Bizimle iletişime geçin

Aile Sağlığı

Bacak Kramplarının Olası Sebepleri

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Bacak Kramplarının Olası Sebepleri

Bacak krampları; ayakları, baldırları ve uyluk kaslarını etkileyen yaygın görülen sorunlardan birisidir. Özellikle gece görülen bacak krampları; bacak kaslarının ani, acı verici ve istemsiz kasılmalarını içerir. Bacak kramplarının olası sebepleri kesin olarak bilinmese de zararsız olarak kabul edilir. Ancak bazı durumlarda, diyabet veya periferik arter hastalığı gibi altta yatan bir hastalıkla bağlantılı olabilir. Araştırmalar, gece görülen bacak kramplarının yaz mevsiminde kış mevsiminden daha yaygın olduğunu gösterdi. Araştırmalarda, bu krampların sıklığının Temmuz zirveye ulaştığını gösteriyor.

Gece Görülen Bacak Krampları Nedir?

Özellikle geceleri görülen bacak krampları, gece boyunca bacaklarda meydana gelen ağrılardır. Genellikle uykudan uyanmalara neden olacak şekilde şiddetli hissedilir. Bu kramplar çoğunlukla baldır kaslarında meydana gelir, fakat aynı zamanda uyluk veya ayaklarda da oluşabilir. Gece bacak krampları oldukça ağrılıdır ve etkilenen kasların sıkı veya düğümlü gibi hissedilmesine neden olur. Semptomlar birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar sürebilir. Kramp gittikten sonra kas ağrısı da olabilir. Gece oluşan bacak krampları, 50 yaşın üstündeki yetişkinlerde daha sık görülür, fakat aynı zamanda genç yetişkinlerde ve çocuklarda da görülür. Bu ağrılardan hem erkekler hem de kadınlar eşit şekilde etkilenir.

Bacak Kramplarının Olası Sebepleri

Bazı araştırmacılar, bacak kramplarının nedenini modern yaşam tarzına bağlıyor. Atalarımızın hayatı, çömelerek bacak tendonları ve kasları uzatan bir pozisyonda geçmişken, çağdaş yaşamda çoğunlukla çömelme ihtiyacı ortadan kalktığı için krampların görülme sıklığının arttırdığı düşünülüyor.

Diğer uzmanlar, yattığımızda ayağımızın genellikle “plantar fleksiyon” pozisyonunda olduğunu, yani ayak parmaklarının bizden uzaklaştığını ve baldır kaslarını kısalttığını gözlemlemişler. Ayak uzun süre bu pozisyonda kaldığında, ayaklarınızın küçük hareketlerinin bile krampı tetikleyebileceğini söylüyorlar.

Eğer bacaklarınıza sıklıkla ağrılı kramplar giriyorsa, dikkat: Potasyum eksikliğiniz olabilir. Sporcular üzerinde yapılan bir araştırmada, aşırı fiziksel aktivite ve terlemeye bağlı olarak potasyum eksikliğine uğradıkları ve bu durumun kas sistemleri üzerinde olumsuz etkilere sebep olarak kramp yaşadıkları gösterildi. Muz, içerdiği potasyum ve magnezyum ile kasların gevşemesini sağlar. Özellikle uyku sırasında bacak krampları yaşıyorsanız, uyumadan önce bir adet muz tüketimini alışkanlık haline getirmelisiniz.

Bir başka araştırmada, gece görülen bacak kramplarının yaz mevsiminde kış mevsiminden daha yaygın olduğunu gösterdi. Araştırmalarda, bu krampların sıklığının Temmuz zirveye ulaştığını gösteriyor.

Peki neden yazın artıyor?

Araştırmacılar, sinir büyümesi ve onarımının, daha yüksek D vitamini seviyeleri nedeniyle yaz aylarında daha aktif olabileceğini söylüyor. Vücudunuz güneşe maruz kalmadan D vitamini üretir. Ve böylece yaz aylarında, D vitaminin seviyeleriniz zirveye çıktığında, vücudunuz bu krampları tetikleyebilir.

Bir başka nedeni ise insanlar yaz aylarında kış mevsiminden daha fazla egzersiz yapmaya ve terlemeye eğilimlidirler. Dolayısıyla, dehidrasyon veya fiziksel aktivite de tetikleyici olabilir.

Beslenme Tarzınız, Kullanmış Olduğunuz İlaçlar Veya Ayakta Durma Alışkanlığınız Da Rol Oynayabilir.

Bacak kramplarının bir çok nedeni olabilir. Bu nedenlerden birisi de, vücudunuzda meydana gelen kalsiyum ve magnezyum eksiklikleridir. Her gün ayakta durarak zaman geçiren insanların bu krampları yaşama riskinin daha fazla olduğunu gösteren araştırmalar bulunuyor. Bir başka çalışmada, yüksek tansiyon ilaçlarının ve astım ilaçlarının nokturnal kramp oluşumu açısından daha büyük bir riskle ilişkilendirildiği görüldü.

Ayak krampları genellikle insanlarda 50 yaşından sonra ortaya çıkar. Bu durumun en büyük nedeni ise kemiklerin kalsiyumu yitirmesi ve kasların vücudunuzu desteklemek için elastikiyetini kaybetmesidir. Ayrıca, yaşlandıkça sinir ve vasküler fonksiyonumuz eskiden olduğu kadar sağlam değildir. Bu da kramplara yol açar, çünkü kaslarınıza beslenme ve mesaj veren sinirleriniz tam olarak çalışmaz.

Hamilelik de, bu krampların daha sık görülmesiyle ilişkilidir. Ayrıca dehidrasyonun da kramp oluşumunda bir rol oynadığı düşünülmektedir. Sıcak havalarda yorucu egzersiz yapan sporcular genellikle kramp yaşarlar.

Kramplara neden olabilecek diğer durumlar:

  • Alkol Tüketimi
  • Siroz
  • İshal
  • Düz Ayak Hastalığı
  • Bypass Ameliyatı
  • Hipotiroidizm Ya Da Az Aktif Tiroid
  • Kronik Böbrek Yetmezliği
  • Hemodiyaliz
  • 2 Tip Diyabet
  • Kanser Tedavisi
  • Kas Yorgunluğu
  • Damar Hastalığı Ve Venöz Yetmezlik
  • Motor Nöron Sorunları
  • Parkinson Hastalığı
  • Periferik Arter Hastalığı (PAD)

Gece bacak krampları ile huzursuz bacak sendromu aynı mıdır?

Huzursuz bacak sendromu, uykuya geçileceği esnada ortaya çıkan ve genelde bacaklarda oluşan huzursuzluk sebebiyle devamlı hareket ettirme isteği, karıncalanma, iğnelenme, batma hissi olarak tariflenebilir. Kişi bacaklarını hareket ettirdiğinde geçici bir süre bu şikayetlerinden kurtulur ve dolayısıyla devamlı hareket halindedir. Uykuya geçmeyi son derece zorlaştıran bu rahatsızlık, çok uykusu geldiği, hatta gözleri kapandığı halde kişiyi uyutmaz. Nörolojik bir rahatsızlıktır ve -genellikle- beraberinde Periyodik Bacak Hareketleri (PBH) adı verilen bir başka rahatsızlığı da getirir. Gece bacak krampları ile aynı değildir.

Bacak Kramplarının Tedavisi Nasıl Olur?

Krampların oluşumunu engellemek için ayaklarınızı germenin yardımcı olduğu gösteren bazı çalışmalar bulunuyor. 2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre, yatmadan hemen önce, germe hareketi yapan insanların spazm sıklığında % 59’luk bir düşüş yaşadıklarını buldu.

Beslenmenizde bol miktarda magnezyum bulundurmanız yardımcı olabilir. Fasulye, fındık, kepekli tahıllar ve yeşil yapraklı sebzeler iyi bir magnezyum kaynağıdır.

Ayrıca, gün boyunca daha fazla su içmeye de çalışabilirsiniz – özellikle egzersiz yapıyorsanız. B vitaminleri alarak küçük bir çalışma da yardımcı olabilir.

Özellikle yazın gün içinde daha fazla su içmeye de çalışabilirsiniz. B vitaminleri alma da krampları önlemeye yardımcı olabilir.

Aşağıdaki önlemler bacak kramplarının önlenmesine yardımcı olabilir.

  • Ayaklarınızı bir yastıkla destekleyerek ya da ayakları yatağın kenarına sıkıştırıp yatarak krampları önleyebilirsiniz.
  • Özellikle düz ayak probleminiz varsa uygun ayakkabılar giymeniz krampın önlenmesine yardımcı olabilir.
  • Yeterli egzersiz yapmak formda kalmanıza yardımcı olur. Egzersiz yaparsanız, programınızın size uygun olduğundan emin olun. Uzun süre yorulmaktan ve aşırı antrenmandan kaçının. Ve başlamadan önce daima ısınmayı unutmayın.

Bacak Kramplarını Önlemek için Egzersizler

Altta yatan farklı bir nedeni yoksa, bacak kramplarını önlemek için germe egzersizleri yardımcı olabilir. Eğer kramplar, baldır kasındaysa, bunları deneyebilirsiniz:

  • Bacakları düzeltin ve baldır kaslarını germek için ayakları dizlere doğru çekin.
  • Birkaç dakikalığına yürüyün.
  • Yüzünüz duvara dönük şekilde duvardan yaklaşık 60 cm uzakta durun. Ellerini duvara yaslayarak topuklar yerdeyken uzanabilecek en üst noktaya uzanıp 30 saniye bu pozisyonda kalın. Bu hareketi günde birkaç kez yapabilirsiniz.
  • Bu egzersizler, günde iki veya üç kez yapılırsa, krampları hafifletmeye ve gelecekteki oluşabilecek krampları önlemeye yardımcı olabilir.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Sesimizin Düşmanı Alışkanlıklar

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Sesimizin Düşmanı Alışkanlıklar

Sesin incelmesi, kalınlaşması, çatallanması, yorulması ve titremesi, hatta kimi zaman hiç çıkmaması… Özellikle sonbahar ve kış aylarında sıkça görülen ses kısılmasının pek çok nedeni olabiliyor. İşte sesimizin düşmanı alışkanlıklar…

Şiddetli larenjitten reflüye, ses telleri üzerinde gelişen nodül, kist ve polip gibi oluşumlardan Humman Papilloma Virüsü’ne, alerjiden tiroit problemlerine kadar pek çok etken ses kısıklığı yapabiliyor. Bunların yanı sıra gırtlak kanseri de ses kısıklığıyla kendini gösterebiliyor. Ancak ses kısıklığına en çok da sıklıkla yaptığımız hatalı alışkanlıklarımız neden oluyor. Örneğin; yeterince su içmemek gibi! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz sesimizi korumamız için vazgeçmemiz gereken 8 hatalı alışkanlığımızı anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Yüksek Sesle Konuşmak, Bağırmak

Konserlerde şarkılara yüksek sesle eşlik etmek, maç gibi ortamlarda sürekli bağırmak, topluluk önünde sesini duyurabilmek için ses tonunu yükseltmek, bir başka deyişle “sesi yanlış kullanmak” ses tellerini yıpratarak kanama yapabiliyor. Bunun sonucunda da ses tellerinde geçici veya kalıcı hasar oluşabiliyor. Bu nedenle yüksek sesle konuşmayın, bağırmayın. Ayrıca ara vermeden uzun süre konuşmamaya da özen gösterin.

Yeterince Su İçmemek

Sesin en önemli düşmanlarından biri, susuzluk. Yeterince su içtiğimizde ses tellerimiz ıslak bir ortamda, kaygan bir zeminde, göğüs boşluğundan gelen havayla daha iyi titreşiyorlar. Tam aksine yeteri kadar su içmezsek ses tellerimizde oluşan kuru ortam sesimizin kısılmasına neden oluyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz ses tellerini nemli tutmak için günde en az 8-10 bardak su içmeye özen göstermemiz gerektiğine dikkat çekiyor.

Ağır Yağlı ve Baharatlı Yemekler Tüketmek

Yemek borusunun alt ve üst kapakları sürekli kasılı halde duruyor ve mide içeriğinin geriye kaçışını engelliyorlar. Mide içeriğinin herhangi bir nedenle boğaza, genize ve ses tellerine kaçışına larengofarengeal reflü deniyor. Midedeki asit salgısının ses telleri üzerinde zehirleyici (toksik) bir etki yapması ses kısıklığına yol açabiliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz bu nedenle reflü yapabilen ağır yağlı, baharatlı yemekler ve çilek ile domates gibi asitli besinlerden kaçınmanın çok önemli olduğunu söylüyor.

Çay ve Kahve Tüketimini Abartmak

Toplumdaki yaygın inanışın aksine çay ve kahve gibi içecekler su ihtiyacımızı karşılamadığı gibi, vücuttan sıvı atılımını artırarak sıvı ihtiyacımızı daha da artırıyor. Çay ve kahve gibi içeceklerin tüketimini günlük 1-2 fincanla sınırlamaya özen gösterin. Bu içeceklerin yanında günlük su tüketiminize ek olarak bir bardak su içmeyi de ihmal etmeyin.

Strese “Dur” Diyememek

Çağımızın önemli bir problemi olan stres de ses kısıklığına neden olan bir başka önemli etken. Stres, boyun ve ses tellerimizin hareketlerini kontrol eden kaslarda oluşan gerginlik sonucu sesin kısılmasına yol açabiliyor. Heyecanlandığımızda veya çok sinirlendiğimizde ellerimizde oluşan titremenin bir benzeri ses tellerimizde oluşuyor. Sinirli, heyecanlı ve korku içinde olunan ortamlarda sesimizi her zamanki durumlardan farklı kullanıyoruz. Kontrol dışı bu kullanım sırasında oluşan ses kısıklığı geçici oluyor, ancak süre uzadığı zaman ve bu tarz ses kullanımı alışkanlık haline geldiğinde ise ses kısıklığı kalıcı hale dönüşüyor.

Sık Sık Boğaz Temizlemek

Geniz akıntısı ve reflü gibi etkenler nedeniyle boğazda gelişen gıcık hissi yüzünden boğazı sık sık temizlemek de risk oluşturuyor. Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerji sonucunda oluşan geniz akıntısı ve reflüye bağlı tahrişler sonucunda sık boğaz temizleme ihtiyacı duyuluyor. Bunun sonucunda da her iki ses teli karşılıklı travmaya uğruyorlar. Ses tellerinde oluşan travmalar nedeniyle gelişen ödem de ses kısıklığını oluşturuyor. Bu nedenle boğazda gıcık hissi geliştiğinde altta yatan etkenin belirlenmesi ve tedaviyle ortadan kaldırılması için mutlaka bir hekime başvurun.

Yatmadan Önce Yemek Yemek

Yatmadan önce yemek yemek de larengofarengeal reflüye, buna bağlı olarak da ses kısıklığına yol açan bir başka önemli etken. Çünkü gece boyunca artmış olan mide asidi ses tellerine zarar verebiliyor. Dolayısıyla yatmadan 3 saat önce yemek yemeyi bırakın, su dışında herhangi bir şey tüketmeyin.

Sigara İçmek

Sigaranın dudaktan başlayarak tüm ses yollarını kurutması sonucunda ses kalınlaşıyor, çatallanıyor veya kısılıyor. Sigara aynı zamanda sesin kısılmasına yol açan gırtlak kanserinin de bir numaralı nedeni. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz ses kısıklığında zaman kaybetmeden bir hekime başvurulması gerektiğine işaret ederek, “Gırtlak kanseri çok erken bir dönemde yakalandığında tedavi başarısı yüzde 100’e yakın oluyor. Ancak ihmal edildiği takdirde tedavi başarısı çok düşük düzeylerde kalıyor” diyor.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Merdiven İnip Çıkarken Oluşan Diz Ağrısı

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Merdiven İnip Çıkarken Oluşan Diz Ağrısına Dikkat

Diz eklemleri vücudumuzun en çok yük taşıyan yeridir. Hareketsiz yaşam tarzı ve fazla kilolar diz eklemlerinde kireçlenmeye yani osteoartroza zemin hazırlar. Memorial Ankara Hastanesi Fiziksel Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünden Uz. Dr. Gülseren Kayalar, merdiven inip çıkarken oluşan diz ağrısı nedenine dikkat dedi ve diz eklemlerinde artroz ve tedavisi ile ilgili bilgiler verdi.

Fazla Kilolarınızdan Kurtulun

Genellikle 60 yaş üstü kadınlarda iki kat daha sık görülen diz kireçlenmesi, 40’lı yaşlardaki erkeklerde de oldukça sık görülmektedir. Erkeklerde diz eklemine yönelik sık travma veya yoğun sportif aktiviteler, eklem kıkırdak sorunlarında artışa neden olarak erken yaşta gonartroz yani diz kireçlenmesine zemin oluşturabilir. Obezite, diyabet, gut hastalığı gibi birçok metabolik rahatsızlık ve genetik yatkınlık diz kireçlenmesinde etkin rol oynamaktadır. Diz eklemine aşırı yüklenme ve mekanik stres de etkenler arasındadır. Diz eklemi gövdenin ağırlığını taşıyan bir eklem olduğu için postur yani duruş bozuklukları, bel ve kalça rahatsızlıkları da dize yansıyarak diz kireçlenmesini tetikleyebilir.

Merdiven İnip Çıkarken Yaşadığınız Ağrı Kireçlenmeye Bağlı Olabilir

Yavaş seyirli bir hastalık olan diz kireçlenmesi, uzun sürede açığa çıkmaktadır. İlk ve en erken değişiklik diz içerisinde kıkırdakta meydana gelmekte, incelen kıkırdak sonucunda eklem aralığı daralmaya ve ağrı yapmaya başlamaktadır. Tedavi edilmediğinde hareketlerde kısıtlılık ve dizlerde deformasyon açığa çıkmaktadır. Hasta; dizlerden ses gelmesi, şişlik, eklem stabilitesinde bozukluk, güçsüzlük, merdiven inip çıkarken ağrı ve zorlanma yakınmaları ile doktora başvurmaktadır.

Düzenli Egzersiz ve Fizik Tedavi Önemli

Hastanın şikayetleri dikkate alınarak belirlenen tedavi planlamasında asıl amaç, hastanın yaşam kalitesinin ve kısıtlanan hareketlerin artırılmasıdır. Tedavi öncelikle risk faktörlerinin azaltılması ile başlar. Kilo verme ve kas gücü ile esnekliğini artırmanın yanı sıra; aşırı zorlayıcı sportif aktiviteler, merdiven inip çıkma, uzun koşu ve yürüyüşlerden kaçınmak önemlidir.

Diz Ağrılarında Uygulanan Tedaviler

  • Fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları,
  • Kortizon içermeyen ağrı kesici ilaçlar
  • Ekleme yönelik enjeksiyonlardır.

Bu tedaviler belirtilere yönelik olup, uzun vadede eklem kıkırdağının yenilenmesini sağlayamamaktadır.

Modern Tedavi Yöntemleri Şikayetlerinizi Azaltabilir

Diz eklemlerindeki kıkırdak hasarının tedavi seçenekleri, klasik tedavi yöntemlerin yanında yeni tedavi uygulamalarını da içermektedir. Diz eklemlerinde de meydana gelen kıkırdak hasarının kendi kendine iyileşme ihtimali çok düşüktür.

Son 20 yılda geliştirilen modern tedavi yöntemleri ile aşınmaya başlamış diz eklemlerinde bozulan biyokimyasal dengenin düzeltilmesi ve eklem kıkırdağının yeniden onarılabilmesi amaçlanmakta ve kalıcı hasar önlenmeye çalışılmaktadır. Bu tedavilerden biri de eklem içine uygulanan hyaluronik asit enjeksiyonlarıdır. Bunların ağız yoluyla alınan veya cilde sürülen formları da geliştirilmiştir. Akut dönemde etkili olan ve ağrıyı azaltan, fonksiyonel iyileşme sağlayan bu ilaçların uzun vadede yenilenmeyi artırdığına dair kesin kanıtlar bulunmamaktadır.

PRP Uygulaması Yaygınlaşıyor

Son yıllarda hastanın kendi kanı veya kemik iliğinden elde edilerek eklem içine enjekte edilen etken maddelerin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bunlara en iyi örnek PRP olarak bilinen plazmadan zengin protein (PRP) uygulamasıdır. Diğer biyolojik etken maddelerle karşılaştırıldığında elde edilmesi en kolay madde olan PRP, özellikle ilk evre diz kireçlenmesi olduğu belirlenen hastalarda etkin olmaktadır. Evre 2 ve 3’te ne kadar iyileşme sağladığı belirgin olmamakla birlikte yapılan çalışmalar bu ürünlerin sentetik ürünlere üstün olduğunu göstermektedir. PRP enjeksiyonunun uzun dönem takipte kireçlenmenin ilerlemesini durdurup durdurmadığını bildiren bir çalışma yoktur. Unutulmaması gereken önemli bir konu ise PRP’nin bir kök hücre tedavisi olmadığıdır.

Kök Hücre Tedavisi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Mezenkimal olarak adlandırılan, bağ dokularında bulunan erişkin haldeki kök hücrelerin bölünerek yeni hücreler meydana getirebilme kabiliyeti ve yüksek seviyede farklılaşabilme özelliği nedeni ile diz eklem kıkırdak tamirinde kullanımı hızla artmaktadır. Yapılan çalışmalara göre diz ekleminde kök hücre tedavisi ile kıkırdak tamirlerinde erken dönem sonuçları olumlu iken uzun dönem sonuçları halen tartışmalıdır. Menisküs yırtıklarının onarımında ise çok daha güvenilir sonuçların olması, gelecekte kök hücre uygulamalarının oldukça iyi gelişmeler gösterebileceğine işaret etmektedir.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Sıcak Çarpmasına Karşı 7 Önlem

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

sıcak çarpmasına karşı 7 önlem

Gün içinde yorgunluk, baş ağrısı, halsizlik gibi şikayetleriniz varsa bunun nedeni hava sıcaklığının artışı olabilir. Uzun süre güneşli ortamlarda kalmak ise bilinç kaybı ve vücutta kalıcı hasarlara kadar neden olabilen sıcak çarpması sorununu yaşatabilir. Memorial Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aytaç Karadağ, sıcak çarpmasına karşı 7 önlem hakkında bilgi verdi.

Açık ve sıcak alanlarda çalışanlar dikkat!

Sıcak çarpmasının en önemli nedeni, nemli havalarda yüksek sıcaklık altında uzun süre durmaktır. Sıcakla birlikte vücutta ısıyı dengeleyen sistem bozulmaktadır. Bu durumda vücut ısıyı atamamakta, sıcak çarpması durumu meydana gelmektedir. Sıcak çarpması en çok sıcak ortamda çalışmak zorunda olanları etkilemektedir. Açık alanda ve güneş altında çalışan inşaat işçileri, fırın çalışanları, cam işçileri, yoğun efor gerektiren bisiklet sürücüleri ve maraton koşucuları risk altındadır. Sıcak çarpmasında risk altındaki kişiler şöyle sıralanmaktadır:

* Yaşlılar ve 5 yaş altı çocuklar

* Kalp ve böbrek yetmezliği

* Şeker hastalığı

* Yüksek tansiyon

* Gebeler

* İdrar söktürücü, alerji, kalp, psikiyatrik ilaç kullananlar

* Alkol bağımlıları

* Obezite ve aşırı zayıflık

* Cilt hastalığı olan bireyler

Güneş yanığı vakaları artıyor

D vitamini için güneşlenmek tavsiye edilse de güneş ışınlarının dik geldiği 10.00- 16.00 arasında güneşten koruyucu, şapka, şemsiye kullanmayanlarda güneş yanıkları, sıcak çarpması ve sıcak bitkinliği vakalarında artış görülmektedir.

Ciltte morarma ve baş ağrısına dikkat!

Sıcağa maruz kalmış bir bireyde bu belirtilerden birkaçı varsa sıcak çarpmasından şüphelenilmelidir:

* Sıcak, kuru ve soluk-morumsu cilt

* Halsizlik, bitkinlik

* Terlemede azalma

* Çarpıntı ve hızlı nefes alma

* Bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi yakınmaları

* Yüksek vücut sıcaklığı

* Baş ağrısı

* Kas krampları

* Uyuklama, anlamsız konuşma, çevreyi tanıyamama, sersemlik hali

* Kasılma

* Bayılma ve baygınlık

* Bilinç kaybı, koma

Soğuk uygulama şart

Sıcak çarpması durumunda erken müdahale, geri dönüşü olmayan böbrek ve kalp yetmezliğine ilerleyişi engellemektedir. Bunun için sıcak çarpmasında hasta serin bir ortama alınmalı ve soyularak soğuk duş yaptırılmalıdır. Ayrıca ıslak havlu ile soğuk kompres uygulanmalıdır. Hastanın bilinci açıksa şekerli ve tuzlu su içirilmeli; bilinci kapalıysa ağızdan sıvı ya da katı gıda verilmemelidir. Hastanın solunum yolu her zaman açık tutulmalı ve ayakları yukarı kaldırılmalıdır. Krampları engellemek ve hayati organların etkilenmemesi için hastaya masaj yapılmalıdır. Hastanın şikayetler devam ediyorsa ve ateş yüksekliği 40 dereceyi aşmışsa acilen hastaneye başvurulmalıdır.

Sıcak çarpmasından korunmanın 7 yolu

1.Risk grubundakiler 10.00-16.00 arası güneş altında yüksek sıcağa maruz kalmamalıdır.

2.Sıcak havalarda açık renkli, sentetik olmayan, ince yazlık kıyafetler tercih edilmelidir.

3.Güneş altında şapka, şemsiye ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır.

4.Sıcak havalarda su tüketimi artırılmalıdır.

5.Daha sık ılık duş alınmalıdır.

6.Yorucu fiziksel aktivitelerden uzak durulmalıdır.

7.Hava sıcaklığının yüksek olduğu saatlerde özellikle alkollü içecekler ve ağır yemeklerden uzak durulmalıdır.

Sıcak havalarda karşılaşılan hastalıklarla ilgili bir diğer yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar