Sosyal Medya

Genel

22 Eylül Pazartesi Dr. Yerebakan ile "İyi Fikir'de neler var…

Yayınlanma:

,

Dr. Halit Yerebakan ile Esra Harmanda’nın bu haftaki konukları arasında yer alan Doç. Dr. Serdar Dağ; alzheimer hastalığıyla başetmenin yollarını anlatacak. Alzheimer hastalığına yakalanmamak için alınması gereken önlemler konusunda izleyicileri bilgilendirecek olan Doç. Dr. Dağ, alzheimer hastalarına bakım tüyoları da verecek.

Alzheimer olmak… 75 yaşın üzerindeki her 3 kişiden 1’inin kaderi…  Bu hastalar günlerini nasıl geçiriyor, ne gibi zorluklar yaşıyor? Özel bakım evlerinde alzheimer hastalarının bir günü bu hafta “İyi Fikir”de

 Her türlü diyeti uygulayıp kilo veremiyor musunuz? Verdiğiniz kiloları sürekli geri mi alıyorsunuz? Diyet kavramını ortadan kaldıran, yepyeni bir beslenme sistemini Endokrinoloji Profesörü Taner Damcı açıklıyor.

Programın Uygulamalı Bölümünde gençlik iksiri mucize maskeler önerecek olan Biokozmetolog Pervin Bulgak, canlı yayında leke giderici maske ve yüz sarkmasını önleyen mucize masaj yapacak.

Mutfağınızdaki Eczane’ de bu hafta cildi güzelleştiren canlandırıcı iksiri Beslenme Uzmanı Nazlı Şişik açıklıyor.

Doğru bilenen yanlışlarla hayatınızı tehlikeye atmayın! Eğrisi Doğrusu Yarışmamıza katılın, sağlığınız ile ilgili doğruları öğrenin,  ücretsiz check up kazanın!

Sağlığa dair herşey bu programda!  Doktor Halit Yerebakan sizlerin sorularını cevaplamaya devam ediyor.

Genel

Kış Aylarınızı Eğlenceli Hale Getirin!

Yayınlanma:

,

Havaların soğuması sizi negatif etkilemesin, kışlıklarınızı giyin ve dışarıya çıkın. Çıkamadığınız zamanlarda ise zamanınızı battaniyenizin altında kitap okuyarak geçirebilirsiniz

Güneşin yüzünüze vurup kendinizi dışarılara attığınız, bahçelerden taze nane kopartıp kuş cıvıltısıyla uyandığınız günler maalesef geride kaldı. Vakit kalın kazak, kar botu ve tabiri caizse lahana gibi kat kat giyinme vakti.
Kış kapıda! Bu da demek oluyor ki; yorgan, kahve ve kitap konseptli fotoğraf çekimleri başlayabilir. Tabii çekimden sonra gerçekten kitap okumayı unutmayın. Kış ayları çoğunuzun dışarıdaki soğuk havadan çekinip pek fazla evden çıkmadığı zamanlardır. Bu nedenle birçok insan kendini sıkışmış ya da rutine girmiş gibi hissettiğinden bahseder. Her sene ‘Bu kışı iyi değerlendireceğim’ dediğinizden emin gibiyim. Bu sefer gülümsemek için baharı beklemenize gerek yok. Yeni yazımda sizlerle kış aylarını eğlenceli hale getirmenin yollarını, en önemlisi kitap okumanın sağlığa yararlarını ve yapabileceğiniz diğer ev aktivitelerini paylaşacağım. Aşağıdaki küçük ipuçları, bu kışı sizler için daha eğitici ve eğlenceli bir hale getirecek.

HER DERDE DEVA
Kitap okuyor musunuz? Eğer cevabınız ‘Evet’se daha iyi bir insan olma yolunda adımlarınızı hızla atıyorsunuz demektir. Yapılan araştırmalar, kitap okumanın iyi insan olmanıza yardımcı olduğunu saptamıştır. Şimdi size en yakın kitapevine gidin ve bir kitap satın alın. Size ilham verecek birini okuyun. Bu kış romantik komedi filminizi büyüleyici bir biyografiyle değiştirin. Sadece mutlu bir şey izlemeye kıyasla, başkalarının deneyimi hakkında okumak, insanlara daha fazla memnuniyet, daha az stres ve başkalarına yardım etme konusunda daha istekli olma yetisi kazandırır.

SAĞLIK KİTAPLARI DA OKUNABİLİR
Yapılan bir araştırmada, 800’den fazla kişiye 12 sayfalık alıntıdan oluşan edebi kurgu ve popüler kurgu türlerinde romanlar okutuldu. Bir kişinin ne sıklıkta ya da ne miktarda okuduğuna bakılmaksızın, edebi kurgu okuyanlar, diğer kişilerin duygularını başka bir tür okuyanlara kıyasla daha iyi bir şekilde ölçümleyebildi. Aslında sonuçlar şaşırtıcı çünkü bazı insanlar edebi romanların çok da yararlı olmadığını savunur. Zihin teorisi; inanç, niyet, istek, bilgi gibi zihinsel durumları kendisiyle ve başkalarıyla ilişkilendirip başkalarının farklı inanç, istek ve niyetlere sahip olabileceğini anlama becerisidir. Bu durumda zihin teorisini geliştirmek isteyenlerin edebi romanlara yönelmesi doğru olacaktır. Eğer ilginizi sağlık kitapları çekiyorsa, bu ay raflarda yerini alan yeni kitabım ‘Hayatın Ritmi’ni de tercih edebilirsiniz. Konusunu sizlere kısaca anlatmam gerekirse; ülkemizde halen yaklaşık her iki kişiden biri kalp hastalıkları yüzünden hayatını kaybediyor. Bu kitap okurlarına kalp dostu bir günlük hayatın gereklerini, sağlıklı bir ömür sürmek için bilinmesi gereken anahtar sözcükleri fısıldıyor. Böylece kalbinizi daha yakından tanıyacak ve hayatınızın rutinlerine farklı bir perspektiften bakmaya başlayacaksınız.

DUYULARINIZI HAREKETE GEÇİRİR
Tabii okumanın yararları bunlarla sınırlı değil. Bir kitap okurken kitabın kahramanlarıyla birlikte sokakta yürüdüğünüzü hisseder, bir anda burnunuza o sokağın kokusu gelmiş gibi olabilirsiniz. Okuma işlemi, tecrübeyi yaşıyormuşuz gibi beyindeki nörolojik bölgeleri uyarır. İspanya’daki araştırmacılar, ‘tarçın’ kelimesini okumanın, kokudan sorumlu koku alma beyin bölgelerini harekete geçirdiğini keşfetti. Benzer şekilde, Fransız araştırmacılar eylemlerle ilgili bir şey okumanın (Örneğin; Murat koşarak merdivenden indi) beynin hareket kısmı olan motor kortekste bir uyarılmaya sebep olduğunu buldular.

OKUYANLAR MUTLU!
Yapılan eski araştırmalar, yaşam deneyimlerinin sizi maddi şeylerden daha mutlu ettiğini göstermişti. Son zamanlarda yapılan daha kapsamlı bir araştırmada; kitaplar gibi yaşam deneyimlerini geliştirmek için tasarlanan deneyimsel ürünlerin, toplam mutluluğu güçlendirdiği saptanmış. Bu listeye kitapların dışında spor malzemeleri, video oyunları ve müzik aletleri de giriyor. Araştırmalar, okumaya ve öğrenmeye devam eden yetişkinlerin hayatlarından çok daha memnun olduklarını ortaya koydu.

KİTAP OKUMAK HAFIZAYI GÜÇLENDİRİR
Kitap okuma alışkanlığı, hafızanızı kaybetmenize engel olabilir. Araştırmacılar, yaşamınız boyunca zihinsel aktivasyonlarınızı çalıştıracak aktiviteleri (okumak gibi) uygulamanın, bilişsel düşüş oranını yüzde 32 yavaşlattığını keşfetti. Bir başka çalışmada; okuma, satranç, bulmaca gibi zihinsel aktivasyonu geliştirecek konularla ilgilenenlerde Alzheimer hastalığının gelişme olasılığının 2.5 kat daha düşük olduğu saptanmıştır.

KIŞ AYLARINDA BAŞKA NELER YAPABİLİRSİNİZ?

 Bahar temizliği projenizi erkene alın 
Biliyorum siz de bu kış, ‘Bahar gelsin de iyi bir temizlik yapayım’ diyenlerdensiniz. Tabii bütün kış evde oturmaktan sıkılıp ilk güneşle birlikte kendinizi dışarıya atınca da temizlik bir dahaki bahara kalıyor. Araştırmalara göre, evlerini karışık ya da dağınık olarak niteleyen kadınlar, yaşam ortamlarını huzurlu ya da temiz olarak tanımlayanlarla karşılaştırıldığında; stres, depresyon ve yorgunluk seviyelerinin daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.

 Yeni yemekler keşfedilmek için sizi bekliyor
Soğuk ve gri hafta sonları, evde ayaklanmak ve lezzetli şeyler yapmak için mükemmel bir zamandır. Uzun zamandır yapmak istediğiniz yeni tatları denemenin tam vakti.

 Sabah yürüyüşlerinden vazgeçmeyin 
Havaların soğuması sizi negatif etkilemesin; kışlıklarınızı giyin ve dışarıya çıkın. Hem egzersiz, hem de doğa; kanıtlanmış ruh hali düzenleyicilerdendir. Ve biraz şanslıysanız soğuk havalarda çoğumuzun yeterli miktarda bulamadığı D vitaminini depolamak için güneş ışığını yakalayabilirsiniz. Biraz güneş ışığı vücut yorgunluğunuz için birebirdir.

 Eğlenceli hafta sonu planları yapın 
Bu kış evden çıkıp nihayet o hep gitmek istediğiniz sanat müzesini, tiyatro veya orkestrayı ziyaret edin. Norveç araştırmalarına göre, kültürel etkinliklere katılmak endişe ve depresyon oranlarını düşürür ve yaşam memnuniyetini artırır.

 Bahar bahçenizi planlamaya şimdiden başlayın
Çünkü nergislerinizin veya lalelerinizin nerelere dikileceğine karar vermek, sandığınız kadar kolay olmayabilir. Kapınızın önündeki kar yığınına rağmen bitkilerinizin hangi köşeleri renklendireceğine karar verin.

Devamını Oku...

Genel

Genç Kalmanın Formülü; Vücudu Desteklemek

Yayınlanma:

,

Yaşınız 40’a dayanınca ne iş bitmiş oluyor ne yolun yarısına gelmiş oluyorsunuz. Olan tek şey yapılacaklar listesinde tik atılmayan daha çok şeyin olması…

Kendinizi henüz 18 yaşındaymış gibi hissetseniz bile vücudunuz zamanın geçtiğinin farkında! “Yapacağım daha çok şey var” diyorsanız bugünden sonra vücudunuzu desteklemeye başlayın. Bugüne kadar sağlıklı beslenmeyi önemsemediyseniz vücudunuz verdiği işaretlerle sizi uyarmış ya da uyaracak olabilir. Yaş ilerledikçe kas kütlesi bozulmaya başlar, kilo alma olasılığı yükselir, menopoz başlayabilir, kanser, kalp rahatsızlığı ve diyabet gibi kronik hastalıkların riski artmaya başlar. İşaretleri önemseyin ve önlem alın! Vitamin takviyeleri ve bazı gıdalar uzun ve sağlıklı bir hayat yaşamanıza yardımcı olabilir. Sağlıklı yiyecekler tüketmek her yaşta önemlidir ama kıymetini 40’lı yaşlara geldiğinizde, kurallar değişmeye başladığında daha iyi anlarsınız. Bu yüzden erken yaşta önlem almak oldukça önemlidir. Vitamin takviyesi alırken dikkat edilmesi gereken en önemli şey doktorunuza danışmaktır. Sizin için en doğru tavsiyeyi verecektir.

Her yaş için önemli ama 40’lı yaşlardan sonra önemi daha da artan vitaminleri şöyle sıralayabiliriz.

Potasyum

Yaşa bakılmaksızın, kan basıncını kontrol altında tutmada potasyumun önemli bir rol oynar. Post menapozal kadınlar üzerinde yapılan araştırmada, gıdalardan alınan yüksek potasyum sonucu inme riskinde azalma gözlemlendi.  Araştırmada yüksek potasyum alımı yaklaşık 3.1 g olarak kabul edildi.

Potasyum eksikliğinizi nasıl fark edeceğinizi daha önceki yazılarımda sizlerle paylaşmıştım. Kısaca değinecek olursak günün her saati kendini yorgun ve zayıf hissediyorsan, yüksek tansiyon problemin varsa, zaman zaman bacaklarında kas spazmları oluyorsa ve kalp çarpıntısı yaşıyorsan potasyum eksikliğin olabilir. Daha fazla potasyum almak için en iyi yol gün boyunca çok çeşitli meyve ve sebze yemektir. Potasyum deyince akıllara gelen ilk meyve muz olsa da muzdan daha çok potasyum içeren gıdalarda vardır.

Bol potasyum içeren gıdaları şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Patates (orta boy) 941mg
  • Yer elması (orta boy) 542mg
  • Domates sos (1 bardak) 728mg
  • Kavun 641mg
  • Ispanak (1 kap) 540mg
  • Pancar (1 kap) 518mg
  • Fasulye (1 kap) 1189mg
  • Somon (1 konserve büyüklüğünde) 489mg
  • Kabak (bir bardak) 582mg
  • Pazı (bir fincan pişmiş pazı) 961mg
  • Yoğurt (bir kap) 573mg

Günlük tüketeceğiniz gıdalardan tehlikeli seviyede potasyum almanız çok olası değildir. Potasyum kesinlikle doktorunuza danışıp yeterli seviyede almak isteyeceğiniz bir takviye, çok fazla potasyum mide-bağırsak sistemine ve kalbe zarar verip aynı zamanda hayatı tehdit eden kalp aritmilerine neden olabilir. Doktorunuz takviyeleri reçete ediyorsa, sizi nasıl etkilediğini gözlemlemelidir.

B12 Vitamini

40 yaşına geldikten sonra B12 vitamini normal bir kan ve beyin fonksiyonu için kesinlikle listenizde olmalı. Çocuklar ve gençler B12 vitaminini balık, tavuk, et ve hayvansal gıdalar, süt ve süt ürünleri, yumurta gibi yiyeceklerden alıyorlar. Ama vücut yaşlandıkça bu vitamini gıdalardan almakta zorlanıyor. Bu da 50 yaş civarında ortaya çıkıyor çünkü midenin asit oranı düşmeye başlıyor.

40-50 yaş arası B12’yi gıda takviyesi olarak veya multi vitaminlerden almaya başlamak için iyi bir zamandır. Günde 2.4 mg B12 ihtiyacımızı karşılayacaktır. Fazla tüketmek konusunda endişelenmeyin. Suda çözünen bir vitamin olduğu için ihtiyacınız olan oranda vitamin içerecektir.

Kalsiyum

Kalsiyum konusunda hala araştırmalar devam etmekte. Yakın zamanda kalsiyumun erkekler ve 50 yaş üzerindeki kadınlar için kırıkların önlenmesinde oynadığı rolü anlamak için yapılan 59 araştırmada, gıdalardan veya takviyelerden alınan kalsiyumun, kırık riskini azaltma olasılığının düşük olduğu ortaya çıkmıştır.

Kemiklerimiz yaşamın erken dönemlerinde (30 yaşından önce) ihtiyaç duydukları kalsiyumun çoğunu alsalar da, besinler daha sonradan kemik sağlığının korunmasında büyük rol oynuyor. Besin değeri yüksek gıdalar, kas kasılması, sinir ve kalp işleyişi, diğer biyokimyasal reaksiyonlar gibi temel vücut işlevleri için gereklidir. Günlük besin listenizde yeterli miktarda kalsiyum almıyorsanız, vücudunuz kemiklerinizin arasından kalsiyumu çıkarır ve vücudunuz zayıflar. Bu durumdan anlıyoruz ki, 40 yaş ve daha sonrasında kalsiyum ihtiyacınız vardır ancak en son bulgular daha fazla kalsiyumun mutlaka daha fazla fayda anlamına gelmediğini ve hatta kalp sağlığına zararlı olabileceğini söylüyor.

Süt, brokoli, badem, ıspanak, soya peyniri ve sardalya gibi kalsiyum bakımından zengin gıdalarla çok yönlü bir yemek listesi yaptığınızda vücudunuzun ihtiyacı olan (40-50 yaş arasındaki kadınlar için günde 1.000 mg ve 50 yaşından büyük kadınlar için 1.200 mg) kalsiyumu almış olursunuz.

D vitamini

Özellikle 40 yaşından sonra D vitamini çok önemlidir. Çünkü diyabet, kalp rahatsızlığı, MS hastalığı, göğüs ve bağırsak kanserleri gibi hastalıkların D vitamini eksikliğiyle bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştır. Bunların yanında D vitamini vücuttaki kalsiyumun emilmesi içinde gereklidir.

D vitamini kaynakları arasında balık, tahıl ve tahıl ürünleri bulunur, ancak yiyeceklerden elde ettiğiniz D vitamini vücudumuz tarafından az emilir. Güneş, vitaminin en iyi kaynağıdır, ancak herkes ekvatora ihtiyacımız olan D vitamini miktarını karşılayabilecek kadar yakın yaşamıyor olabilir. Bazı araştırmacılar D3 takviyesini önerir çünkü D3, güneşten alacağınıza en yakın D vitamini tipidir. Ulusal Sağlık Enstitü, günde en az 600 IU (50 yaşından sonra günde 800 IU) D vitamini alınması gerektiğini bildirmiştir. Vücuda zarar vermeyecek üst sınırı ise günde en fazla 4.000 IU olarak belirlemiştir.

Magnezyum

Magnezyumun en önemli fonksiyonlarında biri, özellikle yaşlanmaya bağlı yüksek tansiyon riski altında olan 40 yaş üstü kadınlar için kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olmaktır. Araştırmalar kalp hastalığı, diyabet ve iltihap gibi hastalıkların magnezyum eksiklikleri ile bağlantılı olduğunu ortaya çıkartıyor. Bunların yanında magnezyum vücuda kalsiyumu emme görevinde yardımcı olur ve kan şekeri kontrolü, kas, sinir ve kalp işlevinde vücutta olumlu rol oynar.

Magnezyum seviyenizin eksik olabileceğini düşünüyorsanız doktorunuz magnezyum seviyenizi test edebilir. Sağlıklı ve dengeli besleniyorsanız, ihtiyacınız olan tüm magnezyumu koyu yapraklı yeşillikler, fasulye, soya, fındık ve avokadodan alabilirisiniz. Çok fazla magnezyum büyük riskler oluşturmaz ancak ishal, mide bulantısı veya kramplara neden olabilir.

Omega-3

Omega-3 teknik olarak bir vitamin olmasa da vücuda olan faydaları nedeniyle bu listede yer almayı hak ediyor. Yaşlanmaya bağlı olumsuz değişikliklerin bazılarına, kalp hastalığı riskinde artışa ve bilişsel düşüşe karşı koymaya yardımcı oluyor. Araştırmalar, omega-3’lerin kan basıncını düşürmeye ve LDL (kötü kolesterol)  düzeylerinde iyileşmeye neden olduğunu, kalp rahatsızlığı riskini azalttığını ve hafızayı korumada rol oynadığını göstermiştir.

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, kanında omega-3 yağ asidi seviyesi yüksek olan kişilerin daha büyük beyinleri olduğunu ve hafıza testlerinde planlama faaliyetleri, soyut düşünme gibi alanlarda düşük seviyedeki bireylerle karşılaştırıldığında daha iyi performans gösterdiği ortaya çıkarıldı. Bu durum, omega-3 yağ asidinin diğer bilinen faydalarının yanında beyin sağlığının korunmasında rol oynadığını göstermiştir.

Balık, ceviz, keten tohumları ve yapraklı sebzeler gibi gıdalardan omega 3 alabilirsiniz. Takviye almanız yeterli seviyede omega-3 aldığınıza emin olmanızı sağlar. Her iki durumda da, eğer sağlıklıysanız 500 mg, kalp rahatsızlığınız varsa 800 ila 1000 mg arası ve yüksek trigliserid seviyelerine sahipseniz 2000 ila 4000 mg’ı hedefleyin. Pıhtılaşma önleyici ilaçlar kullanıyorsanız dozu doktorunuza mutlaka danışın.

Devamını Oku...

Genel

Diş Sağlığınız İçin Elma Tüketin

Yayınlanma:

,

Yapılan araştırmalar, elma ve ananasın düzenli tüketildiklerinde diş eti hastalıklarına karşı koruma sağladığını buldu. Ayrıca elma sirkesi de bakterileri öldürüyor

Diş eti hastalığı, dişleri çevreleyen ve destekleyen doku ve kemiklerin bir enfeksiyonudur. Buna periodontal hastalık denir. Diş eti hastalığı, dişlerde ve diş etlerinde bakteri olarak adlandırılan mikropların büyümesinden kaynaklanır. Bakteriler, ağızda üretilen açık, yapışkan bir plakta bulunur. Plaktaki bakteri, yediğiniz ve içtiğiniz gıdalardaki şekerlerle beslenir ve zehir (toksin) ve diğer kimyasal maddeler üretir. Toksinler, diş etlerinizi tahriş eder ve fırçalandıklarında şişmelerine ve kolayca kanamalarına neden olur. Zamanla, plak taş veya tartar olarak adlandırılan bir yığının içine sertleşebilir. Bu, diş etlerini daha da tahriş eder ve diş eti hastalıklarına sebep olur.

KÖTÜ KOKUYA SEBEP OLABİLİR
Ağız ve diş sağlığında diş fırçalama önemli bir yere sahiptir. Diş ve diş etlerinde yeteri kadar hijyen sağlanmaması, beraberinde kötü koku ve diş kayıplarını getirebilir. Aşağıdaki diş eti hastalık semptomlarından bir ya da birkaçını taşıyorsanız mutlaka diş hekimine görünmeniz gerekir:
Diş eti kanaması
Dişlerin üstünde ve altında plak ve tartar gibi sert birikintiler
Dişlerinizin diş etlerinden çekildiği alanlar
Dişleriniz ve diş etleri arasında büyüyen cepler Ağız kokusu, hakkınızda pek çok şey söyleyebilecek bir sağlık detayıdır. Ağız kokunuz, sağlıklı bir birey olduğunuzu ya da herhangi bir hastalığınızın bulunduğunu ifade edebilir. Örneğin ağzınız, çürük yumurta gibi kokuyorsa karaciğer sirozu, amonyak ya da idrar gibi kokuyorsa böbrek hastası olabilirsiniz. Kişiler çoğu zaman kendi ağız kokularının farkında olmaz. Bu noktada sosyal çevreden gelen yorumların dikkate alınması gerekir. Ağız kokusunun en önemli sebebi, ağız bakımına yeteri kadar önem verilmemesidir.

GÜNDE İKİ KEZ FIRÇALAYIN

Dişlerinizi en az iki kez fırçalayın: İyi ağız hijyeni, gülümsemenizi en iyi şekilde görmek için denenmiş ve doğru bir yöntemdir. Diş macunları, diş yüzeyindeki lekeleri hafifçe yumuşatır. Beyazlatıcı diş macunları daha fazla katkı maddesi ile aynı şekilde çalışır, ancak dişleri beyazlatmazlar. Diş sağlığınız için günde en az iki kez dişlerinizi fırçalamalısınız.
Bir kaşık yağ kullanmayı deneyin: Bu teknik Ayurveda tıbbında popülerdir. Bakterileri ‘çıkarmak’ için 20 dakika kadar ağzınızda bir çorba kaşığı yağı (susam, hindistancevizi veya zeytinyağı gibi) gezdirin. Yakın tarihli bir araştırmada, Hindistancevizi yağının diş yüzeylerinde düzenli olarak kullanımında, diş çürümesini önlediği ve ağız kokusunu giderdiği belirtilmiştir.
Lekeler için karbonatı deneyin: Sodyum bikarbonat kullanarak bir diş macununun bıraktığı etkiden çok daha iyisini elde edebilirsiniz. Ancak karbonat her zaman kullanılmamalı, haftada bir denenmelidir. Çalışmalar, kabartma tozu olan ürünlerle yapılan fırçalama işleminin, zamanla yüzey lekeleri üzerinde çalışacağını gösteriyor.
Dilinizi de fırçalayın: Günde en az iki kez dişlerinizi fırçalamak, ağız bakım sağlığı açısından önemli bir yere sahiptir. Düzenli diş bakımı yapılmadığında pek çok diş eti hastalıkları, aft ve ağız kanserine kadar gidebilecek ciddi hastalıklar ortaya çıkabilir. New York Üniversitesi Periodontoloji ve İmplant Diş Hekimliği Bölümü’nde yapılan araştırmalar sonucunda, ağızda 700’den fazla bakteri türü yaşadığı ortaya çıkmıştır. Bu bakterilerden kötü olanlar, en fazla dilin yüzeyinde yer alır. Ayrıca uzun süre ağızda kuluçkaya yatarak, dilin arkasına saklanabilirler. Bu bakteriler ağızda sürekli yara oluşumuna, ağız kokusuna ve diş eti hastalıklarına neden olabilir. Diliniz fırçalanmadığında kötü bakteriler; gıda parçacıkları ve ölü cilt hücrelerinden bir tabaka meydana getirir. Bu tabaka, tat alma tomurcuklarınızı engeller ve bir süre sonra ağzınızda sürekli keskin, acı bir tat bulunur. Dilinizi fırçalarken, fırçayı dilinize bastırmamaya ve çok yumuşak hareket etmeye özen gösterin. Sert fırça darbeleri, dilin üzerinde yer alan tat alma duyularınızı hasara uğratabilir. Fırçayı yavaşça aşağı yukarı hareket ettirerek 10-15 saniye dilinizde gezdirmeniz yeterlidir.

KALSİYUMDAN ZENGİN BESLENİN

Elma, ananas, çilek diş dostudur:Elmalardaki malik asit, ağızdaki iyi huylu bakterileri artırır. Ananas içerisinde bir bileşik olan bromelainli, diş macunu görevi üstlenerek diş beyazlığına yardımcı olur. Operatif dişhekimliğindeki bir araştırma, bunların bir karışımı ile fırçalama işleminin beyazlatma etkisinin olmadığını, ancak bu meyvelerin düzenli tüketiminde diş ve diş eti hastalıklarına karşı etkin koruma sağladığını buldu. Elma sirkesi de diş sağlığı dostudur. Ağızdaki kötü bakterileri öldürmek ve lekeleri çıkarmak için dişlerinizi fırçalamadan önce elma sirkesi ile gargara yapın.
Kalsiyumdan zengin beslenin: Kalsiyum kemik sağlığı kadar diş sağlığı üzerinde de etkili bir yere sahiptir. Özellikle gelişme çağındaki çocukların kalsiyumdan zengin beslenmesi gerekir. Süt ve süt ürünleri, yoğurt kalsiyum; portakal, kavun gibi pek çok meyve ile brokoli ve ıspanak gibi yeşil sebzeler önemli C vitamini kaynaklarıdır.

DİŞ İPİNİ DÜZENLİ KULLANIN

Diş ipi kullanmayı deneyin: Araştırmalara göre düzenli diş ipi kullanımı, çürümeleri ve erken diş kayıplarını önler. Düzenli ip kullanma alışkanlığınız yok ise, özellikle sorunlu dişlerinizi temizlerken diş ipinden faydalanmayı deneyin.
Kafeinden uzak durun: Kafein, ağzınızdaki asit dengesini değiştirerek kötü bakterilerin oluşumuna zemin hazırlar. Ayrıca tükürük akışınızı engeller.
Diş fırçanızı üç ayda bir değiştirin: Diş fırçası üzerinde birçok bakteri, mantar, virüs gibi mikroorganizmalar bulunur. Diş fırçası yenilenmediğinde bu mikroorganizmalar diş plağınıza zarar verip diş eti hastalıklarına neden olabilir.
Diş fırçalama süreniz dört dakikanın altında olmasın: Her gün dişlerinizi fırçaladığınız halde ağzınız kokuyor, diş eti hastalıklarına yakalanıyorsanız; bunun tek sebebi dişlerinizi yeteri kadar fırçalamıyor oluşunuzdur.

YEŞİL ÇAY AĞIZ SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ
Sıcak suya bir çay kaşığı kadar eklenip karıştırılarak demlenen yeni yeşil çay çeşidi (matcha, yani toz yeşil çay), yapraklı olandan çok da farklı değil. Ancak hem içtiğiniz çayın rengini, ismini çağrıştıran yeşile boyuyor, hem de yeşil çayın farklı alanlarda kullanılmasına olanak sağlıyor. Yeşil çayın faydalarını araştıran bilim adamları; bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini, farklı birçok tip kanseri önlemede önemli rol oynadığını ve kolesterolü düşürdüğünü tespit etmişler. Yeşil çayın bir diğer mucizevi etkisi ise ağız kokusunu önlemesi. Yeşil çay, diş çürüklerini önler ve diş eti hastalıklarına karşı etkin bir koruma sağlar. Sağlıklı bir ağız bakımı için günde bir bardak yeşil çay tüketimi önemlidir.

GÜNDE BİR KASE YOĞURT TÜKETİN
Japonya’da yapılan araştırmalara göre, yoğurttaki canlı bakterilerin ağız kokusu oluşturan bakteri düzeylerini baskılayabildiği ortaya çıkmıştır. Araştırmada, 24 gönüllü altı hafta süreyle günde iki ortak bakteri içeren şekersizleştirilmiş yoğurt tüketti. Araştırma verilerini inceleyen Tsurumi Üniversitesi’ndeki mikrobiyologlar, deneklerin nefes örneklerini yoğurt tüketiminden önce ve sonra olacak şekilde kontrol ettiler. İncelemeler sonucu, düzenli yoğurt tüketen deneklerde ağız hastalıklarına neden olan kötü bakterilerin minimum seviyeye indiği, kötü nefese neden olan hidrojen sülfür seviyesinin ise yarıya düştüğü gözlemlendi. Yoğurt, kalsiyum bakımından zengin oluşuyla diş ve diş eti hastalıklarına karşı etkin koruma sağlar.

 

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.