Bizimle iletişime geçin

Cilt Bakımı

Altın iğne Tedavisi

Bilgehan Aydın

Düzenleyen

on

Altın iğne

Cildin yüzeyine etki etmeden direkt olarak cilt altına ulaşan ve cildin parlak, gergin ve sağlıklı olmasını sağlayan “Altın iğne” uygulaması ile cildinize hak ettiği değeri verin. Yaşlanma, çevresel etkenler, güneş ışınları ve akne oluşumuyla kalitesi düşen cildiniz artık kabus olmaktan çıkıyor. Kırışıkların, elastikiyet kaybının, ciltteki leke ve izlerin görünümünü iyileştirmede kullanılan Altın iğne tedavisi hakkında merak edilenleri Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr.Bilgehan Aydın yanıtladı.

Altın İğne Nedir? 

 Altın iğne cerrahi olmayan bir lazer tedavi şeklidir. Cihaz cildin alt katmanlarına yüksek frekanslı enerji gönderir, cilt altına kontrollü hasar vererek, kesintiye uğramadan vücudun doğal kolajenini ve iyileşme süreçlerini uyarır. Altın iğnenin diğer adı franksiyonel radyofrekans tedavisidir ve cilt üzerindeki pek çok sorunu çözümleyebilen etkili bir tedavidir.  

Altın İğne denilmesindeki etken nedir? 

Franskiyonel radyofrekans, kontrollü bir şekilde cilt altına hasar verme işlemidir.  Cihazın adını aldığı Altın iğneler, işlemde altın iğne uçlarının kullanmasından kaynaklanır. Böylelikle altın uçlarla cilde verilen enerji dağılmadan, cilt yüzeyine zarar vermeden sadece cilt altını etkileyerek ve deri yüzeyinde de gereksiz enerji kaybını önler ve cilt altına en yüksek enerjiyi gönderir. 

Altın iğne hangi durumlar için kullanılır? 

İnce kırışıklıkların giderilmesinde, elastikiyet kaybı ve sarkmalarda, cilt gençleştirme, sivilce, akne, yanık ve yara izi gibi sorunlarda, leke tedavisi, sebum dengelenmesi,  gözaltı morlukları, kilo kaybı ve  doğum sonrası deride oluşan çatlaklar, cilt gözeneklerini sıkıştırma, boyun ve dekolte bölgesini toparlamada kullanılmaktadır. 

 Altın iğne nasıl yapılır? 

Öncelikle uygulama yapılacak alan temizlenir ve anestezi etkisi olan krem uygulanır. Ucuna altın iğne aparatı takılan radyofrekans cihazı, cilde temas ettirilir. Ucunda çok sayıda altın kaplama bulunan mikro iğneler cildin hedeflenen derinliklerine epidermal hasar meydana getirmeden ulaşır. Bu sayede cilt yüzeyine herhangi bir zarar vermeden cilt alt tabakasında kolajen ve elastin üretimi tetiklenir. Kırmızı ve mavi LED’ler sayesinde akne problemi ve kırışıklıkların çözülmesine olanak sağlar. 

Altın iğnenin Etkileri nelerdir?  

Altın iğne uygulaması ile ilk seanstan itibaren sonuçlar görülmeye başlanır. İşlem sonrası cilt atlında onarım devam eder ve ciltte canlanma günden güne daha fazla belirgin hale gelir.  

1 ay aralarla 3 seans uygulama idealdir. Cildin ihtiyacına göre seans aralıkları ve sayısı doktor tarafından belirlenir. 

İşlem sonrası sosyal hayata ne zaman dönüş yapılabilir? 

Hasta uygulamanın ardından normal yaşamına dönebilir ve ertesi gün işine başlayabilir. İşlem sonrasında ciltte oluşan kızarıklık da 1-2 saat içinde kendiliğinden geçer. 

Uygulama yapılan bölgenin güneşten korunması gereklidir. Bunun için de güneş koruyucu krem kullanılmalıdır.  

İşlem süresi ne kadardır?  

Ortalama 20-40 dakika arasında  sürmektedir. 

Hangi cilt tiplerinde uygundur? 

Tüm cilt tiplerine uygun bir tedavi şeklidir. 

İşlem Esnasında Ağrı Olur Mu?  

İşlem esnasında lokal anestezik  krem uygulandığı için ağrı ve acı hissedilmez. 

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cilt Bakımı

Kışın Cildinizi Korumanın 6 Yolu

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Kışın Cildinizi Korumanın 6 Yolu

Kış aylarında yaşadığımız kuru ve soğuk hava koşulları yanında kapalı alanlardaki kuru ortam cildimizde de önemli değişikliklere yol açıyor. Bunların başında kuruma ve nemsizlik geliyor. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Asuman Cömert Erkılınç, kışın cildinizi korumanın 6 yolu için önerilerini şöyle sıralıyor…

Kuruluk, cildin su tutma kapasitesinin bozulmasına ve ihtiyacı olan nemin kaybolmasına yol açıyor. Bunun sonucunda koruyucu bariyeri bozulduğundan deri, kırılgan, kaşıntılı, kırışmaya eğilimli ve alerjenlere açık hala geliyor. Önlem alabilmek için doğru beslenme ve bol su içmenin yanı sıra doğru bakım ürünleriyle cilde kaybolan nemin geri kazandırılması da son derece önem taşıyor.

İlk adım olarak kurutucu olmayan, derinin yağ dengesini bozmayan uygun bir temizleyiciyle cildin temizlenmesi gerektiğini vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Asuman Cömert Erkılınç, 6 öneride bulunuyor:

Düzenli Nemlendirici Kullanın

Nemlendiriciyi cildinizi temizlendikten sonra, henüz nemliyken sürün. Böylelikle etkinliği artacaktır.

Maske Uygulayın

Haftada bir veya iki kez cilt tipinize uygun nem verici bir peeling veya maskenin uygulayın.

Güneş Koruyucuyu İhmal Etmeyin

Kış aylarında da özellikle UVA güneş ışınlarının etkinliğini devam ettiği için en az 15 koruma faktörlü bir güneş koruyucu kremi düzenli kullanmaya çalışın. Bu, yaz mevsimi sonrasında artan lekelerin koyulaşmasını engelleyerek leke tedavisinin ilk ve en önemli basamağını oluşturur. İçinde hem güneş koruyucu hem de kapatıcı özellik içeren nemlendirici bir kremin seçilmesi ise özellikle çalışanlar için pratik ve etkili olacaktır.

Gece Bakımını Atlamayın

Gece bakımında ise, yine cilt yıkandıktan sonra, sabah kremine göre biraz daha yoğun olabilen ve içinde A, C ve E vitamini gibi antioksidanlar kullanılabilir. Bunun yanı sıra hiyalüronik asit, peptidler ve /veya aloe vera, dekspantenol (vit B5), dimetikon, karite yağı, kayısı çekirdeği yağı, hindistan cevizi yağı, seramid gibi hem nemlendirici hem de yaşlanma karşıtı özellikleri olan maddeleri içeren kremlerin kullanılması da yarar sağlayacaktır.

El ve Ayaklarınızı da Nemlendirin

Kış aylarında yüz dışında el ve ayakların da nemlendirici bakımına ihtiyacı olduğu unutmayın. Uygun nemlendiricilerle düzenli olarak el ve ayaklarınızı da nemlendirin.

Akneleriniz Varsa Bir Uzmana Danışın

Akneli ve kızarık-hassas cilt tiplerinin de nemlendirilmeye ihtiyacı vardır. Ancak bu durumlarda doğru ürünlerin seçimi için mutlaka bir dermatoloji uzmanının görüşü alınmalı. Aksi takdirde yanlış ürünlerin kullanılması hem istenmeyen yan etkilere hem de mevcut hastalığın alevlenmesine yol açabilir.

Cilt sağlığınız için farklı bir öneriye burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Cilt Bakımı

Kışın Sıcak Suyla Banyo Yapmayın

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Kışın Sıcak Suyla Banyo Yapmayın

Cilt kuruluğu özellikler kış aylarında sık rastladığımız sorunlardır. Çevresel nem oranının azalması, aşırı güneşte kalma, sık banyo yapma, uzun süreli su teması ve soğuk hava ciltte nem kaybına neden olarak kuruluk sorununa sebep olabilir. Kışın sıcak suyla banyo yapmayın! İşte soğuk havaya karşı cildimizi korumak için dikkat etmemiz gereken unsurlar.

En sık karşılaşılan sorunlardan birisi olan cilt kuruluğuna özellikle kış aylarında daha çok rastlanıyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, kış mevsiminde cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenlere dair bilgiler verdi.

Yaş ilerledikçe derinin su tutma kapasitesi azaldığından, kuruluk yakınması sıklaşır. Kuruluğun en sık kol ve bacaklarda görülmekle beraber vücudun her yerinde oluşabilir. Kış aylarında şiddetin artması sıklıkla kuruluğa eşlik eden başka problemleri de beraberinde getirir. Aşırı kuruluk; deri yoluyla bulaşan enfeksiyonların ve egzama oluşumuna neden olabilir.

Kış mevsiminde kuruluğu önlemek için kış ayları yaklaşırken temel cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler şöyle;

  • Sıcak su cilt kuruluğunu arttıran en önemli faktörlerden biridir. Çok sıcak su ile yıkanmayın.
  • Yıkanırken kurutmayan sabunlar, yağ içeren şampuanlar kullanın.
  • Her banyo sonrası özellikle vücudunuza nemlendirici krem uygulayın.
  • Yaşadığınız ortamlarda nem oranını arttıracak önlemler alın.
  • Bol su için.
  • Biotin, çinko, folik asit, omega -3 yağ asitlerinden zengin beslenin.
  • Güneşe çıkmadan önce güneş koruyucu krem kullanın.

Cilt sağlığıyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Cilt Bakımı

Cilt Lekelerine Dikkat

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Cilt Lekelerine Dikkat

Güneşin sağlığa faydalarını artık neredeyse hepimiz biliyoruz. Özellikle yaz mevsiminde neredeyse güneşe maruz kalmamız imkansız. Güneşin sağlığa olan faydalarının yanında yaz aylarının bitiminde bıraktığı sağlık sorunlarından birisi de güneş lekeleri oluyor. Derinin üst kısmında ortaya çıkan çil, solar lentigo ya da melazma olarak tanımlanan farklı çeşitlerde güneş lekeleri oluşabiliyor. Cilt lekelerine dikkat edip, gerekli önlemleri almalıyız.

Bazen yeni ortaya çıkan bu sorunlar bazı kişilerde de var olan lekelerin yoğunlaşması şeklinde kendini gösteriyor. Altta yatan ne olursa olsun güneş koruyucu kremlerin çok yoğun sürülmesi ve sık sık tekrarlanması gerektiğinin altını çizen Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, yüzde 100 korumanın sağlanamamasından dolayı da güneşlenmemek, şapka ve giysiler gibi fiziksel olarak korunmak gerektiğine dikkat çekiyor. Yaz aylarında görülme sıklığında artış görülen cilt lekelerinden korunma ve tedavi yöntemlerini anlattı.

Melazma

Melazma, güneşe maruz kalan bölgelerde, özellikle yüzde ortaya çıkan ve deride renk koyulaşmasıyla seyreden bir cilt sorunu. Güneşten gelen ultraviyole ışınları veya kuvvetli lambalardan yayılan ışık, deride renk pigmentlerini üreten “melanositleri” uyarıyor ve melanin sentezini artırarak rengin koyulaşmasına neden olabiliyor. Koyu tenli kişilerde melanositler daha aktif olduğundan etkisi de daha fazla oluyor. Bazı ilaçlar ya da hamilelik gibi hormonal değişimlerin yaşandığı dönemlerde de melanositler normal seviyenin üzerinde pigment ürettiği için ciltte koyu lekeler ortaya çıkabiliyor.

Etkili sonuçlar için erken müdahale gerekiyor

Yeni başlayan lekelerde daha iyi yanıt alınabildiği gibi lekenin oluşma süresi uzadıkça tedavi de o ölçüde zorlaşıyor. Tedavinin sonucuna etki eden bir diğer unsur ise lekenin derinliği oluyor. Yüzeysel lekeler tedavilerle kolayca yok olurken derin lekeler ısrarla kalabiliyor. Bununla birlikte cildin tipi de tedavi açısından zorlayıcı olabildiği için ten rengi çok koyu, cildi hassas veya kızarık yapıda olanlarda dikkatli olunması gerekiyor. Melazma tedavisinde, leke açıcı kremler, Karbonpeeling (Q-Switched ND-YAG Lazer), Thulium Lazer, Fraksiyonel Lazer, Dermapen, kimyasal peelingler ve mezoterapi gibi farklı uygulamalardan hasta için uygun olan belirlenerek kullanılabiliyor.

Güneş lekesi (Lentigo)

Lentigo olarak tanımlanan bu tür güneş lekesinin daha çok çillerle karışan bir hiperpigmentasyon hastalığı olduğunu söyleyen Dr. Hülya Sağlam, genel olarak 40 yaş sonrası görülen bu tür güneş lekelerinin bazen 20’li yaşlardan sonra da ortaya çıkabileceğini söylüyor. Hem daha koyu renkli hem de boyutlarının daha büyük olması, güneş lekesini çilden ayıran özellikler olarak sıralanıyor. Lentigolar, her mevsim derine kalıcı olmakla birlikte güneşe maruziyet nedeniyle yaz aylarında renginde koyulaşma gözleniyor.

Lekelerin özellikle açık tenli kişilerde güneşe maruz kalan el sırtı, yüz, omuz, sırt ve göğüs ön yüzü gibi cilt bölgelerinde ortaya çıktığını belirten Dr. Hülya Sağlam, şu bilgileri veriyor: “Değişik boyutlarda olabilen bu kahverengi lekelerin net sınırları bulunur. Özellikle akut güneş yanıklarından sonra, sırt, omuz ve gövdede derinin soyulmasını takiben yaygın bir şekilde beliriyor. El sırtında ve yüzde ortaya çıkan ve yaşlılık güneş lekeleri olarak da tanımlanan lekeler genellikle 40 yaş sonrası görülür.”

Aniden büyüyen lekeleri ciddiye alın!

Güneş lekelerinin kansere dönüşme riski bulunmuyor ve tedaviler de bu nedenle estetik amaçla yapılıyor. Ancak bazı güneş lekeleri, lentigo maligna olarak adlandırılan deri kanseri ile karışabileceği için aniden büyüyen lekelerde bilgisayarlı dermaskopik inceleme yapılması önem taşıyor. Lentigoların tedavisinde kimyasal peeling ve lazer tedavileri kullanılıyor.

Çiller

Güneş nedeniyle ortaya çıkan bir başka cilt lekesini ise çiller oluşturuyor. Erken çocukluk döneminden itibaren ortaya çıkan çiller genellikle net sınırlı ve kahverengi küçük lekeler olarak görülüyor. Cildin güneş ışığına aşırı renk üreterek tepki vermesi sonucu ortaya çıkan yüz çilleri en çok alın, yanak, burun üzerinde görülüyor. Ancak bazı kişilerde tüm yüzü kaplayacak derecede şiddetli olabiliyor. En çok sarışın, kızıl ve açık tenli kişilerde görülmekle beraber koyu tenlilerde ortaya çıkabiliyor. Açık ya da koyu kahverengi olan çillerin güneş temasından sonra koyulaştığı ve güneşlenilmediği zaman da renginin solduğu görülüyor.

Çillerin de kansere dönüşme riski olmasa da bu kişilerin güneş ışığına daha duyarlı oldukları da biliniyor. Lazer tedavileri ve kimyasal peeling uygulamaları çillerin tedavisinde kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.

Güneş lekelerinde kullanılabilen yöntemler

Güneş lekelerinde ciltteki melanin pigmentlerinin yerleşimine göre de farklı planlamalar gerektiğinin altını çizen Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, kullanılan yöntemleri şöyle sıralıyor…

1 -Leke açıcı kremler

Leke giderici kremlerin çoğu renk hücresinde renk maddesi yapımını engelleyerek etkili oluyor. Ancak tedaviden istenilen sonuca ulaşabilmek için kremleri düzenli ve uzun süre kullanmak gerekiyor.

2-Karbon peeling

Renk hücrelerine etki eden lazer, nanosaniye gibi çok kısa bir sürede yüksek enerji verdiği için renk maddesi ve hücrelerini parçalayabiliyor. Bu nedenle güneş lekesi tedavisinde ve dövme silmede tercih edilebiliyor. Karbon peeling yöntemi ile kollajen doku canlanıyor ve cilt tazeleniyor. Dolayısıyla yaz boyunca güneşin zararlı etkilerine maruz kalan cildin ışık kazanması ve lekelerden kurtulmak için bu tedavi kullanılabiliyor.

3- Thulium Lazer

Leke tedavisi ve cilt yenileme alanlarında kullanılan etkili olan bu sistemde lazer ışınları ile deride 100 mikron çapında mikro-kanallar açılarak C vitamini, kök hücre içeren nano partiküküllü ürünler kişinin sorununa göre seçilerek cilde yediriliyor. Tedavi süresinin kısalığı, ağrısız bir yöntem olması ve kişinin günlük yaşamına hemen dönebilmesitedavinin avantajları arasında sıralanıyor.

4-Fraksiyonel Lazer

Genellikle açık ten rengi olan kişilerde tercih edilen bir yöntem. Ancak kılcal damarı fazla, hassas cildi olanlarda ve esmerlerde fraksiyonel lazer leke tedavisinde kullanılmaması gerekiyor. En çok akne izleri, yara, yanık izleri ve cilt yenilemede yararlanılabiliyor.

5- Dermapen

İnce çelik iğnelerden oluşan Dermapen ile deride çok sayıda gözle görülmeyen delikçikler açılıyor. Hem cildin kendi onarım mekanizmasının tetiklenmesi hem de işlem esnasında kullanılan serum ve maskeler ciltte toparlanma sıkılaşmanın yanı sıra lekelerde de önemli bir azalmaya neden oluyor.

6- Kimyasal peelingler

Üst derinin yenilenmesini hızlandırarak lekenin üst deriden atılmasını sağlayan kimyasal peelingler, leke tedavisinde de kullanılabiliyor. Ancak koyu tenlilerde, kızarık ve hassas ciltlerde kimyasal peeling aşırı soyulma yaparsa lekelenmeyi tetikleyebileceği için uygulanmaması gerekiyor.

7-Enzimatik peeling

Birden fazla kimyasal ve bitkisel peeling yapan ürünlerin bir araya getirilerek maske şeklinde 8-10 saat bekletilerek yapılan bir işlem.

8-PRP

Bu yönteminde, pıhtı hücreleri tarafından salınan, tüm yara iyileşmesi ve doku yenilenmesi süreçlerini başlatan büyüme faktörlerini elde edilmesi amaçlanıyor. Hastanın tamamı kendisine ait pıhtı hücreleri ve büyüme faktörleri içeren serumuyla cilt yenilemesi sağlanabiliyor. PRP yöntemiyle elde edilen serum cilt altına veya cilt içine minik enjeksiyonlarla veriliyor.

9- Mezoterapi

Burada leke giderici maddeler lekenin içine direk verilerek etkinlikleri arttırılıyor. Ayrıca cilt yenileyen maddeler hasarlı olan leke bölgesini yenileyerek lekenin açılmasını sağlıyor. Leke tedavisinde lazer ve diğer yöntemlerle bir arada mezoterapi uygulamak leke tedavisinin etkinliğinin de artmasını sağlıyor. Yüz mezoterapisi, başlangıçta 1-2 hafta aralıklarla ortalama 4-6 seans uygulanıyor.

Cilt lekeleriyle ilgili farklı bir yazıyı okumak için burayı tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım beyaz eşya servisi endüstriyel mutfak