Bizimle iletişime geçin

Göz Sağlığı

Baharda Göz Nezlesi Tehlikesi

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Göz Nezlesi

Baharda Göz Nezlesine Dikkat

Bahar ılık yüzünü hissettirmeye, doğa yenilenmeye ve canlanmaya başladı. Yeşil doğa, sıcak hava, güneşli günler ve elbette uçuşan polenler… Baharla birlikte ortaya çıkan polenler, alerjik faktör gösteren kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirerek, burun ve gözde iltihaplanmaya neden olabiliyor. Peki, polen alerjilerine karşı göz sağlığımızı nasıl koruyacağız? Seiko Optik Göz Sağlığı Danışmanı Op. Dr. Özgür Gözpınar, baharla birlikte ortaya çıkan polen alerjisi ve göz nezlesi hakkında bilgi verdi ve tavsiyelerde bulundu.

Polenler Göz Düşmanı Olabilir

Havaların ısınmasıyla birlikte açık havada ve doğada vakit geçirme süresi artıyor. Bir yandan meslek icabı (çiftçiler, balıkçılar vb) doğada olanlar, bir yandan da hobi amaçlı (trekking, tenis, yüzme, outdoor sporlar) doğayla temas edenler, bahar aylarında kendini gösteren yeni hastalıklardan şikayetçi olabiliyor. Bahar aylarında en sık rastlanan şikayetlerin başında polen alerjisi geliyor. Alerjik yatkınlığı olan kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçiren polenler, solunum yollarını etkileyerek, burun ve gözde iltihaplanmaya neden oluyor. Vücut polene karşı tepki olarak hapşırma, gözlerde kaşıntı, burun ve gözlerde akıntı gibi savunma yöntemleri geliştirebiliyor. Seiko Optik Göz Sağlığı Danışmanı Op. Dr. Özgür Gözpınar ‘’Polenlere bağlı alerjik göz nezlesi çocuk yaşlarda ortaya çıkıp, mevsim döngülerinde yıllarca tekrarlayabiliyor. Erken yaşta doğru göz koruması çok önemli… Polen alerjisiyle birlikte gözlerde oluşan kızarıklık, kaşıntı ve sulanma gibi şikayetler, erken teşhis edilmediğinde görme kaybına kadar uzanan ciddi sorunlara neden olabiliyor.’’ diyor. Göze el teması konusunda çok dikkatli olunması gerektiğini belirten Gözpınar, gözde sulanma, kızarıklık, kaşıntı, ışık ve güneşe karşı aşırı hassasiyet gibi göz nezlesi belirtilerinin geç teşhis edildiğine korneada yaralar, göz kapaklarında düşme ve şekil bozuklukları gibi kalıcı göz bozukluklarına neden olabileceğini konusunda uyarıyor.

Göz Nezlesinden Korunma Yolları

Gözler, açık havada rüzgarda uçuşan tozlara ve polenlere karşı en savunmasız organdır. Gözlerde beliren kaşınma ve ovma hissi, kişilerin gündelik hayatını da olumsuz yönde etkileyebilir. Göz alerjilerinden korunmak ve göz sağlığını korumak için yapılması gerekenleri belirten Seiko Optik Göz Sağlığı Danışmanı Op. Dr. Özgür Gözpınar, ‘’Polen alerjisi olan kişiler, polenlerin yoğun hareket halinde olduğu sabah ve akşam saatlerinde açık havada bulunmamalı ve tozlu ortamlara girmemeli. Kasketli şapka ve gözlük kullanımı polenlerin göze ulaşmasını engelleyebilir. Göze el temasından mümkün olduğunca kaçınmalı. Kaşıntı hissini hafifletmek için gün içinde sık sık yüzünü yıkamalı. Ayrıca soğuk kompres uygulaması da gözü rahatlatan uygulamalardandır.’’ diyor.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Sağlığı

Doğru Beslenmenin Göz Sağlığına Etkisi

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Doğru Beslenmenin Göz Sağlığına Etkisi

Türkiye ve Dünya’da son yıllarda çok daha yüksek oranlarda gözlemlenen diyabet, gözlerde tahmin edilenden çok daha büyük hasarlara yol açabiliyor. 14 Kasım Diyabet Günü kapsamında düzenlenen seminerler ile bu konudaki bilincin artması için çalışmalar yaptıklarını belirten Dünyagöz Etiler’den Op. Dr. Fevzi Akkan, “Diyabet, kanda bulunan glikoz ve şeker oranlarının artmasıyla ortaya çıkan ve aldığımız besinlerin direkt etki ettiği ciddi bir metabolik rahatsızlıktır. Retina damarlarının tıkanması sebebiyle göz rahatsızlıklarının oluşmasına yol açan bu hastalığa sahip kişilerin, düzenli göz muayenelerini aksatmadan gerçekleştirmeleri, görme yetisinin korunması açısından çok büyük önem taşıyor” diyor.

Diyabetik Retinopati Görme Kayıplarına Yol Açabiliyor

14 Kasım Diyabet Günü sebebiyle açıklamalarda bulunan Op. Dr. Fevzi Akkan, diyabet rahatsızlığının gözlerde oluşturabileceği olumsuz etkiler ve rahatsızlıklar hakkında uyarılarda bulundu. Diyabet sebebiyle gözlerde oluşabilecek en önemli rahatsızlığın diyabetik retinopati hastalığı olduğunu belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, “Gözlerde diyabet sebebiyle oluşan hastalıklar arasında en sık görüleni olan diyabetik retinopati, görme oranında yaratabileceği kayıplar sebebiyle dikkat edilmesi gereken bir rahatsızlık. Şeker hastalığı retinadaki kılcal damarların yapısını bozmakta, hücre kaybına yol açarak damar geçirgenliğinin bozulmasına, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşur. Retinanın önünde ve içinde oluşan kanamalar gözün arka boşluğuna sızabilir. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olur” diyor.

Düzenli Göz Muayeneleri Önemli

Diyabetik retinopatinin etkileri hakkında konuşan Op. Dr. Akkan, “Bu rahatsızlık görme yetisinde kayıplar yaşanmasına sebep olur ve 50 yaş altındaki bireylerde körlüğe yol açan bir numaralı sebep olarak öne çıkıyor. Tip 1 diyabet hastalarının, özellikle hastalığın teşhisinden itibaren hemen göz muayenelerine gitmeleri ve göz diplerini kontrol ettirmeleri gerekli. Diyabetik retinopati teşhisi konulan hastalarda ise, 3-4 aylık süreçlerde düzenli muayenelerini gerçekleştirmeleri, görme yetisinin kaybedilmemesi açısında olmazsa olmazlardan bir tanesi” şeklinde konuşuyor

Doğru Beslenmenin Etkisi Büyük

Diyabet sebebiyle gözlemlenen diyabetik retinopatinin teşhis ve tedavi süreciyle ilgili bilgiler paylaşan Op. Dr. Fevzi Akkan, “Retinopati gözlemlendiğinde ise, kontrol süresi 3-4 aya indirilir. Diyabet kontrolü ile etkileri yavaşlatmaya yardımcı olacaktır. Erken teşhis konulan hastalarda ise göz içi enjeksiyon ya da gerekli görüldüğü taktirde argon lazer tedavisi ile gözün ömrünü uzatmak mümkün. Kronik bir hastalık olan diyabetten kurtulmak mümkün değilken, diyabetik retinopatide de tedavilerin temel amacı hastalığın hızını yavaşlatmaktır” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Diyabete Karşı 9 Önlem

  • Şekerli yiyeceklerden uzak durun.
  • Kola benzeri gazlı içecekleri hayatınızdan çıkarın.
  • Çay ve kahve gibi içeceklere şeker yerine tatlandırıcı katın.
  • Her gün bir çay kaşığı tarçın yiyin.
  • Alkolü olabildiğince az tüketin.
  • Margarin ile pişirilen yemekleri tüketmeyin.
  • Daha fazla sebze ve salata tüketin.
  • Tansiyonunuzun 140/90 seviyesinin altında kaldığından emin olun.
  • Sigara içmeyin.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Göz Sağlığı

Göz Sağlığınızı Koruyacak 10 Besin

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Göz Sağlığınızı Koruyacak 10 Besin

Yoğun yaşam temposunun yanı sıra kış mevsiminin gelişi ile beslenme ve egzersiz alışkanlıklarımızda aksamalar yaşanabiliyor. Özellikle sağlıklı beslenme ile ilgili kış mevsiminin zenginliklerinden yararlanmak, genel sağlık açısından hayat kurtarıcı olabiliyor. Sağlıklı bir diyet, beden sağlığının yanı sıra göz sağlınıza da destekleyici etkide bulunabiliyor. Barındırdığı vitamin ve mineraller ile göz sağlığınızı koruyacak 10 besini Dünyagöz Etiler’den Prof. Dr. Halil İbrahim Altınsoy açıklıyor.

Sadece beden sağlığı için değil, göz sağlığımız için de yediklerimize dikkat etmemiz gerektiğini ve bu açıdan kış mevsiminin büyük bir fırsat olduğunu belirten Prof. Dr. Halil İbrahim Altınsoy, “Vücudumuzun en önemli ihtiyacı düzenli ve doğru beslenmektir. Bunun yanı sıra yapılacak egzersizler de genel sağlığımıza büyük faydalar sağlamaktadır. Sadece beden sağlığımız değil göz sağlığımız da beslenme alışkanlıklarımızdan doğrudan etkilenmektedir. Özellikle göz sağlığı için beta karoten ve A vitamini içeren besinler tüketmek retina ve gözün diğer bölümlerinin düzgün çalışmasına yardımcı oluyor. Bu yöndeki en büyük zenginliği ise kış mevsiminde yaşamaktayız.” diyor.

Barındırdığı vitamin ve mineraller ile göz sağlığınızı koruyacak 10 besini sıralayan Prof. Dr. Altınsoy, “Koyu, yeşil yapraklı sebzeler, turuncu meyve ve sebzeler, balık, fasulye ve baklagiller, yumurta, turpgiller, fındıklar ve tohumlar, yağsız et ve orman meyvelerinin tüketimi bu açıdan büyük önem taşıyor. Bu besinlerin düzenli şekilde tüketimi hem genel sağlığımıza hem de göz kuruluğuna, yaşa bağlı makula dejenerasyonu, glokom, gece körlüğü, katarakt gibi göz hastalıklarına karşı da tam koruma sağlıyor. Ispanakta bulunan A vitamini gözün gece görüşünü ve direnicini artırırken, yaban mersini ve tatlı patatesin sahip olduğu C vitamini ise gözde katarakt ve makula dejenerasyonu riskini en aza indiriyor. Omega-3’ler bakımından zengin somon balığı retinanın fonksiyonunu koruyan hücre zarlarına yapısal destek sağlıyor. Tamamlayıcı besinler arasında en zengin içeriğe sahip chia tohumları ise içinde barındırdığı beta karoten, E ve C vitaminleri makula dejenerasyonunu önlemeye yardımcı oluyor” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Göz Sağlığınızı Koruyacak 10 Besin

Koyu, Yeşil Yapraklı Sebzeler

Ispanak ve lahana gibi yeşillikler, gözünüzdeki kan damarlarını güçlendiren ve katarakt oluşumunu önleyen C vitamini açısından zengindir. Ayrıca yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesini yavaşlatan lutein ve zeaksantiniye sahiptir.

Turuncu Meyve ve Sebzeler

Tatlı patates, balkabağı, havuç, turuncu biber ve kayısı gibi turuncu besinler beta-karoten açısından zengindir. Gözlerde gece görüşünü güçlendirirken yaşa bağlı makula dejenerasyonunun da ilerlemesini yavaşlatır.

Balık

Somon, ton balığı veya alabalık gibi balıklar bağışıklık sistemini güçlendiren hücre ve sinir sistemini koruyan Omega-3 yağ asitleri kaynağıdır. Omega-3’ler kuru göz semptomlarını hafifletebilir ve glokoma karşı koruyabilir.

Fasulye ve Baklagiller

Nohut, barbunya, mercimek ve fasulye gibi baklagillerde çinko oranı yüksektir. Çinko, gece körlüğünü azaltabilir ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesini azaltmada yardımcı olabilir. Ayrıca gözü koruyan bir pigment olan melanin üretimine de yardımcı olur.

Yumurtalar

Yumurtalar, değerli vitamin ve mineraller açısından oldukça zengindir. İçeriğinde lutein, çinko, zeaksantin, D ve A vitaminlerini barındırır. Gözleri gece körlüğüne ve kuruluğa karşı korur.

Kabak

Kabak, lutein ve zeaksantin ve C vitamini açısından mükemmel bir kaynaktır. Kışlık kabak A vitamini ve Omega-3 yağ asitleri içerirken, yaz kabağı da çinko kaynağıdır. Gece körlüğünü azaltabilir ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesini yavaşlatır.

Turpgiller

Brokoli, karnabahar ve brüksel lahanası gibi sebzeleri barındıran turpgiller A, C ve E vitaminleri, lutein, zekasantin ve beta-karoten gibi besin maddelerinin kombinasyonuna sahiptir. Bu antioksidan bileşikler hastalıklara karşı vücuttaki ve gözdeki hücreleri korur.

Fındıklar ve Tohumlar

Fındık, badem, yer fıstığı gibi besinler güçlü bir antioksidan olan E vitamini açısından zengindir.Keten ve chia tohumları da iyi bir Omega-3, vitamin ve antioksidan kaynağıdır. Bu besinler yaşa bağlı makula dejenerasyonu, kuru göz ve diğer hastalıklara karşı doğal koruma sağlar.

Yağsız Et

Özellikle kümes hayvanları, istiridye ve yengeç gibi yağsız etler çinko açısından zengindir. Çinko, gece körlüğünü azaltabilir ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesini azaltmada yardımcı olabilir.

Orman Meyveleri

Çilek, kiraz ve yaban mersini gibi meyveler yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakta karşı koruma sağlayan bioflavonoidler bakımından zengindir.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Göz Sağlığı

Uzun Süreli Bilgisayar Kullanımına Dikkat

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Uzun Süreli Bilgisayar Kullanımına Dikkat

Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan bilgisayarların günümüzde sık kullanılmasıyla birlikte bilgisayar yorgunluğu denen baş ağrısı, göz ağrısı görülür.Yeditepe Üniversitesi Göz Hastalıkları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden DrÖğrÜyesi Muhsin Altunsoy, uzun süreli bilgisayar kullanımına dikkat diyor ve ekliyor;  “Uygun oturuş, gözlük kullanımı, çevresel faktörlerin değiştirilmesiyle bu şikâyetler asgari düzeye indirilebilir”.

Bilgisayarın gözlerini bozduğuna dair kesin bir kanıt bulunmadığını ancak çok yakından bakmanın miyop (yakın görme bozukluğu) gelişimi için risk oluşturabildiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Göz Hastalıkları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden Dr. Öğr. Üyesi Muhsin Altunsoy, uzun dönem bilgisayar kullanımından dolayı, bilgisayar kullanıcılarının yarısından çoğunda göz yorgunluğu, baş ağrısı, bulanık görme, gözlerde batma, sulanma bazen çift görme şikâyetleri görülebildiğini ve görme sistemindeki bu tip bulgular vücut ve mental yorgunluğa neden oluyor ve buna bağlı olarak işgücü kayıpları yaşandığını da sözlerine ekliyor.

Bilgisayara ne kadar yakın bakılırsa gözler o kadar zorlanır!

Bilgisayar yakın çalışma gerektiriyor. Yakın çalışmada görüntülerin daha iyi görülebilmesi için, göz içerisindeki kas uyum yaparak göz içerisindeki lensimizin kırıcılığının artmasını sağlıyor. Sürekli uyum yapıyor olmak, ağrı oluşturabiliyor. Bilgisayar ekranına ne kadar yakın bakılırsa uyum ihtiyacı o kadar çok artıyor. Uyumun gerekenden fazla ve uzun süreli yapılması durumunda göz çevresinde, başta ve ensede ağrılar oluşabiliyor. Gözlerde kuruluk buna bağlı olan yanma, batma, kızarıklık diğer belirtiler olarak görülüyor.

Bilgisayar kullanmadığınızda şikâyetler ortadan kalkar

Bilgisayar kullanımında gözde ortaya çıkan rahatsızlıkların genel olarak durumsal olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Muhsin Altunsoy, “Bilgisayar kullanımı kesildiği ve normal alışkanlıklara dönüldüğü zaman bu şikâyetler geçiyor. Bilgisayar kullanımında hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurları belirti verebiliyor. Hipermetroplarda uyum ihtiyacı normal kişilere göre daha fazladır. Yakın çalışmanın getirdiği ek uyum ihtiyacının da eklenmesiyle gözlerde ve çevresinde ağrı, baş ağrısı, ense ağrısı, aralıklı bulanık görme, gözlerde sulanma görülebiliyor. Bu şikâyetlerin kırma kusurundan kaynaklanması durumunda gözlük kullanımıyla bu sıkıntılar giderilir” diyor.

Bilgisayar kullanırken nelere dikkat edilmelidir?

  • Gözlük ihtiyacı varsa gözlük kullanılmalıdır. Camların üstüne yapılan antirefle kaplamalar ultraviyole dalga boylarının göze gelişini azaltarak rahatlık sağlar.
  • Dik ve rahat bir oturuş pozisyonu olmalıdır. Bacaklar yere dik, uyluk paralel, sırt ve kollar dik ön kol zemine paralel olmalıdır. Sandalye sırt destekli olmalı ve ayarlanabilir olmalıdır.
  • Ekran parlaklığı kişinin en rahat ettiği parlaklığı seviyesinde olmalıdır.
  • Ekranın üst kısmı kişinin göz seviyesi hizasında olmalıdır.
  • Göz ve bilgisayar ekranı arasındaki mesafe 60 cm’den yakın olmamalıdır.
  • Gözlerin sık kırpıştırılması gerektiği hatırda tutulmalı, bilinçli olarak yapılmalıdır.
  • Ekran, klavye, mouse, bakılan kaynak birbirine yakın mesafede olmalıdır.
  • Ekran yenileme hızı yüksek ve düz ekran olmalıdır. Yansımaları azaltan ekran veya ekran koruyucular kullanılabilir.
  • Her iki saatlik çalışmadan sonra yaklaşık 10 dakika kalkıp dolaşılmalıdır.
  • Fırsat buldukça uzak mesafelere bakılarak sürekli uyum halinde çalışan göz içi kaslar dinlendirilmelidir.

Göz sağlığıyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar