Bizimle iletişime geçin

Beslenme

Baba Olma Şansını Arttıran Besinler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Baba Olma Şansını Arttıran Besinler

Her erkeğin isteği kuşkusuz baba olmak. Bu isteğin gerçekleşmesi için de spermin yeterli sayıda ve kalitesi olması gerekli. Günümüzde kötü beslenme alışkanlıklar ve değişen çevre şartları sperm kalitesini olumsuz etkiliyor. Baba olma şansını arttıran besinler ile sperm kalitesini arttırmak mümkün.

Kısırlık (infertilite) üreme çağındaki 6 çiftten birinde görülen önemli bir problem. Sperm kalitesindeki ve sayısındaki sorunlar da infertilitenin yüzde 25’inden sorumlu oluyor. Yapılan çalışmalar egzersiz yapmak, stresten arınmak, sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek, alkol ile sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmak gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmenin sperm kalitesini artırdığını ortaya koydu. Peki baba olma şansını artırmak için hangi besinleri düzenli olarak tüketmeli? Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı spermin sayı ve kalitesini artıran besinleri anlattı, önemli önerilerde bulundu.

Balık

Omega 3’ün sperm kalitesini arttırmadaki olumlu etkileri, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarla ispatlandı. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı bu nedenle somon, sardalya ve hamsi gibi yüksek omega 3 içeren balıkları sofranızda haftada 2 kez mutlaka bulundurmanız gerektiğini belirtiyor.

Deniz mahsulleri

Deniz mahsulleri (midye, istridye vb) yüksek oranda çinko içeriyor. Çinko sperm üretimini ve testosteron düzeyini artırıyor. Deniz mahsülleri aynı zamanda D, C, B12 vitamini ve demir, bakır ile selenyum gibi sperm parametrelerini olumlu etkileyen birçok madde açısından da zengin. Dolayısıyla bu tür gıdaları sofranızda daha sık bulundurmanızda fayda var.

Domates

Mevsiminde tüketilen domates, spermin sayı ve kalite artışında çok önemli bir rol üstleniyor. Öyle ki mevsiminde ve doğal olarak tüketilen domatesin spermin sayı ve kalitesini yüzde 70 oranında artırdığı belirtiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı domatesin bu faydayı, aynı zamanda prostat kanserine karşı koruyucu etkisi de bilinen likopen sayesinde sağladığını belirtiyor.

Yumurta

Günde 1 ya da 2 yumurta yemek, sperm kalitesine olumlu katkılar sağlıyor. Kolin, inositol, A ve E vitamini bakımından zengin olan yumurta amino asit, yani protein değeri açısından da en zengin besinlerden biri. Ayrıca yumurtayı kaynatarak tüketmek, amino asitler gibi besin maddelerinin daha kolay emilmesine yardımcı oluyor.

Kuruyemişler

Fındık, badem ve ceviz gibi yüksek omega 3 içeren kuruyemişlerin makul miktarda tüketilmesi sperm kalitesini artırıyor. Ancak ideal miktar aşıldığında kuruyemişin içeriğindeki yağ nedeniyle zararlı olabileceğini de unutmayın.

Keçiboynuzu

Erkek üreme probleminde en yaygın kullanılan bitkisel kaynaklardan biri, keçiboynuzu. Çinko vb. minerallerden zengin olan keçiboynuzu antioksidan özelliğinin yanı sıra sperm ile yumurta etkileşimini sağlayan enzimlerin aktivitesini artıran vitaminler de içeriyor.

C vitamini içeren meyveler

Çilek, yaban mersini ve böğürtlen gibi meyveler spermin kalite ve hareketini artıran C vitamininden zenginler. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı C vitaminin aynı zamanda, sperm üretmek için gerekli olan amino asitlerin yapı taşını oluşturduğunu belirterek, “Dolayısıyla bu tür meyveleri alışveriş listenize mutlaka ekleyin. Ayrıca narenciye, brokoli, havuç ve muz da olumlu etkiler sağlıyor” diyor.

Sarımsak

Akdeniz tipi doğal beslenmenin bir parçası olan sarımsak, aynı zamanda alisin ve selenyum içeriğiyle sperm hareketini artırmada faydalı oluyor.

Süt ve süt ürünleri

Az yağlı süt ve süt ürünlerinin sperm kalitesini artırdığı, yağlı süt ve süt ürünlerinin ise ters etki yaptığı bilimsel çalışmalarla ispatlandı.

Çikolata

Özellikle bitter çikolatanın ejakülat hacmini artırdığı ve spermin kalitesi ile sayısına olumlu etkilerde bulunduğu kanıtlandı. Bu etkilerinin sebebi, içeriğinde bulunan yüksek orandaki kakao ve bakır, selenyum, çinko ve potasyum gibi faydalı mineraller.

Kırmızı et

Sperm parametreleri açısından tartışmalı bir konu. Kırmızı ette çokça olan L-karnitin, sperm kalitesi açısından önemli. Bununla beraber ideal miktarda faydalı olan kırmızı et tüketim miktarı arttıkça zararlı etkiler de gösterebiliyor. Haftada 2 kez makul miktarda tüketebilirsiniz.

Su

Sağlıklı yaşamın olmazsa olmazı su aynı zamanda sperm miktarını artırıyor. Aman dikkat! Fiziksel ölçülerinize göre değişmekle birlikte ortalama 1,5-2lt/günlük su tüketimi çok önemli.

Bu Önerilere Dikkat!

  • Sigara ve alkolden kesinlikle uzak durun.
  • Düzenli egzersiz ve günde 10 bin adım yürüyüş yapmak spermin sayı ile kalitesini artırmada ve hormonları düzenlemede çok önemli.
  • Akdeniz tipi beslenmek gibi sağlıklı beslenme türleri sperm kalitesini artırıyor.
  • İşlenmiş et ve gıdalar, soya, patates, yağlı süt ürünleri, yağlı peynir, kahve, alkol, hazır gıdalar ve içecekler spermin kalitesini ve sayısını azaltıyor. Yüksek miktarda alkol veya kahve tüketen, kırmızı eti çok yiyen erkeklerin eşlerinde hamilelik oranları da düşük olabiliyor. Dolayısıyla kaliteli ve yeterli sperm için bu tür içecek ve besinlerden kaçınmanız çok önemli.

Hamilelik öncesi dönemle ilgili yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Kolon Kanserini Akdeniz Diyetiyle Önleyin

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Kolon Kanserini Akdeniz Diyetiyle Önleyin

Kolon kanserini akdeniz diyetiyle önleyin; sebze ve meyvenin bol tüketildiği, kırmızı etin oldukça azaltıldığı, balık ve zeytinyağına ağırlık verildiği “Akdeniz Diyeti”nin başta kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türünün gelişimini önlediği bilimsel çalışmalarla kanıtlanıyor. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Meltem Ergün, ABD, İngiltere ve İspanya’da yapılan uzun takipli araştırmaların sonucunda kolon kanseri gelişimini önleyen diyet tipinin Akdeniz tipi beslenme olduğunun saptandığını vurguladı.

Bol sebze ve meyvenin antioksidan yapısıyla kanser gelişimini azaltmaya yardımcı olduğunun altını çizen Doç. Dr. Meltem Ergün şu bilgileri verdi: “Akdeniz mutfağında tereyağı ve margarin kullanılmaz, zeytinyağı oldukça fazla tüketilir; tuz yerine de baharat kullanılır. Her gün bol miktarda çiğ ve pişirilmiş sebze ile meyveler yenir. Haftada 5-6 porsiyon balık ve tavuk tüketilir. Kırmızı et ise ayda birkaç kez tüketilir.”

 TARAMAYA 45 YAŞINDAN İTİBAREN BAŞLANMALI

Yeni bilimsel yayınların kolonoskopi taramalarının 45 yaştan itibaren yapılmasını önerdiğini söyleyen Doç. Dr. Meltem Ergün, şu bilgileri aktardı: “Kalın barsak kanserinden korunmanın diğer bir yolu da düzenli kontrollerimizi yaptırmaktır. Hiçbir şikayeti olmayan bireylerde 45 yaşında tarama başlamalı. Ailesinde kalın barsak kanseri olanlarda ise hastalık ortaya çıkış yaşından 10 yıl önce tarama başlamalıdır. Örneğin hastanın babasında kalın barsak kanseri tanısı 50 yaşında konmuşsa, oğluna 40 yaşında kolonoskopi yapılmalıdır. Ayrıca dışkıda karışık kan bulunması, tuvalet alışkanlığında değişme, istemsiz kilo kaybı ve sebebi bilinmeyen kansızlık alarm belirtileridir ve hemen kolonoskopi yapılmasını gerektirir.”

Tarama amaçlı kolonoskopi, kolonda kanser öncülü olarak bulunan poliplerin (et benleri) saptanması ve bunların çıkarılması amacıyla yapılıyor. Zira bu poliplerin çıkarılmadığı takdirde 5-10 yıl içinde kalın barsak kanserine dönüşme ihtimalinin bulunduğunu hatırlatan Doç. Dr. Meltem Ergün, “Polipler çıkarılınca risk sıfırlanmış olur. Polip saptanmazsa 10 yıl tekrar kolonoskopi yapılması gerekmez. Ancak polip saptanan hastalar yeni polip çıkma ihtimaline karşın 2-3 yılda bir kolonoskopik takibe devam etmelidir” diye konuştu.

Kolon kanserinden korunmak için…

  • Akdeniz tipi beslenme uygulayın
  • Fiziksel aktivitenizi artırın (günde yarım saat hafifçe terleten spor)
  • Bol su için (günde 2-3 litre)
  • Sigaradan ve alkolden uzak durun
  • 45 yaşından itibaren düzenli tarama yaptırın (kolonoskopi)

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Açken Sinirli Misiniz ?

Ayşenur Servet

Düzenleyen

on

acken sinirli misiniz

AÇKEN SİNİRLİ MİSİNİZ?

Siz de açken sinirli misiniz? Sürekli tatlı yeme ihtiyacı, açlık halinde konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, yemekten 3 -4 saat sonra anormal acıkma ve tatlı isteği gibi şikayetler “Reaktif Hipoglisemi” tehdidi altında olduğunuzun habercisi olabilir. Hatta fazla kilolarınızın sorumlusu da sürekli bir şeyler atıştırmanızdır zaten çoğu zaman. Bunun için insülin ve kan şekeri dengesine ait biraz detay bilgiye ihtiyacınız var.

İnsülin Nedir?

İnsülin, pankreasın beta hücrelerinde üretilen ve kan şekerini düşürmeye yarayan bir hormondur. Yemek ile almış olduğumuz karbonhidratlar, sindirim sistemi tarafından en küçük parçaları olan glukoza (şekere)parçalanırlar. Glukoz, hücrelerin en önemli enerji kaynağıdır. Sindirilerek kana karışan glukoz tarafından uyarılan pankreas, glukozun hücre içine (kas, karaciğer, yağ dokusu) girmesini sağlayan insülin adlı hormonu üretmeye başlar.

Sindirim sonrası insülin ve glukoz damarlarda dolaşmaya başlar. Hücre çeperinde bulunan insülin glukozun hücre içine girmesini sağlar. Bu şekilde glukoz enerji kaynağı olarak kullanılabilir hale gelir. Hücre içine giremediği durumda ise kanda yükselmesi kan şekerinde artış( hiperglisemi) olarak adlandırılır. Kan şekerinde düşme ise bunun tam tersidir.

Hipoglisemi, yani kan şekerinin düşük olması ( hipoglisemi) ı durumu yemek yedikten 2- 5 saat sonra kan şekerinin düşmesi ile kendini gösterir. İki öğün arasında kan şekeri 60- 110 mg/ dl‘ de sabit kalır. Kan şekeri düzeyinin 40 mg/ dl’ nin altına düşmesi hipoglisemi için bir uyarıdır. Kan şekeri normal düzeyin altına düştüğü zaman, enerji üreten hücreler için hemen yeterli miktarda glikoz bulunmaz. Bu durum terleme, hızlı kalp atışı, terleme ve açlık gibi çeşitli durumlara yol açar.

Nadiren bazı insanlarda, reaktif hipoglisemi ortaya çıkar. Miktarca çok yoğun bir öğün tükettikten sonra, bu duruma tepki olarak vücudumuz çok fazla insülin salgılar. Bunun sonucu olarak kan şekeri normalin altına düşer. Bazı otoritelere göre bu durum diyabetin erken belirtisidir. Amaç her ne nedenle olursa olsun kan şekerimizi dengede tutmak olmalıdır. Bu durum mutlaka endokrinoloji uzmanı bir hekime başvurmayı gerektirir. Beslenme yönünden dikkat edilmesi gerekenler ise şöyle özetlenebilir.

Ara öğünlerin düzenli tüketilmesi:

Ana öğünlerde ki besin tüketimini azaltıp ara öğünlere eklenmelidir. Böylece azar azar ve sık beslenilerek kan şekerinin dengede olması sağlanabilir. Ana ve ara öğünler arası en fazla 3 saat olmalıdır. Aksi takdirde, uzun süren açlık durumlarında kan şekeri düşer.

Basit karbonhidrattan komplekse:

Basit karbonhidratlar kan şekerinin daha çabuk yükselip, çok ani düşmesine de neden olacaktır. Komplex karbonhidratlar ise kana daha yavaş geçerek, kan şekerini daha yavaş yükseltip, uzun süre aynı seviyede kalmasını sağlar. Bu nedenlerden dolayı iyi seçim; kompleks karbonhidratlardır. Komplex karbonhidratlara en iyi örnek, bulgur, kepekli ekmek, kuru baklagillerdir.

Posa:

Posa veya diyet lifinin pek çok faydası olduğu bilinmektedir. Reaktif hipoglisemi durumlarında da oldukça faydalıdır. Posa, mide boşalmasını geciktirerek, daha uzun süre tok kalmamızı ve kana şekerin daha uzun sürede geçmesini sağlayarak, kan şekerinin ani pikler yapmasını engelleyerek ve uzun süre aynı seviyede tutar.

Glisemik İndex:

Glisemik index (Gİ), besinlerin kan şekerini yükseltebilme değerini gösterir. Glisemik indeksi düşük besinlerin tüketilmesi bir yaşam tarzı haline getirilmelidir. Böylece kan şekeri düzeni sağlanabilmiş olur. Aşağıda bazı besinlerin glisemik indeks değerleri verilmiştir. Sağlığınız için dengeli ve düzenli beslenmeye çalışırken, glisemik indeksi düşük ve orta seviyedeki besinleri seçmeniz iyi olacaktır.

Bazı besinlerin GI değerleri

Beyaz ekmek                100               Bulgur                          65

Makarna                      66                   Pirinç                           83

Mısır                             87                   Süt ürünleri                   46- 52

Kuru baklagiller          20- 60            Portakal                        59

Yağsız süt                     46                   Tam süt                       43

Yoğurt                          52                   Elma                           53

Dondurma                     52                 Bal                              126

Muz                              84                   Portakal suyu               64

Frukoz                         30                    Glukoz                        138

Okumaya Devam Et

Beslenme

Hindistan Cevizi Yağının 5 Faydası

Ayşenur Servet

Düzenleyen

on

hindistan cevizi yağının 5 faydası
Öncesi1 of 6
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞININ 5  FAYDASI:

Hindistan cevizi yağı , son yılların mucize besini olarak adlandırılan besinlerden birisi. İçeriğindeki yağ asitleri bileşimleri ile sağlık üzerinde olumlu etkilerinden bahsediliyor. Yapılan araştırmalardan derlediğimiz hindistan cevizi yağının 5 faydası nelermiş bir göz atalım.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

seo web tasarım