Sosyal Medya

Aile Sağlığı

Bebeğiniz Sinirli mi?

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,
Bebeğiniz Sinirli mi

Sakinleştirmek için “nedenini” öğrenmeniz şart!

Bebeğiniz sinirli mi sinirli… Kucağa alındığında kendini atmaya çalışıyor… Mamasını tükürüyor ya da eliyle çıkarıp atıyor… Sizi itiyor, ısırıp, tırmalıyor… Zaman zaman yaşadığınız bu tür durumlarda onu sakinleştirmek bir türlü mümkün olmuyor… Peki ama hemen her ebeveynin tarif ettiği bu “asabiyetin” nedenleri neler olabilir?

Kişilik yapısı zaman içerisinde şeklini alsa da bazı kişilik özelliklerini doğuştan getiririz. Bu bakış açısı ile baktığımızda bazı bebekler diğerlerine göre daha hırçın, daha asabi tabiatlı olabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Psikolog Sena Sivri bebeklerin dünyaya dair ön bilgiye sahip olmadan hayata başladıklarını, deneyimledikleri şeylerin anlamlarını zaman içerisinde, bilinçleri oluşup neden-sonuç ilişkilerine vakıf oldukça anladıklarını belirterek, “Anlayamadıkları noktada ise sinirlenebiliyor, hırçınlaşabiliyor ve üzülebiliyorlar” diyor. Bunun dışındaki durumlarda hırçınlıklarının başka sebepleri de olabildiğine dikkat çeken Psikolog Sena Sivri, bebeğinizi sinirlendirebilen durumları anlattı, onu nasıl sakinleştirebileceğiniz konusunda önerilerde bulundu.

Yemek konusunda ısrar ediyorsanız

Aç olduğunu düşündüğünüzde aslında bebeğiniz tok olabilir ve ısrarla verdiğiniz gıdayı reddeder. Eğer onu zorlarsanız sinirlenebilir.

Ne yapmalısınız? Bebeğiniz hırçınlaştığında ısrarcı olmayın, dikkatini dağıtıp biraz zaman geçtikten sonra yemek yedirmeyi tekrar deneyin.

Başarısızlık duygusuyla tanıştığında

Hareket kabiliyeti gelişmeye başladıkça daha çok hareket etmek ister. Ancak yürümeye başlamasıyla birlikte başarısızlık duygusuyla tanışır. Her ayaklanıp attığı birkaç adımdan sonra düşmek onu mutsuz eder ve bu da sinirli, üzgün olmasına, ağlamasına sebep olur.

Ne yapmalısınız? Yürümeye çalışıp düştüğünde ve buna sinirlenip ağladığında onu motive edin, destekleyin.

Hareketlerini engellemeye çalışırsanız

Mama kaşığını veya oyuncaklarını yere atmak gibi davranışlar sergileyebilir. İlk seferinde bir şey demeyip, attığı nesneleri geri verip, ikincisinde ise otoriter veya sinirli bir şekilde “hayır” demeniz, onun ne olduğunu anlamamasına ve engellenme hissiyle hırçınlaşmasına neden olabilir.

Ne yapmalısınız? Psikolog Sena Sivri bu durumda onu cezalandırmamanız gerektiğini belirterek şunları söylüyor: “Oyuncağını sinirlenip yere attığında oyuncağı kaldırmayın. Atma, kırma, vurma gibi davranışlarda bulunduğunda dikkatini başka şeye çekmeye çalışın; en sevdiği oyuncağı ile oyalamaya çalışmak gibi. Daha da önemlisi neden sinirlendiğine odaklanın. Belki de mama koltuğunda oturmaktan çok sıkılmıştır. “

Kendini ifade edemiyorsa

Konuşmaya başlamasıyla beraber kendini ifade etmenin mutluluğunu yaşarken, bir yandan da kelime dağarcığı kısıtlı olduğu için kendini ifade edemediği, doğru kelimeyi bulamadığı zamanlar olur. Bunlar da onun sinirlenmesine ve hırçın tepkiler vermesine yol açabilir.

Ne yapmalısınız?

Kendini ifade edemediğinde hırçınlaşmasının normal olduğunu unutmayın, sabırlı davranın. Dil becerisini geliştirmek için ona masal okumayı, bir şeyler anlatmayı, iletişim halinde olmayı deneyin.

Yorgun olabilir

Hareket kabiliyetinin kısıtlılığına bağlı olarak kendini engellenmiş hisseder ve bu dönemde bebek arabasına bindirilmek, banyo yaptırılması, üstünün değiştirilmesi gibi eylemler anne babanın belirlediği saat ve kontrollerde olduğu için onu yorabilir. Bu yorgunluk hissi de sinirlenmesine sebep olur.

Ne yapmalısınız?

Israrcı olmayın. Mecburiyet gerektirmeyen durumlar dışında (bir yere gidilmesi, üstünü kirlettiğinde değişmesinin gerekmesi vb) yaptırmaya çalıştığınız hareketi yapması için onu zorlamayın, yerini değiştirmeyin, yattığı / oturduğu yerden kalkmak istemiyorsa ısrar etmeyin, dinlenmesine fırsat tanıyın.

Yabancıların kucağına gitmek istemiyordur

6-7 aylık iken anne babasını diğer yabancılardan ayırmaya başlar ve onlar hariç kimsenin kucağına gitmek istemez. Çünkü yabancılar tarafından kucağa alındığında kendini güvensiz hisseder, sinirlenir, tepkisini göstermek için de ağlar veya bağırır.

Ne yapmalısınız? “Yabancıların kucağına gitmek istemediğinde ısrarcı olmayın.” Uyarısında bulunan Psikolog Sena Sivri, “Sizin için anneniz ve arkadaşlarınız çok yakınınızdır. Ancak bebeğiniz için sizin haricinizdeki herkesin bir yabancı olduğunu unutmayın.” diyor.

Fiziksel bir sorun yaşıyor olabiliyor

Bebekler de yetişkinler gibi fiziksel değişimlerden etkilenirler. Büyüme sürecinde diş çıkarmak gibi kendisini huzursuz eden yeni fiziksel değişikliklerle karşılaşır ve tanışır. Bu da hırçınlaşmasına sebep olabilir. Örneğin yeni çıkardığı dişlere alışmaya çalışırken ağrı ve batma hissi onu çok rahatsız edebilir. Aynı zamanda hastalandığında, ateşlendiğinde, ağrısı ya da gaz sorunu olduğunda çok huzursuz olabilir. Yetişkinler bile ağrı ve rahatsızlığı hissedip huzursuzluğa kapılırken, bebekler kendilerini ifade edemedikleri için bu problem daha da yoğun yaşanır.

Ne yapmalısınız?

Bebeğinizin tepkilerine duyarlı olup sıkıntı yaşadığı durumu anlayın ve hekimin tavsiyesi doğrultusunda onu rahatlatacak yöntemleri uygulayın, en önemlisi de sabırlı olun.

Bebeğinizi nasıl sakinleştirirsiniz?

  • Onun bebek olduğunu unutmayın. Yeni şeyler deneyen, gelişen fakat hala anne babasının yardımına muhtaç olduğunu kendinize hatırlatarak sabırlı olun.
  • Sinirlendiğinde tıpkı kendiniz sinirlendiğinizde olduğu gibi düşünün. Bebeğinizi neyin sinirlendirdiğini anlamaya çalışın. Belki de beşiğin içinde oturmaktan çok sıkıldı ve dışına çıkmak istiyordur.
  • Anne ve baba olarak çocuğunuzun hırçınlaştığı zamanlara yönelik ortak bir dil ve tutum geliştirin. Farklı tepkiler almak bebeğinizin kafasını iyice karıştırıp onu daha hırçın hale getirebilir.
  • Yeterli ve etkin vakit geçirmeye çalışın, her zaman onunla ilgilendiğinizi ve ihtiyacı olduğunda orada olacağınızı hissettirin.
  • Bebeğinizle konuşun. Onu sakinleştirecek cümleler kurup, sevdiği şarkı ve ninnileri söylemiz sakinleşmesine yardımcı olacaktır.

Bebeklerimizin neden ağladığını anlamaya yönelik bir başka yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Güven Duygusu Ne Zaman Başlar?

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Güven Duygusu Ne Zaman Başlar

Günümüzde sürekli gelişmekte olan alanlardan birisi beyin bilimleridir. Beyin üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda beynin yapısı, işleyişi ve gelişimi konularıyla ilgili araştırmalar yer almaktadır. Bu çalışmalarda bağlanma ile ilgili önemli bir konu karşımıza çıkıyor. Peki güven duygusu ne zaman başlar?

Bireylerde güven duygusunun henüz anne karnındayken oluşmaya başladığını söyleyen Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hakan Atalay, anne karnında başlayan bu süreçte annenin, bebeğine karşı ‘yeterince iyi’ olması gerektiğini belirtti. Anne- çocuk arasındaki bu ilişkinin, bireyin ilerideki ilişkilerini etkilediğini de vurgulayan Doç. Dr. Hakan Atalay, önemli bilgiler verdi.

“Bebeğin Anne ile Olan Bağı, Dünyaya Güven Duymasını Sağlar”

Bebeğin, öncelikle annesi, ebeveynleri ve akranlarıyla kurduğu ilişkiler sayesinde önce çocukluk, sonra ergenlik dönemlerindeki görevlerini gerçekleştirerek kimlik sahibi bir birey haline geldiğini söyleyen Doç. Dr. Hakan Atalay, “Bu bireyleşme sürecinin ilk temelleri, genler ve hamilelikte yaşananlar ile atılıyor. Çocuk dünyaya geldikten sonra 1-2 sene içerisinde ise kişiliğinin temel özelliklerini kazanıyor. Bu dönemde anne-bebek ikili sistemi ne kadar iyi çalışırsa, bu temeller de o kadar sağlam oluyor. Örneğin, bebek annesiyle güvenli bir bağlanma ilişkisi geliştirdiğinde, kendisini ve dünyayı sağlıklı bir şekilde ayırt eden, kendisindeki ve ötekilerdeki iyi ve kötü yönleri kavrayıp kabullenen ve kendisine ve dünyaya güven duyan bir birey olarak hayata başlıyor. Annesinin “yeterince iyi” anneliği sayesinde duygularını tanımayı, eş duyum geliştirmeyi, ötekilerini en azından asgari düzeyde tanıyıp anlamayı öğreniyor” dedi.

Bireyin Gelecekteki İlişkilerini Etkiler

Anne ile çocuk arasında kurulan güvenli bir bağın, kişinin daha sonraki ilişkilerini de etkileyeceğini vurgulayan Atalay, “Ergenlik döneminde, çocuğun ilk yıllarından başlayarak sonraki gelişimsel görevlerini yeniden gözden geçirme ve düzeltme fırsatı doğuyor. Tüm bu süreçleri başarıyla atlatan birey, erişkinlik ilişkilerinde de kendisine ve başkalarına güvenen, kendisini ve ötekileri iyi ve kötü yönleriyle tanıyıp kabullenen ve hayatını kendisini gerçekleştirerek yaşayan biri haline geliyor. Tersi durumlarda, yani, diyelim ki, güvensiz bağlanma örüntülerine takılıp kalan kişi ise kendisini ve ötekileri hep yargılayan, güvensiz ve kaygılı biri olarak hayatını yaşıyor” şeklinde açıkladı.

Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hakan Atalay, ailelere, “Toplum olarak çocuklarımızın sağlıklı bireyler olmasını istiyorsak, onlara öncelikli olarak sağlıklı barınma, beslenme, eğitilme, vb. fiziksel koşullar sağlamakla kalmayıp, bunlarla da yakından bağlantılı bir şekilde, kendisine güvenli, gelecek kaygısından ya da güncel tartışmalardan uzak kalabilecek, kendine güven duyan bir anneliğin koşullarını sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız” önerisinde bulundu.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Bacak Kramplarının Olası Sebepleri

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Bacak Kramplarının Olası Sebepleri

Bacak krampları; ayakları, baldırları ve uyluk kaslarını etkileyen yaygın görülen sorunlardan birisidir. Özellikle gece görülen bacak krampları; bacak kaslarının ani, acı verici ve istemsiz kasılmalarını içerir. Bacak kramplarının olası sebepleri kesin olarak bilinmese de zararsız olarak kabul edilir. Ancak bazı durumlarda, diyabet veya periferik arter hastalığı gibi altta yatan bir hastalıkla bağlantılı olabilir. Araştırmalar, gece görülen bacak kramplarının yaz mevsiminde kış mevsiminden daha yaygın olduğunu gösterdi. Araştırmalarda, bu krampların sıklığının Temmuz zirveye ulaştığını gösteriyor.

Gece Görülen Bacak Krampları Nedir?

Özellikle geceleri görülen bacak krampları, gece boyunca bacaklarda meydana gelen ağrılardır. Genellikle uykudan uyanmalara neden olacak şekilde şiddetli hissedilir. Bu kramplar çoğunlukla baldır kaslarında meydana gelir, fakat aynı zamanda uyluk veya ayaklarda da oluşabilir. Gece bacak krampları oldukça ağrılıdır ve etkilenen kasların sıkı veya düğümlü gibi hissedilmesine neden olur. Semptomlar birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar sürebilir. Kramp gittikten sonra kas ağrısı da olabilir. Gece oluşan bacak krampları, 50 yaşın üstündeki yetişkinlerde daha sık görülür, fakat aynı zamanda genç yetişkinlerde ve çocuklarda da görülür. Bu ağrılardan hem erkekler hem de kadınlar eşit şekilde etkilenir.

Bacak Kramplarının Olası Sebepleri

Bazı araştırmacılar, bacak kramplarının nedenini modern yaşam tarzına bağlıyor. Atalarımızın hayatı, çömelerek bacak tendonları ve kasları uzatan bir pozisyonda geçmişken, çağdaş yaşamda çoğunlukla çömelme ihtiyacı ortadan kalktığı için krampların görülme sıklığının arttırdığı düşünülüyor.

Diğer uzmanlar, yattığımızda ayağımızın genellikle “plantar fleksiyon” pozisyonunda olduğunu, yani ayak parmaklarının bizden uzaklaştığını ve baldır kaslarını kısalttığını gözlemlemişler. Ayak uzun süre bu pozisyonda kaldığında, ayaklarınızın küçük hareketlerinin bile krampı tetikleyebileceğini söylüyorlar.

Eğer bacaklarınıza sıklıkla ağrılı kramplar giriyorsa, dikkat: Potasyum eksikliğiniz olabilir. Sporcular üzerinde yapılan bir araştırmada, aşırı fiziksel aktivite ve terlemeye bağlı olarak potasyum eksikliğine uğradıkları ve bu durumun kas sistemleri üzerinde olumsuz etkilere sebep olarak kramp yaşadıkları gösterildi. Muz, içerdiği potasyum ve magnezyum ile kasların gevşemesini sağlar. Özellikle uyku sırasında bacak krampları yaşıyorsanız, uyumadan önce bir adet muz tüketimini alışkanlık haline getirmelisiniz.

Bir başka araştırmada, gece görülen bacak kramplarının yaz mevsiminde kış mevsiminden daha yaygın olduğunu gösterdi. Araştırmalarda, bu krampların sıklığının Temmuz zirveye ulaştığını gösteriyor.

Peki neden yazın artıyor?

Araştırmacılar, sinir büyümesi ve onarımının, daha yüksek D vitamini seviyeleri nedeniyle yaz aylarında daha aktif olabileceğini söylüyor. Vücudunuz güneşe maruz kalmadan D vitamini üretir. Ve böylece yaz aylarında, D vitaminin seviyeleriniz zirveye çıktığında, vücudunuz bu krampları tetikleyebilir.

Bir başka nedeni ise insanlar yaz aylarında kış mevsiminden daha fazla egzersiz yapmaya ve terlemeye eğilimlidirler. Dolayısıyla, dehidrasyon veya fiziksel aktivite de tetikleyici olabilir.

Beslenme Tarzınız, Kullanmış Olduğunuz İlaçlar Veya Ayakta Durma Alışkanlığınız Da Rol Oynayabilir.

Bacak kramplarının bir çok nedeni olabilir. Bu nedenlerden birisi de, vücudunuzda meydana gelen kalsiyum ve magnezyum eksiklikleridir. Her gün ayakta durarak zaman geçiren insanların bu krampları yaşama riskinin daha fazla olduğunu gösteren araştırmalar bulunuyor. Bir başka çalışmada, yüksek tansiyon ilaçlarının ve astım ilaçlarının nokturnal kramp oluşumu açısından daha büyük bir riskle ilişkilendirildiği görüldü.

Ayak krampları genellikle insanlarda 50 yaşından sonra ortaya çıkar. Bu durumun en büyük nedeni ise kemiklerin kalsiyumu yitirmesi ve kasların vücudunuzu desteklemek için elastikiyetini kaybetmesidir. Ayrıca, yaşlandıkça sinir ve vasküler fonksiyonumuz eskiden olduğu kadar sağlam değildir. Bu da kramplara yol açar, çünkü kaslarınıza beslenme ve mesaj veren sinirleriniz tam olarak çalışmaz.

Hamilelik de, bu krampların daha sık görülmesiyle ilişkilidir. Ayrıca dehidrasyonun da kramp oluşumunda bir rol oynadığı düşünülmektedir. Sıcak havalarda yorucu egzersiz yapan sporcular genellikle kramp yaşarlar.

Kramplara neden olabilecek diğer durumlar:

  • Alkol Tüketimi
  • Siroz
  • İshal
  • Düz Ayak Hastalığı
  • Bypass Ameliyatı
  • Hipotiroidizm Ya Da Az Aktif Tiroid
  • Kronik Böbrek Yetmezliği
  • Hemodiyaliz
  • 2 Tip Diyabet
  • Kanser Tedavisi
  • Kas Yorgunluğu
  • Damar Hastalığı Ve Venöz Yetmezlik
  • Motor Nöron Sorunları
  • Parkinson Hastalığı
  • Periferik Arter Hastalığı (PAD)

Gece bacak krampları ile huzursuz bacak sendromu aynı mıdır?

Huzursuz bacak sendromu, uykuya geçileceği esnada ortaya çıkan ve genelde bacaklarda oluşan huzursuzluk sebebiyle devamlı hareket ettirme isteği, karıncalanma, iğnelenme, batma hissi olarak tariflenebilir. Kişi bacaklarını hareket ettirdiğinde geçici bir süre bu şikayetlerinden kurtulur ve dolayısıyla devamlı hareket halindedir. Uykuya geçmeyi son derece zorlaştıran bu rahatsızlık, çok uykusu geldiği, hatta gözleri kapandığı halde kişiyi uyutmaz. Nörolojik bir rahatsızlıktır ve -genellikle- beraberinde Periyodik Bacak Hareketleri (PBH) adı verilen bir başka rahatsızlığı da getirir. Gece bacak krampları ile aynı değildir.

Bacak Kramplarının Tedavisi Nasıl Olur?

Krampların oluşumunu engellemek için ayaklarınızı germenin yardımcı olduğu gösteren bazı çalışmalar bulunuyor. 2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre, yatmadan hemen önce, germe hareketi yapan insanların spazm sıklığında % 59’luk bir düşüş yaşadıklarını buldu.

Beslenmenizde bol miktarda magnezyum bulundurmanız yardımcı olabilir. Fasulye, fındık, kepekli tahıllar ve yeşil yapraklı sebzeler iyi bir magnezyum kaynağıdır.

Ayrıca, gün boyunca daha fazla su içmeye de çalışabilirsiniz – özellikle egzersiz yapıyorsanız. B vitaminleri alarak küçük bir çalışma da yardımcı olabilir.

Özellikle yazın gün içinde daha fazla su içmeye de çalışabilirsiniz. B vitaminleri alma da krampları önlemeye yardımcı olabilir.

Aşağıdaki önlemler bacak kramplarının önlenmesine yardımcı olabilir.

  • Ayaklarınızı bir yastıkla destekleyerek ya da ayakları yatağın kenarına sıkıştırıp yatarak krampları önleyebilirsiniz.
  • Özellikle düz ayak probleminiz varsa uygun ayakkabılar giymeniz krampın önlenmesine yardımcı olabilir.
  • Yeterli egzersiz yapmak formda kalmanıza yardımcı olur. Egzersiz yaparsanız, programınızın size uygun olduğundan emin olun. Uzun süre yorulmaktan ve aşırı antrenmandan kaçının. Ve başlamadan önce daima ısınmayı unutmayın.

Bacak Kramplarını Önlemek için Egzersizler

Altta yatan farklı bir nedeni yoksa, bacak kramplarını önlemek için germe egzersizleri yardımcı olabilir. Eğer kramplar, baldır kasındaysa, bunları deneyebilirsiniz:

  • Bacakları düzeltin ve baldır kaslarını germek için ayakları dizlere doğru çekin.
  • Birkaç dakikalığına yürüyün.
  • Yüzünüz duvara dönük şekilde duvardan yaklaşık 60 cm uzakta durun. Ellerini duvara yaslayarak topuklar yerdeyken uzanabilecek en üst noktaya uzanıp 30 saniye bu pozisyonda kalın. Bu hareketi günde birkaç kez yapabilirsiniz.
  • Bu egzersizler, günde iki veya üç kez yapılırsa, krampları hafifletmeye ve gelecekteki oluşabilecek krampları önlemeye yardımcı olabilir.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Tatilde Keyfiniz Bozulmasın

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Tatilde Keyfiniz Bozulmasın

Okulların kapanmasıyla birlikte tatil planları gerçeğe dönüştü ve serinlemek isteyenlerin adresi deniz ve havuzlar oldu. Ailecek tatile çıkan tatillerde dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Onlardan birisi de havuzlardan bulaşabilecek enfeksiyonlar. Tatilde keyfiniz bozulmasın istiyorsanız bu önerilere kulak verin.

Okan Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nail Özgüneş, Ramazan Bayramı’nda tatile gidecekleri havuzlardan bulaşabilecek enfeksiyonlara karşı uyardı. Ortak kullanılan havuzların ishal, mantar, idrar yolları, kulak ve göz enfeksiyonlarına sıklıkla sebep olduğunu söyleyen Özgüneş, bu enfeksiyonlardan nasıl korunabilineceğini açıkladı.

Göz Enfeksiyonları

Yüzme havuzları, sıcak ve nemin etkisiyle bazı enfeksiyonların yayılımını kolaylaştırır. Havuz suyunun dezenfeksiyonunda yararlanılan klor bazlı maddelerin uygunsuz kullanımı tahrişlere, kornea yüzey bozukluklarına ve gözün bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Belirtileri çapaklanma, kızarıklık, bulanık görme, kaşıntı, yanma ve batmasıdır. Gözlerinde enfeksiyon olan kişiler, diğer havuz kullananların sağlığını düşünerek bulguları düzelinceye kadar havuz kullanmamalıdır. Lens kullananların ise havuza lensleriyle girmemeleri uygun olur. Havuza lensleriyle giren kişilerde, şiddetli göz ağrılarının olması çeşitli enfeksiyonlardan dolayı olabilir. Bu nedenle havuza ya da denize girerken havuz gözlüğü kullanımı önemlidir.

Sindirim Sistemi Enfeksiyonları

Havuzlardan bulaşan enfeksiyonların en başında, sindirim sistemi enfeksiyonları gelmekte ve bu durum kendini bulantı ve/veya ishal ile kendini göstermektedir. Rotavirüs, Hepatit A, Salmonella, Shigella, E. Coli (Turist İshali) olmak üzere çok çeşitli virüs ve bakteriler su sirkülasyonu ve klorlamanın yetersiz olduğu havuzlarda uzun süre canlılığını koruyabildiği için bu mikropları içinde barındıran havuz suyunun yutulması ile ortaya çıkar.

İçme Suyunuza Dikkat Edin!

Yaz aylarında ısı artışına bağlı olarak, su tüketimi ve dolayısıyla mikroplu su içme riski artar. Bunun yanı sıra sıcakta besinlerin saklanma koşullarına bağlı olarak bakterilerin üreme hızı ve ürettikleri toksinlerde artış olur. Yaz ishali olarak tanımlanan bu durum, deniz ve havuz sularının kaynağı olduğu ishalle karıştırılabilir.

Genital Bölge Ve İdrar Yolu Enfeksiyonları

Daha çok uygunsuz koşullara sahip havuzlardan kaynaklanan, idrar yolu enfeksiyonları ve kadınlarda görülen vajinit de sık rastlanan ve rahatsız edici enfeksiyonlar olarak karşımıza çıkar. Bu enfeksiyonlar idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, bel ve kasık ağrısı, genital bölgede ağrı, kaşıntı ve akıntı gibi belirtilerle kendini göstermektedir. Genital siğiller (HPV) de, havuzlardan bulaşabilmektedir.

Deri Enfeksiyonları ve Mantarlar

Bazı deri enfeksiyonları ve mantarlar havuz yolu ile bulaşabiliyor. Bunların başında, genital siğiller ve ‘molluskum kontagiozum’ gelmektedir. Sıcak ile artan terlemenin, yaz aylarında mantar üremesini kolaylaştırdığı biliniyor. Aşırı miktarda klor kullanılan havuz suları, duyarlı bazı kişilerde ciltte tahrişe neden olabiliyor. Hijyenik olmayan ortamlardan ya da temiz olmayan havlulardan da uyuz, impetigo gibi deri hastalıkları bulaşabiliyor.

Dış Kulak Yolu Enfeksiyonları Ve Sinüzit

Dış kulak yolu enfeksiyonu, sulu ortamı seven bakteriler ve bazen de mantarların sebep olduğu bir durumdur. Şiddetli kulak ağrısı, kulakta akıntı ve işitme azlığı, kaşıntı ve ileri durumlarda kulakta şişme ve kızarıklığa neden olur. Uzun süre suda kalma ya da kulağa su kaçması sonucunda risk artar. Aynı zamanda suya dalma esnasında eğer varsa sudaki bakteriler burun yoluyla sinüslere kadar ulaşabilir ve sinüzite neden olabilir.

Peki Bu Enfeksiyonlardan Korunmak İçin Neler Yapmalıyız?

* Klorlamanın ve su sirkülasyonunun yeterli olmadığını düşündüğünüz havuzlara girmeyin.

* Havuzda kesinlikle su yutmamaya özen gösterin. Özellikle sakız çiğnerken su yutulabileceği için, yüzerken sakız çiğnemeyin.

* Çocuk havuzu ve yetişkin havuzlarının ayrı olduğu tesisleri tercih edin.

* Islak mayo ile uzun süre oturmayın, mutlaka kurulanın.

* Havuzun bulunduğu kısma girmeden ayakların antiseptik solüsyonlar ile yıkandığı, havuza girmeden duş almanın ve bone kullanımının zorunlu olduğu tesisleri tercih edin.

* Havuzdan çıktıktan sonra hemen duş alarak üzerinizdeki olası mikrop ve fazla klordan temizlenin ve temiz çamaşırlar giyin.

* Havuzdan çıkar çıkmaz kurulanın. Çünkü bazı bakterilerin, uyuz ve mantar gibi enfeksiyonların gelişiminde nem, çok önem taşıyor.

* Havuza girerken mutlaka kulak tıkacı kullanın.

* Aktif bir kulak enfeksiyonunuz varsa ya da kulağınıza tüp takıldı ise havuza girmekten kaçının.

* Sinüzitten korunmak için havuza dalarken ya da suya atlarken burun tıkacı kullanın ya da burnunuzu elinizle kapatın.

* Göz enfeksiyonları açısından, havuz suyuyla teması en aza indirmek ve bu amaçla yüzücü gözlüğü kullanmak yararlı olur.

Tatille ilgili bir başka yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.