Sosyal Medya

Güzellik

10 Soruda Saç Ekimi

Bilgehan Aydın

Yayınlanma:

,
Saç ekimi konusunun kapak fotoğrafı.

10 Soruda Saç Ekimi…

Saç ekimi ile ilgili en çok merak edilen soruları uzmanımız Opr. Dr. Bilgehan Aydın sizler için yanıtladı.

Ağrısız ve iğne korkusu olmadan saç ekimi yapılır mı? Kuaförünüzün bile fark etmeyeceği saç ekimi  mümkün müdür? Yeni trend “Diamond Fue” nedir? Hiperbarik oksijen tedavisiyle kısa sürede sosyal hayata dönülebilir mi?

10 soruda Opr. Dr. Bilgehan Aydın’a saç  ekiminin  detaylarını sorduk ve tüm bilinmeyenlerin cevabını aldık.

Saç neden dökülür ve kimler saç ekimine uygundur?

Saç en çok genetik sebeplerle dökülür. Bunun yanında kansızlık, hormonel değişiklikler ve çağımızın en büyük hastalığı olan stres saç dökülmesinde belli başlı etkenlerdir.

Saç ekimine donör bölgesi yani verici alanı yeterli olan herkes uygundur. Saç ekimi 18 yaşından itibaren üst yaş limiti olmadan uygulanabilir. Saç ekimi operasyonunda  kişinin iyi bir aday olup olmadığına karar verilebilmesi için analiz muayenesine katılmasında yarar vardır.

Son trend “Diamond fue” nedir?

Saç ekimi, kişinin saç kaybının arttığı ve geriye dönüşünün olmadığı durumlarda yapılmakta olan bir operasyondur. Saç ekimi, özel tekniklerle donör alanı denilen özellikle ense bölgesinden, sağlıklı saç köklerinin alınarak, saçsız alana transfer edilmesiyle yapılan bir işlemdir.2000’li yılların başında uygulanmaya başlanan FUE (Foliküler Ünite Ekstraksiyonu) tekniği cerrahi bir girişim olmadığı için daha çok tercih edilir. Saç kök hücreleri FUT tekniğinde olduğu gibi blok halinde değil tek tek alınır ve nakledilir. Genetik saç dökülmesi olan hastalar dahi FUE yöntemi sonrası ileriye dönük bir sorunla karşılaşmaz. Yeni gelişmiş olan elmas kaplamalı safir uçlarla yaptığımız operasyonlarımızla  “Diamond Fue” tekniğini kullanıyoruz. Diamond fue tekniği ile üç boyutlu kanal açımı sağlandığı için artık greftlerin ekimi daha sağlıklı oluyor. Dokuda herhangi bir iz bırakmıyor. Saç çıkışları tamamlandığında kişi kuaförünün bile ekim olduğunu anlamadığı izsiz, doğal ve sık saçlara kavuşmuş oluyor.

Hiperbarik Oksijen Tedavisi Nedir?

Hiperbarik Oksijen Tedavisi, özel bir basınç odasında saf oksijen solunması esasına dayanan bir tedavi yöntemidir.

Hiperbarik Oksijen Tedavisi kanın taşıyabildiği oksijen miktarını arttırdığından nakledilen dokunun daha kolay ve hızlı tutunmasını sağlar. Ayrıca doku yaralandığında hayatta kalabilmek için daha fazla oksijene ihtiyaç duyar. Yara iyileşmesi oksijene bağımlı bir süreçtir. Hiperbarik Oksijen Tedavisi sayesinde saç ekimi sonrası oluşan kabuklanmaların iyileşmesi ve saçın çıkış süreci hızlanır.

Saç ekiminde yeni dönem “Ağrısız ve iğnesiz anestezi” nedir?

Saç ekiminde hastaların en büyük korkusu iğnenin yarattığı ağrıdır. Gelişen teknolojiyle beraber iğne batırmadan, ağrısız, basınçla lokal anestezi uyguluyoruz. Hem iğne korkusuna hem de ağrıya son vermiş oluyoruz.

Saç ekimi ne kadar sürede yapılır?

Ortalama 4,5- 5 saat sürer. Ekibin kalitesine ve bilgi birikiminize bağlı olarak bu süre değişebilir.

Saç ön çizgisi nasıl belirlenir?

Teknolojinin öncüsü bir kurum olarak saç ön çizgisi tasarlama aşamasında artık kişiye özel ön hat çizimi planlamasını lazerle yapıyoruz.

Saç ekimi öncesi nelere dikkat edilmesi gerekir?

Saç ekiminden on gün önce ilaç kullanım durumu söz konusu ise uzmana haber verilmeli kan sulandırıcı ilaç ve alkol kullanımı bırakılmalıdır. Geçirilmiş bir rahatsızlık ve ilaç alerjisi varsa doktora bilgisi verilmelidir. Operasyona gelirken rahat giyip çıkarılabilen gömlek veya fermuarlı bir üst kıyafet giyilmelidir.

Saç ekimi operasyonundan sonra kaç gün içinde hasta çalışmaya başlayabilir ya da günlük hayata dönebilir?

Zamanın en değerli araç olduğu çağımızda artık ekim sonrası hiperbarik oksijen tedavisiyle beraber kişi bir hafta içinde kabuklanma sürecini atlatıp işine ve sosyal hayatına dönebilir.

Saçın son halini alması için ne kadar zaman geçmesi gerekir?

Saç ekiminden 2 – 3 ay sonra çıkmaya ve uzamaya başlar. 6. ayda göz dolduracak kadar gelişir. 1 – 1.5 yıl içinde ise mükemmel sonuçlara ulaşır.

Saç ekimi  sonrası nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Saç ekimi sonrası ilk on gün önemlidir. Bu zaman diliminde kafanın herhangi bir yere çarpmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir. İlk yıkama üçüncü gün uzmanlarımız tarafından yapılır. Devamında tarif edildiği şekilde kişi onuncu güne kadar yıkama yapar. On günlük süreçte yakası dar kıyafetlerden kaçınmalı operasyon sonrasında tavsiye edilen ilaçların kullanımına özen gösterilmelidir. Operasyondan sonra sırt üstü pozisyonda yatılmalıdır.

Saç ekiminin riskleri nelerdir?

Saç ekimi kişiye özel planlanmalıdır. Saç kökleri, ihtiyaç duyulan alana göre en uygun şekilde dağıtılmalı ve kişinin ihtiyacına göre greft sayısı hesaplanarak  maksimum seviyede ekim sağlanmalıdır.

Ekim kanallarının yönleri kişinin anatomik yapısına uygun açılıp doğru açı kullanılarak sık ve doğal bir görünüm verilmelidir. Ekim işlemi doktor kontrolünde ve hastane ortamında yapılmalıdır. Tüm bunlara dikkat edilmediğinde hijyenik olmayan ortamlarda yapılan ekimlerde enfeksiyon ve benzeri sorunlarla karşılaşılabilir. En önemlisi de saçların yönü doğru ekilmediğinde sonrasında “çim adam görüntüsü” dediğimiz geri dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Ekimi yapacak doktor ve hastane dikkatle seçilmelidir.

 

Aklınızdaki sorunun cevabını bulamadınız mı? Op. Dr. Bilgehan Aydın’a ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. 

Ayrıca saçınızı güçlendirmenin doğal yollarından bahsettiğimiz bir başka yazıya  buraya tıklayarak  ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güzellik

10 Soruda Kepçe Kulak Estetiği

Bilgehan Aydın

Yayınlanma:

,

kepçe kulak

Ağrısız kepçe kulak estetiği nasıl  yapılır?  Çocuklarda kaç yaş itibariyle yapılmalıdır? Kimler kepçe kulak ameliyatı olabilir? Neden “Cerrahi yöntem” tercih edilmelidir?  “Ağrısız çözüme ‘KULAK’ verin! Kepçe kulak ameliyatı ortalama 1.5 saat süren genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilen ağrısız bir operasyondur.” 10 soruda Opr. Dr. Bilgehan Aydın’a kepçe kulak estetiğinin detaylarını sorduk ve tüm bilinmeyenlerin cevabını aldık.

Kepçe Kulak problemi nedir?

Kepçe kulaklardaki asıl problem kulak kepçesi ile kafatası arasındaki açının normalden daha fazla olması ya da kulak ucu ile kafatası arası mesafenin 20 mm. den daha fazla olmasıdır. Kulakların kafa ile yaptığı açının simetrik olmamasından kaynaklanan kepçe kulak sorunu, çocukluk döneminden itibaren görülmektedir. Bu sorunu ayna karşısında kendisine bakan herkes fark edebilir.

Kepçe kulak operasyonunda “ Ağrısız cerrahi yöntem” nedir ?

Lokal anestezi altında ağrı sızı olmadan, cerrahi olarak kulak arkasından ince bir kesiyle kulaktaki heliks kıvrımının antiheliks kıvrımının gerisinde olacak şekilde baş bölgesine olan açısının orantılanması için fazla kıkırdak dokunun çıkararak estetik dikişlerle şekillendirilmesi işlemidir. Cerrahi yöntemle başarılı sonuçlar elde edebiliyor, kişinin mutlu olmasını sağlıyoruz ve ilerleyen süreçte açılma riski ortadan kalkmış oluyor. Bunun nedeni, kulağı ilgilendiren problemin askı veya iple düzeltilecek olan sadece bir kıkırdağın baş bölgesine sabitlenmesi değil, şekillendirilme ve küçültme gerektiren kıkırdak fazlalığını ortadan kaldırmaktır.

Kepçe kulak estetiği kimlere yapılır?

5 yaş itibariyle üst yaş limiti olmadan görüntü olarak rahatsızlık duyan herkes uygun adaydır.

Operasyon süreci nasıldır?

Yetişkinlerde lokal anestezi altında çocuklarda ise genel anesteziyle ortalama 1-1,5 saat sürüyor. Lokal anestezi altında yaptığımız operasyonlarda yatış gerekmiyor. Hastalarımız aynı gün evine dönebiliyor.

Çocuklarda kepçe kulak estetiği ne zaman uygundur?

Çocukların psikolojik gelişiminin, bulunduğu sosyal ortamlarda  olumsuz etkilememesi adına okul çağı öncesinde 5-6 yaş arasında operasyon yapılmasını öneriyoruz.

Kepçe kulak estetiğinden sonra kaç gün içinde hasta çalışmaya başlayabilir ya da günlük hayata dönebilir?

Hastalarımızı aynı gün işine ve sosyal hayatına dönebiliyorlar.

Kulağın son halini alması için ne kadar zaman geçmesi gerekir?

Kepçe kulak ameliyatı sonrası 7  gün bandaj uyguluyoruz. Devamında hasta  2-3 hafta süre ile geceleri tenisçi bandı takıyor.  Ödemin tamamen geçmesi 3-4 haftayı buluyor.

Ameliyat sonrası nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Kepçe kulak ameliyatı sonrası hastalarımıza yüksek yastıkta ve sırtüstü yatmalarını öneriyoruz. Ağır yük taşımaktan ve hemen sonrasında aktif spor yapmaktan kaçınmaları gerekiyor.

Kepçe kulak estetiğinin riskleri nelerdir?

Cerrahi yöntemler dışında kulak, askı ve  ip gibi tekniklerle şekillendirildiğinde ilerleyen süreçte tekrarlama riskleri ortaya çıkabiliyor.

Kulak estetiğinde iz kalır mı?

Kulak estetiğinde kesi kulak kepçesinin arka tarafındadır. Bu izin yeri kulak estetiği sonrasında kafaya arkadan bakıldığında görünmez.

Sorunuzun cevabını bulamadıysanız Bilgehan Aydın’a ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Ayrıca sitemizin iletişim bölümündeki “Uzmanına Sorun” formunda, “Estetik ve plastik cerrahi” kategorisinde sorduğunuz sorular ile de kendisine ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Gazete Yazıları

Doğru Güneş Kremi Nasıl Seçilir?

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

güneş kremi

Güneş ışınları her ne kadar D vitamini açısından faydalı olsa da, korunmazsanız erken yaşlanmaya sebep oluyor. Bu sebeple güneş kremi seçerken çinko oksit veya titanyum dioksit içeren güneş kremlerini tercih etmelisiniz.

Güneş, vücudun biyolojik ve psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlar. Güneş ışığının yaydığı D vitamini iskelet sistemini güçlendirirken; romatizmal hastalıklar, iltihaplanma, osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde etkin rol oynar. Güneş ışığı ayrıca, kalsiyum emilimini sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji, depresyon ve stresin azaltılmasına yardımcı olur. Güneşten tam fayda sağlamak için günde 20 dakika güneşe çıkmak yeterlidir.

Bunun için tüm vücudunuzu güneşlendirmek de şart değil; sadece kol ve bacaklarınızın bir kısmının güneş görmesi, özellikle D vitamini almanız için yeterli.
Güneş ışınlarına sürekli maruz kalmak birtakım sağlık sorunlarına neden olabilir. Cildinizi ultraviyole ışınlarından korumak için güneş kremi veya güneş losyonu kullanmak gerekir.

Peki, bu kremleri seçerken nelere dikkat edilmeli?

ÇİNKO OLSUN

Güneş kremi seçerken içeriğinde çinko oksit ve titanyum dioksit bulunmasına dikkat etmek gerekir. Bu iki madde, zararlı UV ışınlarına karşı adeta set vazifesi görür.
Seçtiğiniz kremin kimyasal içermemesi de son derece önemli. Özellikle alerjik bünyeye sahip olanlar, güneş kremi seçerken muhakkak doktorlarına danışmalılar.
Güneşin zararlarından korunayım derken daha büyük hasarlara sebep olmamak gerekir.

KREM LOSYONDAN DAHA ETKİLİ

Cilt tipleri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Güneş altında kalacağınız zaman; cilt tipiniz, güneş kremi tercihinizi etkileyen faktörlerdir. Washington Üniversitesi Dermatoloji Birimi’nin güneş kremleri üzerinde yaptığı araştırmaya göre, güneş kremleri güneş losyonlarından çok daha etkili koruma sağlamaktadır. Güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeleri ve iki saatte bir yenilenmeleri gerekir. Yine aynı araştırmaya göre; 30 SPF özellikli güneş kremleri, morötesi ışınların yüzde 97’sini, 50 SPF yüzde 98.5’ini engeller. Yetişkinler için 30 koruma faktörü ideal kabul edilebilirken, çocuklar için bu rakam biraz daha yükseltilmelidir.

MUTLAKA ŞAPKA VE GÖZLÜK TAKIN

Koruyucu kremler eşliğinde dahi olsa güneşe çıkarken şapka kullanmak da en makul tedbirler arasında yer alır. Güneşin zararlarından bahsederken, genelde cilt üzerinde oluşturduğu hasarlardan söz edilir ancak gözler de güneşin tehdidi altındadır.
Güneş ışınları, gözün lensinde katarakt oluşmasına sebep olabilir.
Bu sebeple güneş gözlüğü kullanılması çok önemlidir.
Güneş ışınlarının bilinen bir diğer zararı ise erken yaşlanmaya sebep olmasıdır.
Cilde esneklik kazandıran liflerin bulunduğu elastin tabakası, güneşe maruz kaldığında yıpranır ve olması gerekenden çok daha önce cildinizin sarkmasına sebep olur.

Gerekli koruyucular kullanılmadığında güneş, cildinizde bir ömür taşıyacağınız çil ve lekelerin oluşmasına da yol açabilir. Bu lekeler, genellikle yüz ve boyun bölgesine yerleşirler ve güzelleşme çabanız, geri dönülmez bir hüsranla sonuçlanabilir.
UVB ışınları ciltte kızarıklığa ve güneş yanıklarına neden olurken, UVA ışınları cilt kanseri, güneş lekeleri ve ciltte derin hasara yol açabilir. UVA ve UVB ışınlarından korunmak için, geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanmak gerekir. Güneş kremi almadan önce içindekiler kısmına mutlaka bakmalı ve UVA, UVB ışınlarına karşı koruma sağladığından emin olmalısınız.
Washington Üniversitesi’nin araştırmalarına göre bulutlu günlerde de güneş kremi kullanılmalıdır. Bulutlar UVA ışınlarını önleyemez ve bu ışınlar çeşitli hasarlara neden olabilir.

GÜNEŞ KREMİ KADAR ETKİLİ SEBZE: DOMATES

Amerikalılar’ın çok beğendiğim bir sözleri var: Ne yiyorsanız osunuz! Cildinizi güneşten korumak için takviye ürünler kullanmanın yanında cildinizi koruyacak gıdalarla da beslenmeniz gerekir. Tam da bu noktada ‘kırmızılar’ devreye giriyor. Domates gibi kırmızıların faydalarını anlattığım yazımda detaylarıyla bahsettiğim gibi likopen, cildinizin en alt tabakasından en üst tabakasına kadar tüm katmanlarını korumaya yardımcı en önemli maddelerden biridir. İngiltere’de gönüllüler üzerinde yapılan bir araştırma, domates yemenin cilt üzerindeki mucizevi faydalarını ortaya çıkardı. Araştırmaya katılan gönüllüler iki gruba ayrıldı ve birinci gruba;

12 hafta boyunca günde beş kaşık domates püresine 10 gr. kadar zeytinyağı ilave edilerek yedirildi. İkinci grup katılımcılara ise sadece zeytinyağı verildi. Araştırma sonunda iki grup incelendiğinde; domates yiyenlerin UV ışınlarından, yemeyenlere oranla yüzde 33 daha az etkilendiği görüldü. Domates yemeyi ihmal etmeyin.

UV KORUYUCU BESİNLER

Zeytinyağı

Zeytinyağı, E vitamini açısından zengin bir besindir. E vitamini, oksidatif strese karşı koruma sağlar ve sayısız çalışmada UV B radyasyonundan kaynaklanan cilt hasarlarını azalttığı belirtilmiştir. Son zamanlarda, zeytinyağı kullanımının güneşten korunma yararlarına işaret eden bir dizi çalışma ortaya çıktı. Zeytinyağından tam yarar sağlamak için öğünlerinizde mutlaka zeytinyağına yer verin. Salatalarınıza bir çorba kaşığı soğuk zeytinyağı ekleyin veya pişmiş ya da kavrulmuş sebzelerinize zeytinyağı ilave edin.

Ceviz

Ceviz bol miktarda Omega-3 yağları içermektedir. Bu yağlar cilt hasarlarına karşı etkin savunma sağlar. Ceviz, cildinizin dış katmanındaki hücrelerin yenilenmesini sağlarken; hücre dökülmesini veya apoptozu önleyerek UV ışınlarıyla mücadele etmenize yardımcı olur. Cevizi bir blender yardımıyla öğütüp tatlı ve salatalarınızda ilave edebileceğiniz gibi, günde beş-altı tane tüketebilirsiniz.

Elma

İltihaplanma, oksidatif stres ve bağışıklık sistemi hastalıklarını düzenleyen elma, sağlığa sayısız fayda sağlamaktadır. Elma, içerdiği zengin polifenoller (antioksidan) ile cildi ölü hücrelerden temizler. Günde bir elma yiyerek cilt bakımınıza katkı sağlayabilirsiniz.

Brokoli

Brokoli de elma gibi polifenol şampiyonudur. Hatta brokoli için polifenol açısından zengin sebze diyebiliriz. Brokoli, elma gibi iltihaplanmalara karşı vücudu korurken; kanser hücrelerine karşı ciddi savunma sağlar. Ayrıca yapılan araştırmalar, brokoli içinde yer alan bir bileşiğin, UV ışınlarına maruz kaldığımızda cildimizin savunma sistemini aktive ettiğini göstermektedir. Brokoliyi haşlayarak yemek şeklinde tüketebileceğiniz gibi, salata olarak da ara öğünlerinize ekleyebilirsiniz.

Fesleğen

Fesleğen hazmı kolaylaştırır, vücudu rahatlatır, balgam söktürücü özelliğe sahiptir, baş ağrısını giderir ve gözlerinizi koruyarak retina üzerindeki UV ışığını filtrelemeye yardımcı olur. Fesleğenin faydaları saymakla bitmez. İki-üç adet fesleğen yaprağının üzerine kaynar su dökerek fesleğen çayı demleyin. 15 dakika sonra çayınızı tüketin. Fesleğen çayı ağız yaralarının iyileşmesine ve bağırsak gazlarının giderilmesine yardımcı olur. Ayrıca balık salatalarınıza, yemek sularınıza kurutulmuş fesleğen ekleyebilirsiniz.

Su

Cildinizin ihtiyaç duyduğu arınma ve nemi karşılayan mucizevi içecek sudur. Günde en az 2-2.5 litre su tüketimi cildinizi ölü hücrelerden temizlerken, berrak bir görünüm kazanmanızı sağlar. Su, cildinizde katman görevi üstlenerek, zararlı güneş ışınlarının hasarlarına karşı cildi korur.

Siyah Çay

Yeşil çay ve siyah çay, cilt sağlığını iyileştiren antioksidanlara sahiptir. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre özellikle siyah çay yüksek oranda polifenol içerdiğinden, güneşin zararlı ışınlarının neden olduğu hiper-pigmentli güneş lekelerinden koruduğu ortaya çıkmıştır.

Devamını Oku...

Gazete Yazıları

Saç Dökülmesinin Nedenleri

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

saç dökülmesinin nedenleri

Saç dökülmesinin nedenleri genetik veya mevsimsel değilse; stresten olabilir. Kendinize ve saçlarınıza zaman ayırın.

Mevsim geçişleri, hormonal değişiklikler, tiroid, gebelik, düzensiz ve iyi beslenememe gibi nedenlerle ortaya çıkan saç dökülmesi günümüzde sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biridir. Tüm bu etkenlere stres de eklendiğinde saç dökülmesi ortaya çıkıyor. Sağlıklı ve güçlü saçlar için öncelikle stresi hayatımızdan uzak tutmamız gerekiyor. Yapılan araştırmalar, saç dökülme nedenlerinin kalıtsal yani anne ve babadan kaynaklı olabileceğini ortaya çıkarmıştır. Buna bağlı olarak yaşanan saç dökülmelerinin oranı ise kadınlarda yüzde 50, erkeklerde ise yüzde 65. Yoğun iş hayatı, özel hayat ve kişinin kendine vakit ayıramamasıyla ortaya çıkan stres ise saç dökülmesinin bir diğer önemli etkeni olarak karşımıza çıkıyor. Buradaki saç dökülmesi saç kıran ile de karıştırılabiliyor. Daha çok psikolojik etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan saç kıran, kişinin sosyal hayatını da olumsuz etkileyebilmekte.

MEVSİM GEÇİŞİ ARTIRIR

Günde ortalama 50 ile 100 adet saç telimiz dökülür. Bu rakam mevsim geçişlerinde iki katına çıkabilmektedir. Peki saç dökülmesi bizi ne zaman endişelendirmeli? Öncelikle her zamankinden daha fazla saçınızın döküldüğünü düşünüyorsanız mutlaka doktora görünmelisiniz. Saç derinizin belirli bölgelerinde tutam halinde kopma yaşanıyor, duş aldıktan ya da uyandıktan sonra elinize bol miktarda saç geliyorsa yine doktora görünmeniz gerekir. Saç dökülmeleri veya saç kıranınızın nedeni aşırı stres kaynaklı ise kendinize zaman ayırmanızda fayda var. Günlük sosyal aktiviteler, güneşli havalarda yürüyüş, hafta sonu tatili gibi adımlarla stresinizi yenebilir, saç dökülmelerinizi normal seyrine döndürebilirsiniz. Bunun yanı sıra beslenme alışkanlıklarınızı da gözden geçirmeniz gerekir. Yapılan araştırmalar, yoğun ve stresli iş hayatında çalışan kişilerin beslenme alışkanlıklarının daha sağlıksız olduğunu ortaya çıkarmıştır. Doğru beslenerek saç dökülmelerinizi azaltmanız mümkün. Bunun için şunlara göz atmanızda fayda var:

BALIK

Saç, protein liflerinden oluşur. Dolayısıyla yeni saçların çıkması ve var olanların daha da güçlenmesi için protein almanız gerekir. Protein, saçın önemli bir bileşeni olan keratinin üretilmesinde etkilidir. Somon gibi omega-3 yağ asitleri ve protein açısından zengin deniz ürünleri tüketmek saç sağlığınızı korumanızda fayda sağlar.

BAL

Kaşıntı ve saç dökülmesi gibi dermatit hastalar üzerinde yapılan araştırmalar, balın tedavi edici etkisini ortaya çıkarmıştır. Araştırma sırasında hastalara yüzde 90’ı bal, yüzde 10’u su olan karışım dört hafta boyunca uygulanmış ve olumlu etkiler gözlenmiştir. Balı besin olarak tüketebileceğiniz gibi haftada bir saçınıza uygulayarak da saç sağlığınızı koruyabilirsiniz.

KURUYEMİŞ

Saç dökülmesinin tedavisine ilişkin en umut verici araştırma Ocak 2015’te Journal of Cosmetic Dermatology’de yayımlanmıştır. Çalışmaya katılan hastalar, altı ay boyunca omega-3 ve omega-6 esansiyel yağ asitleri ve antioksidanlar içeren bir besin takviyesi aldı. Altı aydan sonra, kişilerin yüzde 90’ında saç dökülmesinde bir azalma olduğu, yüzde 86’sında saç gelişiminde iyileşme ve yüzde 87’sinde saçların daha da kalınlaştığı bildirildi. Siz de omega-3 ve omega-6 yağ asidi açısından zengin olan fındık, ceviz ve üzüm çekirdeği tüketerek benzer sonuçlar elde edebilirsiniz.

ISPANAK

Ispanak, demir açısından zengin olması ve demir emilimine yardımcı C vitamini içermesiyle saç dökülmelerini azaltmaktadır. Ispanağı haşladıktan sonra içerisine haşlanmış yumurta ve mantar koyarak güzel bir salata yapın. Üç günde bir salatanızı yenileyerek tüketin. Saçınızdaki değişimi fark edeceksiniz.

SÜT ÜRÜNLERİ

Çinko, saç dökülmesini önleme konusunda süper bir besin maddesidir. Bir çalışmada araştırmacılar, sağlıklı saçlara sahip olan 50 kişi ile saç kırana bağlı saç dökülmesi olan 50 kişinin çinko seviyelerini karşılaştırdılar. Araştırma sonucunda saç kıran hastalarının hepsinde düşük çinko düzeyleri gözlemlenmiştir. Çinko bakımından zengin olan süt ve süt ürünleri saç dökülmelerini azaltmaktadır. Günde bir bardak süt tüketimi hem gelişme çağındaki çocuklar, hem de saç dökülme sorunu yaşayan kişiler için çok önemlidir. Sabah kahvaltılarında peynir, öğle ve akşam yemeklerinizde yoğurt tüketerek vücudunuzun ihtiyaç duyduğu çinko değerlerini sağlayabilirsiniz.

MEYVELER

Özellikle kış aylarının meyveleri arasında yer alan portakal, mandalina ve greyfurt, C vitamini açısından oldukça zengindir. Bu meyvelerin bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği bulunur ve saç yapısının güçlenmesine katkısı vardır.

Saçları kazıtmak gürleştirmiyor!

Gelelim saç hurafelerine… Saç, insan güzelliğinin en önemli unsurlarından biridir. Özellikle kadınlar için bir aksesuvar gibidir. Daha gür olmaları, daha parlak ve güçlü olmaları için pek çok şey yapmaya hazır binlerce insan vardır. Peki söylenenler ne kadar doğru? Gelin en sık duyduğumuz tavsiyelerden birine bir bakalım: Daha gür ve güçlü saçlara kavuşmak için saçlarınızı kazıtın! Bu yöntem gerçekte işe yarar mı? Bu sorunun cevabını bundan yıllar önce merak eden bilim adamları bir araştırma yapmışlar. 1928 yılında bir grup gönüllü üzerinde yürütülen araştırmanın sonuçları oldukça ilginç. Gönüllülerin saçlarının bir kısmına hiç dokunulmazken, belirlenen bir kısmı kazınmış. Yeniden uzayanlar ve hiç kazınmamış saçlar eşit şartlarda incelenmiş ve aralarında hiçbir fark görülmemiş! Tek bir araştırmanın sonucuna yüzde 100 itimat etmeyen bilim adamları bu alanda çalışmalar yapmaya devam ettilerse de toplamda beşe ulaşan araştırma sonuçları ilk verileri değiştirememiş.

TAMAMEN PSİKOLOJİK

Bizzat deneyenlerin, ‘Bizzat şahit oldum, saçlar kazındıktan sonra yeni gelenler çok daha kuvvetli ve canlı’ dediklerini duyar gibi oluyorum. Her konuda delil ile hareket eden tıp bilimi, size böyle düşündüren sebepleri de araştırmış ve tamamen psikolojik bir etki olduğunu saptamış. Güneş ışığı ve kimyasal şekillendiriciler saçlarınız üzerinde sandığınızdan çok daha etkilidir. Solgun ve cansız görünümün en önemli sebepleri arasında bu ikisi sayılabilir. Saçlarınız ne kadar uzunsa, bu faktörlerden o kadar etkilenmiş demektir. Özellikle saç uçlarındaki bariz kötüleşmenin sebebi de budur. Eğer söylenenler sizi ikna etmiş ve saçlarınızı kazıtma yolunu seçmişseniz; yeniden uzayan saçlarınız bu faktörlerden etkilenmemiş olarak geleceğinden, ilk izleniminiz söylenenlerin doğru olduğu yönünde olacaktır.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.