeteneğindeki azalma Parkinson hastalığının erken belirtilerinden biridir. Hatta hastalığın kesin teşhisinden 7 yıl önce bile ortaya çıkabilir. Fransa’da yapılan bir araştırmaya göre; baldır ölçünüz yatkın olduğunuz hastalıklar için belirleyici olabilir. Fransız araştırmacılar, baldır çapı 33 santimden az olan kadınların felç riskinin çok daha fazla olduğunu keşfetti. Bu kadınlarda karotis arterin tıkanması daha olasıdır; bu tıkanıklık ile küçük kan pıhtısı parçaları koparak beyindeki küçük damarlara gider ve bu damarların tıkanmasına neden olabilir. Beyinde damar tıkanıklığı da felç olmaya yol açar. İngiltere’de yapılan bir araştırma, 50-70 santimetre arası bacak uzunluğuna sahip olan kadınlarda karaciğer hastalıklarının göstergesi olan dört enzimin daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı.

KOYU GÖZLERDE KATARAKT OLUYOR
Eğer gözleriniz koyu tonlara sahipse katarakt olma ihtimaliniz diğerlerine göre daha yüksek demektir. Farklı sebeplere bağlı olarak da gelişebilen katarakt, genelde yaşa bağlı olarak ortaya çıkar ve göz bebeğinin etrafında dumanlı bir hare görüntüsü oluşturur. American Journal of Ophthalmology’de yayınlanan bir araştırmaya göre; koyu renk gözleri olan kişilerin katarakt hastalığına yakalanma ihtimalleri, diğerlerine oranla 1.5-2.5 kat daha fazla. Yapılan araştırmalar mavi gözlü kişilerin bir cilt hastalığı olarak bilinen vitiligoya yakalanma ihtimallerinin diğerlerine göre daha düşük olduğunu gösteriyor. Vitiligo, cildin bazı bölgelerinde görülen renk açılmaları olarak tariflenebilir. 2012 yılında Nature adlı dergide yayınlanan bir istatistiğe göre, mavi gözlü kişilerde vitiligo, diğerlerine oranla daha az görülüyor. Yaklaşık üç bin vitiligolu Kafkas’ın katılımıyla gerçekleştirilen bu istatistiki çalışmada, üç bin katılımcının yüzde 27’sinin mavi, yüzde 30’unun yeşil veya ela, yüzde 43’ünün ise koyu renk gözlere sahip olduğu saptanmış. Kafkas halkının genel göz rengi dağılımına bakacak olursak; yüzde 52’sinin mavi, yüzde 22’sinin yeşil ya da ela ve yüzde 27’sinin kahverengi gözlere sahip olduklarını görebiliriz. Bu rakamlar arasındaki belirgin oran, koyu renk gözlere sahip kişilerin vitiligoya daha fazla yakalandıkları tezini doğrular nitelikte.

ALKOLE KARŞI DAHA DUYARLILAR
Eğer kahverengi ya da siyah gözleriniz varsa, mavi ya da yeşil gözlülere göre daha az alkol almalısınız. Alkol tüketiminin, göz rengi ayrımına bakmadan herkes için son derece ciddi zararları olduğu uzun yıllardır bilinmekte ve tüketilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak alkol hassasiyeti diğerlerine oranla daha yüksek olanların incelendiği araştırmalarda, koyu renk gözleri olanların daha hassas oldukları ortaya çıkmış. 2001 yılında Personality and Individual Differences’da yayınlanan bir araştırmaya göre; koyu renk gözleri olan kadınların alkol duyarlılığı, diğerlerine göre daha yüksek.

SARI NOKTAYI ETKİLEYEBİLİYOR
2014 yılında düzenlenen American Pain Society’de bilim adamları tarafından açıklanan sonuçlara göre; mavi, yeşil ya da ela gözlü kadınların ağrıya dayanıklılığı, kahverengi ya da siyah gözlü olanlara oranla çok daha yüksek. Halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenerasyonu, yaşa bağlı olarak gelişen görme bozukluğu olarak tariflenebilir. Sarı nokta hastalığı ve sahip kişilerin göz rengi arasındaki ilişkinin incelendiği net bir araştırma henüz yapılmadı. Ancak küçük çaplı ve istatistiğe dayanan çalışmalar mevcut. Buna göre, hastaların göz renkleri ve dağılımı incelendiğinde mavi, yeşil ya da ela gözlülerin çoğunlukta oldukları tespit edilmiş.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Göz Renginiz Size Ne Söylüyor?

Yayınlanma:

,

Göz renginizin aslında hangi hastalıklara sahip olduğunuz hakkında ipuçları verdiğini biliyor musunuz? Koyu renk gözlü olanlar katarakta, açık renk gözlüler ise sarı nokta hastalığına daha yatkın oluyor

Görme gibi tüm hayatınızı yakından ilgilendiren bir yeteneği yöneten gözlerinizin daha sağlıklı olması için ona gereken özeni göstermeniz gerekir. Göz renginiz, genetik mirasınızla yakından ilgilidir. Tıpkı sahip olduğunuz hastalıklar gibi. Peki göz renginizin hangi hastalıklara sahip olduğunuz hakkında ipuçları barındırdığını biliyor muydunuz? Konuyu merak eden bilim adamları, hangi göz rengine sahip kişilerin hangi hastalıkları taşıma eğilimi gösterdiklerini araştırmışlar. İşte çıkan ilginç sonuçlar:

Katarakt
Eğer gözleriniz koyu tonlara sahip ise katarakt olma ihtimaliniz diğerlerine göre daha yüksek demektir. Farklı sebeplere bağlı olarak da gelişebilen katarakt, genelde yaşa bağlı olarak ortaya çıkar ve göz bebeğinin etrafında dumanlı bir hare görüntüsü oluşturur. American Journal of Ophthalmology’de yayınlanan bir araştırmaya göre, koyu renk gözleri olan kişilerin katarakt hastalığına yakalanma ihtimalleri, diğerlerine oranla 1.5-2.5 kat daha fazla. Elbette bu oranlar açık renk göze sahip kişileri katarakta yakalanma ihtimalinden uzaklaştırmıyor. Gözleriniz ne renk olursa olsun onları, güneşin zararlı ışınlarından koruyarak katarakt ihtimalini uzaklaştırabilirsiniz. Bunun için sadece güneş gözlüğü kullanmak da yetmez. Gözlerinizi güneşten koruyabilecek özelliklerde şapka da kullanmalısınız.

Vitiligo
Yapılan araştırmalar, mavi gözlü kişilerin bir cilt hastalığı olarak bilinen vitiligoya yakalanma ihtimallerinin diğerlerine göre daha düşük olduğunu gösteriyor. Vitiligo, cildin bazı bölgelerinde görülen renk açılmaları olarak tariflenebilir. Derimizde, pigment üreterek ten rengimizi oluşturan melanosit hücreleri bulunur. Bu melanositler, çeşitli sebeplerle zarar gördüklerinde vazifelerini gerektiği gibi yerine getiremezler ve pigment üretimi neredeyse durur. Bu durum, ilgili bölge derisinde sınırları belli ancak dağınık ve yamaya benzetebileceğimiz renk açılmalarına sebep olur. Oluşan beyazlık, neredeyse süt beyazıdır. Kişinin ten rengine göre belirginliği değişiklik gösterir. 2012 yılında Nature adlı dergide yayınlanan bir istatistiğe göre, mavi gözlü kişilerde vitiligo diğerlerine oranla daha az görülüyor. Yaklaşık 3 bin vitiligolu Kafkas’ın katılımıyla gerçekleştirilen bu istatistiki çalışmada, 3 bin katılımcının yüzde 27’sinin mavi, yüzde 30’unun yeşil veya ela, yüzde 43’ünün ise koyu renk gözlere sahip olduğu saptanmış. Kafkas halkının genel göz rengi dağılımına bakacak olursak, yüzde 52’sinin mavi, yüzde 22’sinin yeşil ya da ela ve yüzde 27’sinin kahverengi gözlere sahip olduklarını görebiliriz. Bu rakamlar arasındaki belirgin oran, koyu renk gözlere sahip kişilerin vitiligoya daha fazla yakalandıkları tezini doğrular nitelikte. Ayrıca Colorado Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli bilim adamları, göze mavi rengi veren iki genin (TYR ve OCA2), vitiligoya yakalanma ihtimalini düşüren en önemli etken olduğunu tespit etmişler.

Alkol duyarlılığı
Eğer kahverengi ya da siyah gözleriniz varsa, mavi ya da yeşil gözlülere göre daha az alkol almalısınız. Alkol tüketiminin göz rengi ayrımına bakmadan herkes için son derece ciddi zararları olduğu uzun yıllardır bilinmekte ve tüketilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak alkol hassasiyeti diğerlerine oranla daha yüksek olanların incelendiği araştırmalarda, koyu renk gözleri olanların daha hassas oldukları ortaya çıkmış. 2001 yılında Personality and Individual Differences’da yayınlanan bir araştırmaya göre, koyu renk gözleri olan kadınların alkol duyarlılığı, diğerlerine göre daha yüksek.

Ağrıya dayanıklılık
Günlük yaşantımızı ve kalitemizi ciddi şekilde etkileyen ağrılara dayanma gücü kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Kimileri daha kuvvetli ve dayanıklı iken, kimileri çok daha zayıf ve dayanıksız olabilir. 2014 yılında düzenlenen American Pain Society’de bilim adamları tarafından açıklanan sonuçlara göre; mavi, yeşil ya da ela gözlü kadınların ağrıya dayanıklılığı kahverengi ya da siyah gözlü olanlara oranla çok daha yüksek. Doğum öncesi ve sonrası yakından incelen bir grup kadının dahil edildiği bir araştırma da bu sonucu destekler nitelikte nihayetlenmiş. Doğumdan önce hissettikleri kaygı, doğum yöntemleri ve doğum sonrası bulguların incelendiği araştırmaya göre, siyah ya da kahverengi gözleri olan kadınlar, diğerlerine göre çok daha kaygılı ve ağrıya duyarlı bulunmuşlar.

Sarı nokta hastalığı
Halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenerasyonu, yaşa bağlı olarak gelişen görme bozukluğu olarak tariflenebilir. Sarı nokta hastalığı, retina merkezinin hemen yanında gelişen bir bozukluktan kaynaklanır. Genetik miras ve sigara kullanımı bu hastalığın sebepleri arasında sayılabilir. İlerlemesi halinde kalıcı görme kaybına kadar gidebilen sarı nokta hastalığı ciddiye alınmalıdır. Sarı nokta hastalığı ve bu hastalığa sahip kişilerin göz rengi arasındaki ilişkinin incelendiği net bir araştırma henüz yapılmadı. Küçük çaplı ve istatistiğe dayanan çalışmalar mevcut. Buna göre, hastaların göz renkleri ve dağılımı incelendiğinde açık renk gözlülerin çoğunlukta olduğu tespit edilmiş.

Göz bebeğinde renk değişikliğine dikkat!
Göz bebeğinde renk değişikliği, sık karşılaşılan bir durum değildir ancak fark edildiğinde mutlaka dikkate alınması gerekir. Gözde renk değişiklikleri, birtakım hastalıkların habercisi olabilir. Gözünüzün beyaz kısmında kırmızılıklar oluşuyorsa, bu alerjik bir duruma işaret ediyor olabilir. Eğer gözünüzün beyaz kısmı sarı renk almaya başladıysa dikkat; karaciğerinizde problem olabilir.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.