Bizimle iletişime geçin

Alternatif Sağlık

Aloe Vera ile Saç Bakımı

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Aloe vera, içlerinde jel benzeri bir madde bulunan kalın yaprakları olan bir bitkidir. Dünyanın pek çok yerinde yetişebilmektedir ve birçok insanın evinde süs bitkisi olarak da bulunur.

Saç, bedenin görsel açıdan en çok önemsenen parçasıdır. Saç bakımı denildiğinde, saçlarının daha parlak ve gür olmasını isteyen kadınların ilgi alanına, saç dökülmesi denildiğinde ise erkeklerin ilgi alanına girmiş olursunuz. Bu durum, son yıllarda değişmeye başladı. Saç dökülmesi artık kadınların da korkulu rüyası. Saç bakımı söz konusu olduğunda, gelişen teknoloji ve tıp bilimi çeşitli alternatifler geliştirmeye devam ediyor. Konu hakkında yapılan araştırmalar, sağlıklı saçlara kavuşmanın yollarının çeşitliliğini ortaya koyuyor. Beslenmeden yıkamaya, kurutmadan kesmeye kadar sayısız püf noktasına ulaşmak mümkün.

Erkeklerde daha fazla dökülme oluyor

Yapılan araştırmalar, erkeklerde kadınlara oranla daha fazla saç dökülmesi görüldüğünü belirtiyor. Erkeklerde saç dökülmesi, genelde ön saç çizgisinin sol ve sağ yanından içeri doğru açılmalar şeklinde başlar ve ön kısımda kelleşmeye neden olur. Ardından vertex adı verilen tepe kısma doğru açılma başlar ve kellik, başın arka kısmına doğru yayılır. Bu sürecin genelde bu düzende gerçekleşiyor olması tesadüf değildir. Genetik saç dökülmesi olarak adlandırılan bu dökülme tipi, androgenetik tip olarak da bilinir. Androgenetik saç dökülmesi, kalıtsal özellik gösterir. Genelde aileden mirastır. Yapılan araştırmalar, yüzde 95 oranında genetik sebeplere bağlı olan bu dökülmenin ilaç ve benzer yöntemlerle tedavisinin oldukça güç olduğunu gösteriyor. Bu sebeple saçlarınız henüz başınızdayken onlara ihtiyacı olan özeni göstermeniz gerekir.

Deriye faydalı

Aloe vera yapraklarındaki jelin hem saç sağlığına, hem de dermatit sorunlara iyi geldiği bilinmektedir. Özellikle cilt yaraları ve yanıklarında çok eski zamanlardan beri Aloe vera bitkisi tercih edilmektedir. Aloe vera, ayrıca saçları güçlendirmekte, egzama ve mantar gibi sorunlar karşısında saç derisini iyileştirmektedir. Kullanımını anlatmadan önce biraz faydalarından bahsetmek istiyorum sizlere…

 Kaşıntılı kafa derisini yatıştırır

Seboreik dermatit, kepek adı verilen klinik terimdir. Kaşıntılı kafa derisinin ve saçlarınızın altındaki deri döküntüleri Aloe vera ile tedavi edilebilir. 1998 yılında yapılan bir araştırma, Aloe veranın kepeklenmenin neden olduğu kafa derisi iltihaplarının giderilmesine yardımcı olduğunu bulmuştur. Aloe vera bitkisinde bulunan yağ asitleri anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. İki kaşık Aloe vera jeline bir kaşık bal karıştırın. Karışıma bir kaşık elma sirkesi de katabilirsiniz. Yaklaşık bir saat saçınızda bekletin ve durulayın.

Parlak Olur

 Yağlı saçları temizler

Aloe vera saç folikülünü etkin bir şekilde temizler, yağ ve artıklardan arındırır. Aloe vera, saçı temizlerken saç tellerine zarar vermez. Saç ürünlerindeki diğer kimyasallardan farklı olarak, Aloe vera naziktir ve saçınızın bütünlüğünü muhafaza eder. Aloe verayı kullanmak; daha sağlıklı, daha parlak ve daha yumuşak görünümlü saçlar elde etmenin mükemmel bir yoludur.

 Saçların uzamasını sağlar

Aloe vera, bir bölgedeki kan dolaşımını artırmak için inanılmaz bir kabiliyete sahiptir. Saçınıza ve saç derinize Aloe vera kullandığınızda, kafa derinizdeki kan akışı artar. Kafa deriniz temizlendiğinde ve saç deriniz Aloe verayı emdiğinde saç kaybınız azalır ve saçlarınız daha hızlı uzar. Aloe vera yaprağından bir kaşık yardımı ile jeli çıkarın, saç diplerinize iyice yedirin. Yaklaşık bir saat saçınızda kalmasını sağlayın ve durulayın.

Saçlarınızı Güçlendiren Diğer Alternatifler

 BALIK

Saç, protein liflerinden oluşur. Dolayısıyla yeni saçların çıkması ve var olanların daha da güçlenmesi için protein almanız gerekir. Protein, saçın önemli bir bileşeni olan keratinin üretilmesinde etkilidir. Somon gibi omega-3 yağ asitleri ve protein açısından zengin deniz ürünleri tüketmek saç sağlığınızı korumanızda fayda sağlar.

 BAL

Kaşıntı ve saç dökülmesi gibi dermatit hastalıklar üzerinde yapılan araştırmalar, balın tedavi edici etkisini ortaya çıkarmıştır. Araştırma sırasında hastalara yüzde 90’ı bal, yüzde 10’u su olan karışım dört hafta boyunca uygulanmış ve olumlu etkiler gözlenmiştir. Balı besin olarak tüketebileceğiniz gibi haftada bir saçınıza uygulayarak da saç sağlığınızı koruyabilirsiniz.

 KURUYEMİŞ

Saç dökülmesinin tedavisine ilişkin en umut verici araştırma Ocak 2015’te Journal of Cosmetic Dermatology’de yayımlanmıştır. Çalışmaya katılan hastalar, altı ay boyunca omega-3 ve omega-6 esansiyel yağ asitleri ve antioksidanlar içeren bir besin takviyesi aldı. Altı aydan sonra, kişilerin yüzde 90’ında saç dökülmesinde bir azalma, yüzde 86’sında saç gelişiminde iyileşme ve yüzde 87’sinde saçlarda kalınlaşma olduğu bildirildi. Siz de omega-3 ve omega-6 yağ asidi açısından zengin olan fındık, ceviz ve üzüm çekirdeği tüketerek benzer sonuçlar elde edebilirsiniz.

 ISPANAK

Ispanak, demir açısından zengin olması ve demir emilimine yardımcı C vitamini içermesiyle saç dökülmelerini azaltmaktadır. Ispanağı haşladıktan sonra içerisine haşlanmış yumurta ve mantar koyarak güzel bir salata yapın. Üç günde bir salatanızı yenileyerek tüketin. Saçınızdaki değişimi fark edeceksiniz.

 SÜT ÜRÜNLERİ

Çinko, saç dökülmesini önleme konusunda süper bir besin maddesidir. Bir çalışmada araştırmacılar, sağlıklı saçlara sahip olan 50 kişi ile saçkırana bağlı saç dökülmesi olan 50 kişinin çinko seviyelerini karşılaştırdılar. Araştırma sonucunda saçkıran hastalarının hepsinde düşük çinko düzeyleri gözlemlenmiştir. Çinko bakımından zengin olan süt ve süt ürünleri saç dökülmelerini azaltmaktadır. Günde bir bardak süt tüketimi hem gelişme çağındaki çocuklar, hem de saç dökülme sorunu yaşayan kişiler için çok önemlidir. Sabah kahvaltılarında peynir, öğle ve akşam yemeklerinizde yoğurt tüketerek, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu çinko değerlerini sağlayabilirsiniz.

 MEYVELER

Özellikle kış aylarının meyveleri arasında yer alan portakal, mandalina ve greyfurt, C vitamini açısından oldukça zengindir. Bu meyvelerin bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği bulunur ve saç yapısının güçlenmesine katkısı vardır.

 SARI KANTARON

Nedeni tam olarak bilenmeyen saçkıran hastalığı hakkında yapılan araştırmalar; bağışıklık sisteminin zayıflaması, genetik faktörler ve stresin bu hastalıkta etkili olduğunu ifade ediyor. Saçkıran sebebiyle kelleşen bölgede tekrar saç çıktığı biliniyor ancak bu durum, hastalığın tekrarlamayacağı anlamına gelmiyor. Saçkıran ile mücadelede atılması gereken ilk adım, bir uzmana başvurmaktır ancak bitkisel çözümlerden de kaçmamak gerekir. 85 ml. sarı kantaron yağı ve 10 damla çay ağacı yağı ile hazırlanan karışım ile ilgili bölgeye hafif masaj yapmak, saçkıran tedavisinde fayda sağlayan kürlerden biridir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alternatif Sağlık

Hindistan Cevizi Yağının Bilinmeyen Faydaları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Hindistan Cevizi Yağının Bilinmeyen Faydaları

Son dönemde hindistan cevizi yağının sağlığa olan faydaları ön plana çıktı. Cildi nemlendirmekten, yaşlanmayı geciktirmeye ve  hatta kanser hücrelerini önleyeme kadar bir çok faydası bulunan Hindistan cevizi yağının bilinmeyen faydaları ise şu şekilde…

Metabolizmayı hızlandıran, kanser hücrelerinin çoğalmasını önleyen Hindistan cevizi yağının sindirim sisteminden beyin sağlığına kadar birçok olumlu etkisi bulunuyor. Memorial Wellness Beslenme Danışmanı Uz. Dyt. Yeşim Temel Özcan, Hindistan cevizi yağının faydaları hakkında bilgi verdi.

Anne Sütü İçeriğine Sahip

“Yaşam ağacı” olarak da adlandırılan Hindistan cevizi meyvesi Filipinler ve benzeri ada ülkelerinde beslenmenin önemli bir parçasıdır. Yerel halk, pek çok hastalığın tedavisinde Hindistan cevizi yağını kullanmaktadır. Bu yağ içeriğindeki MCT adı verilen orta zincirli yağ asitleri ve anne sütünde de bulunan laurik asit nedeniyle önemli bir besin kaynağıdır.

Hindistan Cevizi Yağının Diğer Faydaları Şunlardır:

  • İçeriğindeki laurik asit nedeniyle antimikrobiyaldir. Bağırsaktaki zararlı mikropları temizleyerek kolon sağlığını desteklemektedir.
  • Hindistan cevizi yağına beslenmelerinde sık yer veren toplumlarda obezite ve buna bağlı hastalıkların gelişiminin daha az olduğu görülmektedir. Bu nedenle hindistancevizi yağının metabolizma üzerinde olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir.
  • Tiroit fonksiyon bozukluklarının rafine yağlarla ilişkili olabileceğine dair yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Bu nedenle rafine yağların yerini soğuk sıkım hindistancevizi yağı ile değiştirmek tiroit fonksiyonlarında iyileşme vaat edebilmektedir.
  • Hindistan cevizi yağı, dış dünyaya karşı bariyer görevi olan cildi nemlendirir, cilt üzerindeki mikropları yok eder ve buna bağlı olarak akne ve dermatit tedavisine destek olmaktadır.
  • İçerdiği MCT, orta zincirli yağ asitlerinin keton cisimciklere dönüşmesi sonucunda beyin sağlığı üzerinde olumlu etkileri olup; Alzheimer, Parkinson, Huntington ve MS gibi pek çok sinir sistemi hastalığına karşı koruyucudur.
  • Kanser hücrelerinin büyüme ve gelişmesini baskılamaktadır.
  • Kötü huylu kolesterolü (LDL) düşürür ve iyi huylu kolesterol (HDL) oranını yükselterek damar tıkanıklığı riskini azaltarak kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar.
  • Antifungal etkisi nedeniyle başta candida mantarı olmak üzere pek çok mantar hastalığını tedavi etmektedir.

Vücutta Yağ Yakımına Yardımcı Oluyor

Hindistan cevizi yağında diğer çoğu yağın aksine uzun zincirli yağ asidi değil orta zincirli yağ asitleri bulunmaktadır. Orta zincirli yağ asitleri, uzun zincirli yağ asitlerinden daha farklı olarak metabolizmayı hızlandırmaya ve vücudun yağ yakımına yardımcı olmaktadır. Yapılan bir araştırma, günde 1-2 yemek kaşığı orta zincirli yağ asidi yemenin, enerji yakımını % 5 oranında artırdığı göstermektedir.

Kahvenize Ekleyip İçerseniz…

Bir fincan sade filtre kahveye eklenen bir tatlı kaşığı Hindistan cevizi yağıyla tüm gün, tok kalarak ve daha konsantre olmuş geçirilebilir ayrıca gün içinde daha fazla kalori yakımı sağlanabilmektedir. Sade kahve tercih edilmiyorsa, 1 tatlı kaşığı Hindistan cevizi yağının yanında, 100 ml Hindistan cevizi sütü ve tarçın da eklenebilmektedir.

Ağız Kokusunu Önlüyor Dişleri Beyazlatıyor

Sabah uyanır uyanmaz Hindistan cevizi yağı ile yapılan gargara oldukça fayda sağlamaktadır. Diş fırçalamadan önce, 1 tatlı kaşığı Hindistan cevizi yağı ağza alınır ve en az 5 dakika boyunca ağız bu yağ ile çalkalanır. Hindistan cevizinde bol miktarda bulunan Laurik asit, antibakteriyel, antifungal ve antiviral aktivite göstermektedir. Bu nedenle başta ağız olmak üzere sindirim kanalı florasının temizlenmesi ve düzenlenmesinde etkilidir. Ayrıca;

-Dişleri beyazlatır.

-Dişeti iltihabı ve çürükleri tedavi eder, engeller.

-Kötü ağız kokusuna neden olan kötü bakterileri öldürür.

-Diş eti kanamalarını tedavi eder, engeller.

-Diş hassasiyetini azaltır.

Hindistan cevizi ile ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Ramazan Ayında Sıkça Sorulan Sorular

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

ramazan ayında sıkça sorulan sorular

Uzun saatler süren açlık tüm vücudunuzu olduğu gibi bağırsaklarınızı da etkiler. İftar ve sahurda yenen birer kase yoğurt hem tok tutar, hem de sağlığı korur. Bu haftaki yazımda, ramazan Ayında sıkça sorulan sorular ve bunların cevapları ile karşınızdayım.

Ramazan ayında sahurda hangi gıdaları tüketirsek uzun süre tok kalır ve daha az susarız?

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olurlar. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek önemli. Yani süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketmek gerekir. Yalnız burada ciddi bir problem de var, proteinli gıdaların azot yükü fazla olduğundan fazlası böbreklere zararlıdır. Bu azot yükünü yıkayabilmek adına su tüketimi de protein tüketiminin artırıldığı gibi artırılmalı. Tavsiyem, iftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Yemek seçimleri düzgün olduğu sürece ne açlık hissedersiniz ne de kısa süreli yemenin rahatsızlığını. Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan ve tabii ki reflüsü olanlar başta olmak üzere kızartma ürünlerinden uzak durmak lazım. Bu gıdalar size aşırı derecede susama etkisi yapacaktır.

BAKTERİLER HASTALIKLARA SEBEP OLUR 

Ramazan yaklaşık 18 saat aç kalıyoruz. İftarda bu açlığı rahat ve sağlıklı bir şekilde bastırmak için hangi gıdalar soframızda olmalı?
Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Yoğurdun bilimsel olarak günlük kalori ihtiyacını 500 kalori dolayında azalttığı kanıtlanmıştır. Bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı halde kalmasını sağlar. Uzun süreli açlık bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur. Unutmayın ki Kral 1. Fransuva enfektif ishal olduğunda muhteşem yüzyılın padişahı Kanuni kendisine bir doktor göndermiş ve o doktor Fransuva’yı yoğurt ile tedavi etmiştir. Benim de bu yıl Ramazan ayında favori gıdam yoğurt olacak.

 İftar ve sahur arasında tatlı ihtiyacını gidermek için ne tür tatlıları önerirsiniz? Tatlandırıcı ile güllaç yapılabilir mi?
Tatlı bir insan için gereklilik değildir ama psikolojisi için olmazsa olmaz bir besindir. Karbonhidrattan yoksun beslenen kişilerde depresyon eğilimi olduğu görülmüştür. Buna rağmen ben özellikle Ramazan sofralarında hali hazırda bulunan karbonhidratlı yani nişastalı gıdalar sebebi ile bir de yemek sonrasında tatlı yenmesine karşıyım. Yediğiniz tatlılar zor dengede duran sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizi de bozar. Sonuçta tatlı, Ramazan ayında kilo almak ve yorgunluk kaynağı diyebiliriz. Tatlandırıcı konusuna gelince; ben tatlandırıcı taraftarı bir hekim değilim. Her ne kadar bitkisel olanları olsa da, ben tatlandırıcılara şüpheli yaklaşıyorum. Tatlandırıcı yerine agave şurubu ile yapılan tatlılar tercih edilebilir.

 Sahurda ya da iftarda bitki çayı tüketilmesini önerir misiniz? Hangi çaylar tüketilmeli?
Ben bitki çayından önce sağlık için de normal bildiğiniz siyah çayı öneriyorum. Tabii ki bir de yeşil çay. Bitki çaylarından ziyade siyah çayın olağanüstü faydalarından yararlanmak adına ve bitki çaylarından destek almak için karışım yapabilirsiniz. Örneğin taze nane yaprakları siyah çayın içinde hem mükemmel bir lezzet oluşturur, hem de sindirimi kolaylaştırır. Diğer yandan lavanta veya adaçayı da kullanılabilir.

Şarküteri ürünlerinden uzak durun

İftar ve sahurda uzak durulması gereken gıdalar neler?
İftar ve sahurda baharatlı ürünler, hazır gıdalar, şarküteri etleri ve diğer tuzlu ürünlerden uzak durmak gerekir. Ambalajlanmış gıdaların hepsinde çeşitli kimyasallar var ve bu kimyasallar leptin hormonunuzu kilitler, insülin hormonunuzun çalışmasını engeller ve sisteminizi bloke eder. Size açlık olarak geri dönmez ama zaten bedensel sisteminizi düzene koymak için tutulan orucun etkisini zararlı hale getirirler. Baharatlı ve tuzlu gıdalar aşırı susamaya yol açar, şarküteri etleri ise gizli tuz içerirler.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Alternatif Sağlık

Fitoterapi ile Kendinizi Tedavi Edin

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

fitoterapi

Bitkilerle tedavi anlamına gelen fitoterapi, hastalığı tedavi etmekten ziyade bağışıklığı güçlendirmeyi amaçlayan bir yöntem. Nane bağırsakları korurken tarçın ise stres ve migrene iyi geliyor!

Bu sıralar adını sürekli duyduğumuz fitoterapi, bitkilerin gücü ile hastalıkları tedavi etmeyi ve onların önüne geçmeyi amaçlar. Fitoterapi, geçmişten günümüze dayanan alternatif bir tedavi yöntemidir. Bu tedavinin asıl amacı, kişileri hastalandığı sırada tedavi etmekten çok bağışıklık sistemini güçlendirmektir. İlk defa uluslararası düzeyde ülkemizde yapılacak ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilecek olan 1. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi, 19-22 Nisan tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlendi.

BITKI TEDAVISI

Phytotherapy (fitoterapı) terimi, Latince ‘bitki’ anlamına gelen ‘phyto’ kelimesi ile ‘tedavi’ kelimesinin birleşmesi ve Yunanca ‘bakım veya iyileştirme’ anlamına gelen ‘therapeia’dan türetilmiştir. Başka bir deyişle fitoterapi, bitkilerin ya gıda formunda, ekstreler ve takviyeler şeklinde ya da terapötik kullanımlar için çay olarak tüketilmesidir. Fitoterapide, tıbbi bitkiler; temel olarak organizmanın kendi kendini iyileştirme mekanizmalarını desteklemek, uyarmak ve onu dengeye getirmek için vücudun genel işlevlerine yardımcı olmak veya güçlendirmek için seçilir. Modern fitoterapi, antik Çin, Hint, Amerikan ve Avrupa bitkisel geleneklerine bağlı olarak bitki özellikleri ve aktif içerik maddeleri üzerine yapılan son araştırmalara dayanır. Modern Batı fitoterapisi ayrıca vitaminler, mineraller, yağ asitleri, diyet, yaşam tarzı ve çok daha fazlasını içeren bütünsel bir yaklaşıma dayanır.

EŞ ZAMANLI TEDAVI EDICI ETKI

Bitki ekstreleri; farklı organ sistemlerine hitap eden ve çoğunlukla vücut üzerindeki sinerjik etkileri nedeniyle iyi işleyen birçok farklı bileşene, enzime ve kimyasal özelliklere sahiptir. Tek bir maddeye sahip olan ilaçlardan farklı olarak, bitki ilaçları birçok bileşen içerir ve vücutta birçok eş zamanlı tedavi edici etkiye sahip olabilir. Popüler doğal tedavilerde kullanılan bitkiler ise şunlardır:

TARÇIN
Pek çoğumuz tarçını, tatlılarımızın ya da içeceklerimizin vazgeçilmez aroması olarak kullanırız. Oysa tarçın tat vermekten çok daha fazlasını yapabilecek nitelikte bir baharattır. Bu hoş kokulu baharatın faydaları hakkında yapılan araştırmalar; strese bağlı baş ağrıları ve migrene iyi geldiğini, kanın pıhtılaşmasını önlediğini (ki bu felç ve benzer yüksek riskli hastalıkların oluşma ihtimalini azaltan altın değerinde bir özelliktir), kan şekerini dengelediğini, kilo vermeye yardımcı olduğunu, kötü kolesterolü düşürdüğünü, tip-2 diyabette insülin üretimini artırdığını ve lösemi-lenfoma hastalarında kanserli hücrelerin çoğalmasını yavaşlattığını gösterdi. Ayrıca bu baharatın şeker seviyelerine yardımcı olabileceğini, diyabetiklerin ve prediyabetiklerin karaciğerin insülinle daha iyi başa çıkmasına yardımcı olabileceğini de unutmamak gerekir.

MAYDANOZ
Bu bitki, kişilerin gözlerini ultraviyole ışınlardan korumaya yardımcı olur ve vücuttan ekstra sıvı akıtan bir diüretiktir.

NANE
Sindirim sağlığı için iyi olan nane, mide salgılarını artırmaya ve bağırsakların rahatlamasına yardımcı olur.

ADAÇAYI VE BIBERIYE
Araştırmalara göre, insanlara adaçayı yağı verilip kelime hafızası test edildiğinde bilgiyi işleme ve ezberlemedeki yeteneklerinde önemli gelişmeler olduğu görüldü. Biberiye ise, konsantrasyonun iyileştirilmesinde yardımcıdır.

NANE ÇAYI
Şişkinlik, baş ağrıları ve böcek ısırıkları için birebirdir. Aynı zamanda şişkinlik problemi için rahatlatıcı bir etki yaratır. Hemen birkaç poşet nane çayını sağlık dolabınıza yerleştirin.

REZENE KASLARI RAHATLATIR

Uykusuzluğa iyi gelen bitkiler ise şunlardır:

PAPATYA ÇAYI
İyi bir uyku çekmek için haplara ihtiyacınız olmayabilir. Zaten papatya çayının rahatlatıcı etkisini hemen hemen herkes biliyordur. Uyumadan önce içeceğiniz bir fincan papatya çayı, rahat bir uyku çekmenize yardımcı olur.

LAVANTA ÇAYI
Lavanta üzerine yapılan araştırmalardan bazılarında, kadınların daha fazla REM uykusu yakalamasına yardımcı olduğu görülürken, diğer araştırmalarda ise ruh hali üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahip olabileceğine işaret edildi.

REZENE
Rezene, kasları rahatlatır ve mide ekşimesi, şişkinlik ve krampların tedavisinde yardımcı olur. Bu faydaları nedeniyle bir bardak çayın içine rezene eklemeyi unutmayın.

AROMATERAPI
Bitki özlerinden elde edilen esansiyel yağlarla yapılan bir masaj tekniğidir. Bu masaj tekniğinde düşük tempolarla vücuda uygulamalar yapılır. Bitki özlerinin vücuda uygulanmasıyla birlikte vücut ısınmaya başlar, kas, eklem ve romatizma hastalıkları yerini ağrısız bir vücuda bırakır. Aromatik yağların kokusu ruha manevi huzur ve dinginlik sağlar.

BÖBREK HASTALIĞINA İYİ GELEN BİTKİLER

BADEM
Böbrek ve mesane yolunda oluşan iltihapları gidermeye yardımcı olur. Ayrıca böbrekte oluşan ağrıları da giderebilmektedir.

ISIRGANOTU
Böbrek ağrılarını gidermesinin yanı sıra, idrar yollarını da temizler.

BAKLA
İdrar yollarını temizleyerek böbrek ağrılarını dindirmektedir. Ayrıca böbrekte oluşan kum ve taşları da düşürmeye yardımcı olur.

ÇILEK
İdrar yollarını temizlemeye yardımcı olmaktadır.

ENGINAR
Böbrekte oluşan kumların dökülmesine yardımcı olmaktadır.

AYRIKOTU
İdrar söktürücü olarak bilinen bu bitki ayrıca mesane ve böbrek taşlarını düşürmeye de yardımcı olabilmektedir.
Ayrıca böbreklerdeki iltihapları da giderebilmektedir.

MAYDANOZ
Böbrekleri çalıştırır ve idrara çıkmanıza yardımcı olur.

ÜZÜM
Böbreğimizdeki taşların ve kumların düşürülmesine yardımcı olur.

PIRASA
Böbrekte oluşan taş ve kumların düşürülmesine yardımcı olmaktadır.

TURP
Böbreklerde bulunan mikropları öldürerek, böbreğinizde bulunan taş ve kumların dökülmesine yardımcı olur.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar