Bizimle iletişime geçin

Bağımlılık

Ağrıları Geçirmenin Doğal Yolları

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Ağrıları Geçirmenin Doğal Yolları

Ağrının kendi kendine geçmesini beklemektense bir şeyler yapmanız şart. Kronik ağrı çekenler; doğal yöntemlerden ilaç tedavisine, egzersizden ameliyata kadar pek çok yönteme başvurabilir. Bu yazımızda ağrıları geçirmenin doğal yolları hakkında yazıyoruz.

Önemsiz gibi görünen bir ağrı bile tüm gününüzü mahvetmeye yetebilir. Doğal yöntemlerden ilaç tedavisine, egzersizden ameliyata kadar sayısız yöntem, bu dertten mustarip olanların başvurdukları yöntemler arasında yer alıyor. Siz hangisinden fayda görürsünüz bilmem ancak uzanıp geçmesini beklemektense bir şeyler yapmanız şart. Doğada her derdin devasının bulunduğuna inanan hekimlerdenim. Ancak bilim adamlarının araştırmalarla desteklediği doğal yöntemler dışında kalanları önerilerim dışında bırakırım. Dayanılmaz ağrılar yaşayanlar için doğal tavsiyeleri araştırdığımda önerebileceğim birkaç alternatifle karşılaştım:

Acı Şifa Kapsaisin

Kapsaisin, bibere acılık veren maddedir. Yediğiniz biber ne kadar acıysa, içerdiği kapsaisin oranı o kadar yüksektir. Güvenilir markaların piyasaya sürdüğü kapsaisin içerikli kremlere ulaşmak artık çok kolay. Aldığınız bu kremi, ağrı şikayetiniz olan bölgeye günde üç kez masaj yaparak uygulayın. Biraz yakacak, alerjik bir durumunuz yoksa bunu önemsemeyin.

Söğüt Kabuğu

Söğüt kabuğu, aspirinle aynı kökenden gelir. Ancak yapılan araştırmalar, söğüt ağacı kabuğunun aspirin ve türevlerinden daha etkili olduğunu gösterdi.

Muskat Yağı

Aktardan alacağınız üç damla muskat yağını 50 ml zeytinyağı ile karıştırın ve ağrı hissettiğiniz bölgeye günde üç kez hafif masaj yaparak uygulayın.

Arnika

Arnika, bir tür çiçektir. Piyasada arnika içerikli kremler bulmanız artık çok kolay. Dikkat etmeniz gereken şey, arnika konsantrasyonun ölçüsü. Belki biraz daha pahalı olacaktır ancak mutlaka yüksek konsantrasyonlu olanlarından alın. Arnika, özellikle ani gelen şiddetli ağrıları dindirmede son derece etkili bir bitki. Yapılan araştırmalar; özellikle sırt, diz, omuz ve kireçlenme ağrılarında etkili olduğunu gösteriyor. Jel formatında temin edebileceğiniz arnika özü jelini, günde üç defaya kadar uygulayabilirsiniz.

Zencefil

Zencefilin içerdiği yağlar, eklem bölgesinde gelişen iltihaplanmayı azaltıcı etkiye sahip. Zencefili toz halde tüketmeyi tercih ediyorsanız, yedi gün boyunca günde birkaç kez olmak koşuluyla, (1 çay kaşığı) toz zencefili bir bardak içeceğinize karıştırarak içmeniz yeterli.

Ağrılara sebep olan günlük alışkanlıklar

Bel ağrısı, şiddet bakımından kişiden kişiye farklılık gösterse de genelde benzer özellikler taşır. Yapılan istatistiksel çalışmalar, lumbago (belde şiddetli ağrı) olarak isimlendirilen bel ağrısının doktora götüren ağrılar arasında beşinci sırada yer aldığını gösteriyor. Yapılan bu istatistiğe göre yetişkinlerin neredeyse yüzde 90’ı hayatlarında bir kez olsun bel ağrısı ile karşılaşmış. Hatta bu kişilerin yüzde 50’si bel ağrısını her yıl mutlaka yaşadıklarını belirtmişler. Yaşanan şiddetli bel ağrılarının yüzde 40’ı ise farklı hastalıklara sebep oluyor. Omurga sistemi, duruş pozunu veren dört önemli açılma (agulasyon) yapmakla görevlidir. Kas ve iskelet sistemimizdeki problemler, bu açı dengesini kolaylıkla bozabileceğinden bel ağrılarına sebep olabilir.

Günlük yaşamınızda duruşunuzu bozan alışkanlıklarınız bel ağrısına hatta disk kayması gibi daha ciddi durumlara sebep olabilir. Hafife aldığınız ve küçük gördüğünüz bu alışkanlıklar, zamanla çok ciddi ve büyük sıkıntılar doğurabilir. Ayakkabınızın topuk yüksekliği arttıkça ayaklarınıza uyguladığı basıncın şiddeti de artar. Örneğin 7-7.30 cm. yüksekliğindeki bir topuklu ayakkabı belinize, düz bir ayakkabıya oranla yedi kat fazla basınç uygular. Bu zemin basıncı zamanla omurganızı da etkileyerek duruş bozukluklarına sebep olur. Yapılan istatistikler gösteriyor ki, yüksek topuklu ayakkabı giyen kişilerin yaklaşık yüzde 50’si, ilerleyen zamanlarda omurga hasarıyla sonuçlanan durumlar yaşamış. Gün boyu oradan oraya taşıdığınız o kocaman çantaların içindeki malzemelerin birçoğunu hiç kullanmadan evinize geri getiriyorsunuz. Yapılan çalışmalar, kendi ağırlığının yüzde 10’undan fazla yükü omuzda taşımanın, vücut dengesini bozarak omurgada ciddi hasarlara sebep olan duruş bozukluğunun gelişmesine sebep olduğunu gösterdi.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bağımlılık

Oyun Bağımlılığı Tehlikesi

Düzenleyen

on

Oyun Bağımlılığı

Dünya Sağlık Örgütü’nün, ‘2018 yılında yenilenecek Hastalıkların Uluslararası Sınıflaması (The International Classification of Diseases) Teşhis Kılavuzu’nda, bilgisayar oyunu bağımlılığı, ‘akıl hastalığı’ başlığı altında yer alacağı belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü, her ne kadar salgın hastalıklar ve çözümleri konusunda ilaç kartellerinin yörüngesinde olduğu eleştirileri nedeniyle güvenilirliğini yitirmiş olsa da, örgütün oyun bağımlılığı konusundaki tespitleri, yeni çağın getirdiği yeni psikolojik hastalıklara da ışık tutuyor.

Oyun Bağımlılığı , Yaşam Kalitesini Nasıl Bozuyor?

Oyun bağımlılığı da diğer bağımlılıklar gibi insanların yaşam kalitesini bozan, kişilerin ciddi şekilde zamanlarını alan bir bağımlılık. Ayrıca insanları yaşam alanlarından alıkoyan önemli bir davranış bozukluğu olmuş durumda. Bu nedenle de bir “hastalık” olarak kabul edilmesi gerekiyor.

Kişinin oyunu, zamanını ve yerini kontrol edebilmesi halinde oynamak bağımlılık sayılmaz. Ancak oyun kişiyi yönetmeye başlamışsa, kontrolü kişinin elinden almışsa o zaman bu bir bağımlılıktır.

Depresyon, aksiyete, bipolar bozuklukların çok sık görülmesinin yanı sıra obezite, sara nöbeti riski ve iskelet yapısında bozukluklara yönelik hastalıklara da neden olabileceği, artık bilinen gerçekler arasında.

OYUN KARAKTERİNDEN ETKİLENEN ÇOCUKLAR

Özellikle gençler, kendi kişiliklerini oluşturmaya çalıştıkları dönemde oynadıkları oyunlardan etkileniyor, oyunda şekillendirdikleri karakterlerin kişiliğine zamanla bürünmeye başlıyorlar. Bu da kendilerini doğal olmayan bir ortamda, doğal olmayan davranış tutumları sergilemelerine ve bu tutumlarını gerçek hayata da yansıtmalarına neden oluyor.

ANNELER VE BABALAR DİKKAT!

Oyun bağımlılığı, hemen hemen tüm yaş gruplarında görülebiliyor. Ebeveynlerin çocuklarını avutmak için ellerine tutuşturdukları akıllı telefon ve başına oturttukları bilgisayarda tek başlarına bırakıldıklarında kök salıyor.

OYUN OYNAMAK HER YAŞTA GÜZELDİR

Binlerce yıl öncesine dayanan, zeka oyunlarıyla başlayan ve bilgisayar-konsol-akıllı telefonlarla devam eden oyun aktivitesi, her yaşa hitap eden, özellikle yaşların zihinlerini uyanık tutan insani bir ihtiyaç. Ancak gerçek hayattan kopulmadığında, gerçek kişiliklerden uzaklaşılmadığında.

Haberimizin kaynağı olan ensonhaber.com sitesinde bu ve bunun gibi diğer sağlık haberlerinin bulunduğu bölüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Okumaya Devam Et

Bağımlılık

KOAH Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

KOAH nedir

Sigara içenler dikkat!

KOAH Nedir ? Belirtileri nelerdir? Büyük oranda tütün maruziyetine bağlı ortaya çıkan KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), kişiye yansıması daha geç olduğu için ilk başta fark edilmiyor. Aslında öksürük, balgam gibi belirtileri olan KOAH, ancak hareket etmeyi engelleyecek kadar nefes darlığı hissedildiğinde önemseniyor. Oysa akciğerlerin en büyük hasarı ilk 5 yıl içerisinde aldığını belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Öner Dikensoy, “Bu yüzden sigaraya hiç başlamamak ya da ilk başlanıldığı sıralarda bırakmak, KOAH’ın önlenmesinde çok önemli” diye konuşuyor.

Ülkemizde yetişkin nüfusun yüzde 15-20’sini etkileyen KOAH, kronik hastalıklar içerisinde en çok hastaneye yatış sebebi. Şu anda dünyada en sık görülen 4. ölüm sebebi olan KOAH’ın 2020 yılında 3’üncü sıraya yükselmesi bekleniyor. Öte yandan tedavi edilen ve önlenebilir bir hastalık olan KOAH’ın göz ardı edilen en önemli özelliği; henüz sigaraya başlanan ilk yıllarda akciğerlerde büyük hasarlar meydana getirmesi. Ancak kişiye yansımasının daha geç olduğunu söyleyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, 40’lı yaşlardan sonra şikayetlerin arttığından bahsediyor. O yaşa kadar kişinin öksürük, balgam gibi belirtileri olsa da önemsemediğini belirten Prof. Dr. Öner Dikensoy, “Sigara içen kişi, uzun bir süre 40-45 yaşına kadar bir sıkıntı yaşamadığı için hiç yaşamayacağını düşünerek bırakmak istemiyor” şeklinde konuşuyor. Prof. Dr. Öner Dikensoy, KOAH’ta erken tanının önemine dikkat çekerek, “40 yaşın üzerinde sigara içen herkesin muhakkak solunum fonksiyon testi yaptırması lazım” uyarısında da bulunuyor.

İlk adım sigarayı bırakmak

KOAH’ta hastalık hangi evrede olursa olsun, tedavide ilk yapılması gereken şey sigarayı bırakmak. Çünkü yapılan bütün çalışmalar gösteriyor ki kişi hangi tedaviyi alırsa alsın, sigara içmeye devam ettikçe akciğer fonksiyonlarındaki azalma bütün hızıyla devam ediyor. Oysa KOAH geçmişi olan kişi, sigarayı bıraktığı andan itibaren akciğer fonksiyonlarındaki düşüş hızı yarı yarıya iniyor. KOAH’lı bir kişide 50-100 ml gibi bir akciğer kapasitesinin bile son derece önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Öner Dikensoy, sigarayı bırakmanın KOAH’lı hastalarda yaşam kalitesini yükseltecek en önemli etken olduğunu söylüyor. Sigarayı bırakmanın bir diğer faydası ise; hava yolu darlığı olan KOAH’lı hastalarda sigaranın yaptığı bazı etkilere karşı… Örneğin aşırı balgam dediğimiz mukus salgılaması, sigarayı bırakan kişilerde bir süre sonra azalıyor. Azalma olduğu için akciğerdeki o mukusa bağlı tıkanıklık da böylece azalmış oluyor.

Düzenli grip aşısı şart

KOAH’lı hastaların yaşam kalitesini artırmada aşılama çok önemli. Prof. Dr. Öner Dikensoy, KOAH hastalarının, özellikle kış dönemlerinde viral enfeksiyonlar sebebiyle sık sık hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını belirterek, “KOAH’lı hastalarda basit bir viral enfeksiyon bile tablonun ağırlaşmasına, bazen hastanın yoğun bakımlık olmasına sebep olabiliyor” diyor. KOAH hastalarını özellikle gribe karşı uyaran Prof. Dr. Öner Dikensoy, gripten korunmak için düzenli olarak aşı yaptırmanın önemli olduğunu dile getiriyor. Zamanlaması konusunda “Ekimin ilk haftasından önce yaptırılmalı. Fakat grip salgınının Nisan ayına kadar devam ettiği düşünülürse hala vakit var” diyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, düzenli olarak her yıl yaptırılan aşının koruyucu etkisinin daha fazla olduğunun altını çiziyor.

Bu tedavi yaşam kalitesini artırıyor

Özellikle orta ve ileri derecedeki KOAH’lı hastalarda, nefes darlığından dolayı daha az hareket etme ve evde kalma isteği görülebiliyor. Bu davranışın nefes darlığı hissini ve kaslarda zayıflamayı artıracağını belirten Prof. Dr. Öner Dikensoy, bu tür hastalarda ‘pulmoner rehabilitasyon’ denen bir tedavi şekli uygulanabileceğinden bahsediyor: “Pulmoner rehabilitasyon, kişinin solunum kalitesini artırmaya yönelik bir tedavi programı. Kişiye doğru nefes alışkanlıkları kazandırılarak, daha iyi nefes alıp vermeleri amaçlanıyor. Ayrıca yürüyüş, aerobik, ağırlık kaldırma gibi egzersizlerle zayıflayan kaslar güçlendiriliyor.”

Pulmoner rehabilitasyonun bir diğer ayağı ise; doğru beslenme. KOAH’lı hastaların beslenmesinin düzenlenmesi gerektiğini de söyleyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, bunun nasıl yapılabileceğini ise şöyle anlatıyor: “Günde 5-6 öğünden oluşan, 2 bin kalorilik bir beslenme planı oluşturulmalı. Kişi sık ve az beslenmeli. Alacağı kaloriyi de karbonhidrattan değil protein ve yağdan karşılamalı.”

Sigarayı bırakmak için bu sebepler yetmedi mi? Sigarayı bırakmanız için sebepleri sıraladığımız bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağımlılık

Sigarayı Bırakmak İçin 10 Önemli Neden

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Sigaranın zararlarını öğrendiğinizde hemen bırakacaksınız

Dünyada 5 milyon ülkemizde 100.000’e yakın kişi doğrudan sigara nedeniyle hayatını kaybediyor. Bunun nedeni ise sigaranın içinde kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltıp hücre yaşlanmasına yol açan karbonmonoksit ve doğrudan zehir olan arsenik ile DDT gibi vücudumuz için zararlı olan 4000’den fazla madde bulundurması. Dolayısıyla sağlıklı ve uzun bir yaşam için sigarayı bırakmak şart. Üstelik bu hatalı alışkanlık bırakıldıktan sadece 20 dakika sonra bile vücudumuzda olumlu değişimler başlıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu sigaranın yol açtığı zararları anlattı, önemli bilgiler verdi.

Kanser

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu sigaranın tüm kanserlere yakalanma riskini artırdığına dikkat çekerek “Örneğin sigara içenlerde akciğer kanseri 15 kat, gırtlak kanseri 16 kat,  rahim kanseri 16 kat, ağız kanserleri 10 kat, mesane ve prostat kanseri 2 kat artış gösteriyor” diyor. Sigara içinde hücrenin genetik yapısını bozan hidrokarbonlar, radon ve kadmiyum gibi kanser yapıcılar mevcut. Bunlar hücre DNA’sını bozunca hücreler hızlı ve yanlış olarak çoğalmaya başlıyor. Bu da ‘kanser’ anlamına geliyor. Üstelik sigara içindeki bu maddeler kan yoluyla her yere dağıldığı için tüm organlarda kansere neden olabiliyor.

Kalp ve damar hastalıkları

Sigara bacak damarlarının tıkanmasını 2 kat, kalp krizi riskini de 4 kat arttırıyor. Akciğerden kana karışan nikotin ve zehirli maddeler tüm bedene damarlar yoluyla taşınıyor. Bu maddeler damar duvarlarını bozuyor. Özellikle kolesterol yüksekliği olanlarda tablo daha da ağır oluyor. Damar duvarındaki hasar hem kanın pıhtılaşmasını hem de damar çeperinde yağ birikimini artırıyor. Bu durum damarlarda plaklar oluşmasına yol açıyor. Koroner damarlarda daralma olduğunda kalp kası yeterince beslenemiyor ve göğüs ağrısına yol açıyor. Bir aşamada damar tam tıkanıyor ve enfarktüs, yani kalp krizi gelişiyor.

KOAH, Bronşit, Astım

Tütün ve sigara kağıdı yandığında ortaya çıkan hidrokarbonlar (katran içinde bol bulunuyor), arsenik, sülfür ve irritanlar (tahriş ediciler) gibi zehirli maddeler hava yolunun ana koruma mekanizmalarından olan mukozaya (iç zar) hasar veriyor. Hava yolunu nemli tutmaya yarayan salgı bezlerinin salgı karakteri bozulunca, balgam artıyor. Artan balgam havayolunda birikiyor. Bu birikimin ve kolaylaştırdığı enfeksiyonların hasarı daha da artırdığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Çağlar Çuhadaroğlu bunun sonucunda kronik bronşit geliştiğine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Hasar bir süre sonra hava keselerine yansıyor. Hava keselerinin duvarı yıkılmaya başlıyor ve amfizem (akciğerde meydana gelen dokusal bir hastalık) ortaya çıkıyor. Amfizem ve kronik bronşit oluşumu da vücudun oksijen almasını bozuyor ve nefes darlığına neden oluyor. Bu durum da artık KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) oluşmuş anlamına geliyor. Sigara KOAH gelişme riskini 15 kat arttırıyor. Ayrıca astım krizlerinin de en önemli nedenini oluşturuyor.    

Felç

Sigara beyinde hem kansere hem de damar tıkanıklıkları nedeniyle felce yol açabiliyor. Sigara nedeniyle bozulan damarda ortaya çıkan pıhtılaşma ve oksijeni az olan kan, felcin ana nedeni.  Bunun dışında bağımlılığın temeli beyindir. Beyni esir alan nikotin olmadığında beynin dikkat,  düşünme ve sorun çözme gibi yetenekleri kayboluyor. Bunlar kaybolmasın ya da azalmasın diye kişi sürekli sigara yani nikotin istiyor ve bu maddenin esiri oluyor.

 Güçsüz bir bağışıklık sistemi

Derimiz, ağzımız ve burnumuzun içinde yer alan zarlar mekanik, kandaki akyuvarlar da hücresel bağışıklık sistemimizi oluşturuyor. Bunlar bizi mikroplara karşı savunuyor. Sigara hem mekanik hem hücresel savunmada hasar oluşturuyor. Dolayısıyla aynı mikropla karşılaşan 2 kişiden sigara içenin hastalığa yakalanma riski 5 kat fazla oluyor. Eğer altta yatan başka bir hastalık varsa bu risk kat kat artıyor.

İnfertilite

Sigara infertilite, bir başka deyişle üreme yeteneğinin azalmasının ana nedenlerinden biri. Kadında infertiliteyi 10 kat artırıyor, erkekte de bu rakama yakın bir risk oluşuyor. Sigara nedeniyle kandaki oksijeninin az olması erkeklerde sperm, kadınlarda da yumurta kalitesini düşürüyor. Bunun sonucunda da hamile kalma şansını azaltıyor. Hamile kalınsa bile embriyo kalitesi bozuk olacağı için düşük riski artıyor.

Cinsel işlev bozukluğu

Özellikle erkekte üreme organının damarları ince oluyor. Damarlarda ortaya çıkan bozukluklar öncelikle bu damarları etkiliyor. Sertleşme ve sertleşmenin süresinde sorunlar başlıyor. Buna impotans, yani cinsel işlev bozukluğu deniyor. Sigara içen erkekte bu risk 10 kat fazla oluyor. Benzeri durum daha hafif olarak kadında da gelişebiliyor.

Ciltte erken yaşlanma

Sigaranın içindeki birçok madde cildin üst tabakasında kuruma yapıyor. Bu durum da cildin erken yaşlanmasına ve kırışıklıkların ortaya çıkmasına yol açıyor. Kanın oksijeninin az olması ve daralmış olan damarlar cildin kendini yenilemesini bozuyor, bunun sonucunda da en ufak yaralar bile geç ve iz bırakarak iyileşiyor. Sigara saç sağlığını da bozuyor, örneğin dökülme ve kırılma sorununu artırıyor. Bunların yanı sıra cilt germe denilen estetik operasyonların sigara içenlerde daha az başarılı olduğu da yapılan birçok çalışmada kanıtlanmış.

Kemik erimesi

Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu sigara içmenin kemik erimesine de neden olabileceği uyarısında bulunarak,  “Kore’de yapılan bir araştırmada, kemik erimesi az olan erkeklerde bile sigaranın riskli olduğu gösterildi. Öyle ki, araştırmaya göre 1 paket sigara içen erkeklerde kemik erime riski içmeyene oranla 10 kat artıyor.”

Diş-Dişeti sorunları

Sigaranın içindeki maddeler ve yanarken ortaya çıkan ısı diş eti kanseri riskini 30 kat artırıyor. Bu kanser sigara içmeyen kişilerde nerdeyse hiç yokken sigara içenlerde sık görülüyor. Diş çürükleri ve diş eti iltihapları da sigara içenlerde fazla görülüyor. Dişte renk değişimi ise kaçınılmaz oluyor.

 

Sigarayı bırakmak için daha fazla neden arıyorsanız, sigaranın zararlarından bahsettiğimiz bir başka yazıyı okumanızı öneriyorum.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar