Sosyal Medya

Sağlıklı Yaşam

5 Adımda Yaşam Kalitesi Arttırma

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
yaşam kalitesi arttırma

Sağlıklı bir yaşam için yedikleriniz kadar yaptıklarınız da önemli. Sağlıklı kalmak için kahvaltıyı ihmal etmeyin, uyku düzeninize dikkat edin, hareketli olun, yeşilden zengin beslenin ve haftada bir de olsa baklagil tüketin

Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, uykusuz kalma ve çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan kilo alımı; ilerleyen yaşlarda kurtulması güç bir durum haline gelir. Sayısız diyet listesi, ilave egzersizler ve ‘yeni’ yöntemler arasında doğru olanı seçmek; zayıflamaya çalışmanın ilk ve en zor aşamasıdır. Kilo almak ya da vermek, yediklerinizle yüzde 100 ilişkilidir. Bu yüzden ne yemeniz ya da yememeniz gerektiğini bilirseniz işiniz kolaylaşabilir. Ancak sağlıklı bir yaşam için sadece yediklerinize dikkat etmeniz her zaman yeterli değildir. Kahvaltı ihmal edilmemeli, mümkün olduğunca hareket etmeli, uyku düzeninize dikkat etmeli, yeşilden zengin beslenmeli ve haftada bir kez de olsa mutlaka baklagil tüketmelisiniz. Gelin beş adımda yaşam kalitesi arttırma sırlarına hep birlikte bakalım…

1. KAHVALTIYI İHMAL ETMEYİN

Kahvaltı, metabolizmanızı başlatır ve gün içinde kalori yakmanıza yardımcı olur. Aynı zamanda size günlük işlerinizi yapmak için ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi verir. Kahvaltının kötü LDL kolesterol seviyesini düşürme, şeker ve kalp hastalığı riskini önleme gibi etkileri de bulunur. Kahvaltı ayrıca; süt, tahıl ve meyveler gibi sağlıklı gıdalardaki bazı vitamin ve besin maddelerini almanıza yardımcı olur. Dolayısıyla güne kahvaltı ile başlamaya özen göstermelisiniz.

2. HAREKETLİ OLUN

Gün boyunca alınan kalori ve yağlar hareketsizlikle de birleşince kilo alımı kaçınılmaz oluyor. Düzenli egzersiz, vücut ağırlığında azalma (kilo verme) yardımcı olur.
Egzersizin birtakım fizyolojik faydaları da vardır; kasların işlevselliğinde ve vücudun oksijen alıp kullanabilme yeteneğinde olumlu etki sağlar; yüksek tansiyonu düşürür, kötü (LDL ve toplam) kolesterolde düşüşe, iyi (HDL) kolesterole artışa neden olur. Günlük düzenli aktiviteler, vücudun oksijen taşıma ve kullanma becerisini geliştirerek yorgunluk hissini ortadan kaldırır. Bu, özellikle kardiyovasküler hastalığı olanlar için çok önemlidir. Egzersiz programlarından önce ve sonra kas gücünü ve esnekliğini ölçen çalışmalar; özellikle yaşlı gruplarında, sırt ağrısı ve kemik hastalıklarında iyileşme olduğunu gösteriyor. Bir egzersiz programına yeni katılan ve kalp rahatsızlığı tanısı konmuş hastalar üzerinde yapılan bir çalışmada; kendine güvende artış, daha düşük stres ve daha az kaygı gibi yaşam kalitesinin diğer ölçütlerinde iyileşmelerin meydana geldiği gözlenmiştir. Ayrıca araştırmalar, egzersiz programlarına katılan ve düzenli spor yapan kalp hastalarının ölüm oranının yüzde 20-25 oranında azaldığını da ortaya koymuştur. Günde en az 30 dakikalık günlük aktiviteyle diyetinizi destekleyebilirsiniz. Yürümekten hoşlanıyorsanız en az 10 bin adım atmalısınız. Herhangi bir egzersiz yöntemi edinemiyor ya da uyum sağlayamıyorsanız, o halde gün içinde hareketli kalmaya özen gösterebilirsiniz.

3. UYKUSUZ KALMAYIN

Yapılan araştırmalar; erkeklerin yedisekiz, kadınların ise altı-yedi saat uykuya ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Peki ihtiyacımız kadar uyumazsak ne olur?
 Uykusuzluk kazalara sebep olur. Yapılan çalışmalar, ölümcül trafik kazalarının altıda birini uykusuzluk ile ilişkilendirmiştir. Kısaca, uykusuzluk aslında kanserden daha öldürücüdür desek yanlış olmaz.
 Uykusuzluk sizi uyuşturur, öğrenme ve düşünme yeteneğinizi baskılar. Beyninizin kognitif fonksiyonlarını etkilemesi; düşünme kabiliyetinizi, konsantrasyonunuzu, dikkatinizi ve reflekslerinizi etkiler.
 Uyku problemi yaşayan kişilerde kalp hastalığı, kalp krizi, yüksek tansiyon, inme ve diyabet gibi hastalıkların daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Bildiğimiz bir şey var; uykusuzluk, sizi yorgun bırakması yetmezmiş gibi damarlarınızda yaşlanmaya da sebep oluyor.
 Uykusuzluk, kilo aldırır. Öncelikle iştahımızı kontrol eden iki hormonun ve vücudumuzda mutluluk hormonunun en fazla nerede üretildiğini bilmeniz gerekiyor. Mutluluktan başlayalım. Bildiğiniz gibi mutluluk hormonu serotonindir; hani depresyon ilaçlarını kullanarak sinir uçlarında artırmaya çalıştığımız hormon. Bu hormon yüzde 80’in üstünde ince bağırsaklarımızda bulunuyor. Şimdi mutsuz olduğunda çikolata yiyenler, bu dürtünün nereden geldiğini tekrar bir düşünsünler.

4. YEŞİL YAPRAKLI SEBZELERDEN ZENGİN BESLENİN

Lahana, brokoli, ıspanak ve pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler; mükemmel birer vitamin, mineral ve antioksidan kaynağıdır. Ayrıca yüksek lif oranları sayesinde, östrojen seviyesinin düşmesini sağlarlar ve sindirim sistemi için de son derece faydalıdırlar. Yeşil yapraklı sebzeler, karaciğeri temizleyerek detoks etkisi yapar. Böylece toksik kimyasalların vücutta dolaşması engellenmiş olur. Bu sayede tümör oluşturan hücreler bir araya gelemez. Deniz yosunu, iyot kaynağı olması sebebiyle kanserle mücadelede önemli rol oynayan bir diğer faydalı yeşil yapraklıdır. Deniz yosunu da östrojen hormonunu düzenleyici etkisi sebebiyle meme kanseri ile savaşta son derece faydalıdır. Brokoli, karnabahar ve lahana gibi kükürtlü sebzeler, anti-kanser özellikleriyle ön plana çıkıyor. Yapılan çalışmalar; bu sebzelerin içerdikleri glukozinolat adı verilen bileşik sayesinde, çeşitli organlarda kanseri durdurucu etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Bu nedenle; özellikle mevsiminde bu sebzeleri sofranızdan eksik etmemeye özen gösterin.

5. NOHUT, FASULYE, MERCİMEK ÜÇLÜSÜNDEN VAZGEÇMEYİN

 Nohut: Yeşil yapraklı sebzeler kadar baklagil tüketimi de önemlidir. Sadece yarım bardak siyah fasulye tüketmek, günlük demir ihtiyacınızın yüzde 15’ini karşılamaya yeter. Nohut hakkında yapılan araştırmalar çoğaldıkça, faydaları saymakla bitmiyor. Vitamin ve mineral zengini olan bu bakliyat, en çok folik asit ve B vitamini barındırıyor. Kalp sağlığı ve sinir sistemi üzerindeki önleyici ve tedavi edici etkileri ortaya çıkan nohudun bazı kanser türleri için de son derece faydalı olduğu tespit edildi. Bilim adamları, nohudun metabolizmayı hızlandırarak zayıflamaya yardımcı olduğunu da tespit etti.
 Fasulye: Yapılan araştırmalara göre, genellikle salatalarda kullandığımız kırmızı fasulye tam bir antioksidan kaynağı. Antioksidan içeren sebze ve meyveler genelde kırmızı renktedir ve kırmızının tonu koyulaştıkça içerdiği antioksidan miktarı da artar. Ana yemek olarak kullandığımız beyaz fasulyenin glisemik indeksinin düşük olduğu da tespit edildi.
 Mercimek: Yapılan araştırmalar, mercimeğin protein yönünden en zengin bakliyat olduğunu söylüyor. (Yarım bardak mercimekte 9 gram protein bulunur.) Mercimek, proteinin yanı sıra magnezyum ve folik asit yönünden de oldukça zengindir.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlıklı Yaşam

Kan Şekerinizi Dengeleyen Yiyecekler Listesi

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Kan Şekerinizi Dengeleyen Yiyecekler Listesi

Prediyabet, kan şekeri seviyelerinin normalden yüksek olduğu, ancak Tip 2 diyabet tanısı alacak seviyeye henüz çıkmadığı anlamına gelir. Kan şekeri seviyenizin yüksek seyrettiğini bu aşamada yakaladıysanız, diğerlerine göre şanslısınız demektir.

Amerika’da yapılan ve 2015 yılında Amerikan Tıp Birliği Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre, ABD’de yaşayanların yüzde 37’si prediyabetli! Bu, son derece yüksek bir rakam. 2016 yılında Florida Üniversitesi tarafından yapılan ve Amerikan Aile Hekimliği Kurulu’na ait bir dergide yayınlanan bir başka araştırma, toplumun yüzde 37’sini oluşturan prediyabet hastalarının sadece dörtte birinin bir hekime başvurduğunu ve diyabeti engellemek için uğraştığını gösterdi.

Her ne kadar prediyabet hastaları, gelecek 5-10 yıl içinde diyabet hastası olma riskine sahip olsa da kan şekerini düşüren gıdalar tüketmek gibi yaşam tarzındaki bazı değişikliklerle bu riski azaltabilir. Prediyabet vücudunuzun bir süredir insüline dirençli olduğunuzu gösteren bir uyarı işaretidir. Ancak unutulmamalıdır ki, çoğu diyabet önleyebilir veya ertelenebilir.

Daha hareketli bir yaşam tarzının, kilo vermenin, stresi azaltmanın, sigarayı bırakmayı ve kaliteli uyku sağlamanın yanı sıra, daha sağlıklı beslenme de prediyabetin önlenmesine yardımcı olabilir. Kan şekerinizi dengeleyen yiyecekler listesini sizler için derledim…

Beslenmenizde Öğün Atlamayın…

Vücudunuzun kan şekerini dengede tutmasına yardımcı olabilmek adına yapmanız gereken ilk şeylerden birisi de sağlıklı beslenmek ve günlük öğünlerinizi atlamamaktır. Bu noktada diyetisyenden destek alarak düzenli bir beslenme programı oluşturmalısınız. Vücudunuzun bir yemeği sindirmesi yaklaşık dört ile altı saat sürer.  Kan şekeri düzeyinizin normal seviyede kalması adına günde 3 ana yemek, 2 veya 3 ara öğün şeklinde beslenmelisiniz. Böylece kan şekeri dengesizliğinde ortaya çıkan şiddetli baş ağrısı, yorgunluk, bulanık görme gibi sağlık sorunlarının önüne geçebilirsiniz.

Yemeklerinizi Buğulama Ya Da Haşlama Yöntemiyle Pişirin

Geçtiğimiz yıllarda Mount Sinai Üniversitesi’nde yapılan ve Diabetiologia isimli bir tıp dergisinde yayınlanan bir araştırmada, bir yıl boyunca yemeklerini buğulama ya da haşlama yöntemleriyle pişiren kişiler, ızgara ve kızartma yöntemini kullananlarla karşılaştırıldıklarında, kilo vermeyi başardıkları ve insülin dirençlerinde gelişme kaydettikleri görüldü. Bilim adamları bu durumun, ızgara ve kızartma yöntemiyle yemek pişirildiğinde gıdaların glikolize olmasına bağlı olduğunu düşünüyorlar. Bu durum insülin direncine de sebep olur. Eğer prediyabetiniz varsa yemeklerinizi, buğulama veya haşlama yöntemiyle pişirmeniz, diyabet olma ihtimalinizi düşürüyor. Ayrıca kompleks karbonhidratlar, beyaz pirinç, ekmek ve makarna gibi işlenmiş karbonhidratlardan daha fazla lif ve besin maddelerine sahiptir ve lif kan şekeri seviyelerinin kontrolüne yardımcı olur. Tabağınızı dengelemeyi unutmayın.

Bol Bol Su İçin

Ne zaman bir hastalığın tedavisi için tavsiyeler vermeye başlasam, ilk olarak hep ‘Kilo verin’ diyorum. Şişmanlık tek başına bir hastalık değildir ancak birçok hastalık için tek başına yeterli bir sebeptir. Diyabet başlangıcı teşhisi alan kişiler üzerinde yapılan bir araştırma, kilo vermenin bu hastalık için ne derece önemli olduğunu göstermiş. Birden ağır bir diyete girmek zor geliyorsa, işe şekerli ve gazlı içecekleri kesmekle başlayabilirsiniz. Ayrıca su içmek sağlıklı yaşamanın altın kuralıdır. Su, hidrasyon kaynağınız olarak gereksiz sıvı kalorilerinizi azaltmaya yardımcı olacaktır.

Glisemik İndeksi Yüksek Meyvelerin Porsiyonuna Dikkat!

Kan şekerinizin aniden yükselmemesi için glisemik indeksi yüksek besinler tüketmemeniz gerekir. Yazın gözde meyvelerinden olan üzüm, incir ve karpuz gibi meyveler yüksek glisemik indeksine sahiplerdir. Mümkün olduğunca bu meyveleri tüketirken porsiyon sınırını aşmamalısınız. Ayrıca meyvelerin üzerine kan şekerini dengelemesi için tarçın serpebilirsiniz.

Aşağıdaki yiyecekleri beslenme listenize eklemen kan şekerinizi düzenlemenize yardımcı olabilir.

Yaban Mersini Diyabet Gelişme Riskini Azaltıyor

Yaban mersini, özellikle Amerika’da sıklıkla tüketilen bir meyve olmasına rağmen ülkemiz için yeni sayılabilecek bir tat. Yapılan araştırmalar, yaban mersininin insan sağlığına sayısız faydası olduğunu gösterdi. 2010 yılında yapılan ve Journal of Nutrition’da yayınlanan bir çalışmaya göre, yaban mersini sahip olduğu biyoaktif maddeler sayesinde, insülin duyarlılığını arttırarak risk grubundaki kişilerde diyabet gelişme riskini azaltıyor! Gün içinde karbonhidrattan zengin beslenen birçoğumuz için adeta altın değerinde bir bilgi bu!

Yarım Çay Kaşığı Tarçın Her Derde Deva

Tarçının kan şekeri üzerindeki dengeleyici etkisi uzun zamandır bilinen bir gerçek. Tarçının faydaları hakkında yapılan araştırmalar, tek faydasının kan şekerini dengelemek olmadığını da gösterdi. Bu araştırmalara göre tarçın, kalp hastalıklarını önlemede, LDL (kötü kolesterol) ve trigliserid seviyelerini düzenlemede de son derece etkili bir silah. Tarçın mucizesinden yeterinde faydalanabilmek için 20 gün boyunca yarım çay kaşığı tarçın tüketmeniz, kronikleşen yüksek kan şekeri seviyenizi düşürmede yardımcı olacaktır.

Mercimek Tüketmek Diyabet Riskini Azaltıyor

Klinik Beslenme Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada, dört yıldan fazla süredir tip 2 diyabet hastası olmayan 3.000’den fazla yetişkinin beslenmesi incelendi. En yüksek baklagil tüketimi olan insanların, özellikle de mercimek tüketenlerin en düşük diyabet riskine sahip olduğunu keşfettiler. Mercimek ve tüm baklagiller lif yönünden zengin ve iyi bir protein kaynağıdır.

Baharatlar, Kan Şekerinizi Dengeler

Baharat kelimesi, yüzlerce çeşitten meydana gelen kabarık bir listeyi ifade eder. Kan şekerinizi dengelemede yardımcı olanlardan bahsetmek gerekirse; bu listenin başında çemen tohumu, zerdeçal, kimyon, zencefil, hardal, kişniş ve yaprak köri gelir. The Journal of Medicinal Food’da yayınlanan bir araştırmaya göre bu baharatlar, kan şekerinizi dengelemenin yanında, kolesterol seviyeniz üzerinde de olumlu etkilere sahiptir.

Zeytinyağı, Karın Bölgesi Yağlanmasını Azaltır

Zeytinyağı, Akdeniz diyetinin dünyaca kabul görmüş en önemli öğesidir. Genel beden sağlığını iyileştirmek ve korumak için adeta bir mucize olan zeytinyağı, tekli doymamış yağ açısından son derece zengin bir gıda maddesidir. Bilinen en önemli faydası, karın bölgesi yağlanmasını azalttığıdır. Ancak yapılan araştırmalar, kan şekeri seviyesini dengelemede ve iştah bastırıcı etkisiyle bilinen leptin hormonunun salgılanmasında da önemli rol oynadığını gösterdi.

Sirke de Kan Şekeri Seviyesini Dengeliyor

Varlığı çok eskilere dayanmasına rağmen yeni yeni keşfedilen bir gıda maddesidir. Yapılan araştırmalar sirkenin, diğer faydalarının yanında kan şekerini düzenlemede önemli bir yardımcı olduğunu gösterdi. Arizona Eyalet Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yemeğe bir miktar sirke ile başlayanların kan şekeri seviyesindeki denge, sirkeyle başlamayanlara göre çok daha olumlu.

Öğleden Sonra Ara Öğünlerinizde Fındık Tüketin

İsveç’te yapılan bir çalışmaya göre, fındık ve tohumlarında bulunan sağlıklı çoklu doymamış yağların, insülin duyarlılığını artırarak tip 2 diyabetin önlenmesine yardımcı olduğu bulunmuş. Dahası ceviz, özellikle iştah kontrolünde yer alan beynin bir kısmını harekete geçirebilir. Şeker hastalığı riskine katkıda bulunan şekerli aperatiflere ya da içeceklere direnmenize yardımcı olmak için öğleden sonra ara öğünlerinizde fındık veya ceviz tüketebilirsiniz.

Diyabetle ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Genel

Güneşin Zararlı Etkileri

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Güneşin Zararlı Etkileri

Her ne kadar yazın kavurucu sıcağından korunmak adına çoğu zaman güneş kremleri, şapkalar veya kapalı giysiler tercih ediyor olsak da yaz aylarının etkisi ile kuvvetli gelen ışınlar, cildimizi yıpratabilir. Deniz, havuz, güneş, sıcak havalar, yanlış kullanılan güneş kremleri veya güneşin zararlı etkileri neler bilmeli ve ona göre önlemler almalıyız…

Güneş, vücudun biyolojik ve psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlar. Güneş ışığının yaydığı D vitamini iskelet sistemini güçlendirirken; romatizmal hastalıklar, iltihaplanma, osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde etkin rol oynar. Güneş ışığı ayrıca, kalsiyum emilimini sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji, depresyon ve stresin azaltılmasına yardımcı olur. Güneşten tam fayda sağlamak için günde 20 dakika güneşe çıkmak yeterlidir.

Güneş ışığı D vitamini için en iyi kaynaktır. Tabii ki güneş ışığına direk şekilde maruz kalmak da kanser riskini artıran bir unsurdur. Neyse ki, korumasız kısa süreli güneşe maruz kalma bile ihtiyaç duyduğunuz D vitamini seviyesini olumlu şekilde etkileyecektir. Bunun için tüm vücudunuzu güneşlendirmek de şart değil; sadece kol ve bacaklarınızın bir kısmının güneş görmesi, özellikle D vitamini almanız için yeterli.

Güneş ışınlarına sürekli maruz kalmak birtakım sağlık sorunlarına neden olabilir. Cildinizi ultraviyole ışınlarından korumak için güneş kremi veya güneş losyonu kullanmak gerekir.

Güneş Kremi Seçimi

Güneş kremi seçerken içeriğinde çinko oksit ve titanyum dioksit bulunmasına dikkat etmek gerekir. Bu iki madde, zararlı UV ışınlarına karşı adeta set vazifesi görür. Seçtiğiniz kremin kimyasal içermemesi de son derece önemli. Özellikle alerjik bünyeye sahip olanlar, güneş kremi seçerken muhakkak doktorlarına danışmalılar. Güneşin zararlarından korunayım derken daha büyük hasarlara sebep olmamak gerekir.

Cilt tipleri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Güneş altında kalacağınız zaman; cilt tipiniz, güneş kremi tercihinizi etkileyen faktörlerdir. Washington Üniversitesi Dermatoloji Birimi’nin güneş kremleri üzerinde yaptığı araştırmaya göre, güneş kremleri güneş losyonlarından çok daha etkili koruma sağlamaktadır. Güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeleri ve iki saatte bir yenilenmeleri gerekir. Yine aynı araştırmaya göre; 30 SPF özellikli güneş kremleri, morötesi ışınların yüzde 97’sini, 50 SPF yüzde 98.5’ini engeller. Yetişkinler için 30 koruma faktörü ideal kabul edilebilirken, çocuklar için bu rakam biraz daha yükseltilmelidir.

Parfüm Zarar Verebilir

Terleme; pek çok hastalıktan kaynaklı olabileceği gibi, psikolojik etkenlere bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir. Terlemenin ortaya çıkışındaki bir diğer etken ise yaz aylarında vücut sıcaklığının artmasıdır.

Terlemeyle ortaya çıkan ter kokusuna karşı yıllardır çözüm aranmaktadır. Birtakım cerrahi operasyonlar yapılabiliyor olsa bile çoğu birey çareyi parfüm ve deodorantlarda arar. Fakat özellikle yaz aylarında bu ürünleri kullanırken dikkat etmek gerekir. Ürünlerin içinde koku esansiyelleri haricinde farklı pek çok madde bulunabilmektedir.

Bu maddeler hem cildi tahriş etmekte, hem de UV ışınları ile reaksiyona girmektedir. Baylor Tıp Koleji’nin yaptığı araştırmalara göre; özellikle bergamot otu, lavanta ve biberiye esanslarından oluşan parfümler cildinizi zararlı ışınlara karşı savunmasız hale getirir. Dolayısıyla parfüm seçiminde ve kullanımında dikkat etmek gerekir. Bunun yanı sıra güneşe çıkmadan önce parfümünüzü cildinize temas ettirmek yerine kıyafetlerinizin üzerine sıkın. Eğer tatile çıkıyor ya da yanınızda eşya taşıyorsanız; çanta, şapka vb. aksesuarlarınıza parfüm sıkmanız daha sağlıklı olacaktır.

Benleri Olanlar Dikkat!

Deriye rengini veren melanosit adındaki hücrelerin bir araya gelmesiyle oluşan açık kahve, koyu kahve, siyah, pembe gibi farklı renklerde deri hizasında görülen ve zaman zaman kabarık oluşumlara ben denir. Aşırı derecede güneşe maruz kalmanın ben oluşumunda veya benin riskli hale gelmesinde etkisi olduğu bilinir. Özellikle yüksek dozda güneş ışınına maruz kalmanın ben artışını arttırdığı doğrudur. Ayrıca bu durum kanserleşme riskini de meydana getirebilir. Yaz aylarında dikkat etmemiz gerekenleri uygularsak bu risklerin önüne geçebiliriz. Örneğin; benlerinizi güneşten koruyarak özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği saatler olan 10:00-16:00 arası güneşe çıkılmamaya özen gösterin. Eğer güneşe çıkmak zorunda kalırsanız ise güneş koruyucu krem kullanılmayı ihmal etmeyin. Yazın daha fazla risk altında olan kişiler ise, ileri yaştakiler, açık tenli kişiler, vücudunda çok fazla beni olanlar ve güneş hassasiyeti olan kişilerdir.

Güneş Gözlüğü Önemli…

Koruyucu kremler eşliğinde dahi olsa güneşe çıkarken şapka kullanmak da en makul tedbirler arasında yer alır. Güneşin zararlarından bahsederken, genelde cilt üzerinde oluşturduğu hasarlardan söz edilir ancak gözler de güneşin tehdidi altındadır. Güneş ışınları, gözün lensinde katarakt oluşmasına sebep olabilir. Bu sebeple güneş gözlüğü kullanılması çok önemlidir. Güneş ışınlarının bilinen bir diğer zararı ise erken yaşlanmaya sebep olmasıdır.

Cilde esneklik kazandıran liflerin bulunduğu elastin tabakası, güneşe maruz kaldığında yıpranır ve olması gerekenden çok daha önce cildinizin sarkmasına sebep olur.

Güneş Yanığının Doğal Tedavileri

Güneş yanığını önlemek için, vücudunuza gün boyu güneş koruyucu krem sürmeli ve sık sık yenilemelisiniz. Bazen güneş koruyucunuzun süresi dolmuş olabilir ve güneş yanığına maruz kalabilirsiniz.

Bu noktada, zarar veren UV ışınlarının cildinizde bıraktığı uzun vadeli hasarı tersine çevirmek maalesef yapabileceğiniz pek bir şey bulunmuyor. Yine de cildinizi rahatlatmak için atabileceğiniz adımlar var. İşte size daha iyi hissetmenize yardımcı olabilecek doğal güneş yanığı tedavileri…

Sirkeli Su ile Duş Alın

Güneşe uzun süre maruz kaldıktan sonra, muhtemelen yapmak isteyeceğiniz ilk şey duş almaktır. Ama bunu yapmadan önce iki kere düşünmelisiniz. Sabun ve köpük banyosu güneş yanığına maruz kalan cildinizi iyice kurutabilir ve tahriş edebilir.

Sıcak duş ve buhar banyoları, ciltteki ölü hücrelerin temizlenmesine yardımcı olur. Fakat kalp, solunum, akciğer gibi hastalıklara sahip bireyler için sıcak duş tehlike yaratabilir. Özellikle yaz aylarında alınan sıcak duş, cildi güneşe karşı hassaslaştırır ve cilt yanıklarına sebep olabilir. Dolayısıyla bu aylarda duş sıcaklığına dikkat etmek gerekir. Soğuk duşun kan dolaşımını hızlandırdığını, stresi azalttığını ve daha dinç olmanıza yardımcı olduğunu unutmamak gerekir.

Ayrıca bir diğer önerimde banyo suyunuza kaşıntıyı hafifletmeye yardımcı olduğu bilinen kabartma tozu eklemeniz olacak. Ciltte kurudukça daha iyi etkisi görülür, bu nedenle duştan çıktığınızda havlu ile kurulanmak yerine havayla kurumayı tercih edin.

  • Duş alacağınız suya bir fincan elma sirkesi karıştırın. Yanık ağrınızı hafifletecektir.
  • Bir tülbente yulaf ezmesi doldurun. Suyun altında tutarak yumuşamasını sağlayın. Lapa haline geldiğinde yanık bölgesine iki saatte bir uygulayın.
  • Sabundan kaçının. Sabun cildi kurutacağından, daha fazla ağrı hissetmenize neden olacak ve cildinizi kötüleştirecektir.
  • Çay poşeti kullanın. Çayın içinde güneş yanığı ağrısını hafifleten tannik asit bulunmaktadır.
  • Mısır nişastasına su ekleyin ve yanık bölgeye sürün.

Güneş ışınları ile ilgili farklı bir yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Devamını Oku...

Beslenme

Enerji ve Mutluluk Veren Besinler

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

mutluluk veren besinler

Günümüzün insanlarının en büyük sorunlarından ikisi, hiç şüphesiz ki yorgunluk ve mutsuzluk. İş temposu, trafik, gürültü, şehir hayatı ve daha pek çok stres kaynağı gün içinde bizleri yorgun ve mutsuz kılabiliyor. Ancak bazı yaşam tarzı değişiklikleri ve size mutluluk veren besinler ile oluşturulan doğru bir beslenme programı keyfinizi yerine getirebilir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Aslıhan Altuntaş, enerji ve mutluluk veren besinler hakkında konuştu.

Mutluluk hissi besini gördüğümüz anda başlıyor

Sağlıklı beslenmenin özellikle de bazı besinlerin mutlulukla yakından ilgisi bulunmaktadır. Bazı insanlar yaşamak için yediğini bazılarıysa yemek için yaşadığını ifade etmektedir. Kişinin yemek yediği zaman mutlu hissetmesi ya da sevdiği bir besini yediğinde mutlu olması bir tesadüf değildir.  Bu besinler daha görüldüğü anda kişinin vücudunda birtakım kimyasal değişimler olmasını sağlar, fiziksel olarak bedeni ve beyni uyararak bireyi mutlu eder. Bunu da vücutta mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin ve dopaminin salgılanmasını sağlayarak yapmaktadır. Hemen herkesin yediğinde mutlu olduğunu ifade ettiği çikolata da bunlardan biridir.

Mutluluk veren besinlerden doğru yararlanmak için miktara dikkat edin

Dengeli ve yeterli bir beslenme programı ile birlikte bu besinleri tüketmek depresyona bile iyi gelmektedir. İşte mutluluk veren 5 önemli besin…

YUMURTA

En değerli protein kaynaklarından biri olan yumurta aynı zamanda mutluluğunda kaynağı olarak da bilinmektedir. Kişide herhangi bir sağılık problemi yoksa her gün 1 yumurta ile kahvaltı yapabilir ve güne mutlu başlayabilir. Ancak mutluluk etkisini daha da artırmak için yanında 3 yemek kaşığı lor peyniri ve 1 dilim yulaf veya çavdar ekmeği de tüketilebilir. Yumurta gün içinde seçilebilecek herhangi bir öğünde rahatlıkla kullanılabilecek çok değerli bir besindir.

KİNOA

Son dönemlerde adını sıkça duyuran bir tahıl olan kinoa serotoninin öncü maddesi olan triptofan aminoasidi yönünden zengin bir besindir. Akşam yemeklerinde salata ya da sebze yemekleri içerisinde tüketilen 3 yemek kaşığı kinoa günün stresinin atılmasına ve yemekten keyif almaya yardımcı olmaktadır. Kinoa beyaz, kırmızı, siyah renkteki seçenekleriyle kısır, salata, köfte, tahıllı kurabiye ve hafif tatlıların içinde değerlendirilebilir.

KABAK ÇEKİRDEĞİ

20 gr kabak çekirdeğinde 120 mg triptofan bulunmaktadır. İçerdiği bu mutluluk öncüsü aminoasit sayesinde serotonin salgılanmasına yardımcı olur. Kabak çekirdeği stresi ve endişeleri önlerken kişinin rahatlayıp sakinleşmenize de yardımcı olur.

AMARANTH

Halk arasında “horozibiği” tohumu olarak da bilinen amaranth, protein değeri yüksek olması nedeni ile beslenme programlarında yer almaya başlayan bir besindir. Kinoa gibi triptofan içeriği yüksektir. İçerdiği protein sayesinde emilimi de arttığından mutluluk veren besinler arasındadır. Akşam yemeklerinde 3 yemek kaşığı amaranth tüketilebilir.

HİNDİ ETİ

Hindi eti yine triptofan açısından zengin bir besindir. Hem yüksek miktarda protein içermesi hem de selenyum ve B12 vitaminleri açısından zengin bir besin olması nedeni ile tüketimi önerilmektedir. Öğle yemeklerinde tüketilecek bir hindi eti ile özellikle soğuk havaların neden olduğu enerji düşüklüğünden kurtulmak mümkündür. Hindinin mutluluk veren etkisinden en iyi şekilde yararlanabilmek için yanında mutlaka bir kompleks karbonhidrat tüketilmelidir. Örneğin yulaf veya çavdar unundan yapılmış bir ekmek veya yulaflı, kinoalı salata, kinoa pilavı gibi yiyecekler iyi birer seçenek olacaktır.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.