Bizimle iletişime geçin

Sağlıklı Yaşam

Akdeniz Tipi Beslenme Alzheimer Riskini Azaltır

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Akdeniz Tipi Beslenme Alzheimer Riskini Azaltır

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Örmeci, “Akdeniz tipi beslenme, düzenli fiziksel aktivite, iyi sosyal yaşam, sürekli öğrenmeye devam etme ve bilişsel aktiviteler yapma, iyi uyuma, kronik hastalıklarla iyi tedavi uyumu gibi önlemler Alzheimer hastalığı riskini azaltır.” ifadelerini kullandı.

Yeditepe Üniversitesi’nden “21 Eylül Dünya Alzheimer Günü”ne ilişkin yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Örmeci, demans yani bunamanın, yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak düşünülmesinin, hasta yakınlarının hastalığın erken dönem bulgularını başka bahaneler bularak bir süre görmezden gelmesinin ya da bilgi eksikliği gibi nedenlerin, Alzheimer tanısını geciktirdiğine dikkati çekti.

Alzheimer ile demans sendromunun sık karıştırılan iki kavram olduğunu aktaran Örmeci, “Aslında Alzheimer hastalığı da bir tür demans yani demans kelimesi geniş bir kavram. Alzheimer hastalığından başka hastalıklar da bu kavramının içinde yer alıyor. Örneğin, damarsal hastalıklarla ilişkili demans, Pick hastalığı demansı, Parkinson hastalığı demansı, Lewy cisimcikli demansı gibi…” ifadelerini kullandı.

Örmeci, birçok başka hastalığın demans çatısı altında toplandığını kaydederek, bütün demanslar içinde en sık görülenin yüzde 60-70 oranla, Alzheimer hastalığı olduğunu vurguladı.

“Unutkanlıktan yakınanların çok azı demans tanısı alıyor”

Doç. Dr. Burcu Örmeci, günümüzde birçok insanın unutkanlıktan yakındığını belirterek, “Bunların çok azı demans tanısı alıyor. Demansta, beynin diğer işlevlerinin de bozulmasına bağlı olarak unutkanlığa ek olarak, birçok belirti ortaya çıkıyor. Yani, unutmanın yanında dil ve algı bozuklukları, kişilik değişiklikleri, muhakeme bozuklukları, yeti kaybı da görülüyor.” ifadelerini kullandı.

Örmeci, birlikte yaşadığı kişilerin ya da yerlerin isimlerini unutmak, bulunduğu mekana yabancılaşmak veya odaları ve tuvaleti bulamamak, muhakeme yapamamak ve inisiyatif alamamak şeklinde gelişen semptomların, zaman içinde kişiyi tek başına yaşayamaz noktasına getirdiğini aktardı.

Oysa, günümüzde unutkanlıktan yakınan çoğu kişide gerçek sorunun, yoğunluktan kaynaklanan dikkat bozukluğu ve buna bağlı ortaya çıkan bilgiyi kaydetmekte yetersizlik olduğuna işaret eden Örmeci, “Aslında yaşanan gerçek bir unutkanlık değil. Kişi hali hazırda kaydetmemiş olduğu bilgiyi arar, bulamaz ya da hatırlayamaz. Bu durumda unuttuğunu zanneder. Demans kavramındaki unutkanlık ise daha önceden kaydedilmiş ve kullanılmakta olan bilginin, geri dönüşümsüz şekilde kaybedilmesidir. Bu bilgiler için sonradan hatırlama olmaz. Kaybedilmiş bilginin yeniden öğrenilmesi de genellikle mümkün değildir.” bilgisini verdi.

Örmeci, demans kavramı içindeki birçok hastalık ve Alzheimer hastalığının günümüz için bilinen net bir tedavisi olmadığına dikkati çekerek, “Ancak bazı vitamin eksiklikleri ya da ilaçlara bağlı, bazı beyin kanamaları veya beyindeki su miktarının artmasına bağlı demanslar tedavi edilebilir. Böylece hasta eski haline dönebilir. Bu tedavi edilebilir nedenlerin tümü için en önemli nokta, demans tablosu kalıcı olmadan erken tedavi uygulanmasıdır.” ifadelerini kullandı.

“Yeti kaybına neden olan unutkanlık, yaşlanmanın doğal bir süreci değil”

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Örmeci, Alzheimer hastalığının yaşla birlikte artış gösteren bir sorun olmakla birlikte yaşlanan herkeste ortaya çıkmadığını belirtti.

Kişinin sağlıklı olduğu sürece hafızasının tam olarak çalıştığının altını çizen Örmeci, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yeti kaybına neden olan unutkanlık yaşlanmanın doğal bir süreci değil. Genç ve orta yaşlı kişilerde de demans tablosu ortaya çıkabilir. Bunlara erken başlangıçlı demans/Alzheimer hastalığı adı verilir. Erken başlangıçlı demanslarda genetik faktörler belirleyicidir. Kalıtımsal özellikler içerir. Ailede erken başlangıçlı demans tanısı almış kişi varsa genetik risk artar.

Geç başlangıçlı Alzheimer hastalığında genetiğin katkısı oldukça azdır. Daha çok çevresel faktörler (zehirli gazlar, radyoaktivite, enfeksiyon ajanları, yapay katkılı besinler…) ve diğer hastalıklar risk faktörlerini oluşturur. Ailede tanı almış kişi sayısı arttıkça veya tanı alma yaşı gençleştikçe genetik risk artar. Ailede Alzheimer tanısı almış sadece bir kişi varsa ve tanı yaşı 65’in üstünde ise genetik risk neredeyse toplumla aynıdır.”

Örmeci, alüminyumlu ürünlere uzun süre maruz kalmanın Alzheimer hastalığı riskini artırdığına dair kesin kanıt niteliğinde bilimsel veriler bulunmadığını belirterek, “Yapılmış birkaç çalışma olmasına karşın, kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurmak için yeterli değildir. Ancak, diğer tüm metal ve ağır metaller gibi, alüminyum da çevresel risk faktörleri arasında gösterilir.” ifadelerini kullandı.

“Kişilik yapısının değişmesi bazı demanslarda en erken bulgu olabiliyor”

Doç. Dr. Burcu Örmeci, günümüzde Alzheimer hastalığını ilaçla önlemek veya tedavi etmenin mümkün olmadığını belirterek, ancak riski azaltmaya yönelik önlemler alınabileceğini ifade etti.

Örmeci, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Akdeniz tipi beslenme, düzenli fiziksel aktivite, iyi sosyal yaşam, sürekli öğrenmeye devam etme ve bilişsel aktiviteler yapma, iyi uyuma, kronik hastalıklarla iyi tedavi uyumu gibi önlemler Alzheimer hastalığı riskini azaltır. Bir kişi Alzheimer tanısı aldığında, bu hastalık 10 yıl kadar önce başlamış, ancak klinik olarak fark edilmesi zaman almış olabilir. Kafaya alınacak travmalardaki risk, boksörlerde olduğu gibi, kafaya kronik travma alınmasıdır. Kronik travma beyin hücrelerinin zaman içinde yavaş yavaş ölmesine neden olur. Ölen hücre miktarı belirli bir seviyeyi aşınca demans tablosu ortaya çıkar. Tek ve şiddetli bir travmadan sonra ortaya çıkan hafıza sorunlarına demans adı verilmez. Bu durumda tanı, travma sonrası beyin hasarı olarak konur.”

Alzheimer hastalığı ile nasıl yaşanabileceğine değinen Örmeci, “Çok sinirli ve agresif kişilerin, uysal ve sakin olabildikleri de gözleniyor. Kişilik yapısının değişmesi özellikle bazı demanslarda en erken bulgu olabiliyor. Ancak burada sorun kesinlikle kalıcı ve ilerleyici olmasıdır. Geçici mizaç ve huy değişiklikleri herkesin başına gelebilen normal bir süreçtir. Dolayısıyla ayrımın iyi yapılması gerekir.” bilgisini verdi.

Örmeci, şu ifadeleri kullandı:

“Alzheimer hastalığı uzun vadede yaşamı kısaltan bir hastalık olmakla birlikte hasta toplum içinde ve sosyal yaşamda çok uzun yıllar kalabilir. Hastanın hayat kalitesini artıracak destek tedavilerle hastalık uzun süre kontrol altında tutulabilir.

Alzheimer, hem hastanın hem de yakınlarının bir arada ve tedavinin içinde olmasını gerektiren bir hastalıktır. Ancak Alzheimer hastası bulunan bir ailede, bireylerin de hayat kalitesi, sosyal durumu, işleri ve sağlığı mutlaka gözetilmelidir. Sadece hasta ön plana alınıp, üretken çağdaki yetişkinler ve özellikle çocuklar ihmal edilmemelidir.”

Alzheimer hastalığıyla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Featured

COVID-19 Havada Taşınıyor mu, Taşınmıyor mu?

Avatar

Düzenleyen

on

Bazı bilim insanları damlacık dışında havada bulunan taneciklerin de coronavirüsü taşıyabileceğini savunuyor. Yani kapalı bir ortamda hasta biri bulunduysa, oradaki hava hastanın ayrılmasından sonra da bulaştırıcı olabiliyor.

Yeni Coronavirüs Çin’in sınırlarını aşıp dünyaya yayıldığında, bilim insanları virüsün hapşırık ya da öksürüğün ardından damlacık yoluyla yayıldığını ve virüslü damlacıkların solunmasıyla hastalığın bulaştığını söylediler. Dünyanın önde gelen sağlık kuruluşları da bu tezi destekledi. Hala da en güçlü tez bu. Ancak bir grup bilim insanı daha fazlası olduğunu düşünüyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne coronavirüsün bulaş tanımını güncelleme çağrısı yapan 32 ülkeden 239 bilim insanı, damlacık dışında havada bulunan taneciklerin de virüsü taşıyabileceğini savunuyor. Bilim insanlarına göre bu parçacıklar da insanları enfekte edebilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre virüsün sadece entübasyon gibi tıbbi müdahalelerin ardından havadan bulaşması mümkün. Uzmanların virüsün havadan bulaşıp bulaşmadığı konusunda farklı görüşleri var.

Virüsün havada taşınması ne demek?

Uzmanlara göre bir maddenin havada taşınıyor olması, o maddenin bir süre havada kalabileceği anlamına geliyor. Söz konusu bulaşıcı bir hastalık olduğunda havanın da bulaştırıcı olabileceği sonucu ortaya çıkıyor. Yani kapalı bir ortamda hasta biri bulunduysa, oradaki hava hastanın ayrılmasından sonra da bulaştırıcı olabiliyor.

Uzmanlara göre solunum damlacıkları havadaki taneciklerden farklı olarak daha ağır ve yere inme süreleri daha kısa. Virüs yüklü damlacıkları tehlikeli yapan durum, yakınlarda bulunan kişilerce damlacıkların solunması ya da ağızlarına veya burunlarına inme bilme ihtimali.

Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne göre, insanların yakın temasta oldukları coronavirüs taşıyıcıları tarafından üretilen damlacıklar nedeniyle enfekte olma olasılıkları daha yüksek. Öte yandan bazı uzmanlar ‘havadan taşınma’ ifadesine farklı bir açıdan bakılmasından yana.

Virüs nadir durumlarda havada taşınabilir

Uzmanlar, uzun süre kapalı ortamda kalan insanların enfekte olma ihtimalinin yüksek olmasını, virüsün parçacıklar yoluyla taşınmasından beklenenlere paralel olduğunu düşünüyor. Uzmanların bu tezlerini destekleyen bazı durumlar da var. Bir koro üyesinin enfekte olmasından sonra korodakilerin yüzde 87’sinin COVID-19 testlerinin pozitif çıkması, enfekte bir kişinin bulunduğu restoranda klimanın oluşturduğu hava akımı nedeniyle dokuz kişiye virüs bulaşmış olması gibi. Ayrıca uzmanlar Almanya’daki bir et fabrikasında 1.500 kişinin enfekte olmasının sorumlusu olarak da fabrikadaki hava dolaşımına dikkat çekiyor.

Uzmanlar belirli durumları virüsün havada taşınabileceğine kanıt olarak gösterse de doğal yollarla virüsün havada taşınabileceğine dair güçlü kanıtlar yok. Bu görüş karşısında çekimser kalan bir kesim de verilere göre virüsün nadir durumlarda havada taşınabileceğini düşünüyor.

Virüsün gerçekleri zamanla ortaya çıkacak. Ancak eğer coronavirüs damlacıklar dışında havada da taşınabiliyorsa bu sanıldığından daha bulaşıcı olduğu anlamına gelir. Bununla birlikte yürüttüğümüz normalleşme sürecinde de düzenlemelere gitmemiz gerekir. Durum her ne olursa olsun önerilere uymaya devam etmeli, coroavirüsün şansını en aza indirmeliyiz.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Cildinize Dost Besinler

Avatar

Düzenleyen

on

Yaşlanma belirtilerini geciktirecek, gençlik dolu bir ışıltı kazanmanıza yardımcı olacak 6 besin…

Antioksidanlar; bedenin cilde zarar verip kırışıklık, ince çizgi, güneş lekesi ve kuru cilt gibi gözle görülür yaşlanma belirtilerine sebep olan serbest radikallerin etkilerine karşı savaşması için gerekli olan bileşiklerdir.

Yaşlanma karşıtı savaş deponuzu doldururken aynı anda sizi lezzetten mahrum bırakmayacak birkaç meyve sebze önerimiz var.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Coronavirüsün Havadan Bulaşma İhtimali Ne?

Avatar

Düzenleyen

on

Covid-19 havada taşınıyor mu? Havadan Covid-19 ile enfekte olma ihtimali var mı?

Kanalımıza en çok gelen sorulardan biri coronavirüslerin havadan bulaş ihtimalinin ne olduğu.

Yeni gelen bilgilere göre pek çok kişinin cevap aradığı ‘havadan enfekte olma ihtimali’ için detaylı bir video hazırladık. Umarız yardımcı olacaktır.

Sağlıkla kalın…

 

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar