Bizimle iletişime geçin

Aile Sağlığı

20 Günde Kilo Vermeye Hazır Olun

Avatar

Düzenleyen

on

Bağışıklığı Güçlendirmek için Tavsiyeler

Ah bu fazla kilolar… Bir türlü kurtulamıyorsunuz değil mi? Denediğiniz diyetler zor, etkisiz ve hatta sağlığınıza zararlı olabilir. Şimdi tam hayallerinizdeki gibi bir diyetle tanışacaksınız; otomatik pilot diyeti.

Fazla kilolardan kurtulmak için kim bilir hangi yollara başvurdunuz, kaç çeşit diyet denediniz. Üstelik diyetlerin çoğu uzun vadede sonuca ulaştırdığı için, başladığınız diyeti sürdürmek pek de kolay olmasa gerek. Hayallerinizdeki diyetle tanışmaya hazır olun. Otomatik pilot diyeti ile basit, etkili, hızlı ve sağlığınıza zarar vermeden 20 günde kilo verebileceksiniz.

Otomatik pilot diyeti aslında aralıklı oruç diyetinden esinlenerek oluşturulmuş. 2020 yılında da aralıklı oruç diyetini ve modifiye versiyonlarını oldukça fazla duyacağız. Bende bu diyeti biraz kendime göre modifiye ettim. Amaç sağlıklı beslenmede sevebileceğiniz bir diyet planı oluşturmak ve bu planında hayat tarzınız olarak işlemesi. Kısaca bir diyetin başarısız olmasının en önemli sebebi o diyete başlamaktır. Bu nedenle 20 günlük bu plan aslında hayat alışkanlığı oluşturması için 20 gün olarak tasarlandı.  Bu diyette günün belirli bir zaman diliminde yemek yiyebiliyorsunuz. Bu zaman dilimi genellikle sekiz saat ile sınırlı. Diğer aralıklı oruç diyetlerinde yenilebilen yiyecekler oldukça kısıtlı olabiliyor. Otomatik pilot diyeti ise sizi bu kısıtlamalardan uzak tutacak, yiyecek seçeneklerine odaklanmanızı sağlayacak.

Yakın zamanda yapılan Beslenme ve Sağlıklı Yaşlanma çalışması, orjinal adıyla Cruise Control diyetinin etkilerini incelemek için 23 obez yetişkini inceledi. 12 hafta boyunca sabah 10 akşam 6 arası yemek yiyen katılımcıların günde 350 kalori kadar daha az aldıkları sonucu ortaya çıktı. Ayrıca katılımcılar bu süreçte kilo da verdi.

Peki bu diyet nasıl uygulanıyor?

Otomatik pilot diyeti gününüzü mavi ve kırmızı zaman olarak ikiye bölüyor.

Mavi zaman, yemek yiyebildiğiniz sekiz saatlik dilimi kapsar. Bu sürede tüketeceğiniz besinleri iyi planlamak başarı oranınızı arttırabilir. Uzmanlar, vücudun insülin duyarlılığının sabah saatlerinde artması nedeniyle, yeme yoğunluğunu sabah saatlerinde tutmanın kilo kaybetmeye yardımcı olabileceği konusunda hemfikir.

Bunlardan kaçının

Şeker ve yapay tatlandırıcılar

Aşırı işlenmiş karbonhidratlar

Doymuş yağ oranı yüksek yiyecekler

İşlenmiş gıdalar

Yemek yemeden geçireceğiniz on altı saatlik dilim ise kırmızı zaman. Yarısını uykuda geçireceğiniz bu süre içinde sadece su ve katkı veya şeker içermeyen sıvılar tüketebilirsiniz. Yemek yemediğiniz zaman diliminde vücudunuz yağ yakmaya başlıyor ve kan şekerini dengeliyor. ‘Ben aç kalamam’ diye düşünmeyin, bunun kontrolü de vücudunuzda. Kısıtlı yemeye başladığınızda vücudunuz açlık hormonu seviyelerini düşürüyor ve bu da iştahınızı kontrol altında tutuyor.

Bu diyete başlamak içinse yapmanız gereken, kendinize bir plan hazırlamak. Uygulamada sizi herhangi bir kalori sınırlaması beklemiyor. Ancak besleyici ve tok tutan gıdaları seçmenizde fayda var. Unutmayın ki 16 saatlik kırmızı zamanda bir şey yiyemeyeceksiniz. Yiyeceklerinizi sağlıklı yağlar (%50), karbonhidratlar (%30) ve proteinler (%20) olarak ayırabilirsiniz. Kısıtlı yemek yediğinizde susuz kalmanız kolaydır. Gün içinde yeterli miktarda su tükettiğinizden emin olun.

Mavi Zaman Planı Nasıl Olmalı?

Şimdi, bu diyete başlamak için bir planınız olması gerektiğini biliyorsunuz. Ancak bu planın nasıl olması gerektiğini bilmiyorsanız, size birkaç öneri verebilirim.

Sabahları insülin etkisinden yararlanmak için iyi beslenerek güne başlamanızda yarar var, ancak hiç bir diyet kısıtlı lif alımı ile gerçekleşemiyor. Bu sebeple günün tüm mavi saatlerine yayılacak ve toplu alınmayacak şekilde lifli gıdalar tüketin. Bağırsaklarınızın boş kaldığı dönemlerde içinde bulunan mikropların döngüsünü düzenlemek ve tabi ki tok kalmak için bu diyetin vazgeçilmez gıdası yoğurttur.

Güne yeşil çay, oolong çayı, beyaz çay, zencefil çayı veya tarçın çayı ile başlayabilirsiniz. Bu tür çaylar metabolizmayı hızlandırır, yağ yakımını kolaylaştırır. Dolayısıyla kilo kaybını teşvik eder. ‘Peki ya kahve?’ mi dediniz? Merak etmeyin, kahve içmek istiyorsanız günde 1 bardak olması şartıyla kahve içebilirsiniz, tabii şekersiz.

Kahvaltıda yiyeceğiniz yarım avokado, günlük almanız gereken vitamin ve mineral oranlarına büyük katkı sağlar. Üstelik faydaları da saymakla bitmez; Kilo kaybını arttırmaya, kolesterolü düşürmeye, meme kanseri riskini azaltmaya ve karın yağlarını yakmaya yardımcı olabilir. Sağlıklı ve doyurucu bir kahvaltı için bir porsiyon tahıl da tercih edebilirsiniz.

Öğünleriniz için sebze yemeklerini tercih edebilirsiniz. Özellikle Brüksel lahanası, turp ve lahana gibi sebzeler, doyurucu ve sağlıklıdır. Et yerine bitkisel proteinleri tercih edebilirsiniz. Fasulye, soya ve tohumlar protein bakımından zengin besinlerdendir. Öğün aralarında açlığınızı geciktirmek için sağlıklı atıştırmalıklar tercih edin.

Herkes için güvenli olmayabilir!

Bazı araştırmalara göre, Otomatik pilot ve benzeri diyetlerin genel olarak sağlıklı, güvenli ve hatta ömrü uzatmak için faydalı olduğu düşünülüyor. Ancak tabi ki bunu genellemek doğru olmaz. Mesela glikoz seviyenizi değiştirebilen ilaçlar kullanıyorsanız veya diyabetiniz varsa, bu tür bir diyete başlamadan önce mutlaka bir doktora danışmalısınız.

  Mavi zamanda tüketebileceğiniz lezzetli atıştırmalıklar da var tabi ki.

Deniz tuzu serpilmiş avokado

Çilek ve kremşanti

Dondurulmuş üzüm

Kızarmış nohut

Makademya fındığı

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Restoranlarda nelere dikkat edilmeli?

Avatar

Düzenleyen

on

Covid-19 sürecinde restoranlarda yemek yerken nelere dikkat etmeliyiz?

Yeni normal sürecinde restorana gitmeyi düşünüyorsanız, bu 10 ipucunu aklınızdan çıkarmayın.

Sağlıkla kalın…

 

“Açık Alanlarda Dikkat Edin” konulu yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirici içerik paylaşımı yaptığımız youtube sayfamızı görüntülemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Coronavirüs Hala Etkili

Avatar

Düzenleyen

on

Havaların giderek ısınması alınması gereken önlemler bakımından zorlayıcı olabiliyor. Ancak asıl zorlayıcı olan ölüm oranlarının yeniden yüzde 50’lerin üzerine çıkması ve bir sevdiğimizi kaybederek bu durumun rakamlardan ibaret olmadığının tanığı olmak olur.

Normalleşme sürecine başladığımız Haziran ayının ilk gününden itibaren vaka sayıları yükselmeye başlamıştı. İlk günlerde görülen bu hızlı yükseliş yavaş da olsa yön değiştirmeye başladı. Seyahat kısıtlamasının kalması bazı illerdeki vaka sayılarını yükseltse de ülke genelinde özellikle son bir haftadır düşüş görülebiliyor.

Elbette tablonun dalgalanması normalleşme sürecinin başında, insanların bir anda sokaklara dökülmesi, ardından uyarıların sıklaşması ve vakaların artmaya başlamasıyla önlemlere geri dönülmesi olarak yorumlanabilir. Maske kullanımının önemine yönelik ısrarlı uyarılar ve kullanmayanlara cezai yaptırımlar uygulanacak olması (maalesef buna gerek duyulması) bugün sonuçlarını göstermeye başladı.

Tedavide başarılıyız

Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da açıkladığı gibi salgının başlarında entübe edilen hastaların yüzde 67’si, yoğun bakım hastalarının ise yüzde 53’ü vefat ediyordu. Covid-19 ile verdiğimiz mücadelede geldiğimiz noktanın başarısı rakamlarla ortaya çıkıyor. Bugün entübe edilen hastaların yüzde 4’ü, yoğun bakım hastalarının ise yüzde 2’si vefat ediyor. Yine Sayın Koca vefat sayılarının düşme nedeni olarak tedavideki başarıya dikkat çekti. Çünkü virüs etkisini kaybetmiş değil.

Mart ayı başında virüs ile henüz karşılaşmamıştık ve gereken önlemleri alarak hayatımıza devam etmiyorduk. Bugün yine aynı şekilde yaşamaya kalkarsak buna en çok coronavirüsün sevineceği kesin. Havaların giderek ısınması alınması gereken önlemler bakımından zorlayıcı olabiliyor elbette. Ancak asıl zorlayıcı olan ölüm oranlarının yeniden yüzde 50’lerin üzerine çıkması ve bir sevdiğimizi kaybederek bu durumun sadece rakamlardan ibaret olmadığını görmek olur.

Tat ve koku kaybı kalıcı olabilir

Coronavirüsün neden olduğu tat ve koku kaybı hızlıca düzelebilir ya da hiç geri gelmeyebilir.

İngiliz tahtının varisi Prens Charles Nisan ayı başında COVID-19’a yakalandığını duyurmuştu. Prens Charles virüs atlattı ancak üzerinden haftalar geçmesine rağmen hala yan etkileri ile uğraşıyor. Virüse maruz kaldığında tat ve koku duyularını kaybeden 70 yaşındaki Charles, tat ve koku duyularının geri gelmemesinden mustarip.

Bir şekilde COVID-19 ile enfekte olarak koku ve tat duyusunu kaybetmiş olanlar coronavirüsten arındıklarında koku ve tat duyuları geri geliyor mu?

Aslında bu sorunun bir cevabı yok. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme merkezi tat ve koku kaybını belirti olarak listeliyor ancak kalıcılığı hakkında bilinmezlik hâkim. Bu güne kadar elde edilen verilere göre hastaların yüzde 27’si virüsten kurtulduktan sonra 7-10 gün içinde iyileşebiliyorken bazıları uzun süreler tat ve koku kaybıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. Kayıtlar arasında duyularını kısmi olarak geri kazananlar ve hiç iyileşemeyenler de var.

Tat ve koku duyusunu geri kazanmak için yapılabilecek bir şey var mı?

Bu duyuları geri kazanmak için kullanılabilecek bir ilaç maalesef ki yok. Ancak uzmanlara göre koku eğitimi sürece olumlu etki sağlayabilir. Koku eğitimi güçlü kokulara maruz kalarak koku duyusunu geri getirmeyi hedefler.

Limon, okaliptüs, karanfil ve gül gibi güçlü kokular aralarında dinlenerek yaklaşık 10 saniye boyunca koklanır ve nasıl koktuğu hatırlanmaya çalışılır. Bu eğitimin kısa sürede sonuç vermesini beklemeyin. Aylarca denemeniz gerebilir. Günde en az iki kez uygulanmalı ve birkaç ay sonra kokular değiştirilmeli. Bir sonuca ulaşmak kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

Bu egzersizlerin COVID-19 geçirmiş kişiler üzerinde işe yaradığına dair kesin bir kanıt yoktur.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

COVID-19 Ruh Sağlığını Olumsuz Etkiliyor

Avatar

Düzenleyen

on

Coronavirüse yönelik sağlık hizmetleri yoğunluğu, dünyanın birçok yerinde zihinsel sağlık hizmetlerini ciddi şekilde bozdu. Depresyon, anksiyete atakları ya da önceden var olan zihinsel sağlık sorunları bu dönemde akıl sağlığı hizmetlerine erişim zorlaştığı için arttı.

Geçtiğimiz yılın sonlarında ortaya çıkan ve hızla yayılan coronavirüs, hala tüm dünyayı ciddi şekilde etkilemeye devam ediyor. Her bir bireyin sağlığı ve ekonomisi tehdit altında. Kaçınılmaz olarak bu durum beraberinde zihinsel sorunları da getirdi. Özellikle salgının ilk başladığı zamanlarda hükümetlerin ve medyanın tepkisi korkuya neden olmuştu. Bu virüs hakkında hiçbir şey bilinmiyor ve açıklama yapılamıyordu. Dünya Sağlık Örgütü’nün coronavirüsü ‘pandemi’ olarak duyurması da tuzu biberi oldu. Bir yandan da dünya genelinde her gün yüzlerce kişinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiği haberleri izlendi.

Genel olarak insanlarda kaygı, korku, umutsuzluk ve uyku problemleri görülebiliyor. Ancak ekonomik durgunluk, eve kapanma, devam eden salgınla ilgili belirsizlikler ve sosyal mesafe gibi durumlar zihin sağlığının daha derinlerine inebiliyor. Bazı tezlere göre bu durum klinik olarak akıl hastalıklarında artışa neden olabilir.

Küresel zihin sağlığı iyileştirilecek

Ortaya çıkan kanıtlara göre sadece coronavirüse yönelik sağlık hizmetleri yoğunluğu, dünyanın birçok yerinde zihinsel sağlık hizmetlerini ciddi şekilde bozdu. Depresyon, anksiyete atakları ya da önceden var olan zihinsel sağlık sorunları bu dönemde akıl sağlığı hizmetlerine erişim zorlaştığı için arttı.

Bu olumsuz durumun iyi tarafından bakan bazı bilim insanları pandemiyi, akıl sağlığı bakımını yeniden canlandırmak için tarihi bir fırsat olarak görüyor. 2017 yılında Harvard Üniversitesi’nde başlatılan bir girişim bazı stratejilerle küresel olarak akıl sağlığı sistemlerini dönüştürmeye öncelik veriyor. Bu stratejilerden biri empower; kullanılan dijital araçlarla toplum sağlığı çalışanlarının kanıta dayalı psikososyal terapileri öğrenmesini, yönetmesini ve sunmasını sağlıyor. Bir diğeri champions; kanıta dayalı akıl sağlığı hizmetlerini ölçeklendirmek için liderlik kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor. Countdown olarak adlandırılan strateji yöntemi de ortak parametreler ile akıl sağlığı sistemlerinin performansını değerlendiriyor.

İç içe olan bu üç temel strateji ile küresel toplumun ihtiyaç duyduğu zihinsel sağlık sistemlerinin dönüşümü hedefleniyor.

Diyabet Ölüm Oranlarını Arttırıyor

Büyük Britanya’da yapılan bir analizle coronavirüs nedeniyle hastaneye yatırılan Asya halkının ölme olasılıklarının Avrupalılara göre daha yüksek olduğu görüldü. Çalışmaya üniversiteler, halk sağlığı kurumları ve hastaneler olmak üzere toplam 520 kurum dâhil edildi ve hastaların hastaneye kabul edildikten sonraki süreci incelendi.

Yaklaşık 35 bin hastayı inceleyen uzmanlar; Güney Asyalıların hastanede COVID-19’dan ölme olasılığının Avrupalılara göre yüzde 20 daha yüksek olduğu ve diğer etnik gruplarda belirgin farklar olmadığını ortaya koydu. Verilere göre, hastanede tedavi gerektiren her bin Avrupalı COVID-19 hastasından 290’ı, her bin Güney Asyalı hastadan ise 350’si hayatını kaybetti.

Asyalı ve Avrupalı hastalar karşılaştırıldığında ise Asyalı COVID-19 hastalarının ortalama 12 yaş daha genç olduğu, bunama, obezite veya akciğer problemlerinin bulunmadığı ancak diyabet seviyelerinin çok yüksek olduğu görüldü. Diyabet enfeksiyon riskini arttırabiliyor ve organlara zarar verebiliyor.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar