Bizimle iletişime geçin

Sağlıklı Yaşam

5 Adımda Yaşam Kalitesi Arttırma

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

yaşam kalitesi arttırma

Sağlıklı bir yaşam için yedikleriniz kadar yaptıklarınız da önemli. Sağlıklı kalmak için kahvaltıyı ihmal etmeyin, uyku düzeninize dikkat edin, hareketli olun, yeşilden zengin beslenin ve haftada bir de olsa baklagil tüketin

Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, uykusuz kalma ve çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan kilo alımı; ilerleyen yaşlarda kurtulması güç bir durum haline gelir. Sayısız diyet listesi, ilave egzersizler ve ‘yeni’ yöntemler arasında doğru olanı seçmek; zayıflamaya çalışmanın ilk ve en zor aşamasıdır. Kilo almak ya da vermek, yediklerinizle yüzde 100 ilişkilidir. Bu yüzden ne yemeniz ya da yememeniz gerektiğini bilirseniz işiniz kolaylaşabilir. Ancak sağlıklı bir yaşam için sadece yediklerinize dikkat etmeniz her zaman yeterli değildir. Kahvaltı ihmal edilmemeli, mümkün olduğunca hareket etmeli, uyku düzeninize dikkat etmeli, yeşilden zengin beslenmeli ve haftada bir kez de olsa mutlaka baklagil tüketmelisiniz. Gelin beş adımda yaşam kalitesi arttırma sırlarına hep birlikte bakalım…

1. KAHVALTIYI İHMAL ETMEYİN

Kahvaltı, metabolizmanızı başlatır ve gün içinde kalori yakmanıza yardımcı olur. Aynı zamanda size günlük işlerinizi yapmak için ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi verir. Kahvaltının kötü LDL kolesterol seviyesini düşürme, şeker ve kalp hastalığı riskini önleme gibi etkileri de bulunur. Kahvaltı ayrıca; süt, tahıl ve meyveler gibi sağlıklı gıdalardaki bazı vitamin ve besin maddelerini almanıza yardımcı olur. Dolayısıyla güne kahvaltı ile başlamaya özen göstermelisiniz.

2. HAREKETLİ OLUN

Gün boyunca alınan kalori ve yağlar hareketsizlikle de birleşince kilo alımı kaçınılmaz oluyor. Düzenli egzersiz, vücut ağırlığında azalma (kilo verme) yardımcı olur.
Egzersizin birtakım fizyolojik faydaları da vardır; kasların işlevselliğinde ve vücudun oksijen alıp kullanabilme yeteneğinde olumlu etki sağlar; yüksek tansiyonu düşürür, kötü (LDL ve toplam) kolesterolde düşüşe, iyi (HDL) kolesterole artışa neden olur. Günlük düzenli aktiviteler, vücudun oksijen taşıma ve kullanma becerisini geliştirerek yorgunluk hissini ortadan kaldırır. Bu, özellikle kardiyovasküler hastalığı olanlar için çok önemlidir. Egzersiz programlarından önce ve sonra kas gücünü ve esnekliğini ölçen çalışmalar; özellikle yaşlı gruplarında, sırt ağrısı ve kemik hastalıklarında iyileşme olduğunu gösteriyor. Bir egzersiz programına yeni katılan ve kalp rahatsızlığı tanısı konmuş hastalar üzerinde yapılan bir çalışmada; kendine güvende artış, daha düşük stres ve daha az kaygı gibi yaşam kalitesinin diğer ölçütlerinde iyileşmelerin meydana geldiği gözlenmiştir. Ayrıca araştırmalar, egzersiz programlarına katılan ve düzenli spor yapan kalp hastalarının ölüm oranının yüzde 20-25 oranında azaldığını da ortaya koymuştur. Günde en az 30 dakikalık günlük aktiviteyle diyetinizi destekleyebilirsiniz. Yürümekten hoşlanıyorsanız en az 10 bin adım atmalısınız. Herhangi bir egzersiz yöntemi edinemiyor ya da uyum sağlayamıyorsanız, o halde gün içinde hareketli kalmaya özen gösterebilirsiniz.

3. UYKUSUZ KALMAYIN

Yapılan araştırmalar; erkeklerin yedisekiz, kadınların ise altı-yedi saat uykuya ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Peki ihtiyacımız kadar uyumazsak ne olur?
 Uykusuzluk kazalara sebep olur. Yapılan çalışmalar, ölümcül trafik kazalarının altıda birini uykusuzluk ile ilişkilendirmiştir. Kısaca, uykusuzluk aslında kanserden daha öldürücüdür desek yanlış olmaz.
 Uykusuzluk sizi uyuşturur, öğrenme ve düşünme yeteneğinizi baskılar. Beyninizin kognitif fonksiyonlarını etkilemesi; düşünme kabiliyetinizi, konsantrasyonunuzu, dikkatinizi ve reflekslerinizi etkiler.
 Uyku problemi yaşayan kişilerde kalp hastalığı, kalp krizi, yüksek tansiyon, inme ve diyabet gibi hastalıkların daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Bildiğimiz bir şey var; uykusuzluk, sizi yorgun bırakması yetmezmiş gibi damarlarınızda yaşlanmaya da sebep oluyor.
 Uykusuzluk, kilo aldırır. Öncelikle iştahımızı kontrol eden iki hormonun ve vücudumuzda mutluluk hormonunun en fazla nerede üretildiğini bilmeniz gerekiyor. Mutluluktan başlayalım. Bildiğiniz gibi mutluluk hormonu serotonindir; hani depresyon ilaçlarını kullanarak sinir uçlarında artırmaya çalıştığımız hormon. Bu hormon yüzde 80’in üstünde ince bağırsaklarımızda bulunuyor. Şimdi mutsuz olduğunda çikolata yiyenler, bu dürtünün nereden geldiğini tekrar bir düşünsünler.

4. YEŞİL YAPRAKLI SEBZELERDEN ZENGİN BESLENİN

Lahana, brokoli, ıspanak ve pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler; mükemmel birer vitamin, mineral ve antioksidan kaynağıdır. Ayrıca yüksek lif oranları sayesinde, östrojen seviyesinin düşmesini sağlarlar ve sindirim sistemi için de son derece faydalıdırlar. Yeşil yapraklı sebzeler, karaciğeri temizleyerek detoks etkisi yapar. Böylece toksik kimyasalların vücutta dolaşması engellenmiş olur. Bu sayede tümör oluşturan hücreler bir araya gelemez. Deniz yosunu, iyot kaynağı olması sebebiyle kanserle mücadelede önemli rol oynayan bir diğer faydalı yeşil yapraklıdır. Deniz yosunu da östrojen hormonunu düzenleyici etkisi sebebiyle meme kanseri ile savaşta son derece faydalıdır. Brokoli, karnabahar ve lahana gibi kükürtlü sebzeler, anti-kanser özellikleriyle ön plana çıkıyor. Yapılan çalışmalar; bu sebzelerin içerdikleri glukozinolat adı verilen bileşik sayesinde, çeşitli organlarda kanseri durdurucu etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Bu nedenle; özellikle mevsiminde bu sebzeleri sofranızdan eksik etmemeye özen gösterin.

5. NOHUT, FASULYE, MERCİMEK ÜÇLÜSÜNDEN VAZGEÇMEYİN

 Nohut: Yeşil yapraklı sebzeler kadar baklagil tüketimi de önemlidir. Sadece yarım bardak siyah fasulye tüketmek, günlük demir ihtiyacınızın yüzde 15’ini karşılamaya yeter. Nohut hakkında yapılan araştırmalar çoğaldıkça, faydaları saymakla bitmiyor. Vitamin ve mineral zengini olan bu bakliyat, en çok folik asit ve B vitamini barındırıyor. Kalp sağlığı ve sinir sistemi üzerindeki önleyici ve tedavi edici etkileri ortaya çıkan nohudun bazı kanser türleri için de son derece faydalı olduğu tespit edildi. Bilim adamları, nohudun metabolizmayı hızlandırarak zayıflamaya yardımcı olduğunu da tespit etti.
 Fasulye: Yapılan araştırmalara göre, genellikle salatalarda kullandığımız kırmızı fasulye tam bir antioksidan kaynağı. Antioksidan içeren sebze ve meyveler genelde kırmızı renktedir ve kırmızının tonu koyulaştıkça içerdiği antioksidan miktarı da artar. Ana yemek olarak kullandığımız beyaz fasulyenin glisemik indeksinin düşük olduğu da tespit edildi.
 Mercimek: Yapılan araştırmalar, mercimeğin protein yönünden en zengin bakliyat olduğunu söylüyor. (Yarım bardak mercimekte 9 gram protein bulunur.) Mercimek, proteinin yanı sıra magnezyum ve folik asit yönünden de oldukça zengindir.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlıklı Yaşam

Seyahat Esnasında Su Tüketin

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Seyahat Esnasında Su Tüketin

Seyahat esnasında su tüketin; günlük hayatın koşuşturması içerisinde bazı anlar içmeyi unuttuğunuz suyun vücuttaki her bir sistemin düzgün bir şekilde çalışmasını sağladığını biliyor muydunuz?
Tartışmasız suyun canlılar için oksijenden sonra ihtiyaç duyduğu ve yaşamın önemli bir parçası olduğunu biliyoruz. Dünyanın dörtte üçü sularla kaplı iken bedenimizde aynı şekilde olduğunu duyardık hep. Ancak bilimsel verilere göre biliyoruz ki, insan bedeninin yaklaşık yüzde 55-60’ı sudan oluşuyor. Bu oran yeni doğan bebeklerde yüzde 75’e ulaşıyor. Kimin ne kadar sıklıkta su tüketmesi gerektiğine dair sorulan sorulara da kişinin metabolizmasına, yaşadığı bölgeye ve hava koşullarına göre değişiklik göstermektedir diyebiliriz. Erkeklerin günde 2.5-3.7, kadınların ise 2-2.7 litre su içmesi gerekiyor.

Suyun Sağlığa Olan Faydaları…

– Bağışıklık sisteminin düzenli bir şekilde çalışması için her gün yeterli miktarda su tüketilmelidir.
– Yeterli miktarda su tüketilmesinde cilt daha canlı, parlak görünür.
– Kan basıncını düzenlerken kalp atış hızını da ideal bir aralıkta tutar.
– Vücut sıcaklığını normal tutmaya yardımcı olur.
– Dokuları ve organları sağlıklı tutar.
– Böbrekleri toksik maddelerden arındırır.
– Hücrelere oksijen ve besin taşıma görevini üstlenmiştir.
– Kabızlığı önler, besinlerin sağlıklı bir şekilde sindirilmesine yardımcı olur.

Seyahat Esnasında da Su Tüketmeliyiz…

Uçak yolcularını etkileyen en yaygın sağlık problemlerinden biri, kabin havasındaki nem eksikliğinden kaynaklanan ve yetersiz su tüketimi esnasında görülen dehidrasyondur. Uçuş sırasında dehidrasyonu (sıvı kaybını) önlemek için bol miktarda su tüketilmelidir.
Hava yolculuğunun neden olduğu dehidrasyon özellikle uçak kabinlerindeki düşük nem seviyelerinden kaynaklanmaktadır. Normal bir iç mekan nemi %30 ile %65 arasındadır. Uçak kabininin içindeki hava ise genellikle %10 ile %20 arasında bir nem seviyesine sahiptir. Bu nedenler, uçak yolculuğu sırasında yeterli su tüketimine yönelik önlemler alınmasını zorunlu hale getirmiştir.
Sıvı kaybı sonucunda oluşan ödem kişilerin kendilerini daha şiş hissederek rahatsız olmalarına neden olur. Bunu önlemek için ılık-oda sıcaklığında su tüketmeye çalışın.

Havada olduğunuz sürece dehidrasyonu önlemenin bazı basit yolları vardır:

Bol su tüketin

Yolcular genellikle uçuş boyunca sıvı tüketmeyi unutabilirler. Dehidrasyonu önlemek için uçağa binmeden önce sıvı tüketmeye başlayın. Uçuş sırasında da fırsat buldukça su için. Ancak tüm sıvıların iyi bir fikir olmadığını unutmayın. Alkol dehidrasyonu şiddetlendirebilir. Kahve, çay ve kola gibi kafeinli içecekler de dehidrasyonu arttırabilir.
Nemlendirici kullanın
Uçak kabininin içindeki hava ciltte kuruma yapabilir. Bol miktarda su tüketiminin yanı sıra, yanınızda nemlendirici krem bulundurabilir ve cildinizi nem kaybına karşı korumak için uçuş sırasında sık sık uygulayabilirsiniz.
Göz damlası kullanın
Özellikle lens kullanan yolcular için düşük kabin havası gözde kurumaya neden olabilir. Bu sorunu gidermek için doktorunuz tarafından önerilen göz damlaları gözde ki kurumaya karşı cankurtarandır.
Burun spreyi bulundurun
Kuru kabin havası, bazı insanlarda burun rahatsızlığına ve hatta burun kanamalarına neden olabilir. Uçarken, düşük kabin nemi yüzünden burun kuruması halinde, burun spreyi yanınızda bulundurun.
İlaçlarınızı yanınıza alın
Dehidrasyon, astım gibi solunum rahatsızlığı olan insanlarda nefes alma problemine neden olabilir. Astım ilacı kullanan yolcuların, yolculuk öncesinde ilaçların yeterli olup olmadığı, arttırılması veya değiştirilmesi gerekip gerekmediğini doktorlarıyla görüşmelerinde fayda var.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Stres İle Başa Çıkmanın Yolları

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Stres İle Başa Çıkmanın Yolları

Stres ile başa çıkmanın yolları;  gün içerisinde otobüsü kaçırmak, işe geç kalmak, sınavlar, girdiğimiz çeşitli tartışmalar ve bunun gibi birçok olay bizi strese sürükleyebiliyor. Peki strese en iyi gelen şeyin temizlik olduğunu söylesem?

Günümüzde stres, neredeyse yaşantımızın bir parçası oldu. Yaşanılan birçok olay kimi zaman farkında olarak kimi zaman farkında olmadan strese sebep olabiliyor. Çoğu insan stresli bir hayatı kabul ederek hayatlarına bu şekilde devam ederken bazı insanlarsa stresin önüne geçmek için ya da stres anında buna bir dur demek için önlemler alıyor.
Çeşitli masajlar, çaylar ve sosyal etkinlikler stresin önüne geçerken, son zamanlarda yapılan araştırmalar, stres altında olan insanların temizlik yaparak kendilerini rahatlattıklarını ortaya koyuyor. Temizlikle beraber sadece temizlik yapılan ortam değil beyin de temizleniyor. Temizlik iyileştirici bir özellik taşıyor. Stresli ya da kaygılı olduğumuz zamanlarda içinde bulunduğumuz ortamın dağınık ve pis olması bizi daha da strese sokup kaygılandırırken, etrafın temiz ve toplu olduğu bir ortamda bulunmak ruh halini sakinleştirerek, duygu durumunu düzene sokar.
Stresli olduğumuz zamanlarda kafamız ve duygularımız karmaşık bir durumda olur. Bulunduğumuz alanın temiz olması sakinleşme ve refah duygusu gibi olumlu duygulara yol açabilir.
Yapılan bazı araştırmalar, evi dağınık olan bir kadınlarda stres hormonunun daha yüksek olduğunu tespit etmiştir. İnsan stresliyken kafasını kurcalayan, meşgul eden endişeler vardır bu yüzden de ek olarak gözle görülen bir düzensizliğe tahammül edemez. Örneğin; bulaşık yıkamak, kireç temizlemek gibi rutin temizlik işlemleri yaşadığımız günlük stresin önüne geçerek kafamızı dağıtır.

Meditasyon yapmak stresin önüne geçiyor

Gün içerisinde yaşanan yoğunluk ve stresi, gün sonunda atıp rahatlamak sağlıklı bir yaşam için oldukça önem taşır. Zihnimizi boşaltmak rahatlatır ve stresin önüne geçer. Düzenli ve temiz bir alan daha rahatlatıcı ve sağlıklı bir ortam sunarken, dağınık ve karmaşık ortamlar dikkat dağınıklığını ve stresi arttırır. Temiz bir ortamda meditasyon yapmak zihni boşaltmaya ve rahatlamaya yardımcı olur.

Kaygılarınız Sizi Strese Sürüklüyor

Hayata dair kaygılarınız, gerek iş hayatı, gerek özel hayatınızla ilgili olsun sizi strese sürükleyerek, içinden çıkılmaz bir kısır döngüye sokabilir. Kaygı yaşadığınız konuların üstüne giderek onları çözebilir, kaygılarınızdan uzaklaşarak stresi hayatınızdan çıkartabilirsiniz.Stres Sizi Değil, Siz Stresinizi Yönetin

Siz farkında olmadan stres iç huzurunuzu bozarak, yavaş yavaş sizi tüketir. Gün içerisinde yaşadığınız birçok olay siz farkında olmadan bilinçaltınıza girip sizi yönlendirir.
Çeşitli nefes egzersizleri ve meditasyonlarla zihninizi boşaltmak ve rahatlamak mümkün!

Beslenmeniz ve sosyal aktivitelerle stresin önüne geçebilirsiniz

Yediğiniz besinler, girdiğiniz sosyal ortamlar veya sosyal aktiviteleriniz de stres düzeyinizde önemli bir rol oynarken, stresinizin önüne geçmeye yardımcı olmaktadır.
Sizi rahatlatacak çaylar içip, nefes alıp vermenizi kontrol altına almanız vücudunuzun sakinleşmesine ve stresten uzaklaşmanıza yardımcı olmaktadır.

Stresiniz Sizi Tüketebilir!

Stresli olduğunuz zamanlarda kendinizi tükenmişlik sendromuna yakalanmış gibi hissedebilirsiniz. Bu tür durumlarda bahsettiğim rahatlama yollarıyla kendinizi rahatlatın. Stresinizi kontrol altına almak için iyi beslenmeyi öğrenmeli, sizi strese sokacak durumları tespit edip uzak durmalı ve kaygılarınızı kontrol altında tutmalısınız.

Stresin Üstüne Giderek Ondan Kurtulun

Stresi reddetmek çare değildir. Önce stresi tanımamız, kabul etmemiz ve sonra onun nedenlerini bulup sorunu çözmeliyiz.
Stres yaşantımızı tehdit niteliği taşımaktadır. Yapmamız gereken şey olayların iyi yönünden bakmak ve stresi çözümlemeye çalışmaktır.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Sağlıklı Yaşam

Turpun Sağlığa Olan 6 Faydası

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Turpun Sağlığa Olan 6 Faydası

Turpun sağlığa olan 6 faydası; genellikle salatalarda kullandığımız vitamin ve mineralleri içerisinde yüksek oranda barındıran turp; yaşlanmayı önlemekten, bağışıklığı güçlendirmeye ve hatta sindirimi desteklemeye kadar sağlığımıza birçok katkı sağlar. Tam bir sağlık deposu olan turp; potasyum, kalsiyum, sodyum ve C vitamini açısından zengindir. Aynı zamanda tiamin, niasin, folat, B6, A ve K vitaminlerini de içerir. İşte sağlığınıza olan diğer faydaları…

Bağışıklık Dostu

Beslenme programınıza turpu eklemek için aslında sayısız nedeniniz vardır, ancak bağışıklık sisteminizi geliştirmesi en başta gelen nedenlerden biridir. Salatalarda veya atıştırmalık olarak tüketeceğiniz günlük yarım bardak turp, C vitamini ihtiyacınızın yaklaşık %15’ini karşılar. C vitamini kaynağı olması sebebiyle kış ayları boyunca grip ve benzer hastalıklardan korunmak için sofranızdan eksik etmemenizi öneririm.
C vitamini sadece bağışıklık sisteminizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda vücudunuz üzerindeki etkilerinden dolayı süper bir vitamin olarak kabul edilir. Yağları kullanılabilir enerjiye dönüştürür ve metabolizmanızı düzenlemenize yardımcı olur.

Sindirim Sisteminizi Destekler

Bağırsaklarınızda biriken faydasız artıklardan kurtulmanın yolunun, lif ağırlıklı beslenmekten geçtiğini eminim hepiniz biliyorsunuz. Lif; sistemde adeta su vazifesi görerek, bağırsaklarınızın olması gerektiği şekilde boşalmasına yardımcı olur. Liften zengin beslenmek, sindirim siteminizin sağlığı için altın değerindedir. İşte tam da bu noktada turp, günlük almanız gerekli lif hedefinize ulaşmanıza yardımcı olur. Lif ayrıca kan şekeri seviyelerini yönetmenize yardımcı olup ve kilo vermenizi sağlar.
Sadece turp değil, turp yaprakları da faydalıdır. Yüksek kolesterol diyetiyle beslenen fareler üzerinde yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre, turp yapraklarının sindirim fonksiyonlarını iyileştirmeye yardımcı olduğu gösterilmiştir.

Kanserden Korunmak İçin Turp Tüketin

Turp C vitamini, folik asit ve antosiyaninler bakımından zengin olması sebebiyle, özellikle kolon, böbrek, bağırsak, mide ve ağız kanseri olmak üzere insanları birçok kanser türünden koruması ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca kırmızı turp sülfürlü bileşikler açısından zengin olması sebebiyle, karaciğer ve safra dostudur. Aynı zamanda turp, kanser hastalığının neden olduğu halsizliği önler.

Kardiyovasküler Sistemi Geliştirir

Kalbin sağlıklı çalışmasını sağlayan ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltan antosiyonin içeren turp aynı zamanda folik asit ve flavonoid içeriğinin yüksek olması sebebiyle kalbinizi korur.

Cilt Sağlığınıza Faydalı Olduğunu Biliyor muydunuz?

Turplarda bulunan C vitamini, fosfor, çinko ve bazı B vitamini kompleksi üyeleri cilt sağlığınız için oldukça faydalıdır. Turptaki su, ciltdin sağlıklı nem seviyelerinin korunmasına da yardımcı olur. Dezenfektan özelliklerinden dolayı turp, cilt kuruluğu ve döküntüleri gibi cilt bozukluklarının giderilmesine yardımcı olur. Her gün tüketeceğiniz turp sayesinde, özellikle sivilcelerin oluşturduğu kızarıklıkları önleyebilirsiniz.

Ağrılarınızdan Turp Sayesinde Kurtulun

Beyaz turpun bilinen en önemli özelliği romatizma kaynaklı ağrıların giderilmesine yardımcı olmasıdır. Beyaz turp, ayrıca stresinizi azaltarak kan basıncınızı da düzenler.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

seo web tasarım