Sosyal Medya

Alternatif Sağlık

Aloe Vera ile Saç Bakımı

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Aloe vera, içlerinde jel benzeri bir madde bulunan kalın yaprakları olan bir bitkidir. Dünyanın pek çok yerinde yetişebilmektedir ve birçok insanın evinde süs bitkisi olarak da bulunur.

Saç, bedenin görsel açıdan en çok önemsenen parçasıdır. Saç bakımı denildiğinde, saçlarının daha parlak ve gür olmasını isteyen kadınların ilgi alanına, saç dökülmesi denildiğinde ise erkeklerin ilgi alanına girmiş olursunuz. Bu durum, son yıllarda değişmeye başladı. Saç dökülmesi artık kadınların da korkulu rüyası. Saç bakımı söz konusu olduğunda, gelişen teknoloji ve tıp bilimi çeşitli alternatifler geliştirmeye devam ediyor. Konu hakkında yapılan araştırmalar, sağlıklı saçlara kavuşmanın yollarının çeşitliliğini ortaya koyuyor. Beslenmeden yıkamaya, kurutmadan kesmeye kadar sayısız püf noktasına ulaşmak mümkün.

Erkeklerde daha fazla dökülme oluyor

Yapılan araştırmalar, erkeklerde kadınlara oranla daha fazla saç dökülmesi görüldüğünü belirtiyor. Erkeklerde saç dökülmesi, genelde ön saç çizgisinin sol ve sağ yanından içeri doğru açılmalar şeklinde başlar ve ön kısımda kelleşmeye neden olur. Ardından vertex adı verilen tepe kısma doğru açılma başlar ve kellik, başın arka kısmına doğru yayılır. Bu sürecin genelde bu düzende gerçekleşiyor olması tesadüf değildir. Genetik saç dökülmesi olarak adlandırılan bu dökülme tipi, androgenetik tip olarak da bilinir. Androgenetik saç dökülmesi, kalıtsal özellik gösterir. Genelde aileden mirastır. Yapılan araştırmalar, yüzde 95 oranında genetik sebeplere bağlı olan bu dökülmenin ilaç ve benzer yöntemlerle tedavisinin oldukça güç olduğunu gösteriyor. Bu sebeple saçlarınız henüz başınızdayken onlara ihtiyacı olan özeni göstermeniz gerekir.

Deriye faydalı

Aloe vera yapraklarındaki jelin hem saç sağlığına, hem de dermatit sorunlara iyi geldiği bilinmektedir. Özellikle cilt yaraları ve yanıklarında çok eski zamanlardan beri Aloe vera bitkisi tercih edilmektedir. Aloe vera, ayrıca saçları güçlendirmekte, egzama ve mantar gibi sorunlar karşısında saç derisini iyileştirmektedir. Kullanımını anlatmadan önce biraz faydalarından bahsetmek istiyorum sizlere…

 Kaşıntılı kafa derisini yatıştırır

Seboreik dermatit, kepek adı verilen klinik terimdir. Kaşıntılı kafa derisinin ve saçlarınızın altındaki deri döküntüleri Aloe vera ile tedavi edilebilir. 1998 yılında yapılan bir araştırma, Aloe veranın kepeklenmenin neden olduğu kafa derisi iltihaplarının giderilmesine yardımcı olduğunu bulmuştur. Aloe vera bitkisinde bulunan yağ asitleri anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. İki kaşık Aloe vera jeline bir kaşık bal karıştırın. Karışıma bir kaşık elma sirkesi de katabilirsiniz. Yaklaşık bir saat saçınızda bekletin ve durulayın.

Parlak Olur

 Yağlı saçları temizler

Aloe vera saç folikülünü etkin bir şekilde temizler, yağ ve artıklardan arındırır. Aloe vera, saçı temizlerken saç tellerine zarar vermez. Saç ürünlerindeki diğer kimyasallardan farklı olarak, Aloe vera naziktir ve saçınızın bütünlüğünü muhafaza eder. Aloe verayı kullanmak; daha sağlıklı, daha parlak ve daha yumuşak görünümlü saçlar elde etmenin mükemmel bir yoludur.

 Saçların uzamasını sağlar

Aloe vera, bir bölgedeki kan dolaşımını artırmak için inanılmaz bir kabiliyete sahiptir. Saçınıza ve saç derinize Aloe vera kullandığınızda, kafa derinizdeki kan akışı artar. Kafa deriniz temizlendiğinde ve saç deriniz Aloe verayı emdiğinde saç kaybınız azalır ve saçlarınız daha hızlı uzar. Aloe vera yaprağından bir kaşık yardımı ile jeli çıkarın, saç diplerinize iyice yedirin. Yaklaşık bir saat saçınızda kalmasını sağlayın ve durulayın.

Saçlarınızı Güçlendiren Diğer Alternatifler

 BALIK

Saç, protein liflerinden oluşur. Dolayısıyla yeni saçların çıkması ve var olanların daha da güçlenmesi için protein almanız gerekir. Protein, saçın önemli bir bileşeni olan keratinin üretilmesinde etkilidir. Somon gibi omega-3 yağ asitleri ve protein açısından zengin deniz ürünleri tüketmek saç sağlığınızı korumanızda fayda sağlar.

 BAL

Kaşıntı ve saç dökülmesi gibi dermatit hastalıklar üzerinde yapılan araştırmalar, balın tedavi edici etkisini ortaya çıkarmıştır. Araştırma sırasında hastalara yüzde 90’ı bal, yüzde 10’u su olan karışım dört hafta boyunca uygulanmış ve olumlu etkiler gözlenmiştir. Balı besin olarak tüketebileceğiniz gibi haftada bir saçınıza uygulayarak da saç sağlığınızı koruyabilirsiniz.

 KURUYEMİŞ

Saç dökülmesinin tedavisine ilişkin en umut verici araştırma Ocak 2015’te Journal of Cosmetic Dermatology’de yayımlanmıştır. Çalışmaya katılan hastalar, altı ay boyunca omega-3 ve omega-6 esansiyel yağ asitleri ve antioksidanlar içeren bir besin takviyesi aldı. Altı aydan sonra, kişilerin yüzde 90’ında saç dökülmesinde bir azalma, yüzde 86’sında saç gelişiminde iyileşme ve yüzde 87’sinde saçlarda kalınlaşma olduğu bildirildi. Siz de omega-3 ve omega-6 yağ asidi açısından zengin olan fındık, ceviz ve üzüm çekirdeği tüketerek benzer sonuçlar elde edebilirsiniz.

 ISPANAK

Ispanak, demir açısından zengin olması ve demir emilimine yardımcı C vitamini içermesiyle saç dökülmelerini azaltmaktadır. Ispanağı haşladıktan sonra içerisine haşlanmış yumurta ve mantar koyarak güzel bir salata yapın. Üç günde bir salatanızı yenileyerek tüketin. Saçınızdaki değişimi fark edeceksiniz.

 SÜT ÜRÜNLERİ

Çinko, saç dökülmesini önleme konusunda süper bir besin maddesidir. Bir çalışmada araştırmacılar, sağlıklı saçlara sahip olan 50 kişi ile saçkırana bağlı saç dökülmesi olan 50 kişinin çinko seviyelerini karşılaştırdılar. Araştırma sonucunda saçkıran hastalarının hepsinde düşük çinko düzeyleri gözlemlenmiştir. Çinko bakımından zengin olan süt ve süt ürünleri saç dökülmelerini azaltmaktadır. Günde bir bardak süt tüketimi hem gelişme çağındaki çocuklar, hem de saç dökülme sorunu yaşayan kişiler için çok önemlidir. Sabah kahvaltılarında peynir, öğle ve akşam yemeklerinizde yoğurt tüketerek, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu çinko değerlerini sağlayabilirsiniz.

 MEYVELER

Özellikle kış aylarının meyveleri arasında yer alan portakal, mandalina ve greyfurt, C vitamini açısından oldukça zengindir. Bu meyvelerin bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği bulunur ve saç yapısının güçlenmesine katkısı vardır.

 SARI KANTARON

Nedeni tam olarak bilenmeyen saçkıran hastalığı hakkında yapılan araştırmalar; bağışıklık sisteminin zayıflaması, genetik faktörler ve stresin bu hastalıkta etkili olduğunu ifade ediyor. Saçkıran sebebiyle kelleşen bölgede tekrar saç çıktığı biliniyor ancak bu durum, hastalığın tekrarlamayacağı anlamına gelmiyor. Saçkıran ile mücadelede atılması gereken ilk adım, bir uzmana başvurmaktır ancak bitkisel çözümlerden de kaçmamak gerekir. 85 ml. sarı kantaron yağı ve 10 damla çay ağacı yağı ile hazırlanan karışım ile ilgili bölgeye hafif masaj yapmak, saçkıran tedavisinde fayda sağlayan kürlerden biridir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alternatif Sağlık

Apiterapi Tedavi Yöntemi Nedir?

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

apiterapi

Apiterapi, doğrudan bal arılarından gelen ürünleri kullanan bir çeşit alternatif tıp uygulamasıdır. Ağrıları tedavi ederken, içerdiği zehir ile de bağışıklık sistemini güçlendirir.

Hastaları tedavi etme ve hastalıkları önleme amacıyla geçmişten günümüze kadar kullanılmaya devam eden alternatif tıp uygulamalarından birisi de apiterapi… Apiterapi, bal, arı sütü, arı zehri, arı poleni, propolis gibi arı ürünlerinin sağlığının geliştirilmesi ve korunması, hastalıkların tedavisi ve önlenmesi amacıyla kullanılmasıdır. İlk defa uluslararası olarak ülkemizde yapılacak ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilecek olan 1. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi’nde değinilecek konulardan birisi de apiterapi olacak. Kongre, 19-22 Nisan tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenecek. Apiterapi, doğrudan bal arılarından gelen ürünleri kullanan bir çeşit alternatif tıp uygulamasıdır. Hastalıkların ve semptomlarının yanı sıra akut ve kronik yaralanmalardan kaynaklanan ağrıları tedavi etmek için de kullanılır.

18 AKTİF BİLEŞEN İÇERİYOR

Apiterapinin kökeni, Antik Mısır ve Çin’e kadar uzanır. Yunanlılar ve Romalılar, eklem ağrısını tedavi etmek için arı zehri içeren arı ürünlerini kullanmışlardır. Bu uygulama 2 bin yaşın üzerindedir ve dünya bilimsel literatüründe arı zehiri üzerine bin 500’den fazla makale bulunur. Arı zehiri; zengin bir enzim, peptit ve biyojenik amin kaynağıdır. Zehir içinde; melez, apamin, adolapin, hiyalüronidaz, dopamin, serotonin ve mast hücre degranülasyon proteini gibi farmasötik özelliklere sahip olan en az 18 aktif bileşen vardır. Bu bileşiklerin bazıları güçlü anti-enflamatuar ve ağrı giderici etkilere sahipken, öte yandan sinir sistemini güçlendirir, yara dokusunu yumuşatır ve kişinin ruh halini ve bağışıklık sistemini iyileştirir.

Nasıl uygulanır?

Sağlık Bakanlığı’nın resmi sitesinde belirttiği gibi apiterapide, arı zehri uygulaması için canlı arı iğnesi veya arı zehri içeren ekstraktların bulunduğu enjeksiyonlar ya da arı zehri içeren merhemler kullanılmaktadır. Uygulama öncesinde arı venomu alerjisi olup olmadığı test edilmelidir. Alerji durumunun sonradan da gelişebileceği akılda tutulmalı ve uygulama yerinde mutlaka acil durumlarda hastaya müdahale edecek yetkili personel ve yaşam destek ünitesi bulunmalıdır. Ağızdan kullanılan arı ürünleri (bal, propolis, arı sütü, polen, apilarnil, vb.) için kimyasal analizler yapılmalı ve bu ürünler Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği ve Türk Standardları Enstitüsü talimatlarına uygun olmalıdır. Bu ürünlerin kalite kontrolü yapılmış olmalıdır. Apiterapi uygulamaları Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı bir apiterapi ünitesi veya apiterapi uygulama merkezinde, apiterapi uzmanlığı sertifikalı hekim tarafından yapılmalıdır. Apiterapi, aşağıda yer alan farklı hastalıkları tedavi etmek için kullanılabilir:

Yaraları iyileştirebilir

Bal; antibakteriyel, anti-inflamatuar ve ağrı giderici özellikleri sayesinde hem açık kesikler, hem de yanıklar dahil olmak üzere yaraların tedavisi için uzun süredir kullanılmaktadır. 2008 yılında yapılan bir araştırmada, bal içeren tıbbi pansumanlarla yaraları tedavi etmenin enfeksiyon riskini düşürdüğü görüldü.

Romatoid artrit ağrısını hafifletir

Araştırmalar, apiterapinin romatoid artritli kişilerde şişlik, ağrı ve sertlik azalmasına neden olabileceğini bulmuştur. Bir çalışma, geleneksel ilaçların kullanılma ihtiyacını azaltabildiğini ve aynı zamanda nüks riskini azalttığını bile bulmuştur.

 

Bağışıklık sistemi güçlenebilir

Apiterapi; hem bağışıklık sistemi, hem de nörolojik sisteme bağlı hastalıklar için tamamlayıcı bir tedavi olarak kullanılabilir. (Örneğin, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, lupus vb.) Arı zehiri bu hastalıklar için tek tedavi yöntemi olmamasına rağmen, araştırmalar, arı zehrinin bağışıklık sistemini artırabildiğini ve bu koşulların vücuttaki bazı semptomlarını azaltabildiğini kanıtlamıştır. Nedeni ise arı zehrinin anti-enflamatuar özelliğidir.

SİNDİRİM SİSTEMİNİN DOSTU BİR BESİN

Bal, asidik içeriği sayesinde (yüksek şeker barındırmasına rağmen) bakteri gelişimini engelleyip çoğalmasını durdurur. Balın sindirim sistemi üzerindeki etkilerini araştıran bilimadamları; balın bağırsak kasları üzerinde etkili olduğunu, böylece kabızlık ve ishal sorunlarını gidermede etkili olduğunu gösterdi. Su ile inceltilmiş balın, bağırsakta bulunan zararlı bakterileri ortadan kaldırırken faydalı bağırsak bakterilerinin çoğalmasına yardımcı olduğu da kanıtlandı. Medikal tedavilerde fayda sağlayan balın, ham bal olduğunu belirten bilimadamları; en iyi ham bal cinsinin Manuka balı olduğunu beliirtiyor. Manuka balı bulamıyorsanız, mutlaka koyu renkli balları tercih etmelisiniz.

AFT TEDAVİSİNDE ETKİLİ

Özellikle ağızda oluşan ve ciddi rahatsızlık veren aftın tedavisinde baldan faydalanmak mümkün. Suudi Arabistan’da bulunan Salman Bin Abdülaziz Üniversitesi’nde görevli bilimadamları, aft şikayeti bulunan 94 gönüllüyü bir araya getirmiş ve üç gruba ayırmışlar. İlk grup üyelerinin yaralarına yalnızca bal, ikinci grup üyelerinin yaralarına kortikosteroid merhem, üçüncü grup üyelerinin yaralarına ise reçetesiz satılan ve aft oluşan bölgeyi adeta koruyucu bir tabakayla kaplayan farklı bir çeşit merhem sürmüşler. Belirlenen tedavi yöntemi günde üç kez uygulanmış. Yalnızca dört gün sonra bal tedavisi görenlerin aftları tamamen yok olurken, ikinci ve üçüncü grupta kayda değer bir iyileşme gözlenmemiş.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Alternatif Sağlık

Akupunkturun Kemoterapiye Etkisi Nedir?

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

akupunkturun kemoterapiye etkisi

En çok sorulan sorulardan biridir akupunkturun kemoterapiye etkisi… Kemoterapinin yan etkileri akupunktur ile azalıyor.Enerji dengeleme tekniği olarak tanımlanan akupunktur;kemoterapinin etkilerinin azaltılması ve ağrıların hafiflemesi gibi birçok alanda kullanılıyor.

Vücuttaki belirli noktalara batırılan çok ince iğneler ile uygulanan akupunktur; tamamlayıcı tıp uygulamalarından birisidir.Halk arasında birçok hastalığın tedavisinde kupa tedavisi gibi sık sık kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanlığı himayesinde gercekleştirilecek 1.Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi, 19-22 Nisan tarihleri arasında ilk defa uluslararası olarak ülkemizde yapılacaktır.Bu haftaki yazımda ise akupunkturla ilgili merak ettiğiniz konulardan bahsedeceğim…

ENERJİYİ DENGELEME TEKNİĞİ

Geleneksel Çin tıbbının temel bir bileşeni olan akupunktur, 2500 yıldır kullanılmaktadır. Genel akupunktur teorisi; sağlık için gerekli olan, vücuttaki enerji akışı (Qi) modelleri olduğu önermesine dayanır. Bu akışın bozulmasının hastalıktan sorumlu olduğuna inanılmaktadır. Giderek, sadece ağrılar için değil stres yönetimi de dahil olmak üzere genel sağlık için kullanılmaya başlanmıştır. Geleneksel Çin tıbbı, akupunkturu, vücudunuzdaki yollardan (meridyenler) aktığına inanılan, enerji veya yaşam gücü dengeleme tekniği olarak açıklar. Akupunktur uygulayıcıları, bu meridyenler boyunca belirli noktalara iğneler yerleştirerek enerji akışınızın yeniden dengeleneceğine inanırlar. Geleneksel olarak akupunkturun altında yatan kavram; insan vücudunun, içinde qi denen akıntıları olan 12 meridyene sahip olmasıdır. Bu kanallar ‘bloke’ veya ‘dengesiz’ olduğunda sonuç, hastalık ve acıdır. Qi’nin engelini kaldırmak ve dengelemek için uzmanlar, meridyenler ve kolları üzerindeki stratejik noktalara iğneler ekler.

SİNİRLERİ UYARIYOR

Bunun aksine birçok Batılı uygulayıcı, akupunktur noktalarını sinirleri, kasları ve bağ dokusunu uyarıcı yerler olarak görmektedir. Bazıları bu uyarımın vücudunuzun doğal ağrı kesicilerini artırdığını düşünüyorlar. Ayrıca Batılı doktorlar ve araştırmacılar için bu açıklama nesnel kanıt seviyesine çıkmamaktadır. Son olarak, akupunkturun biyomekanizmaları üzerinde son 10 yılda; beyin, sinir sistemi ve bağ dokusunda karmaşık, doğrulanabilir yanıtlar gösteren çalışmalar yapıldı. Yakın zamanda yapılan bir derleme, akupunkturun 20’den fazla bilimsel olarak belirlenmiş yararını, ağrı kesici endorfinlerin etkilerini ve bağışıklık fonksiyonunu arttırmaktan anti-enflamatuarların salınmasına (şişmeyi azaltan ve iyileşmeye yardımcı olan) faydasını eklemiştir. En son araştırmalar; deri altında, kaslar ve organlar arasında uzanan bağ dokusuna odaklanmaktadır. Bu doku, iğneden beyne giden sinyalin iletilmesini sağlamaktadır. Akupunktur, başta aşağıdakiler olmak üzere çeşitli hastalık ve rahatsızlıklarla ilişkili sorunları gidermek için kullanılır:

  •  Kemoterapinin yan etkisinden kaynaklı bulantı ve kusma
  •  Diş ağrısı
  •  Gerilim tipi baş ağrıları ve migren dahil baş ağrısı
  •  Bel ağrısı
  •  Boyun ağrısı
  •  Kireçlenme
  •  Menstrüel krampları (Adet sancısı)
  •  Alerjik rinit gibi solunum bozuklukları

AĞRI ATAĞINI HAFİFLETİR

Şimdiye kadar yapılan birçok ciddi araştırma sonucu, akupunkturun fayda sağladığı hastalıklar olduğunu gösteriyor. Mesela, ameliyat sonrası anestezi sebebiyle gelişen mide bulantısının durdurulmasında, kemoterapi tedavisi gören kanser hastalarının sıklıkla karşılaştığı kusmalarda, doğum sancısını azaltmada, omuz, boyun ve kronik sırt ağrılarında akupunktur yönteminin olumlu etkiler gösterdiği biliniyor. Son çalışmalar, akupunkturun sadece kemoterapi gören kanser hastalarında bulantı ve ağrıyı hafifletmediğini, aynı zamanda baş dönmesi ve karıncalanma gibi nörolojik semptomları da hafifletmesine yardımcı olduğunu göstermektedir. Dahası, hastaların yorucu tedavi süreçlerine sadık kalmalarını sağlayarak hayata bağlanma sonuçlarına da olumlu etki sağladığı gözlemlenmiştir.

ATEŞ BASMALARINI ÖNLER

Akupunkturun; kan basıncını, kalp atış hızını ve kan damarlarının genişlemesini etkileyen vazomotor sistemi (kan damarı çapını kontrol eden sinir sisteminin bir kısmı) düzenlediği düşünülmektedir. Bunların hepsi vücudunuzun aşırı ısınmasında rol oynar. Bir çalışmada akupunkturun, ateş basmalarını yüzde 50 azalttığı görülmüştür.

STRES, ANKSİYETE VE DEPRESYON TEDAVİSİNDE YARARLANILIYOR

Akupunktur, endorfin gibi sakinleştirici, iyi hissettiren nörotransmitterleri ve kortizol gibi stres hormonlarını azaltarak, stresi önlemeye yardımcı olur. Ayrıca, dokuları oksijenleştiren ve kortizolü dışarı çıkaran kan dolaşımını da geliştirir. Bu etkiler endişeyi yatıştırır ve üzüntüyü hafifletir.

GRİP TEDAVİSİNDE DE ETKİLİ Mİ?

Herhalde hayatı boyunca gribe yakalanmayan hiç kimse yoktur. Griple gelen baş ağrısı, burun tıkanıklığı veya devamlı burun akıntısı hallerini de düşünecek olursak grip, bir an önce kurtulmak istediğimiz hastalıkların başında gelir. ABD ve Avrupa ülkelerinde gripten kurtulmak isteyen çoğu kimse, genelde vitamin desteğine başvuruyor. Çin ve Japonya gibi ülkelerde ise griple karşılaşıldığında, ilaç tabletlerindense alternatif çözümler öncelik kazanıyor. Gripten kurtulmak isteyen Uzak Doğulular’ın başvurduğu yöntemler arasında akupunktur ilk sıralarda yer alıyor. Akupunktur yönteminin tedavi amacıyla denendiği hastalıklara bakacak olursak, grip ilk sıralarda yer almayacaktır. Bunun başlıca sebepleri arasında, gribe karşı ilaç tedavisinin hastaları rahatlatmaya yetecek ölçüde olumlu sonuç vermesi görülebilir. Basit ve kullanımı kolay ilaçların yeterli gelmesi, gribe karşı mücadelede akupunktur gibi koşuşturmacalı bir tedavi süreci gerektiren alternatif yöntemlerin ihmal edilmesine sebep oluyor. Konu akupunkturun soğuk algınlığını önlemedeki faydalarına gelince, sadece iki çalışma dikkat çekiyor. Tüm bunlar dikkate alındığında, akupunkturun grip ve soğuk algınlığından korunmada ya da tedavide faydalı olduğu konusunda henüz yeterli kanıt bulunmadığı görülüyor.

www.sabah.com.tr’den almış olduğumuz yazının orijinali için buraya tıklayabilirsiniz.

Akupunktur ile ilgili sorulan sorulardan biri de gripte etkili olup olmadığı… Bu soruyu cevapladığımız yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Alternatif Sağlık

Hacamatın Faydaları

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

hacamatın faydaları

Hacamat yani kupa tedavisi, karaciğer hastalıklarından cilt sağlığına kadar pek çok konuda etkilidir. Bu tedavi, vücuttaki zayıflığı ortadan kaldırır, bağışıklığı güçlendirir.

Alternatif tıp uygulamaları, 27 Ekim 2014 tarihinde Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan yönetmelik ile tanınmış, günümüzde de giderek yaygınlaşmıştır. Günümüzde hastaneler ve eğitim kurumları bile alternatif tıp uygulamaları yapmakta.Popülerliği zamanla artıyor olan hacamat tedavisi kupa yöntemi olarak da bilinir.İlk defa uluslararası olarak ülkemizde yapılacak ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilecek olan 1. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi, 18-22 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek.Peki hacamatın faydaları nelerdir? Hangi hastalıkları iyileştirici etki gösterir?

Kupa tedavisinin tüm ayrıntılarını bugünkü yazımda bulabilirsiniz…

BİLİNEN İSMİ HACAMATTIR

Farklı kültürlere özgü inanç ve tecrübelere dayalı uygulamaların yöntemi olan geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ile fiziksel ve psikolojik hastalıklardan korunma, tanı koyma ve iyileştirme süreci sağlanır.Batı tıbbını tamamlayıcı yöntem olarak da adlandırabiliriz.Bu uygulamalardan en bilineni olan ise kupa tedavisi, halk arasında bilinen adıyla hacamat; binlerce yıl öncesine dayanan eski bir tıbbi tedavi yöntemidir. Çinliler, Mısırlılar ve Araplar, geleneksel tedavi yöntemi olarak kullanmışlardır. Kupa tedavisini ilk defa antik Mısırlılar kullanmıştır. Ebers papirusları (M.Ö. 1550) en eski tıbbi kitap olup vücuttan yabancı maddelerin atılması için kupa uygulanarak kanamayı tarif eder.

BİR ÇEŞİT BOŞALTIM TEDAVİSİDİR

Kupa tedavisi bir çeşit boşaltım tedavisidir. Birçok geleneksel tedavi yönteminde olduğu gibi hastalığa sebep olan maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlamaktadır. Kupa tedavisinin iki çeşidi bulunur. Birincisi kuru kupa tedavisidir. Bu uygulama, daha çok ağrılı sendromlarda kullanılır. Islak ya da yaş kupa adıyla gerçekleştirilen ikinci tedavi olan hacamat ise, dahili hastalıklar dahil olmak üzere daha geniş bir çerçevede kullanılmaktadır. Zaman zaman herkesin, hastalıklar veya yetersiz beslenme sonucu bağışıklığı düşebilir. Kupa tedavisi, vücuttaki herhangi bir zayıflığı ortadan kaldırmaya yardımcıdır. Hacamatın faydaları saymakla bitmiyor! Bu tedavi sayesinde, kişi yorgunluk ve halsizlikten kurtulabilir. Tedavide, sertleşen sinirler açılır ve vücudun en çok ihtiyaç duyulan bölümlerine kan verilir.

İşte hacamatın faydaları…

Cilde iyi gelebilir

Farklı cilt hastalıkları olan kişiler de kupa tedavisinden yararlanabilir. Bu hastalıklar; akne, uçuk, apse, hatta sivilce dahildir. Bu tedavi cildi arındırır, kanda bulunan herhangi bir yabancı partikülü ortadan kaldırır. Ayrıca vücudun, savunma mekanizmalarını enfeksiyonlardan korumak için güçlendirilmesine yardımcı olabilir. Kupa tedavisi cildin solunumunu iyileştirmeye yardımcı olur. Cildin hücrelerinin değişimini sağlar. Deri hücreleri iyi bir metabolik aktiviteye sahip olduğunda, farklı bezlerin işlevleri de gelişir. Bu bezler aynı zamanda ürik asitleri dışarı atmada da yardımcı olurlar. Dermatolojik hastalıklarda kupa tedavisinin amacı durgun ve sıkışık kanı bırakmaktır.

Ateşi düşürebilir

Kupa tedavisinin ateşi düşürdüğü bilinmektedir. Antik çağlardan beri tedavinin amaçlarından biri olarak görülür. O zamanlar uygulayıcılar, ateşin ‘kötü kan’dan kaynaklandığına inanıyorlardı. Bu yüzden kanı çıkarmak için bu tedaviyi kullandılar, dolayısıyla hastalığı iyileştirdiler. Çalışmalar, kupa tedavisinin patojenik faktörleri etkilediğini göstermiştir. Bunlar, vücudun homeostazında ağrı ve rahatsızlığa neden olur.

 

DAMARLARI GÜÇLENDİRİR

Karaciğer hastalıklarının önlenmesini sağlayabilir

Kupa tedavisi, kanda bulunan herhangi bir kirliliği çıkarır. Bu olduğunda kan karaciğere daha iyi akar. Bu, karaciğerin işlevselliğini ve üretkenliğini geliştirmeye yardımcı olur. Kolesterolü metabolik olarak dönüştürür. Ayrıca kandaki fazla trigliseritlerin dönüştürülmesinden sorumludur. Karaciğer bu işlevleri yerine getiremezse, kan fazla şeker depolamaya başlar. Bu, vücudun kan şekeri seviyesini yükseltir. Hacamatın faydaları sayesinde karaciğer, kanı etkili bir şekilde detoksifiye edebilir. Bu işlem vücudun optimum sıcaklığını da korur.

Kan dolaşımını artırabilir

Kupa tedavisi dolaşım sistemini olumlu etkiler. Damarları güçlendirerek kan akışını artırmaya yardımcı olur. Aynı zamanda tıkalı kanı kaldırarak arter kasları güçlendirir. Tutarlı bir kan akışı olmadan, vücut iyi işlev göremez. Bu, bedenin hareketi, nörolojik süreçleri ve vücut sistemlerinin diğer süreçleri için çok önemlidir. Kan iyi dolaşırsa, vücut çeşitli hastalıklara karşı iyi bir bağışıklığa sahip olacaktır. Kan akışını uyarmanın yanı sıra, başka yararları da vardır. Vücudun farklı bölgelerinde iltihaplanma ve şişmeye neden olan sıvıların giderilmesine yardımcı olur.

ROMATİZMAL HASTALIKLARI İYİLEŞTİREBİLİR

Kupa tedavisi, romatizmal hastalıklar için bilimsel olarak kanıtlanmış bir tedavi yöntemidir. Eklem ağrısı, romatizma ve artrit gibi romatizmal hastalıklar böyle bir yöntemle tedavi edilebilir.

DEPRESYON VE BAŞ AĞRISINDA DA ETKİLİ

Kupa tedavisi sinir sistemi için de faydalıdır. Günümüzde sinir sistemindeki birçok hastalık ve rahatsızlık giderek yaygınlaşmaktadır. Günümüzce, pek çok kişi teşhis ve tedavi edilmesi daha da zor olan psikolojik sorunlardan muzdarip. Nöronlar birbirleriyle iletişim kurduğunda vücudun sinir sistemi çalışır. Bu durum olduğunda beyin, sinyalleri vücudun diğer kısımlarına iletebilir. Kupa tedavisi, sinyallerin iletilme sürecine yardımcı olur. Beyin sağlıklı olduğunda, sinyalleri iyi iletebilir. Bu, vücudun geri kalanını yanıtlar. Bu tedavi ayrıca depresyon, baş ağrısı gibi duygusal sorunlara karşı da son derece etkilidir.

Okuduğunuz haberin orijinalini www.sabah.com.tr adlı adresten bulabilirsiniz.Yazının orijinali için buraya tıklayınız.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.