Sosyal Medya

Aile Sağlığı

Aşırı Alerjik Çocuklar için Önlemler

Yayınlanma:

,

Boynuna takacağınız kolye hayatını kurtarabilir!

“Ya çocuğum bilmeden yerse!” Anne babaların yüreğini ağzına getiren bir sorun alerjik şok. Yaşamayanın, zorluklarını çok da bilemediği! Örneğin değil bir fıstık tanesi, fıstığın tozunun bile olması ya da değil bir bardak süt, içinde bir süt damlasının dahi bulunması bir anda şiddetli alerjik tepkiye yol açabiliyor, nefes almada güçlüğe, bilinç kaybına hatta ölüme bile neden olabiliyor. Bu yüzden alerjik çocuklar için önlemler büyük önem taşıyor. Anneler çocuklarının katılacağı etkinlikteki menüyü önceden öğrenip ‘yasaklı besinler’ içeriyorsa evde aynısını ama çocuğuna uygun haliyle hazırlayarak gönderiyor.

Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya alerjik hastalıkların çocukların yüzde 30’unda görülürken, halk arasında ‘alerjik şok’ olarak bilinen anafilaksinin ise yaklaşık 10 bin çocuktan 2’sini etkilediğini belirterek “Doğumdan itibaren her yaşta görülebilen anafilaksi en sık 6-15 yaşları arasında görülmektedir. Başta fıstık, fındık, süt, yumurta gibi besinlerle antibiyotikler ve ülkemizde sık karşılaşılan arı sokması bazı çocuklarda şiddetli alerjik reaksiyona yol açabilmektedir. Çocuğun bünyesi ne kadar çok alerjik ise anafilaksinin belirtileri de o kadar hızlı ortaya çıkar ve hastanın durumu o kadar ağır olur. Ancak anafilaksi belirtilerinin birkaç dakikadan birkaç saate kadar değişen zaman diliminde ortaya çıkabileceğini unutmamak gerekir. Çocuğunuzun taşıyacağı tanıtıcı bir kolye veya bileklik onun hayatını kurtarabilir!” diyor. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, anafilaksiden korunmak için alınması gereken 5 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Alerjisi hakkında bilinçlendirin

Çocuğunuza anlayacağı bir dille, onu korkutmadan hastalığını anlatmanız ve alerjisi hakkında bilgilendirip bilinçlendirmeniz çok önemli. Örneğin fındığa alerjisi varsa, yiyeceği bir fındıklı çikolatadan fındıklı keke birçok besinden uzak durması gerektiğini öğretin. Alerjisi olduğunu bildiği besinlerin hem kendisinden hem de içeriğinde yer aldığı ürünlerden uzak durmasını öğretin.

Arkadaşlarını haberdar edin

Çocuğunuzdaki aşırı alerjik sorun hakkında ailenin tüm bireylerini, yakın arkadaşlarını ve öğretmenlerini haberdar edin. Özellikle alerji yapacak maddelerden uzak durması ve anafilaksinin belirtileri konusunda bilgilendirin. Kendisine ikram edilen yiyecekleri kabul etmeden önce içerisinde, kendisinde alerjiye yol açan etkenin yer almadığını iyice öğrenmesini öğretin.

 Açık havada renkli giydirmeyin

Aşırı alerjik şoka neden olan etkenlerden arı sokması, ülkemizde en sık karşılaşılanlardan. Genetik olarak yatkınlığı olan kişi  alerji yapıcı madde, örneğin arı zehiri ile karşılaşınca bu maddeye karşı duyarlılaşmış, yani alerjik duruma gelmiş oluyor. Bu  kişinin kanında ve dokularında alerjik olduğu maddeye özgü karşıt moleküller birikiyor. Aynı alerji yapıcı madde ile bir kez daha karşılaştığında aniden, çoğu kere  bir kaç dakika içinde anafilaksi belirtileri ortaya çıkıyor. Bu nedenle arı alerjisi olanların açık havada renkli ve açık kıyafetler giymemeleri çok önemli.

 Çocukluk aşılarını dahi sağlık kuruluşunda yaptırın

Çocukluk aşıları dahil her tür enjeksiyonu mutlaka bir sağlık kuruluşunda yaptırın ve enjeksiyon sonrası sağlık kuruluşunda en az 15-20 dakika bekleyin. Daha önceden anafilaksi geçirmiş veya geçirme riski olan çocuğunuz varsa mutlaka yanınızda hazır adrenalin enjektörü taşıyın ve gerektiğinde bunu kullanmayı  öğrenin ve  çocuğun yakın  çevresindekilere (öğretmen, bakıcı gibi) öğretin.

 Mutlaka kolye veya bileklik taktırın

Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya “Özellikle çok alerjik çocuklarda aniden oluşan ağır anafilaksi tablosu ölümle sonuçlanabilir. O nedenle çocuğunuza, üzerinde alerjisi olduğunu belirten bir kolye veya bilezik taktırın” diyor.

Alerjik şokun belirtileri

  • Deride yaygın kızarıklık ve kabartı
  • Dudaklar, dil ve boğazda şişme
  • Aşırı hapşırma ve burun akıntısı
  • Nefes almada zorlanma, hırıltı, çarpıntı
  • Baş dönmesi, aniden yere yığılma
  • Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı

Şiddetli alerjik reaksiyona en sık yol açanlar

  • Süt, yumurta, fındık, fıstık, badem, susam gibi yağlı yemişler, balık ve diğer deniz ürünleri
  • Özellikle penisilin ve benzeri ilaçlar, ağrı kesiciler, film çekerken kullanılan maddeler
  • Arı ve diğer böceklerin zehirleri
  • Lateks (kauçuk) içeren tıbbi malzeme ile temas
  • Vücut sıvıları, hormonlar ve aşırı sıcakla temas sonrası anafilaksi görülebiliyor.
  • Sebebi tam olarak bilinemeyen ‘idiyopatik anafilaksi’ de tehdit ediyor.

 Alerjik şok sırasında bunlara dikkat!

  • Hastayı hemen sırt üstü yatırın, ayaklarını yükseltin.
  • Hastanın ağzını ve burnunu temizleyin, rahat nefes almasını sağlayın.
  • Anafilaksi, arı sokması sonrası oluşmuşsa arının iğnesini parçalamadan çıkarın ve yara yerini sabunlu su ile yıkayın, aralıklı buz uygulayın.
  • Kan basıncı düşmüş olan hastayı oturtmayın ve aniden ayağa kaldırmayın, ani ölüme yol açabilirsiniz!
  • Anafilaksi tedavisinin temel ilacı adrenalindir. Eğer hastalar yanlarında daha önceden hekimleri tarafından verilmiş hazır  adrenalin iğneleri taşıyorlarsa bunu hemen uyluğun ön-yan tarafından uygulayın. Ardından acil ambulans çağırın ya da en yakın sağlık kuruluşuna gidin.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Elinizi Yıkamak Ihmal Edilmemeli

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

elinizi yıkamak

Çoğu insan ellerini yıkaması gerektiğini bilse de erkeklerin yüzde 50, kadınların yüzde 78’i sadece tuvaleti kullandıktan sonra ellerini yıkıyor. Suya daha çok dokunun.

Kışın soğuğunu bu sene tam olarak hissedemeden baharın sıcak ve güneşli günlerine kucak açtık. Bu geçiş dönemlerinde sıkça rastladığımız grip ve nezle rahatsızlıklarından çoğu kişi etkilenmekte. Bu dönemde hastalıklardan korunmak çok zor gibi görünse de elinizi yıkamak gibi basit çözümlerle önlemler alabilirsiniz.

HAVA SOĞUK DA OLSA SPOR YAPIN

Özellikle mevsim geçişlerinden oldukça etkilenen bağışıklık sistemimiz, ani sıcaklık değişiklikleri ile birlikte enfeksiyon ve hastalıklara karşı açık hale gelebilir. Bu durumu önlemek adına günlük rutininizde yapacağınız birkaç küçük değişiklikle bağışıklığınızı güçlendirip virüslerle savaşmada vücudunuza yardımcı olabilirsiniz.

İşleyen demir, pas tutmaz

Havalar soğuyunca dışarı çıkıp yürümek, bisiklete binmek, spor yapmak çok zor geliyor olabilir. Ancak yapılan birçok araştırma, fiziksel olarak daha fazla aktif olan insanların daha az hasta olduklarını gösteriyor. Havanın soğuk olmasını kafanıza takmayın. Soğuk hava hastalık yaymaz veya sizi hasta etmez.

Suya sabuna daha sık dokunun

Çoğu insan ellerini yıkaması gerektiğini bilse de yalnızca erkeklerin yüzde 50, kadınlarınsa yüzde 78’i tuvaleti kullandıktan sonra ellerini sabun ve su ile yıkıyor. Gün içinde düzenli olarak ellerinizi yıkayın. Kim ne derse desin bu, enfeksiyonu önlemek için bilinen en iyi yöntemdir.

 

ÇİĞ KURUYEMİŞ TÜKETİN

Grip aşısı olanlar şanslı

Grip aşısı hakkında çok fazla şey duymuş olabilirsiniz ama bu aşı gerçekten işe yarıyor. Her zaman kusursuz bir şekilde virüsü taklit etmese de çoğu zaman hastalığın etkisini yumuşatmayayardımcı olarak vücudun atağa geçip gribi normale göre çok daha hızlı bir şekilde uzaklaştırıyor. Bazı insanlar aşıya hafif bir reaksiyon gösterir ancak grip aşısından grip olmazsınız.

Sağlıklı beslenme altın kuraldır

Bağışıklık sisteminizin hastalıklarla savaşması için ihtiyacı olanı, meyve ve sebzelerden daha iyi başka bir şey veremez. Birçok kişi vitamin ve mineral alımını artırmak için multivitamin tercihetse de, vücudunuzun sağlığını koruması ve enfeksiyonlarla savaşması için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini almasının en iyi ve doğal yolu taze sebzelerdir. Konu beslenme olduğunda altın kural, çeşitliliktir. Tabağınızda farklı renkte sebze-meyveler bulundurmaya çalışın ve bu karışıma biraz da çiğ kuruyemiş eklemeyi deneyin.

Kaliteli uykuya dikkat

Yetersiz uyku çoğu zaman hastalığa yol açar. Herkesin uyku ihtiyacı farklıdır ancak eğer yedi saatten az uyuyorsanız vücudunuzun hastalıklarla savaşmasını önleyerek hasta olma riskinizi artırıyor olabilirsiniz.

Sağlığınız için, su için

Cildiniz dışında vücudunuzun ana koruyucu yüzeyleri hep salgı üreten yerlerdir yani ıslaktır. Gözleriniz, ağzınız, burnunuz, akciğerleriniz, mide ve bağırsaklarınızın hepsi koruyucu bir tabaka üretmek için sulu bir çözelti kullanır. Bu tabaka, vücuda girmeye çalışan her tür istilacıyı kapana kıstırarak yok olmalarına veya dışarı atılmalarına katkıda bulunur. Eğer yeterli su içmiyorsanız araştırmalar, enfeksiyona daha fazla yatkın olabileceğinizi öne sürüyor.

 

Etrafınızı dezenfekte edin

Cep telefonu ekranı ve klavye gibi sık kullandığınız yüzeyler ile kapı kolu ve alet tutacakları gibi ortak temas edilen yerleri düzenli olarak dezenfekte etmeyi alışkanlık haline getirin.

TEPSİYİ PEÇETEYLE TUTUN !

Yüzeylere dokunmayın

Ortak kullanılan yüzeyler çok kirlidir. Başkalarının elle dokunduğu yüzeylere dikkat edin. Kapı açıp kapatırken kıyafetiniz veya kolunuzla ya da kağıt havluyla dokunun. Restoranlarda tepsi gibi servis gereçlerini tutarken peçete kullanın. Başkalarının dokunduğu yüzeylere dokunmaktan ne kadar uzak durursanız hastalıklardan da o kadar uzak durursunuz.

ENGİNAR VÜCUDU TOKSİNLERDEN ARINDIRIR

Bağışıklığınızı güçlendirmeniz için tüketmeniz gereken besinlere bir göz atalım…

 

 

Enginar

Enginarın, özellikle karaciğer sağlığı için son derece önemli olduğunu hepiniz duymuşsunuzdur. Enginar, sindirim sisteminin en iyi dostu olan liften de zengindir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındırır, bağışıklığınızı güçlendirir.

Tavuk suyuna çorba

Pişirme sırasında tavuktan salınan aminoasit sisteinin, kimyasal açıdan bronşit ilacına benzer. Çorbanın tuzlu suyu, öksürük ilaçları gibi etki göstererek mukusun ince tutulmasını sağlar. Sarımsak, soğan ve baharat; çorbanın bağışıklık artırıcı gücünü daha da etkin hale getirebilir.

Et

Çinko eksikliği, vejetaryenler ve kırmızı et tüketmeyenlerde görülür. Oysa hafif çinko eksikliği bile enfeksiyon riskinizi artırabilir. Beslenme listenizdeki çinko; bakterileri, virüsleri tanıyan ve yok eden bağışıklık sistemi hücrelerinden olan beyaz kan hücrelerinin gelişimi için çok önemlidir.

Yoğurt

Probiyotikler veya yoğurtta bulunan canlı aktif kültürler, bağırsak yollarını hastalıklara neden olan mikroplardan uzak tutan sağlıklı bakterilerdir. Araştırmalar; günde 200 gram yoğurt tüketmenin, bağışıklığın artırılmasında etkili olduğunu bulmuştur.

Deniz ürünleri

Kabuklu deniz hayvanlarında bol miktarda bulunan beyaz kan hücreleri; grip virüslerini vücudun dışına çıkarmaya yardım eden proteinler olan sitokinlerin üretilmesine yardımcı olur. Somon, uskumru ve ringa balığı da enflamasyonu azaltan, hava akışını artıran ve ciğerleri soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonlarından koruyan Omega-3 yağları bakımından zengindir.

Yulaf ve arpa

Norveç’te yapılan bir araştırmaya göre; bu minik taneler, antimikrobiyel ve antioksidan özelliklere sahip bir lif türü olan beta-glukan içeriyor. Bu tür gıdalar bağışıklığı artırır, yara iyileşmesini hızlandırır ve antibiyotiklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olur.

Elma

Elma, içerdiği yoğun lif sebebiyle sindirim sistemine dost bir meyvedir. Ayrıca C vitamininden zengin oluşu sebebiyle mevsim geçişlerinde hastalıklardan uzak geçirmenize de yardımcı olur. Her gün bir elma yemek, sindirim sistemini düzene sokar, böylece kilo vermenize de yardımcı olur. Elma; ayrıca soğan, sarımsak, lahana, karpuz ve karnabaharda bulunan ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren kuersetin bakımından da zengindir.

 

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Konuyla ilgili bir başka yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Saman Nezlesi Nedir?

Yayınlanma:

,

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, saman nezlesi olarak adlandırılan alerjik rinitin, soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiğini söylüyor. Bahar mevsimiyle birlikte alerjinin çoğalması,polenlerin artmasıyla alerjik astım hastalarını uyarıyor, Denizhan Dizdar.

Bir çok hava akımı ve hareketinin etkisinde kalan ülkemizde; kışın sona ermesiyle,havaların ısınmaya başlaması sonucu alerji mevsimi de başladı.Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, alerji ile ilgili bilgiler verdi:“Alerji, vücudun normalde tepki vermemesi gereken maddelere aşırı reaksiyon vermesi ve hassasiyeti olarak tanımlanabilir. Teorik olarak her mevsimde görülebilir ama bahar ayları ile birlikte ağaçların, bitkilerin canlanması ve çoğalmak için polenlerini havaya dağıtmaları; bu dönemde alerjik hastalıkları artırır.”

YAZ GRİBİ DE DENİLİR

“Alerjiye neden olan maddelerin (alerjen), burun mukozasına temas etmesi sonrasında ortaya çıkan akıntı, burun ve gözlerde kaşıntı, hapşırma, boğaz kaşıntısı gibi şikayetlere seyreden rahatsızlığa ‘alerjik nezle’ adı verilir” diyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Alerji, nedeni havada bulunan ve solunumla buruna giren parçacıklara karşı gelişen anormal reaksiyondur. Alerjik nezle ile eş anlamlı olarak saman nezlesi, yaz gribi ve alerjik rinit (burun iltihabı) terimleri de kullanılır. Saman nezlesi ile soğuk algınlığının birbirine karıştırılmaması gereklidir” dedi.

ETLER, ALERJİ NEDENİYLE OLMASI GEREKENDEN FAZLA ŞİŞER

Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Burun, alerjik şikayetlerin ortaya çıktığı en önemli organlardan biridir. Burun içindeki konka dediğimiz etler, alerji nedeniyle olması gerekenden fazla şişer. Çocuğunuz sürekli burnunun ucunu kaşıyor, avuç içiyle burun ucunu siliyor (alerji selamı), gözlerini ovuşturuyor, hapşırıyorsa; alerji akla gelmelidir.”

EN ETKİLİ TEDAVİ ALERJİK MADDEDEN UZAK DURMAKTIR

Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Burnu etkileyen alerjik maddeler daha çok solunan havadaki alerjenlerdir. Bazen yiyeceklere karşı olan alerjiler de burnu ve solunum yollarını etkileyebilir. Alerjide en etkili tedavi, alerjik olunan maddeden uzak durmaktır. Fakat bu her zaman mümkün değildir. Böyle durumlarda, antihistaminik, dekonjestan, kortizon türü ilaç veya aşı tedavisi gerekebilir” diyor.

Konuyla ilgili bir başka yazımızı okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Ağız Sağlığı

Kanser Tedavisinde Ağız ve Diş Sağlığı

Yayınlanma:

,

ağız ve diş sağlığı

Kanser tedavisinin yan etkileriyle birlikte hastalık sürecinde ağız bakımının önemi ve ihmal edilmemesi gerektiği; aksi takdirde başka sorunlara yol açabileceği bir gerçek. Bu sebeple tedaviye başlamadan önce diş hekiminizi ziyaret etmenizde büyük fayda var. Peki kanser tedavisinde ağız ve diş sağlığı nasıl olmalı?

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Kanser tedavisinin sebep olduğu bazı ağız problemleri, hastanın tedaviyi ertelemesine ya da durdurmasına neden olacak kadar acı verici olabilir. Ama bu yan etkilerin en aza indirilmesinde veya kontrol edilmesinde doktorunuz ve diş hekiminiz size yardımcı olabilir” diyor.

Yazımızdaki tavsiyeleri dikkate alarak kanser tedavisinde ağız ve diş sağlığınız için neler yapabileceğinizi inceleyebilirsiniz.

  • D vitamini alın,asitli içecekleri tüketmeyin.
  • Tedaviye başlamadan iki hafta önce diş hekiminizi ziyaret edin.
  • Macunlar rahatsız ediyorsa, ağzınızı tuzlu suyla çalkalayın.

D VİTAMİNİ ALIN, ASİTLİ İÇECEKLERİ TÜKETMEYİN

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, kanser tedavisi gören ve tedavi sırasında sıklıkla mide bulantısı ve iştah kaybı yaşayabilen hastaların ağız ve diş sağlıkları açısından nasıl beslenmesi gerektiğini şöyle anlattı:

“Mideniz bulansa da önemli olan doğru miktarda besin ve kalori almaktır. Dikkate alınması gereken diğer bir şey de protein alımıdır. Aynı zamanda sebze ve meyve yiyerek yeterli vitamin alınması da gerekmektedir. Eğer ihtiyaç varsa ek vitaminlerle de destek sağlanmalıdır. Çene kemikleri dişleri desteklediğinden kemikler güçlü ve sağlıklı olduğunda dişler besinleri yeme ve çiğneme sırasında onları tutacak daha güçlü bir dayanağa sahip olur. Çoğu doktor kemik sağlığını korumak için D vitamini ve kalsiyum alınmasını önermektedir. Eğer osteoporoz gibi kemik hastalığınız varsa ilave vitaminlere ihtiyacınız olabilir. Kanser tedavisi boyunca sigara ve alkolden uzak durulmalıdır. Tütün, kanser teşhis edilmemiş olsa bile tüketilmemelidir. Asidik besinler ağız mukozasını irrite edebilir. Gazlı içecekler ve enerji içecekleri gibi asidik, yüksek şeker içeren içeceklerden kaçınılmalıdır. Greyfurt, portakal suyu ve domates suyu da doğal asidik besinler olduğundan tüketimi azaltılmalıdır.”

TEDAVİYE BAŞLAMADAN İKİ HAFTA ÖNCE DİŞ HEKİMİNİZİ ZİYARET EDİN

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, kanser tedavisine başlamadan önce ağız ve diş sağlığınız ile ilgili neler yapabileceğinizi şu sözlerle anlatıyor:

“Kemoterapi ve radyoterapiye başlamadan önce ağız ve dişlerin muayenesinin yapılması eğer bazı problemlere yatkınsanız bunların tespit edilmesi açısından yararlıdır. Diş hekimleri, hasta kanser tedavisine başlamadan en az 2 hafta önce tedavinin istenmeyen yan etkilerini azaltmak ya da kontrol altında tutmak için önerilerde bulunur. Eğer dişlerde çürük varsa ya da diş eti problemi yaşıyorsanız; bu hastalıkların önceden sabit bir duruma getirilmesi sağlanmalıdır. Muayeneden önce diş hekiminin kanserle ilgili sağlık durumunuz hakkında haberdar olması ve tıbbi hikayenizin güncel tutulması gerekmektedir. Diş hekiminiz; doktorunuzu, kanser tedavinizi ve kanserle ilgili görülen diğer belirtileri bilmek zorundadır. Tüm bu bilgiler diş hekiminize sizi nasıl tedavi edeceğini anlamasına, planlama yapmasına, doğru önerilerde bulunmasına ve doktorunuzu desteklemesine yardım eder.”

MACUNLAR RAHATSIZ EDİYORSA AĞZINIZI TUZLU SUYLA ÇALKALAYIN

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, kanser hastalarının ağız sağlıklarını nasıl koruyabilecekleri ile ilgili tüyolar da verdi:

“Eğer kanserseniz, sizin için en önemli şey günde en az 3 kez diş fırçalama ve en azından günde 2 kez diş ipi kullanarak ağız hijyeninizin düzenli ve eksiksiz olmasını sağlamaktır. Kemoterapi ve radyoterapi aldığınızda tükürük akışındaki yavaşlama nedeniyle ağız kuruluğu oluşacaktır. Diş çürüğü ve dişeti hastalıklarının gelişmesinde daha fazla riske sahip olursunuz. İşte bu da neden her öğünden sonra diş ipi kullanmanız gerektiğinin öncelikli sebebidir. Ayrıca diş fırçalarken yumuşak aromalı diş macunları kullanılmalıdır. Çünkü keskin tatlı ürünler ağız mukozasını irrite edebilir. Eğer diş macunu ağız mukozasını irrite ediyorsa, diş fırçaladıktan sonra ağız tuzlu suyla çalkalanmalıdır. Dişeti sorunlarından korunmak için anti bakteriyel gargaralar kullanılmalı ancak alkol içeren türlerinden kaçınılmalıdır.”

KANAYAN BÖLGELERİ YUMUŞAK ŞEKİLDE TEMİZLEYİN

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Kemoterapi ve radyoterapi ağzımızdaki tükürük bezlerini etkileyebilir. Ağız kuruluğu, tükürük üretiminin azalmasının neden olduğu hoş olmayan bir histir. Bu durum çürük oluşumu riskini artırmanın yanında ağız içinde yanma ve ağrı hissi de başlatabilir” diyerek ağız kuruluğu durumunda yapılabilecekleri anlatıyor:

“Kanser hastasıysanız ve de ağız kuruluğundan şikayetçiyseniz; ağız ve diş sağlığınız için en azından günde 4 defa dişlerinizi fırçalamalı, en az 1 defa da diş ipi kullanmalısınız. Eğer diş etlerinizde kanayan alanlar ya da yara varsa, bu bölgelerin etrafını yumuşak şekilde temizlemelisiniz. Ayrıca dişlerinizi çürüklere karşı korumak için fluorid içeren diş macunu kullanmanız gerekmektedir. Günde birkaç defa ağzınızı karbonatlı ve tuzlu ılık suyla ardından da sadece suyla çalkalayabilirsiniz. Gargara yapmak için alkol içermediği takdirde diğer ağız gargaraları da kullanılabilir. Kanser tedavisi görüyorsanız (bu radyoterapi ya da kemoterapi olabilir), tat alabilme duyunuz değişir ve daha önceden yediğiniz şeyleri tüketmekte zorlanabilirsiniz. Ama bu rahatsız edici zorluklara rağmen önemli olan doktorunuzun önerdiği diyeti devam ettirmektir”.

EN BÜYÜK PROBLEM AĞIZ KURULUĞU

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, kanser tedavisi gören hastaların ağız ve diş sağlıklarını nasıl koruyabilecekleri hakkında bilgi verdi:

Kemoterapi ve radyoterapinin, kanser türüne ve yoğunluğuna bağlı ağızda görülen yan etkileri olabilir. Bu yan etkiler farklı biçimlerde kendini gösterir:

– Genel olarak bağışıklık sistemi zayıflar.

– Ağız kuruluğu, tedavi süresince tükürük bezlerinden üretilen tükürüğün akışının azalması sonucu görülür.

– Tükürük miktarının azalması nedeniyle diş çürükleri hızlı bir şekilde oluşabilir ya da ilerleyebilir.

– Ağızdaki azalan tükürük miktarına bağlı ağızda, dişlerde ve dişetlerinde ağrı ya da yanma hissi olabilir.

– Yeme, konuşma ve yutkunmada problemler ortaya çıkabilir.

– Diş eti ile ilgili sorunlar meydana gelebilir.

Bütün bu yan etkileri kontrol edebilmek için ağız ve diş sağlığı adına konforunuzu koruyabilmek amacıyla diş hekiminizin tavsiyelerinden yararlanabilirsiniz.

Diş eti problemlerinin hastalıklar üzerindeki etkisiyle ilgili bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.