Fesleğen: Yemeklerinize ekleyeceğiniz fesleğen hücresel düzeyde fayda sağlayabilir. Hücrelerinizi yaşlanmaya hatta onları öldürmeye sebep olan serbest radikal adındaki maddelerden korur. Fesleğenin kalp hastalığı, kanser, kemik erimesi ve Alzheimer hastalığına sebep olan bu maddelere karşı hücrelerinizi koruduğu bilimsel olarak gösterilmiştir.

Kekik: Ülkemizde en yaygın kullanılan baharatlardan birisi olmanın yanı sıra baharat dünyasının yegane mikrop öldürücüsüdür. Bakteriyel enfeksiyonlar basit bir boğaz enfeksiyonundan zatürreye kadar uzanabilir. Araştırmalara göre kekik antibiyotiğe dirençli olan bakterileri öldürdüğünü göstermişlerdir. Aynı zamanda kekik özü bulunan gargara veya damlalar, boğaz ağrılarını ve enfeksiyonlarını giderebilir. Soğuk algınlığı döneminde öksürüğünüzde varsa denemenize yarar var

Adaçayı: Hücresel seviyede gelişen iltihabi reaksiyonlar bedenlerimizn erken yaşlanmasının temel sebebidir. Sadece çayını demlek değil, aynı zamanda yemeklerinizde baharat olarak da kullanabileceğiniz bu bitki romatizma, astım ve damar sertliğine sebep olan reaksiyonlara karşı bedeninizi koruyabildiği gösterilmiştir.

Keklikotu: Keklikotu içinde bulunan etken madde rosmarinik asitin faydaları bir çok araştırma tarafından belgelenmiştir. Serbest radikalleri hücre seviyesinden temizlyerek genç kalmanızı sağlamanın yanında en geniş etkili antibiyotik  özelliğe sahiptir. Öyleki mantar enfeksiyonlarına bile iyi geldiği gösterilmiştir.

ZencefilTazesini, kurusunu isterseniz de öğütülmüşünü kullanabilirsiniz. Dünya üzerinde zencefil kadar kuvvetli ve şifa dağıtan baharata az denk gelirsiniz. Kalbinizi, damarlarınızı korur, zayıflamaya yardımcı olur, kolesterolünüzü düşürür, bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirir, bakteri ve mantarları yok eder, mide bulantınıza iyi gelir…Daha saymıyorum…

Karanfil, tarçın, muskat ve ardıç karışımı: Sihirli sindirim sitemi silahıdır. Özellikle etlerin baharatlanmasına kullanılan bu karışım sindirime yardımcı olur ve gaz oluşumunu önler. İçince bulunan tarçın kan şekeri seviyelerini dengeler.

TarçınKan şekeri düzenlenmesinin yanında tarçının ağrı kesici özelliği de var. İster çay olarak isterseniz tozunu sulandırarak ağrıyan eklemlerinize uygulayabilirsiniz. Antibiyotik özelliği de olan tarçının çayını içmek diş eti hastalıklarına, diş çürüklerine ve hatta idrar yolu enfeksiyonlarına da iyi geldiği bilimsel olarak gösterilmiştir.

Karanfil: Karanfil tüm baharatlarla karşılaştığında vücudumuza zarar veren serbest radikalleri en fazla temizleme gücüne sahiptir. İçinde bulunan eugenol adındaki madde hafif anestezi özelliğine sahiptir, diş ağrıları, diş eti hassasiyeti, aftlar, be boğaz ağrılarına iyi gelebilir. Solunum sistemi sorunu olan astom ve bronşite fayda sağlayabilir ve bunlara ilave olarak sindirim sitemi zehirlenmelerinde de etkilidir. Bir kuru karanfilden daha ne beklenebilir ki?

Zerdeçal: Tıp dünyasının son 10 yıldaki gözdesi. Kanser hücrelerini, özellikle bedene yayılmış kanserlere tıbben iyi geldiği gösterilmiştir. Reaksiyon önleyici özelliği ile tüm reaktif hastalıklara iyi gelir. En sık kullanıldığı ülke Hindistanda kanserler dünya kanser oralamasının 10 kat altındadır, bilim dünyasının ortak fikri olarak bunun sebebinin zerdeçal olduğunu düşünüyoruz. Özellikle kolon kanseri üzerine etkileri müthiş, kullanılması sonucu bu kanser hücrelerinin içine saatli bomba yerleştirmiş gibi etki gösteriyor.

Kakule: Çay, kahve, et yemekleri ve daha bir çok kullanım alanı olan bu baharat kan dolaşımını arttırır, enerji verir, ve anti-depresan etkileri vardır. Arap kahvesi içinde mutfağımıza giren bu baharatı da unutmuyoruz.

Kimyon: Evinde kimyon olmayan kimse görmedim desem yeridir. Özellikle etlerde yaygın olarak kullandığımız bu baharatın sırrı bağışıklık sisteminizi güçlendirmesidir. Ayrıca karaciğerinizi kuvvetlendiri, gaz oluşmasını önler ve sindirime katkı sağlar.

Çörek Otu: Çörek otu tohumları tarihte en çok kullanılan ve değer verilen tohumlardan birisidir. Eski Mısırlılardan Antik Yunan uygarlığına dek pek çok kültürde çörek otu tohumunun sağlık için kullanımından bahsedilmiştir. Günümüzde de çörek otu tohumları ve yağı üzerine yapılmış çok sayıda klinik çalışma bulunmaktadır. Çörek otu yağı, soğuk pres yöntemi ile elde edilen sabit bir yağdır. Bağışıklık sistemini destekleyici etkisi nedeniyle özellikle mevsim geçişlerinde vücut direncini artırmaya yardımcı olarak kullanılabilir. Bazı çalışmalarda çörek otu yağının alerjik hastalıkların tedavisinde adjuvan olarak kullanımının olumlu etkileri olabileceği ileri sürülmüştür. Sindirimin rahatlatılmasına destek destek olarak kullanılabilir. Emziren annelerde laktasyonu artırmaya (süt salgısını artırmaya) yardımcı olarak kullanılabilir. Egzama gibi cilt hastalıklarında destek olarak kullanılabilir. Ayrıca bazı çalışmalar çörek otu yağının açlık kan şekeri, total kolesterol ve LDL düzeylerinin düşmesine de yardımcı olduğunu göstermiştir.

PAYLAŞ