Sosyal Medya

Kalp Sağlığı

28 Günlük Programla Kalp Hastalığını Önleyin

Yayınlanma:

,

İnternet ortamında sıklıkla rastlanan şok diyetler ya da aylık programlarla, kalp hastalığının ortadan kalkamayacağını artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Amerikalı bilim adamlarının araştırmalarına dayanan 28 günlük programda ise; alışkanlıklarınız değişiyor ve kalp hastalığı riskiniz azalıyor

Doğru teknik ve yaklaşımla yapılan sağlık araştırmalarını sürekli takip eden bir hekim olarak, sağlıklı yaşamın kısa sayılabilecek bir zaman diliminde kazanılamayacağına inanıyorum. Özellikle internet ortamında sıklıkla rastladığınız bir haftalık hatta üç günlük şok diyetler ya da aylık programlarla, ilgili organ ya da hastalığın tamamen ortadan kalkmasının imkansızlığının bilincindeyim. Bu tip başlık ya da makaleler gördüğünüzde, okuyacaklarınızın ancak hayat tarzınız haline geldiğinde fayda sağlayacağını unutmayın.

HAREKETSİZ YAŞAMI ARTIK BIRAKIN
Daha önceki yazılarımda kalp hastalıklarının cinsiyet ya da yaşa bağlı olmadığını, herkesin hastalık potansiyeli taşıdığını ve potansiyeli artıracak davranış ve alışkanlıklarla hastalığa davetiye çıkarıldığını detaylarıyla yazmıştım. Bugünse uzmanlık alanım olan kalp hastalıklarından korunmanıza yardımcı olacak 28 günlük bir programdan bahsetmek istiyorum. Amerikalı bilim adamlarının araştırmalarına dayanan bu planı uyguladığınız ve hayat tarzınız haline getirdiğinizde, kalp hastalıklarından birine yakalanma ihtimalinizi çok ciddi oranda düşürebilirsiniz. Kalp hastalıkları söz konusu olduğunda onlardan korunmak için öğrenilmesi gereken ilk şey; ‘DUR’ demektir. Hareketsiz yaşama, yanlış beslenme alışkanlıklarına ve strese dur demeyi öğrenmek gerekir.

AŞIRI YAĞI SOFRADAN KALDIRIN
Kararlılıkla yola çıktığınız ilk günden itibaren sofranızdan çıkaracaklarınız ve ekleyeceklerinizi iyi belirlemeniz gerekir. Aşırı yağ ve kırmızı et (fazla kırmızı et) sofranızdan uzaklaştırmanız gerekenlerin başında geliyor. Bunların yerine meyve, sebze, tam tahıllılar ve baklagillerin miktarını artırmalısınız.
Sarımsak ve kırmızı acı biberle hazırlanmış sosları tüketebilirsiniz. Hazır ürünlerden tercih edecekseniz tuz ve yağ oranına dikkat etmeniz gerekir. ancak evde hazırlayacağınız sosları tercih etmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Sarımsakta bulunan alisin isimli aktif bileşik, nitrik oksit sistemini etkileyerek kan damarlarının rahatlamasına yardımcı olur ve bu da tansiyonu düşürmede etkili olabilir. Kırmızı biberdeki kapsaisin de damar basıncını azaltıcı özellikleri sayesinde kan damarlarını rahatlatarak tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir.

MEKSİKA FASULYESİNİ EKLEYİN
Baklagillerin sayısız faydasını anlattığım detaylı yazıma arşivden ulaşarak, çıktığınız bu yolculukta ihtiyacınız olacak detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz. Baklagiller arasında son yıllarda mutfağımıza dahil olan Meksika fasulyesini özellikle tercih etmelisiniz. Meksika fasulyesi, enflamasyonu azaltmaya yardımcı bir omega-3 yağ asidi kaynağıdır. Omega-3 yağ asitleri, trigliseridin düşmesini, kalp ritminizin dengelenmesini, pıhtıların daha az ‘yapışkan’ olmasını sağlar ve hatta yüksek tansiyonu bile düşürebilir. Ayrıca iyi kolesterol olarak bilinen HDL seviyesini yükseltir ve damarlarınızın temizlenmesine yardımcı olur.
Son yıllarda özellikle hiper marketlerde sıklıkla karışınıza çıkan tatlı patates de kalp sağlığını korumak için tüketmeniz gerekenler arasında yer alıyor. Bu kök sebze, lutein, karotenoid, karotenoid ve alfa karoten içerir. Bütün bu antioksidan maddeler kalbinizin korunmasına yardımcı olur.

STRESTEN UZAK DURMALISINIZ
Pancar suyu, yüksek tansiyona karşı keşfedilmiş en güncel silahlardan biri. İçerdiği nitrat sayesinde, tansiyonunuzu düşürerek düzene sokmaya yardımcı olduğu araştırmalar neticesinde belirlendi. Beklenen faydayı sağlamak için günde bir bardak pancar suyu tüketmeniz gerekiyor. Ancak pancar suyu idrarda renk değişimine, kırmızı idrar üretmenize sebep oluyor. Bu durum tehlikeli değil elbette ancak muhtemel bir strese sebep olmaması açısında bilmenizde fayda var.
28 günlük program boyunca stresten uzak durmanız da son derece önemli. Yoğun iş ve şehir hayatında çok zor dediğinizi biliyorum ancak imkansız değil. Stresten kurtulmanın ilk ve en önemli adımı, kaynağını bulmaktan geçer. Akşam evinize gittiğiniz ve kanepenize uzandığınız esnada gün içinde sinirlendiğiniz anları hatırlayarak bir liste hazırlayın ve temelde yatan sebeplerden uzak durmayı çalışın.

OMEGA -3 FELÇ RİSKİNİ AZALTIYOR
Omega 3 takviyeleri, koenzim Q10 ve düşük dozlu bebe aspirinleri kalp sağlığınızı korumak için yardım alabileceğiniz takviyeler arasında yer alıyor. Omega- 3 yağ asitleri kolesterol temizleyici iyi yağlardır (tekli doymamış). Yapılan araştırmalar, omega-3 yağ asitlerinin kişinin kalp krizi, felç ve genel iltihaplanma riskini azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor. Koenzim Q10 (CoQ10), vücudun enerji üretimine yardımcı olan vitamin benzeri bir bileşiktir.
Koenzim Q10’un en yoğunluklu olarak bulunduğu yerler en çok enerjiye ihtiyacımız olan yerlerdir; kalbimiz, karaciğerimiz ve böbreklerimiz… Koenzim Q10’un enerji üretimi kalp sağlığı için önem taşırken, güçlü antioksidan özellikleri de kalp sağlığını korumada başka bir önemli kalkan oluşturur.

GÜNDE 2 TANE BEBE ASPİRİNİ
Bebe aspirininin kalp krizini önlemeye yardımcı olabileceği ve felç riskini azaltabileceği kanıtlanmıştır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, aspirinin, her türden kanserin önlenmesiyle de ilişkili olabileceğini müjdeliyor. Günde iki adet bebe aspirini alın. Her gün kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışın.
Kendi tansiyonunuzu ölçerek rakamlarınızdan haberdar olmak da kalp sağlığınızı korumak için yapabilecekleriniz arasında yer alıyor. Günümüzde her yerde kolayca bulabileceğiniz tansiyon aletlerinden edinin ve gün içinde tansiyonunuzu ölçmeyi alışkanlık haline getirin. Araştırmalar, evde tansiyon ölçmenin hastanın felç, kalp krizi, kalp yetmezliği veya böbrek yetmezliği riskini azaltmada büyük rol oynadığını gösteriyor. Aslında Amerikan Kalp Derneği gibi uluslararası alanda tanınmış organizasyonlar, hipertansiyonlu veya risk taşıyan herkesin klinik olarak onaylanmış ev kullanımına uygun tansiyon ölçüm aleti almasını ve evde düzenli olarak tansiyon ölçümü yapmasını öneriyor.
Yapılan araştırmalar, yukarıda saydığım bu alışkanlık ve takviyeleri aldığınızda kalp hastalıklarına yakalanma riskinizin azaldığını gösteriyor. Sadece 28 günde tüm bunlara alışabilir ve hayatınızın geri kalanında uygulamaya devam edebilirsiniz.

Gazete Yazıları

Kalabalıktaki Aktiviteler Kalp Krizi Riskini Arttırıyor

Yayınlanma:

,

Yazar:

Ailede kalp hastalığı bulunan veya herhangi bir kardiyovasküler hastalık geçirmiş olanların yazın çok kalabalık ortamlardan ve 12.00-14.00 saatleri arasında sokağa çıkmaktan kaçınması gerekiyor

Sıcaklık artışı ve günlerin uzaması pek çok aktivitenin yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Piknik, deniz, havuz, gezi vs. gibi aktiviteler haftanın stresini atmanıza yardımcı olurken; sağlığınızı tehdit altına da alabilir. Açık havada yapılan aktivitelerin sağlık üzerindeki olumlu etkileri yadsınamaz. Ancak sıcaklığın mevsim normallerin üzerinde seyredebildiği yaz aylarında, kalabalık aktivitelere katılırken dikkat etmek gerekir.

156 BİN HASTA İNCELENDİ

Yapılan araştırmalara göre; hem sıcaklık, hem kalabalık ortamlar kalp krizi geçirme riskinizi artırmaktadır. Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nde görev alan bilim adamları, yedi yıldır kalp krizi geçiren 156 binden fazla bireyin hastaneye yatış verilerini analiz etti. Bu hastaların kalp krizi zamanlamasında birkaç şaşırtıcı farklılık keşfettiler.

PAZARTESİ TEHLİKELİ

Analizler sonucunda pazartesi kalp krizi geçirme oranının en yüksek olduğu gün olarak belirlenirken; oranın en düşük olduğu günün ise cumartesi olduğu ortaya çıktı. Pazartesi günü geçirilen kriz oranının, haftanın diğer günlerine oranla yüzde 12 daha yüksek olduğu açıklandı. Dikkat çeken bir diğer oran ise yaş ortalamasıydı. Aynı araştırmanın sonucuna göre; pazartesi günü çalışan genç bireyler krize karşı daha savunmasızdı ve 40 yaş üstü bireylere oranla, kalp krizi geçirme riskleri ise yüzde 20 daha yüksekti.

YAZ AKTİVİTELERİ RİSKLİ

Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları da kalp krizi geçirme riskini tetikleyen bir diğer faktördür. Bu aylarda, özellikle kardiyovasküler hastaların güneşe çıkarken dikkat etmesi gerekir. Aşırı nemli ve sıcak havalar, kalp ve dolaşım sistemlerini zorlayabilir. Stres düzeylerini ve stresin fizyolojik etkilerini inceleyen bir çalışmada, sosyal aktivitelerin amigdaliniz olarak adlandırılan beyindeki eylemi etkilediği ortaya çıkmıştır. Ancak ailede kalp hastalığı bulunan veya herhangi bir kardiyovasküler hastalık geçirmiş olan bireylerin çok kalabalık ortamlardan kaçınması gerekmektedir. Özellikle güneşin en dik geldiği saatler olarak bilinen 12.00-14.00 arasında risk grubunda olan hastalar sokağa çıkmamalıdır. Sıcaklığın artması ve nem ile birlikte vücut aşırı terlemeye başlar. Terleme, kardiyovasküler sistemin zorlanmasına sebep olur. Terleme sonrası yeteri kadar sıvı tüketilmezse kan akışı yavaşlar ve kan pıhtılaşmaya başlar. Ter ayrıca; kas kasılmaları, sinir iletileri ve su dengesi için gerekli olan sodyum, potasyum gibi minerallerin de kaybolmasına neden olur. Bu kayıplara karşı vücut, su tutan ve mineral kayıplarını en aza indirgeyen hormonları salmaya başlar. Tüm bu süreçlerin sonucunda kalpte ritim bozuklukları, tansiyon problemleri ve kalp krizi gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Dolayısıyla özellikle kalpdamar hastalarının bol su tüketmesi gerekir.

Ayrıca serin kalmak için;

  • Alkollü veya kafeinli içeceklerden kaçının. Kafein esaslı içecekler, vücudunuzdan daha fazla sıvı kaybına neden olabilir.
  • Bol miktarda salata ve meyve tüketin. Salata ve meyve, vücudun ihtiyaç duyduğu sıvıyı karşılamanızı sağlar.
  • Evinizin serin olduğundan emin olun.
  • Hafif, gevşek pamuklu giysiler giyin.
  • Aşırı fiziksel aktivitelerden kaçının.

KRİZ ANLAŞILIR MI?

Kalbin üç koroner arterleri vardır; ikisi büyük, dallanmış arterlerdir ve oksijenli kanı kalp kasına iletirler. Eğer bu damarlardan biri aniden tıkanırsa, kalbin bir kısmı kalp iskemi adı verilen bir durumla karşı karşıya kalır. Kalp iskemisi çok uzun sürerse, kalp dokuları ölmeye başlar. Bu süreç kalp krizi olarak tanımlanır. Çoğu kalp krizi birkaç saat sürebilmektedir. Sıcak çarpması, alkol, sigara, damar tıkanıklığı, stres, tansiyon ve şeker hastalığı gibi etkenler, kalp krizi nedenleri arasında sayılabilmektedir. Kalp krizinin en yaygın belirtisi göğüs ağısıdır. Diğer bulgular arasında nefes darlığı, baş dönmesi, baygınlık hali veya mide bulantısı yer alır. Şiddetli bir kalp krizi geçirmenin acısı, kalbi çevreleyen ve sıkıştıran dev bir yumruğa benzetilmiştir.

ÇENEDE AĞRI GELİŞİR

Ağrı hafifse, mide ekşimesi ya da mide ağrısı ile karıştırılabilir. Ağrı sabit veya kesintili olabilir. Kadınlarda kalp krizi belirtisi klasik göğüs ağrısından daha çok göğüsde dolgunluk hissi, kollarda, boyunda, sırtta veya çenede ağrı şeklinde hissedilebilir. Amerikan Kalp Derneği tarafından yapılan bir açıklamaya göre, yaklaşık 50 bin kadın 2014 yılında kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Amerika’da bulunan Centers for Disease Control and Prevention (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) tarafından açıklanan verilere göre, ABD’de her yıl yaklaşık 735 bin kişi kalp krizi geçiriyor. Kalp krizinin ciddiyetine bağlı olarak şunlar yaşanabilir:

  • Kalp yetmezliği
  • Aritmiler veya anormal kalp ritimleri
  • Kalp atışının durduğu kardiyak arrest veya ani kalp ölümü
  • Böbrek veya karaciğer gibi diğer hayati organların hasar görmesi
  • Ölüm

KALP KRİZİ SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

  • Uyku düzeni: Günde altı saatten az uyuyan ve yedi-sekiz saat arası uyuyan kişilerin dahil edildiği bir araştırma, yeterli uyumanın kalp krizi ile ilişkisini ortaya çıkardı.
  • Egzersiz: Düzenli egzersiz, yoğun iş temposu ve şehir hayatının içinde kaybolanlar için mucize niteliğinde bir dilekten ibaret. Yapılan araştırmalar; haftada üç gün 30-60 dakika boyunca aerobik yapmanın, kolesterol seviyesini düzenlediğini, yüksek tansiyonu kontrol altına aldığını ve kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini düşürdüğünü gösterdi.
  • Diyet: Yapılan son araştırmaların bir kısmı, boy-kilo oranınız kadar bel çevrenizin genişliğinin de önemli olduğunu vurguluyor. Özellikle kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ihtimaliniz, bel çevrenizin ölçümüyle doğru orantılı olarak artıyor.

Devamını Oku...

Gazete Yazıları

Kalbinizi Günde İki Kez Ilık Duş Alarak Koruyun

Yayınlanma:

,

Yazar:

Su, vücuttaki stresin dağılmasında önemli rol oynar. Özellikle sıcaklarda hem vücut ısınızın dengelenmesi, hem de kalp sağlığınız için sabah ve akşam ılık duş alın

Sıcaklık artışının rahatsız edecek düzeye gelmesi, kronik hastalığı olanlar için riskli hale geldi. Bu aylarda, özellikle kardiyovasküler hastaların güneşe çıkarken dikkat etmesi gerekiyor. Aşırı nemli ve sıcak havalar, kalp ve dolaşım sistemlerini zorlayabiliyor.
Kalp hastalığı, günümüzde en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biridir. Ülkemizde her üç kişiden birinde kalp-damar hastalığı görülmektedir. Böylesine yaygın görülen bu hastalıktan korunmak için beslenme düzenine dikkat edilmeli, stres, sigara ve alkolden uzak durulmalı, günlük hayatta hareketli olmaya özen gösterilmelidir. Özellikle sıcaklık artışıyla birlikte dikkat edilmesi gereken diğer bir konu ise su tüketimidir. Su kadar maden suyu tüketimi de önemlidir. Terleme sonucu vücut, sodyum kaybına uğrar. Maden suyu, içerdiği mineraller ile vücudun mineral kaybını önler. Özellikle yazın, günde bir-iki şişe maden suyu tüketilmeli.

BOL SU İÇMEYİ İHMAL ETMEYİN

Sıcaklığın artması ve nem ile birlikte vücut aşırı terlemeye başlar. Terleme, kardiyovasküler sistemin zorlanmasına sebep olur. Terleme sonrası yeteri kadar sıvı tüketilmezse kan akışı yavaşlar ve kan pıhtılaşmaya başlar. Ter ayrıca kas kasılmaları, sinir iletileri ve su dengesi için gerekli olan sodyum, potasyum gibi minerallerin de kaybolmasına neden olur. Bu kayıplara karşı vücut, su tutan ve mineral kayıplarını en aza indirgeyen hormonları salmaya başlar. Tüm bu süreçlerin sonucunda kalpte ritim bozuklukları, tansiyon problemleri ve kalp krizi gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Dolayısıyla özellikle kalpdamar hastalarının bol su tüketmesi gerekir. Risk taşıyan hastalar 12.00-14.00 arasında sokağa çıkmamalı. Ayrıca gün içerisinde bol su tüketmeli.

Çok fazla vücut sıvısı kaybetmek, vücudunuzun sıcaklığını artırabilir. Bu durum, ısı ya da sıcak çarpması ile sonuçlanabilir. Terleme, soğuk deri, baş dönmesi, bayılma, kas krampları, ayak bileğinde ödem (şişme), sığ veya hızlı nefes alma, mide bulantısı ve kusma gibi semptomlar ısı çarpmasının belirtileridir. Vücudunuz çok sıcak olmamalı. Vücut sıcaklığının normal seyrinin üzerine çıkması, vücudun tüm kimyasal işlemlerini yürüten proteinlerin çalışmasını durdurabilir.

İnsan vücudu, iki şekilde ısı yayar:

1. Radyasyon: Isı, sıcak alanlardan daha serin bölgelere doğru hareket eder. Etrafınızdaki hava vücudunuzdan daha serin olduğu sürece, radyasyon akışı devam eder. Ancak hava sıcaklığı, vücut sıcaklığına yaklaştığında bu aktarım durdurulur. Bu durum, kalp atış hızını artırır ve kalp, kan pompalarken zorlanır.

2. Buharlaşma: Terleme ile birlikte vücudun sıvı kaybına uğraması, kan miktarında azalmaya sebep olur. Dakikada 5 litre kan pompalamak zorunda olan kalbin aynı ritmi yakalaması zorlaşır. Bu durum kalbin yorulmasına yol açar.

Suyun, psikoloji ve beden üzerinde rahatlatıcı etkisi bulunur. Vücuttaki stresin dağılmasında ve pozitif enerji salgılanması konusunda su önemli rol oynar. Hem vücut ısısının dengelenmesi, hem de stresin kalp üzerindeki olumsuz etkilerinin giderilmesi için sabah-akşam duş alınmalı. Düzenli duş alımı kan akışını hızlandırır; böylelikle kalp, kan pompalama için daha az efor sarf eder.

KALP HASTALARI DENİZE GİREBİLİR
Öte yandan kalp hastalarının denize girmesinde sakınca yoktur. Ancak deniz kenarında güneşten iyi korunmalı, şapka ve şezlong şemsiyesi kullanmalıdır. Güneşin dik geldiği saatlerde güneşlenmekten kaçınmalıdır. Ayrıca deniz kenarında olduğu süre zarfında bol su tüketmelidir.

SERİN KALMAK İÇİN

  • Bol miktarda su veya şekersiz içecekler içmeye özen gösterin.
  • Alkollü veya kafeinli içeceklerden kaçının. Kafein esaslı içecekler, vücudunuzdan daha fazla sıvı kaybına neden olabilir.
  • Bol miktarda salata ve meyve tüketin. Salata ve meyve, vücudun ihtiyaç duyduğu sıvıyı karşılamanızı sağlar.
  • Evinizin serin olduğundan emin olun.
  • Hafif, gevşek pamuklu giysiler giyin.
  • 11.00-15.00 arasında sıcaktan uzak durun. Çıkarsanız; gölgede yürüyün, güneş kremi kullanın ve şapka takmayı ihmal etmeyin.
  • Aşırı fiziksel aktivitelerden kaçının.

HAFTADA BİR KOMEDİ FİLMİ İZLEYİN

Kalbinize iyi bakmanın püf noktaları şöyledir:

1- Hayatı yavaşlatın: Uzun ömürlü olmak için kalbinizi fazla yormamanız, yoğun stres ve koşuşturmadan uzak kalmanız lazım. Yaşam temponuzu olduğundan birkaç ölçü kadar yavaşlatmanız gerekiyor. Nabız atışını hızlandıracak etkilerden uzak durun. En önemlisi de doğru nefes alın! Doğru nefes kalbinizi yormaz, dinlendirir. Bu noktada kendinize vereceğiniz en önemli hediye yogaya başlamak olabilir.

2- Spor yapın: Kuşkusuz ki yürüyüş, en kolay yapılan ve kaliteli yaşam için en etkili olan spor biçimidir. İnsan yapısına en uygun spor yöntemi olarak kabul edilen yürüyüşleri hayatınıza dahil edin! Yürüyen merdivene, asansöre, kısa mesafelerde otomobilinize veda edebilirsiniz mesela. Bir de şunu unutmayın: Kapalı alanlarda değil, toprakta, doğal ve açık alanlarda spor yapmak çok daha faydalıdır.

3- İyi uyuyun: Uyku ve kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalara göre; günde 7-8 saat uyumak, kalp ve damar hastalıklarından korunmanıza yardımcı oluyor.

4- Sağlıklı beslenin: Kalp sağlınızı korumak için zayıflamak, basmakalıp bir tavsiye olmanın çok ötesinde adeta bir şarttır. Şunu unutmayın; kalp kaslarınızın yapısı ve büyüklüğü değişemez. Fazla kilolar, bedeninizin genişlemesine sebep olur ki bu durumda kalbiniz, alışık olduğundan çok daha geniş bir yüzeye kan pompalamak zorunda kalacaktır. Ne kadar zorlanıp yıpranacağını düşünebiliyor musunuz…

5- Kahkaha atın: Gülmek, aslında yapılabilecek en basit egzersizdir. Ayrıca yapılan araştırmalar, 10-15 dakika boyunca gülerek 50 kalori yakılabileceğini gösterdi. Gülmenin faydalarını araştıran benzer araştırmalar; gülme esnasında stres hormonu seviyesinin düştüğünü, iyi kolesterol (HDL) seviyesinin arttığını gösterdi.

Devamını Oku...

Gazete Yazıları

Şişmiş Bilekler Kalp Hastalığı Belirtisi Olabilir

Yayınlanma:

,

Ayak ve bacaklarınız kilo almanın dışında şişiyorsa dikkat! Bu durum sağlığınız için önemli bir işaret olabilir. Bacakta ödem yani sıvı birikimi kalp yetmezliğinin önemli bir işaretidir.

Kalp krizi ve kalp hastalıkları belirtileri genellikle zayıf ve sinsidir. Hiç beklemediğiniz bir anda kalp hastası olabilir, kriz geçirebilirsiniz. Günümüzde kalp hastalığı riski; kötü alışkanlıkları bulunan, sağlıksız beslenen ve spor yapmayan kişilerin yanı sıra, sağlıklı bireylerde de ortaya çıkabilmektedir.

New York’taki NYU Langone Tıp Merkezi’nde çalışan kardiyologların yaptığı araştırmalara göre kalp krizi kadınlarda, menopozdan sonraki 10 yıl içinde daha sık görülmektedir. Yine bu araştırma, 50 yaşın altındaki 30 bin kadında kalp hastalığı olduğunu belirtmektedir. Ayrıca tip 2 diyabet ve yüksek tansiyon gibi her yaştan kadın ve erkekte görülen hastalıklar, kalp krizi geçirme riskini artıran diğer faktörler arasında yer alıyor. Kalp krizi geçiren kadınların hemen hemen yarısı, kalp krizi öncesi dönemde bir süre devam eden uykusuzluk yaşadıklarını söylemiştir.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri istatistiklerine göre ise kalp hastalığı olan her dört kişiden biri hayatını kaybetmekte, 35 yaş üstü kadınların ise başlıca ölüm nedenleri arasında kalp hastalıkları bulunmaktadır.
Özellikle genç kadınlarda kalp hastalıkları semptomları gözle görülememekte ve çoğunlukla önemsenmemektedir.
Birkaç adımda bu semptomların farkına varmanız mümkün…

ŞİŞ AYAK BİLEKLERİ
Şişmiş hissedilen ayak ve bacakların sebebi kilo alımı olmayabilir. Pek çok nedenden kaynaklanabilen bacak şişkinliği, kalp kapakcığında meydana gelen herhangi bir problemden dolayı da oluşabilir. Kardiyolog Golberg’e göre bacakta sıvı birikimi yani ödem oluşumu konjestif kalp yetmezliğinin yaygın bir semptomudur; kalbiniz kanı uygun oranda işleyememektedir. Bu şişme daha kötü bir hal almadan, kalp damar hastalıkları doktoruna görünmeniz gerekir.

BAŞ AĞRISI
Migren, endişe, uykusuzluk, oksijensiz kalma, su tüketimi azlığı ve çeşitli ilaçların yan etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan baş ağrılarının bir diğer nedeni kan pıhtısı olabilmektedir. Baş ağrısı tek başına kalp hastalığı semptomu değildir. Yalnız boynunuzdaki sertlik, yorgunluk veya baş dönmesi gibi diğer semptomlarla birlikte yaşanıyor veya ani bir şekilde ortaya çıkıyorsa, anevrizma (damar şişkinliği) tehlikesi olabilir. Bu tür durumlar tıbbi müdahale gerektirebilir.

TÜKENMİŞ HİSSETME
Tükenmiş hissetmenin ve yorgun düşmenin pek çok nedeni olabilir. Merdiven çıkarken, yürürken, hareket ederken yorulmanız sizi endişelendirmesin. Fakat tüm bunları yaparken daha önce hissetmediğiniz anormal bir yorgunluk hissediyorsanız, vücudunuz artık daha çabuk yoruluyorsa o zaman kalbinizle ilgili bir hastalıktan şüphelenebilirsiniz.

KARIN KRAMPLARI
Birçok kişi kalp ağrısını doğrudan göğsünde veya sol kolda hissettiğini söylemektedir. Fakat ağrı, vücudun başka yerlerine de yayılabilme özelliği gösterir. Mide krampları ve karın krampları bunun en yaygın örnekleri arasındadır.

BAYILMA
Bayılma, kan basıncında düşüşün bir sonucudur. Bayılma çeşitli ilaçların yan etkilerinden kaynaklı olabileceği gibi, ciddi bir sağlık sorununun da göstergesi olabilir. Kalbin çok hızlı veya çok yavaş atması, kan akışında meydana gelen herhangi bir değişiklik, aortik bir yırtıklık, kalp kapakçıklarında hasar veya bozukluk bayılma olarak kendini gösterebilir. Bayılma hafife alınacak bir semptom değildir. Kalp hastalığı habercisi olabileceği gibi beyinle ilgili bir sorunun alarmı da olabilir. Dolayısıyla bu semptomun geçmesini beklemek ya da zamana bırakmak yerine en kısa sürede doktora görünmelisiniz.

BAŞ DÖNMESİ
Bu semptomların birçoğu gibi, ara sıra baş dönmesi de endişe kaynağı değildir. Baş dönmesi çok hızlı ayağa kalkma, dehidrasyon, açlık vb. nedenlerden kaynaklı olabilir. Baş dönmeniz sürekli hale gelir ve sizi endişelendirirse doktora görünmenizde fayda var. Baş dönmesi, kalbinizde damar tıkanıklığı gibi bir hastalığın habercisi olabilir.

GÖĞÜS AĞRISI
Kalp krizi öncesi, göğüs ağrısı şikayeti en bilinen belirtiler arasında yer alır. Ancak her göğüs ağrısı, kalp krizi geçiriyor ya da geçirecek olduğunuz anlamına gelmez. Bir araştırmaya göre, kalp krizi geçiren kadınların sadece yüzde 30’u kriz öncesi dönemde göğüs ağrısı yaşadıklarını belirtmektedir. Ankete katılanlar arasında, kalp krizi öncesi dönemde, vücudunun farklı yerlerinde yaygın ve sebepsiz ağrılar yaşadıklarını söyleyenlerin sayısı çok fazla. Vücudun belli yerlerinde sebepsiz baskı ve gerginlik hissi, boyun, omuz, kol, hatta çene ve sırtta yanma hissi; kriz öncesi dönemde yaşanan şikayetler arasında yer alıyor.

NEFES DARLIĞI
Bilinen bir rahatsızlığa bağlanamayan ve beklenmedik bir zamanda gelişen nefes darlığının, kadınlar için kalp krizi riski belirtisi olabileceği belirtilmektedir. Nefes darlığının yanı sıra tamamen bağımsız öksürük şikayetiniz varsa, bu da ciddiye almanız gereken bir sinyal olabilir.

MİDE YANMASI
Beslenme şekliniz ve hali hazırda sahip olduğunuz mide rahatsızlıkları; mide yanmasına neden olabilir. Daha önce yaşamadığınız mide yanmaları veya hazımsızlık şikayetleri gelişmeye başladıysa, bu durumu geçiştirmeyin. Kalp krizi geçiren kadınların neredeyse yüzde 40’ı kriz öncesi dönemde mide yanması veya hazımsızlık yaşadıklarını belirtmiştir. Mide yanmasının dışında, sebepsiz gelişen mide bulantısı ve kusma da kadınlarda gözlenen kalp krizi belirtileri arasında yer almaktadır.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.