Sosyal Medya

Diyet ve Kilo Verme

Acı Biber ile Metabolizmanızı Hızlandırın

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Acı Biber ile Metabolizmanızı Hızlandırın

Araştırma sonuçları, göbek yağlarından kurtulmak için jimnastiğin yeterli olmadığını, beslenme programınıza acı biber eklemeniz gerektiğini gösteriyor.

Yaz geliyor; güneş yüzünü göstermeye, giysilerimiz incelmeye ve kış boyu aldığımız kilolarımız ortaya çıkmaya başladı. Yazının devamında duymayı hayal ettiğiniz mucize bir formül yok maalesef. Ancak biraz çaba ve söz dinleme azminiz varsa, mucize gibi bir sonuca ulaşmanız mümkün. Bölgesel yağlanma, hangi bölge söz konusu olursa olsun son derece rahatsız edici bir durumdur ki göbek bölgesi yağlanması en çok şikayet edilen bölgelerin başında gelir. Yağ hücrelerinin nerede ve ne miktarda toplanacağı büyük ölçüde genetik faktörlere bağlıdır. Yaş itibariyle değişen hormonların da etkisi yadsınamaz elbette. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda değişen hormon seviyeleri, yağlanmaya daha müsait bir metabolizma anlamına gelir. İnsan bedeni yağ depolama sistemini, uzun süren açlık zamanlarıyla mücadele edebilmek için geliştirmiştir. Birçoğunuz zayıflamak için aç kalma yoluna gidiyor. İşte en büyük yanlış! Bedeniniz, ‘Sahibim estetik kaygı ile zayıflamaya çalışıyor’ ile ‘Açlık süresi çok uzadı, kendimi korumaya almalıyım, yağ depolamam gerek’ arasındaki farkı algılayamaz. Yani siz öğünlerinizi azaltma ya da uzun süre aç kalma yoluna gittiğinizde bedeniniz, alarma geçer ve yağlanmaya başlar.

İÇ YAĞLANMADAN KURTULUN

Göbek bölgesindeki yağlanma, iç yağ ve deri altı yağ olmak üzere iki şekilde meydana gelir. İç yağlanma, karın içi organları çevreleyen yağlardan oluşur. Farklı hastalıklara sebep olması açısından incelendiğinde, en tehlikeli yağlanma türüdür. İnsülin rezistanı, şeker hastalığı, meme kanseri ve safra kesesi hastalıkları; iç yağlanmanın sebep olduğu hastalıklar arasında sayılabilir. İç yağlanmadan kurtulmak, diyetle mümkündür. Deri altı yağlanması ise mücadele etmenin daha zor olduğu yağlanma türüdür. Yağlanma söz konusu olduğunda, yediklerimizin sahip olduğu kalori miktarının mı yoksa içeriklerinin mi daha suçlu olduğunu merak eden bilimadamları, 2007
yılında bir araştırmaya imza atmışlar. Elde ettikleri sonuca göre, ikisi de suçlu. Araştırmada aynı kaloriye fakat farklı besin değerlerine sahip üç beslenme programı düzenlenmiş. 62 yaş civarında, ailesinde diyabet geçmişi olan, insülin direnci gelişmiş 11 obez katılımcı; 28 gün boyunca özel bir program ile beslenmişler. Uzmanlar tarafından hazırlanan programda toplamda 1600 kalorilik bir mönü katılımcılara, her biri 400 kaloriye denk gelecek şekilde günde dört öğün şeklinde yedirilmiş. Sonuçta kilo-yağ dengesinde bir değişim olmamış ancak karbonhidrat ağırlıklı beslenilen günlerde vücut yağının göbek bölgesine doğru biriktiği gözlemlenmiş.

ACI BİBERİ KAHVALTIDA YİYİN

Yapılan araştırmalar, karın bölgesi yağlarından kurtulmak için bölgesel jimnastik yerine özel bir beslenme planı uygulamanız gerektiğinden bahsediyor. Uzmanlar, metabolizmanızı hızlandırmanın, tüm vücuttan zayıflamanız için ilk kural olduğunu belirtiyor. Öncelikle metabolizmanızı hızlandıracak ipuçlarını dikkate almalısınız. Bibere acı tadını veren mucize madde capsaisin, bedene girdiği andan itibaren 30 dakika boyunca metabolizmanızı yüzde 20 oranında hızlandırıyor. Hızlanan metabolizmanız sayesinde tüm bedenden zayıflamanız mümkün ancak acı biberin özellikle karın bölgesinden zayıflamanıza yardımcı olduğu da biliniyor. Acı biberi sabahları tüketmeniz tavsiye ediliyor. Ayrıca acı biber salçasıyla hazırlayacağınız kahvaltılık sosla da aynı etkiyi yakalayabilirsiniz.

GÜNDE İKİ FİNCAN YEŞİL ÇAY İÇİN

Omentum; organlarımızı kaplayan ve yağ hücrelerinden meydana gelen bir tabakadır. Beslenme şeklimize göre genişleyerek büyürler. Omentum ile başa çıkabilmeniz için kendisini oluşturan yağ hücrelerini boşaltmanız gerekir. Bunun için tavsiye edilen bir mucize var: Yeşil çay. Yapılan araştırmalara göre, yeşil çayın içindeki maddeler yağ hücrelerini parçalamada çok etkili. Her gün iki fincan yeşil çay içmek, beklenen etkinin gerçekleşmesi için yeterli.

YEMEKLERE AKASYA TOZU SERPİN

Akasya tozu, akasya ağacının kabuğunda bulunan bir toz. Yapılan araştırmalar, zayıflamanın en önemli yardımcılarından olduğunu gösteriyor. Akasya tozunu, baharatlar gibi yemeklerinizin üzerine serperek tüketebilirsiniz. Ancak bu tozu kullandığınız öğünlerde bol su tüketmeniz gerekiyor. Su, tozun etkisini artıran en önemli unsur.

SİNDİRİM SİSTEMİNİZE AİT BAKTERİLERİ DOĞRU YÖNETİN

Bakteri denince akla ilk gelen, zararlı olduklarıdır. Oysa bedenimizde bulunan bazı bakteriler faydalıdır. Buna en iyi örnek, bağırsak bakterileridir. Bağırsaklarda sindirime yardımcı iyi bakteriler bulunur. Yanlış beslenme sonucu artan zararlı bakteri miktarı, bağırsak duvarında yanmaya ve şişliğe sebep olur; bu durum büyük bir göbek olarak göze çarpar. Yediklerimizi kontrol ederek bu şişlikten kurtulabiliriz. Turşu, bu iş için birebirdir. Yapılan araştırmalar, salatalık ve lahana turşusunda bulunan yararlı probiyotiklerin zararlı bakterilerin ölmesinde etkili olduğunu gösterdi.

Kilo vermek ile ilgili bir başka yazımız için bu linke tıklayabilirsiniz.

Beslenme

Metabolizma Hızı Arttırma ve Azaltma

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

metabolizma hızı

Metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Ancak vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için egzersiz yapmak ve doğru gıdalarla beslenmek gerekir.

Beslenme uzmanları, metabolizmamızın hızlı veya yavaş çalışmasının elimizde olmadığını söylüyor. Çünkü metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Bununla birlikte, vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için birkaç gizli yol vardır. Bunlardan biri egzersiz yapmak, diğeri de doğru gıdalarla beslenmektir. Metabolizma hızı arttırıcı ve azaltıcı besinleri sizler için derledim.

Biraz daha gayret gerekir

Henüz gençken ve vücudumuzda olup bitenler mükemmel bir düzen içinde işlerken daha kolay kilo veririz. Ancak yaşımız ilerlemeye başladığında bedenimizde olup biten birçok şey gibi metabolizmamız da yavaşlamaya başlar. Bu da çok daha zor kilo vereceğimiz anlamına gelir.Yani zayıflamak istiyorsak, eskisinden çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerekir.Genç ve yaşlı bedenlerdeki metabolizma hızı ve işleyişini, bir labirentte gezen biri genç biri yaşlı iki kişiye benzetebiliriz.Genç bedenin dolaştığı labirent diğerine göre daha az kıvrımlı ve engelsizdir, kişi labirentin sonuna hızlıca ulaşabilir.Daha yaşlı olanın içinde bulunduğu labirent çok daha karmaşık ve engellerle doludur. Ancak şunu unutmamak gerekir; her iki kişi de labirentin sonuna ulaştığında aynı noktaya varmış olacaktır.Yani yaşınız ilerledi diye zayıflamanız imkansız hale gelmiş demek değildir.Sadece diğerlerine göre biraz daha gayret etmeniz, sizi o karışık girdaptan çıkartacak haritayı doğru okumanız gerekir.İşte metabolizmanızı hızlandıracak besinler:

Mercimek ve tatlı patates

Mercimek ve tatlı patates tüketmek metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olacaktır. Lif açısından oldukça yoğun olan bu iki besinde, dirençli nişasta ince barsak tarafından sindirilemiyor. Bu da fermente olduğu geniş bağırsağın tamamına giriyor. Bu süreç, vücudun karbonhidrat yakma yeteneğini engelleyebilen yararlı yağ asitleri oluşturduğundan, depolanmış vücut yağını kullanıyor ve yakın zamanda yakıt olarak tüketiyor.
Beslenme ve Metabolizma Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma, toplam karbonhidrat alımının sadece yüzde 5.4’ünün dirençli nişastayla değiştirilmesinin bir yemekten sonra yağ yakma oranını yüzde 20-30 oranında arttırdığını bulmuş.
Bu dirençli nişastalar, aynı zamanda besin açısından yoğun olan mercimek ve tatlı patateste fazlasıyla bulunur. Kas ve yağ hücreleriniz beslendiğinde, Ghrelin (açlık hormonu) bastırılır ve beyninize tatmin olmak için sinyal verir.

Keten tohumu ve chia tohumları

Gıdalara keten tohumu ve chia tohumları eklendiği zaman, enflamasyonu ve dengeyi azaltarak metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olan iyi bir omega-3 yağ asitleri kaynağı oluşturur.
İnflamasyon düşük olduğunda, kas ve eklem ağrımız azalır ve egzersiz yapma olasılığımız daha yükselir. Kan şekeri dengeli olduğunda, az istek ve yemek yeme eğiliminde oluruz. Omega-3 yağ asitleri dolgunluğa işaret eden leptin hormonuna karşı vücudumuzun direncini düşürebilir.

Hindistan cevizi yağı

Tüketici yağlar yağlı gibi görünse de, Hindistan cevizi yağının orta zincirli trigliseridleri (MCT’ler) diğer yağlardan farklı şekilde metabolize olurlar.
‘MCT’ler sindirim sisteminden karaciğere doğrudan gönderilir ve yağ olarak depolanmak yerine hemen enerji olarak kullanılır. Sabah çayına ve smoothie’ye iki çay kaşığı Hindistan cevizi yağı ekleyebilir, sebzeleri sote etmek için kullanabilir ve fırında pişmiş tatlı patatese fırça yardımıyla yağı sürebilirsiniz.

Ton balığı ve somon

Orkinos ya da somon balığı tüketerek bol miktarda protein alabilirsiniz. Yalnız protein, vücudun diğer besin maddelerinden parçalanması ve sindirilmesi daha zor olanıdır çünkü postmeal kalorili yanıkları yüzde 35 oranında artırabilir.
Protein ihtiyaçları kişiye göre farklılık gösterir, ancak günlük olarak vücut ağırlığının kilogramı başına 0.8-1 gram protein tüketilmesi kilo kaybını sağlamak için yeterlidir. Bu bağlamda, 1.5 kiloluk somon filetosu yaklaşık 40 gram protein içerir. Ton balığı ve somon metabolizmayı zenginleştiren omega-3’lerden de zengindir. Diğer büyük protein kaynakları tavsiyem ise yumurta, yoğurt, süzme peynir, fındık ve fasulye.

Akasya tozu

Akasya tozu, akasya ağacının kabuğunda bulunan bir toz. Yapılan araştırmalar, zayıflamanın en önemli yardımcılarından olduğunu gösteriyor. Akasya tozunu, baharatlar gibi yemeklerinizinüzerine serperek tüketebilirsiniz. Ancak bu tozu kullandığınız öğünlerde bol su tüketmeniz gerekiyor. Su, tozun etkisini artıran en önemli unsur.
Tükettiğiniz besinlerle metabolizmanızı hızlandırabileceğiniz gibi bazı besinleri tercih ederek bu hızı tam tersi yavaşlatabilirsiniz. İşte metabolizmayı yavaşlatan besinler…

Beyaz un

Beyaz un, buğday tohumlarının tümünün elyaf ve antioksidanlar gibi en iyi özelliklere sahip olduğu işlenmiş buğdaydır. Sonuç olarak, daha iyi bir tat ve dokuya sahip olabilir ancak besin değeri olarak inanılmaz düşüktür. Çünkü beyaz unun sindirimi yavaşlatan lifi yoktur.

Omega-6 yağ asitleri

Omega-6 yağ asitleri; tereyağı, tavuk, kurabiyeler gibi gıdalarda bulunur ve metabolizmayı yavaşlatmaktan sorumlu olabilir. Omega-6 yağ asitlerinin, insülin direncini artırdığı da görüldü.

Konvansiyonel elmalar

Elma giren eve doktor girmez diye bilinir. Doğrudur da. Yalnız Çevresel Sağlık Perspektifleri’nde yayınlanan bir araştırma, meyve ve sebzelerde kullanılan belirli bir fungisit çeşidinin farelerde kilo alımına neden olduğunu ve araştırmacılar, bunun insanlar için de geçerli olduğunu öne sürüyor. Dolayısıyla, sağlıklı bir meyve yediğinizi düşündüğünüzde, gerçek şu ki kilo kaybını azaltabilir. Yalnız organik olmayan konvansiyonel elmaları tüketirken dikkat edin ve bütün meyveleri ve sebzeleri tüketmeden önce iyice yıkadığınızdan emin olun. Hatta dış kabuğun daha parlak görünmesi için yapılan mumlama gibi bazı gıda hileleri durumlarında kabuğunu soymanızı bile tavsiye edebilirim.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu

Yüksek fruktozlu mısır şurubunun uzak durmanız gereken bir bileşen olduğundan geçmiş yazılarımda bahsetmiştim. Bu şurubun bilerek veye bilmeyerek tüketilmesi aslında diyabet, kalp rahatsızlığı ve inme için bir dizi risk faktörü olan ‘metabolik sendrom’ olarak adlandırılan bir durumun oluşmasına neden olabilir. Birçok işlenmiş gıdada ve alkolsüz içeceklerde bulunan bu tatlandırıcı, ucuz ve sağlığınız için oldukça zararlıdır. Diğer şekerle aynı miktarda tüketilen fruktozun metabolizma üzerinde daha zararlı etkileri olduğu çalışmalarda görüldü. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’ndeki bir çalışmada yüksek fruktozlu mısır şurubunun, metabolizma üzerindeki olumsuz etkilerinin obeziteye yol açabileceği bulundu.

Devamını Oku...

Bağımlılık

Şeker Bağımlılığına Karşı Meyve Tüketin

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Abur cuburlara eklenen şeker ve tuz; onları lezzetli yaparken, sizin sağlığınızı olumsuz etkiliyor.

Şeker bağımlılığına karşı şekerli ve asitli içecekler yerine taze meyve tüketmeyi alışkanlık haline getirin!

Yapılan araştırmalar, tuz, şeker ve yağın bağımlılık yaptığı tezini doğruluyor.Her geçen gün artan obezite probleminin temel kaynağının da bu bağımlılık olduğu düşünülüyor. Bir türlü başlanamayan ya da ertesi gün terk edilen diyetler için artık bir bahanemiz daha var. Özellikle abur cubur ve fast food tabir edilen yiyecek gruplarına duyulan bağımlılık düzeyindeki arzunun sebebinin, bu tip gıdaların işlenmiş ve bitkisel yağ bazlı olduğu biliniyor.
Amerika’nın önde gelen gazetelerinden olan New York Times’da yayınlanan bir araştırma sonucuna göre; bu tip gıdalarda bağımlılık oluşturan maddeler, tuz, şeker ve yağ! Abur cuburlara eklenen tuzun, ucuz tat verici olması, raf ömrünü uzatması ve kraker gibi gıdaları çıtır çıtır yapması onu vazgeçilmez kılan en önemli özelliği.
Üstelik tuzun tadını artırmak için üreticiler normal sofra tuzu yerine geniş yüzeyli, büyük taneli kosher tuzu kullanıyor.
Çünkü kosher tuzu dilinizde daha çabuk çözülerek ağzınızda bir aroma patlamasına neden oluyor. Yüksek tansiyon ve benzer birçok hastalığın temelinde gereğinden fazla tuz tüketmek olduğunu düşündüğünüzde, abur cuburların dolaylı yoldan ömrünüzü kısalttığını söyleyebiliriz.

BEDENİNİZİ ALTÜST EDİYOR!

Şeker, son yıllarda insan sağlığının en büyük düşmanı olarak ilan edilen yegane gıda maddesi. Hakkında yapılan araştırmaların sayısı arttıkça şekerin nasıl bir katil olduğu gerçeği gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. İnsanoğlunun yaradılışında tanımlanmamış olan şeker, bedenimizin sahip olduğu tüm sistemi altüst ediyor.
Fakat bunu bile bile tatlı tattan vazgeçemiyoruz.
New York Times’ın haberinin devamında ‘bliss point’ yani haz noktasından bahsediliyor. Bu eşik, tüketicilerin yerken en mutlu olacakları şeker miktarını tanımlıyor.
Oldukça yüklü şeker miktarı anlamına gelen bu noktaya ulaşmak, dolayısıyla daha fazla ürün satmak; üreticileri daha fazla şeker kullanmaya itiyor.
Şeker yediğimizde beynimiz haz duymamıza neden olan dopamin adlı hormonu salgılar. Bunun neticesinde daha çok şeker yemek isteriz. Yapılan araştırmalar, eroin, morfin ve şekerin insan beyninde aynı reseptörleri harekete geçirdiğini gösteriyor.
Şeker tüketmenin tek zararı kilo almak değildir.
Yapılan son araştırmalar şekerin; böbrek hasarı, kalp hastalığı ve hatta kanser riskinizi artırarak en çok korktuğunuz hastalıklarla bağlantılı olduğunu gösterdi.
Şeker bağımlılığından kurtulmak için neler yapabilirsiniz?

KROM POLİNİKOTİNAT

Krom polinikotinat, niasine bağlı kromdur (Vitamin B3). Krom, insülinin kandaki glukozu düzenlemesinde önemli bir rol oynar ve enerji üretiminde görev alır.
Krom polinikotinat, kan şekeri fırlamasını ve birden düşmesini önler. Günde bir kere herhangi bir öğünden önce 200 mikrogram alarak tatlı krizlerini önleyebilirsiniz.

VAZGEÇEMİYORSANIZ AZALTIN

Meyve şekerinden faydalanın derken kast ettiğim, meyvenin kendisidir, meyve suyu değil. Bir bardak meyve suyu elde etmek için en az üç-dört meyve kullanmak gerekir oysa dilimleyerek yediğinizde, en fazla iki adet yiyebilirsiniz. Aynı tatmine ulaşır ancak daha az meyve şekeri alırsınız. Son yıllarda özellikle hazır meyve sularının insan sağlığı açısından ne gibi zararları olduğunu anlatan araştırmalar yayınlanmaya başlandı. Eğer meyve sularından vazgeçemiyorsanız tüketiminizi yarılayın ve kalan kısma maden suyu eklemeyi deneyin. Tükettiğiniz şekerli içecek miktarını azaltmaya devam ettiğinizde onları özlemeyeceğinizi göreceksiniz.

TARİFLERİNİZDEN ŞEKERİ ÇIKARIN

Çok sevdiğiniz bazı tarifler vardır ki vazgeçemezsiniz. Bu gibi durumlarda tarifte kullandığınız malzemeleri alternatifleriyle değiştirmeyi deneyin. Şeker yerine, sağlığa faydaları saymakla bitmeyen hurma şurubu (doğal hurma şurubunu hazır halde bulabilirsiniz) ve bal, tariflerinizden çıkardığınız şekere alternatiftir.

TAZE MEYVE TÜKETİN

Meyvede doğal şeker bulunur. Kurutulmuş ya da taze meyve tüketerek tat alıcılarınızı tatlı yediğinize ikna edebilir, daha doğrusu kandırabilirsiniz. Canınız şeker istediğinde pasta ya da şekerlemedense meyve yemeye çalışın. Şeker ilave etmeden hazırlayabileceğiniz marmelat ya da meyve suları da tatlı krizlerinde imdadınıza yetişebilir.
Tehlikeli üçlünün sonuncusu olan yağ, birbirinden farklı birçok çeşide sahiptir.
Yağ insan bedenine girdiğinden şekere oranla iki kat fazla enerji sağlar. İlave edildiği gıdanın raf ömrünü uzatır; ki bu durum üreticiler için daha fazla kazanç anlamına gelir. Günümüz şartlarında üreticiler için önceliğin insan sağlığından çok kar hanesindeki sıfır adedi olduğunu düşünecek olursak, hazır gıdalarda maksimum yağ ilavesi olduğunu fark edebiliriz.

EN FAZLA KİLOYU CİPS ALDIRIYOR!

En çok kilo aldıran atıştırmalık hangisidir diye sorsak bir çoğunuz patates cipsi diyecektir ki doğru cevap da budur. Peki neden? Çünkü patates cipsinde bağımlılık oluşturmaya yetecek miktarda tuz, şeker ve yağ vardır. Dahası, bu tip cipslerin kızartma işlemine maruz bırakılması. Sahip olduğu kalorinin büyük bölümü bu esnada yükleniyor.
Siz cipsi yer yemez patatesteki basit karbonhidratlar vücutta anında şekere dönüştürülüyor ve bahsettiğimiz karşı konulamaz haz noktasına ulaşılıyor. Sonra şeker hızla kana karışıyor ve bu da kan şekerinizin fırlamasına neden oluyor.
Adeta hipnoz altındaymışçasına yaptığımız alışverişlerin tek sorumlusu nefsimiz değil. Üreticiler, bizi almaya zorlayacak tetikleyicilerin de son derece farkındalar ve adeta beynimizle oynuyorlar.
Yapılan araştırmalar, beyaz pudranın kokain bağımlılarını tetiklediğini söylüyor.
Tüketim tercihlerinde tetiklenme yaşanabildiğini fark eden üreticiler, reklam koku ve yiyecek görsellerini bilinçli bir şekilde kullanarak bizi almaya yönlendiriyor.
Amerikalı bilim adamları, bilinçaltımızla oynanan bu oyunu: yağ ve şeker oranı yüksek yiyecekler tüketmenin vücutta morfin gibi etki gösteren opioid kimyasalı salınımını artırmasıyla ve beynin eroin-morfin bağımlılığı reseptörlerini bloke eden ilaçların, şeker ve yüksek yağ içeren gıdalara karşı koyamama durumunu da bloke etmesiyle izah ediyor.

ETİKETLERİ OKUYUN

Yani bir kokain bağımlısına kokain çeken birinin videosunu izletmekle, karnı aç birine hamburger görseli izletmek aynı etkiye sahip.
Sizi bağımlı hale getiren dış güçlere karşı tek silahınız, aklınız. Market raflarının arasında dolaşırken, eliniz ve market arabanızın arasına aklınızı koyun.
Böylece aldığınız birçok ürünü aynen geri bırakacaksınız. Etiket okumayı öğrenmek de mutlaka yapmanız gerekenler arasında yer alıyor. Sürekli olarak, daha düşük sodyum, daha az şeker ve daha az yağ içeren ürünlere yönelin. Doğal, bitkisel yiyecekler seçmeye özen gösterin.

Devamını Oku...

Diyet ve Kilo Verme

Öğün Atlamak Çözüm Değil

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

öğün atlamak çözüm değil

Kilo vermek için öğün atlamak, metabolizmanızın yavaş çalışmasına neden olur. Vücudunuz kalori yakmak yerine saklamaya başlar

Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, uyku öncesi yemek ve çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan kilo alımı, ilerleyen yaşlarda kurtulması güç bir durum haline gelmektedir. Sayısız diyet listesi, ilave egzersizler ve ‘yeni’ yöntemler arasında doğru olanı seçmek; zayıflamaya çalışmanın ilk ve en zor aşamasıdır. Kilo almak ya da vermek, yediklerinizle yüzde 100 ilişkilidir. Bu yüzden ne yemeniz ya da yememeniz gerektiğini bilirseniz işiniz kolaylaşabilir.
Kilo değişimleri özellikle 40’lı yaşlara kadar daha hızlı gerçekleşirken; bu yaşlardan itibaren metabolizmanın da yavaşlamasıyla birlikte kilo verimi zorlaşır. Üstelik perimenopoz ve menopoz döneminde (40’lı yaşların başında başlayan) östrojen seviyelerinin düşmesi insüline duyarlılığa neden olabilir. Bu da vücudunuzun şeker miktarını kontrol altına almasını zorlaştırır. Kan şekeri düzeyinde meydana gelen değişiklikler ise özellikle yüksek karbonhidratlı ve şekerli gıdalara yönelmenize sebep olabilir.
Fazla kilolarınızdan kurtulmak için hummalı bir çalışma içerisine girmeniz gerekmez. Birkaç adımda, yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmak ve fazlalıklarınızdan kurtulmak mümkündür. Elbette, bazı şeyler yaşınız ilerledikçe değişir. Ancak başarılı bir kilo vermenin temel ilkeleri, siz ne kadar yaşlı olursanız olun hep aynı kalır. Dolayısıyla diyet planınızı yapmadan önce bazı kurallara dikkat etmeniz gerekir.

HAFTADA 1-2 KİLOYU HEDEFLEYİN

Öğünlerinizi sabah, öğle ve akşam olarak düzenli şekilde tüketin. Kilo vermek için öğün atlamanız metabolizmanızın yavaş çalışmasına neden olur. Özellikle kahvaltı veya akşam yemeğini atladığınızda metabolizmanız, vücudunuza kalori yakmak yerine onları saklamasını söyler. Ayrıca öğün atlamak, kan şekerinizde düşüşlere neden olur. Bu durum pek çok hastalığı beraberinde getirebilir.

BAKLİYATI BOL TÜKETİN

Bakliyatların kilo verme üzerindeki etkisini araştıran bilim adamları ilginç bir deney yapmışlar. Belirli bir diyet ve egzersiz programını takip eden kişiler iki gruba ayrılmış. İlk grup, diyet ve egzersiz programlarında hiçbir değişiklik yapmadan diyetlerine bakliyat eklemiş. İkinci grup üyeleri, diyetine bakliyat eklemektense günlük programlarından 500 kalori eksilterek yollarına devam etmiş. İki ayın sonunda grupların verdiği kilo oranı karşılaştırıldığında, aynı oranda kilo verdikleri tespit edilmiş! Yapılan farklı bir araştırmada, bakliyattan zengin beslenenlerin diğerlerine oranla dört kat fazla kilo verdiği tespit edilmiş.

BEZELYE

Yapılan araştırmalar, bezelyenin potasyum yününden oldukça zengin olduğunu ve içerdiği potasyum sayesinde kalp sağlığını korumada önemli rol oynadığını gösterdi. Türk mutfağında sıklıkla tercih edilen bezelyenin, metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de son yıllarda ortaya çıkan faydalı gerçekler arasında yer alıyor.

FASULYE ÇEŞİTLERİ

Fasulye, Türk mutfağında sıklıkla kullanılan ve her çeşidi pişirilen bir bakliyat türüdür. Çorbalarda, ana yemeklerde, hatta salatalarda bile kullanılır. Renkleri ile birbirindenayrılan çeşitleri olan fasulye, bilimsel araştırmalara da konu olmaya başladı. Sadece yarım bardak siyah fasulye tüketmek, günlük demir ihtiyacınızın yüzde 15’ini karşılamaya yeter.
Yapılan araştırmalara göre, genellikle salatalarda kullandığımız kırmızı fasulye tam bir antioksidan kaynağı. Antioksidan içeren sebze ve meyveler genelde kırmızı renktedirler ve kırmızının tonu koyulaştıkça içerdiği antioksidan miktarı da artar. Ana yemek olarak kullandığımız beyaz fasulyenin glisemik indeksinin düşük olduğu da tespit edildi.Metabolizmayı hızlandırma etkisi incelendiğinde, tüm fasulye çeşitlerinin metabolizmayı hızlandırıcı etkisi olduğu tespit edildi. Zayıflamak istiyorsanız, fasulyeden yapılan tarifleriaraştırmaya başlayabilirsiniz.

NOHUT

Nohut hakkında yapılan araştırmalar çoğaldıkça faydaları saymakla bitmiyor. Vitamin ve mineral zengini olan bu bakliyat, en çok folik asit ve B vitamini barındırıyor. Kalp sağlığı ve sinir sistemi üzerindeki önleyici ve tedavi edici etkileri ortaya çıkan nohudun bazı kanser türleri için de son derece faydalı olduğu tespit edildi. Bilim adamları, nohudun metabolizmayı hızlandırarak zayıflamaya yardımcı olduğunu da tespit etti.

MERCİMEK

Mercimek, yine renkleriyle birbirinden ayrılan çeşitlere sahiptir. Türk mutfağında sıklıkla kullanılan bu bakliyat, sayısız sıcak ve soğuk yemeğe dahil edilir. Yapılan araştırmalar, mercimeğin protein yönünden en zengin bakliyat olduğunu söylüyor. (Yarım bardak mercimekte 9 gr. protein bulunur) Mercimek, proteinin yanı sıra magnezyum ve folik asit yönünden de oldukça zengindir. Kalp sağlığından kemik sağlığına kadar tüm vücuda sayısız faydası tespit edilen mercimeğin kas ağrı ve kramplarına iyi geldiği de söyleniyor. Yüksek protein içeren tüm gıdalar gibi mercimek de uzun süre tokluk verdiğinden zayıflamanıza yardımcı olur.

SALATALIK

Yapılan araştırmalar, en düşük kalorili sebzenin salatalık olduğunu gösterdi. Hem lezzetli, hem de düşük kalorili! (Bu denli düşük kalorili olmasının en önemli sebebi, büyük kısmının sudan oluşuyor olmasıdır) Diyet programınızın ara öğün saatlerinde salatalığı tercih edebilirsiniz.

AVOKADO

Birkaç yıl önce avokada, kültürümüze uzak bir yiyecekken şimdilerde sayısız tarifte yer aldığını görüyoruz. Vitamin, mineral ve sağlıklı yağlardan oldukça zengin olan avokadoyu çok sevmeye başladık. Yapılan araştırmalar, avokadonun içerdiği sağlıklı yağların zayıflamada son derece faydalı olduğunu gösterdi.

DAHA AZ YEMELİSİNİZ

Kilo alımına neden olan en önemli etken pek çok kişinin doygunluk hissine geç ulaşıyor olmasıdır. Doygunluk hissi, size bu kadar yemek yeter dedirten histir. Bu hisle birlikte, açlık hissiniz yerini tokluk hissine bırakır. Daha fazla yemeniz doygunluk hissine erken ulaşacağınız anlamına gelir. Porsiyonlarınızı azaltarak da bu hisse erişmeniz mümkündür. Tavuk, ızgara, et, brokoli ya da fasulye gibi ana yemeklerinizin porsiyonunu azaltmayı deneyin. Ana yemeğinizin yanında pirinç, bulgur veya makarna tüketiyorsanız, ekmek yemenize gerek kalmaz. Kalori ihtiyaçları kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ancak genel olarak günde 2 bin kalori besin tüketen bir bireyin, 400-500 kalori azaltmayı hedeflemesi gerekir.

DAHA FAZLA HAREKET EDİN

Diyetle kilo vermek zordur; özellikle 40 yaş üzerindeyseniz mutlaka diyetinizi, egzersizle birleştirmeniz gerekir. Günde en az 30 dakikalık günlük aktivite edinerek diyetinizi destekleyebilirsiniz. Yürümekten hoşlanıyorsanız en az 10 bin adım atmalısınız. Herhangi bir egzersiz yöntemi edinemiyor ya da uyum sağlayamıyorsanız, o halde gün içinde hareketli kalmaya özen gösterebilirsiniz.

SU TÜKETİMİNİZİ ARTIRIN

Su tüketimi hayati organlarımızın ve metabolizmamızın sağlıklı çalışmasını sağlar. Gün içerisinde en az sekiz bardak su tüketimine özen göstermek gerekir. Su tüketimi metabolizmayı hızlandırır ve toksitlerin hızlıca vücuttan atılmasına yardımcı olur.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.