Sosyal Medya

Beslenme

Günde En Az 2 Litre Su İçin

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
litre su

Bedeninizin tüm fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için günde en az 2 litre su içmeniz gerekir. Susuzluk durumunda, beyinden böbreğe tüm organlar olumsuz etkilenir

Su, hem insan bedeni, hem de ekolojik dengenin devamı için hayati öneme sahip en önemli şeydir desek abartmış olmayız. Eminim birçoğunuz, insan bedeninin dörtte üçünün sudan oluştuğunu söyleyen birilerini duymuşsunuzdur. İnsan bedeni, yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilmek için gün boyu su kaybına (dehidrasyon) uğrar. Bedeninizin tüm fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için günde en az 2 litre su içmeniz gerekir.

YEDİKLERİMİZİN SUYU DA SAYILMIŞ

Amerika’da bulunan The National Board of Research, alınan her bir kalori için bir mililitre su tüketilmesi gerektiğini tavsiye ediyor. Bu durumda, 2 bin kalorilik diyetle beslenen biri için günlük su ihtiyacının 2 litre olduğu söylenebilir. National Research Council of the U.S. tarafından yayınlanan son kılavuz, günlük su ihtiyacı için daha net rakamlar kullanmayı tercih etmiş. Yayınlanan rehber kılavuza göre; erkekler günde 3.7, kadınlar (hamileve emzirme döneminde olmamak koşuluyla) günde 2.7 litre su tüketmeliler. Yediğimiz besinlerden aldığımız su miktarı da, bu hesaplamalar yapılırken dikkate alınmış.

ABD Enstitüsü (IOM); yaptığı araştırmalarda erkeklerin yüzde 43’ünün, kadınların ise yüzde 41’inin günlük su tüketimlerini karşılamadığını ortaya çıkarmıştır. Aynı araştırma, su tüketiminde yaş faktörüne de dikkat çekti ve özellikle 50 yaş ve üzeri kişilerin su tüketimi konusuna gerekli önemi vermediğini belirtti. Araştırmalara göre yaşın ilerlemesi, günlük su tüketimi alışkanlığında gerilemeyi beraberinde getiriyor. H2O yani su tüketimi vücudunuzun yağlanma, sindirim, bağışıklık ve sıcaklık düzenine kadar pek çok fonksiyona katkı sağlıyor. Ayrıca yeteri kadar (günde en az 2 litre) su tüketimi unutkanlığa iyi geliyor, psikolojiyi olumlu yönde etkiliyor ve uyku düzenini sağlıyor.

İDRARIN RENGİ ÖNEMLİ

Vücudumuzun yüzde 70’i sudan oluşuyor. Suyun sağlık üzerindeki olumlu etkilerindenbahsettik. İşte yeteri kadar su içmemizi gerektiren sebepler:

  • Gözyaşı sudan oluşuyor. Gözlerin nemli kalmasını ve duygulu, stresli anlarda vücudun gözyaşı üretmesini sağlayan en önemli etmen sudur.
  • İdrar yolları hakkında bilgi verir. Evet idrarınızın bulanık olmasındaki bir etken de su tüketiminizdir. Ne kadar fazla su tüketirseniz, böbrekleriniz o kadar iyi çalışır ve vücuttaki toksinleri atabilmenizi sağlar.
  • Burun akıntısı ve mukus sadece çocuklara özgü değildir. Hepimiz günde yaklaşık 1 litre su üretiriz. Suyun bir kısmı sümüksü bir yapıya sahiptir. Bu yapının içinde protein ve antikorlar bulunur. Mukus, organların zararlı bakterilerden korunmasını sağlar.

TÜKÜRÜK BEZLERİ İÇİN SU ŞARTTIR

  • Suya ihtiyaç duyduğumuz diğer bir alan tükürük bezleridir. Enzimleri parçalama,mikroplarla savaşma ve dişleri koruma gibi işlevleri olan tükürüğün yüzde 99’u sudan oluşmaktadır. Tükürük bezlerinin işlevlerini yerine getirebilmesi için, düzenli su tüketimi şarttır.
  • Kanın sıvı kısmı olan plazmanın da yüzde 92’si sudur. Vücudun besin maddelerinindağıtımını, metabolik atıkların böbreklere taşınmasını ve tansiyonu sağlıklı seviyelerde tutulmasını sağlayan kanın işlevlerini yerine getirebilmek için erkekler günde en az 16, kadınlar ise 11 bardak su tüketmelidir.
  • Terleyerek potasyum ve sodyum gibi elektrolitleri kaybederiz. Özellikle egzersizsonrası vücut ısısının artması, kalori yakımı, toksin atımı gibi faktörler terlemeyi artırır. Vücudun kaybettiği suyu yerine koymak için meyve suları yerine maden suyu ve su tüketilmelidir.

KALORİ YAKMAYA YARDIMCI OLUYOR

  • Eğer kabızlık şikayetiniz varsa, yetersiz miktarda su tüketiyorsunuz demektir. Dehidrasyon sonucu su ihtiyacını karşılamak için başvurulan kaynaklarından biri de dışkıdır. Dışkıdan emilen su, onu katı bir hale getirir ve bağırsaklardaki hareketini kısıtlar. Böylece kabızlık problemi ortaya çıkar. Su, aynı zamanda sindirime de yardımcı bir kaynaktır. Yediğiniz gıdaları gerektiği gibi sindirmek, onlardan maksimum fayda sağlamanız için son derece önemlidir. İnsan bedeni kusursuz bir işleyişe sahiptir. Kişi su içtiğinde, sistem ilk olarak suya en çok ihtiyacı olan yeri tespit eder ve içilen suyu direkt oraya gönderir. Yeterli miktarda su içmek, kendinizi daha da dinç ve zinde hissetmenize yardımcı olur.
  • Diyet yapıyorsanız yine su tüketimine özen göstermeniz gerekir. Diyet sırasında günde en az sekiz bardak su tüketimi, kalori yakmanıza yardımcı olacaktır.

BASİT GÖREVLERİ BİLE ETKİLER

  • Su tüketmenizi gerektiren bir başka sebep ise enerjidir. Gün içerisinde yaşanan erken bitkinlik, yorgunluk, uyku hali; enerji düşüklüğünden kaynaklanır. Su tüketimi sizi zinde tutar ve adrenalin hormonlarınızın işlevlerini yerine getirmesini sağlar.
  • Su tüketimi; susuzluk anında başka içeceklere yönelmenizi önler. 2015 yılında BMC Halk Sağlığı Çalışma Örgütü’nün bin 100 yetişkin üzerinde yaptığı araştırmalara göre, düzenli su tüketiminin kahve ve kola gibi kafeinli içeceklere duyulan isteği azalttığını ortaya çıkarmıştır.
  • Susuzluğa tepki veren Vasopressin hormonu, dikkat ve uyanıklıkla bağlantılıdır. Doğu Londra Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre; bir şeyleri kabul etmek, çabucak tepki verebilmek gibi basit görevlerin gerçekleştirilebilmesi için su tüketimi gerekir.

RAMAZAN AYINA DİKKAT!

Hafif beslenerek geçirdiğiniz iftarla sahur arasına iki ara öğün ekleyerek rahatsız olmadan oruç tutmak mümkün. Böylece normal günlerde alıştığınız dört öğün beslenme düzenini de yakalamış olursunuz. Bu durum, yavaşlayan metabolizmayı biraz daha hızlandırmanıza yardımcı olacaktır.

18 saat gibi uzun süreli bir açlık sonrası kan şekeri düşeceğinden, iftar saatinde karbonhidrat ağırlıklı besinlere yönelim ve tüketilen miktarlar normalden fazla olacaktır. Ramazan ayında besin tüketiminin azalmasına bağlı olarak karşılaşılan kabızlık sorununu önlemek adına sahurda ve iftarla sahur arasında yapacağınız ara öğünlerde kuru meyve ya da meyve tercih edebilirsiniz. Su da bu süreçte önemli besin öğelerinden bir tanesidir. Liften zengin beslenmek, bağırsak sisteminin düzenli çalışması için son derece önemlidir. Bu sebeple sahur ve iftar öğünlerine liften zengin gıdaları eklemelisiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Güne Kahvaltıyla Başlayın

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Güne Kahvaltıyla Başlayın

Okulların açıldığı bugünlerde günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı atlamayın ve güne kahvaltıyla başlayın.

İlkokul çağlarından beri uzmanların üzerine basa basa en önemli öğün olduğunu vurguladığı kahvaltı, güne iyi bir başlangıç yapmanın en etkili yolları arasında bulunuyor. Özellikle okul çocuklarının sabahtan öğlene kadar olan süreçteki verimliliği için kahvaltı etmelerinde büyük fayda bulunuyor.

Peki Kahvaltıda Ne Yemek Gerekiyor?

Hangi besinler güne daha iyi başlamamızı sağlayabilir? Tüm bu sorulara Acıbadem Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk şöyle cevap veriyor: “Süt ve süt ürünleri kalsiyum açısından önemlidir. Mevsim sebzeleri domates, salatalık, roka, maydanoz gibi sebzeler çiğ hali ile, salata olarak veya tost-omlet içinde tüketilebilir. Kahvaltıda, iyi bir protein kaynağı olan yumurta çok önemlidir, ayrıca gün içinde sağlayacağı tokluk hissi de diğer besinlere oranla daha kuvvetlidir.Ceviz-fındık gibi kuruyemişler ve kuru incir-kuru kayısı gibi kuru meyveler yenilebilir. Taze sıkılmış meyve suyu ise C vitamini açısından önemlidir. Bununla birlikte hızlı ve ayaküstü bir kahvaltı için yulaf ezmesi, granola, fıstık ezmesi vb. gibi pratik hazırlanan yiyecekler tercih edilebilir.”

Kahvaltı Kilo Kontrolünü Sağlar

Kahvaltının özellikle kilo kontrolü ve gün içinde aşırı yemenin engellenmesi açısından önemli bir yer tuttuğunu belirten Dr. Cem Arıtürk, “Kilo vermek amacıyla kahvaltı etmemek bu konudaki bütün tavsiyeleri çiğnemek anlamına gelir. Sabah kahvaltı etmeyince bütün gün aç dolaşıp enerji tüketiminin daha az olduğu akşam saatlerinden önce aşırı kalori alarak kilo alma riski doğacağı bir gerçektir. Unutmamak lazım ki kahvaltıda aldığınız kalorileri harcayabileceğiniz uzun ve yoğun bir gününüz varken akşam yediğiniz yemekleri “yakabileceğiniz” pek fırsatınız olmayacaktır. Bununla birlikte kahvaltı edilmediği zaman vücut, metabolizmayı yavaşlatarak enerji ve dolayısıyla kalori tüketimini de azaltacaktır. Yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki enerjiye çevrilmeyen -özellikle karbonhidratlı- gıdaların vücutta yağ olarak depolanması kaçınılmazdır” dedi.

Kahvaltıyla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Patlıcanın Sağlığa Olan 10 Faydası

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Patlıcanın Sağlığa Olan 10 Faydası

Patlıcanı sevmeyen yoktur herhalde… Özellikle yaz mevsiminde sofralarımızın baş tacı olan bu sebzenin birçok organa şifa dağıttığını biliyor muydunuz? Patlıcanın sağlığa olan 10 faydası hakkında tüm detayları yazımda bulabilirsiniz.

Patlıcan, kimine göre sebze kimine göre meyve olarak adlandırılır ancak esas ait olduğu Hindistan alt kıtasında çok yönlülük ve fonksiyonel tıbbi etkileri göz önünde bulundurularak sebzelerin kralı denmiş. Peki patlıcan sağlığa gerçekten yararlı mı? Bu mor veya siyah parlak renkteki sebzeler Türk mutfağının olmazsa olmaz sebzesi olup birçok yemekte kullanılır. Patlıcan sadece yemekleri lezzetlendirmez sağlık açısından da çokça faydaları vardır. Patlıcan besin değeri açısından da oldukça zengindir. İçerdiği vitamin ve mineral kaynakları arasında C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, tiamin, niasin, magnezyum, fosfor, folik asit ve potasyum bulunur. Ayrıca neredeyse hiç doymuş yağ içermez.

Patlıcanın Tarihçesi

Patlıcan, yani bilimsel adıyla Solanum melongena, Solanaceae familyasına ait olup, tropik iklimlerde küçük bir ağaç şeklinde büyüyen, ılık iklimlerde tek yıllık olan bir kültür bitkisidir. Patlıcanın ilk yetiştiriciliği M.Ö 5.yy’da Hindistan’da gerçekleştirilmiştir. Patlıcan, Orta Çağ’dan önce Afrika’ya ve daha sonra 14. yüzyılda uzun zamandır ilişkilendirildiği İtalya’ya tanıtıldı. Daha sonra Avrupa ve Orta Doğu’ya yayıldı ve yüzyıllar sonra Avrupalı ​​kaşifler tarafından Batı yarım küreye getirildi. Bugün, İtalya, Türkiye, Mısır, Çin ve Japonya önde gelen patlıcan yetiştiricileridir.

Patlıcan Çeşitleri

Pek çok çeşidi bulunan patlıcan oldukça lezzetli bir sebzedir. Türkiye’de en çok yetiştirilen patlıcan türleri; kemer patlıcan ve halkapınar patlıcanıdır. Bu ikisi dışında genelde bostan patlıcan vardır. Salatalar için en ideal patlıcan bu çeşittir. Türkiye’de yetiştirilen patlıcanların dışında ithal getirilen ve halk tarafından tercih edilen patlıcan türleri de bulunmaktadır.

Son yıllarda popüler olan normal patlıcanın Japonya’da yetişen bir türü olan Japon patlıcanı da sağlığa oldukça faydalıdır. Asya’da yetişen patlıcan türleriyle benzerlik gösteren bu patlıcanın en önemli özelliği kabuğunun ince olması ve tatlı bir aromaya sahip olmasıdır. Ayrıca Japon patlıcanının 200 gramında yalnızca 20 kalori vardır. Sodyum oranı açısından da oldukça düşüktür.

İşte patlıcanın sağlığımıza olan faydaları…

Lif Yönünden Oldukça Zengindir

Lif (Posa) yalnızca meyvelerde, sebzelerde ve tahıllarda bulunan, yeterli miktarda alınan sıvı ile besinlerin kolayca sindirilmesinde yardımcıdır ve bağırsaklarımızın daha mutlu olmasını sağlar. Patlıcan lif açısından oldukça zengin bir besindir. Patlıcanlar az miktarda yağ veya kolesterol içerdiğinden, kilo vermeye çalışan veya obezite sorunları yaşayan insanlar için çok sağlıklı bir seçenek olacaktır. Ayrıca lif yönünden zengin bir besin olması grelin salınımını engeller. Bu hormon bize acıktığımızı söyleyen hormondur. Yani patlıcan iştahımızı azaltarak, aşırı yemek yeme isteğimizi büyük ölçüde azaltır. Böylece kilo vermenize yardımcı olur.

Antioksidan Kaynağı

Patlıcan çeşitli vitamin ve mineralleri içermesine ek olarak, çok sayıda antioksidan içerir. Antioksidanlar, bedeni serbest radikaller olarak bilinen zararlı maddelerin neden olduğu hasarlardan korumaya yardımcı olan maddelerdir. Çalışmalar, antioksidanların, kalp hastalığı ve kanser gibi birçok kronik hastalığın önlenmesine yardımcı olabileceğini göstermiştir. Patlıcanlar özellikle canlı renklerinden sorumlu olan antioksidan özelliklere sahip bir tür pigment olan antosiyaninler açısından zengindir. Özellikle, nasunin olarak adlandırılan patlıcandaki bir antosiyanin sağlığa faydalısı oldukça fazladır.

Kan Şekerinizi Kontrol Altında Tutmanızı Sağlar

Bunun en önemli nedeni patlıcanların lif yönünden zengin bir besin olmasıdır. Lif, vücuttaki sindirim ve emilim hızını yavaşlatarak kan şekerini düşürebilir. Daha yavaş emilim, kan şekeri düzeylerini sabit tutar. Diğer araştırmalar, patlıcan gibi gıdalarda bulunan polifenollerin, kan şekerinin düşmesine yardımcı olabilecek şekerin emilimini ve insülin sekresyonunu azaltabileceğini göstermektedir.

Kansere Karşı Vücudunuzu Korur

Patlıcandaki polifenollerin anti-kanser etkilerine sahip olduğu gösterilmiştir. Antosiyaninler ve klorojenik asit hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasara karşı vücudu korur. Tümör büyümesini ve kanser hücrelerinin yayılmasını ve yayılmasını önler. Ayrıca patlıcanlar, beyaz kan hücrelerinin üretimini uyardığından, bağışıklık sisteminin olmazsa olmaz bir parçası olan C vitamini yönünden de güçlü bir kaynaktır.

Patlıcan Düşük Kalorili, Diyet Dostu Bir Besindir

Patlıcanı diyetinize kolayca ekleyebilirsiniz. Fırında, ızgarada pişirilebilir veya sotelenebilir, zeytinyağı ve baharatla kolayca tatlandırılabilirsiniz. Patlıcan, karbonhidrat ve kalori alımınızı azaltabilir, bunların hepsi de yemeğinizin lif ve besin içeriğini arttıracaktır.

Folik Asit Kaynağı

Folik asit özellikle kadınların hamile kalmadan önce başlaması gerektiği önerilen ve yine özellikle rahim ve akciğer kanserine dönüşecek hücreleri düzelten süper bir B vitamini üyesidir. Vücutta depolanma sorunu olmadığından düzenli olarak alınabilir. Patlıcan, folat açısından zengin bir besindir. Folik asit doğmamış bebekte doğum kusurları riskini önlemeye yardımcı olur ayrıca nöral tüp defekti ve diğer doğum kusurlarının gelişme riskini azaltır.

Kalp Sağlığınız İçin Patlıcanı Beslenme Listenize Ekleyin

Antioksidan içerikleri sayesinde, bazı çalışmalar patlıcanların kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bir çalışmada yüksek kolesterolü olan tavşanlara, iki hafta boyunca günde 10 ml. patlıcan suyu verildi. Çalışmanın sonunda, LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinin daha düşük olduğu bulundu. Diğer çalışmalarda, patlıcanların kalbe koruyucu bir etkisi olabileceğini göstermiştir. Patlıcanın kolesterol düzeyini büyük ölçüde dengelediği bilinmektedir. Ayrıca kan basıncı seviyesini de sağlıklı bir seviyede tutar. İçerdiği potasyum sayesinde bu duruma neden olur.

Beyin Sağlığını Korur

Hayvan çalışmalarından elde edilen bulgular patlıcan kabuğundaki antosiyanin olan nasuninin beyin hücresi zarlarını serbest radikal hasarından koruyan güçlü bir antioksidan olduğunu göstermektedir. Ayrıca araştırmalar antosiyaninlerin, nöroinflamasyonun önlenmesine ve beyne kan akışını kolaylaştırmaya yardımcı olduğunu göstermiştir. Bu durum hafıza geliştirmeye ve yaşla ilgili ruhsal bozuklukları önlemeye yardımcı olabilir. Patlıcan beyinde meydana gelen hasarlı hücrelerin onarımına ve hücrelerin korunmasına da yardımcı olur.

Kemik Sağlığınız İçin Patlıcan Tüketin

Patlıcanlar, kemik sağlığına, kemik degradasyonu ve osteoporoz riskinin yüksek olduğu insanlara oldukça faydalıdır. Patlıcandaki fenolik bileşikler, düşük osteoporoz bulguları, daha güçlü kemikler ve artan kemik mineral yoğunluğu ile bağlantılıdır. Ayrıca patlıcanda kemik sağlığı için çok önemli olan demir ve kalsiyum da ciddi oranda bulunmaktadır. Patlıcandaki potasyum, kalsiyum alımını artırır. Böylece bu besin kemik sağlığı için oldukça faydalı bir besin haline gelir.

Cilt ve Saç Sağlığınız İçinde Patlıcan Oldukça Faydalı

Patlıcanın tüm bu sağlığa faydalarının yanı sıra cilt ve saç sağlığı için de oldukça önemli bir besin kaynağıdır. Cilt sağlığını içerdiği bol miktardaki diyet lifleri ve farklı vitaminler sayesinde korur. Patlıcan cildi serbest radikaller ve ölü hücrelerden temizleyerek, cildin temiz kalmasını sağlar.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Sıcaklarda Serinleten 8 Sağlıklı Içecek

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Serinleten 8 sağlıklı içecek
Öncesi1 of 9
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

Yaz aylarında soğuk içecekler her zamankinden daha popüler oluyor. O kadar ki, yılın geri kalanında sıcak içtiğimiz kahve ve çayın bile soğuk alternatifleri bu aylarda daha cazip bir hale geliyor. Ancak özellikle serinlemek ve yazın artan sıvı ihtiyacını karşılamak için tercih ettiğimiz asitli, gazlı veya kremalı soğuk içecekler, aldığımız kaloride sinsi bir atışa sebep olabiliyor. Bu artışın nedeni ise bu içeceklere ilave edilen şeker ve bazen kremadan kaynaklanıyor. Sonuç; alınan kilolar! Oysa kavurucu sıcaklarda hem serinlemek hem de sağlıklı beslenmeden ödün vermemek mümkün! Örneğin içeceğinizin içerisine şeker ve krema eklenmemiş olmasına dikkat edebilirsiniz ya da hazırlanırken bu içeriklerin çıkarılmasını isteyebilirsiniz. Aynı zamanda hafif bir tatlılık isterseniz kahvenize birkaç damla şekersiz vanilya şurubu ekletebilirsiniz. Dışarıda sağlıklı alternatifleri tercih etmenin yanı sıra evde sağlıklı bir şekilde hazırlayabilirsiniz.  Bu yazımızda Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Kahraman’ın hazırladığı, sıcaklarda sizleri serinleten 8 sağlıklı içecek tarifi bulacaksınız.

Serinleten 8 sağlıklı içecek… Tarifleri okumak için bir sonraki sayfaya geçiniz…

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.